• BIST 107.896
  • Altın 151,227
  • Dolar 3,6568
  • Euro 4,3252
  • Bilecik 17 °C

İLİMİZDEKİ BAŞKA BİR TARİHİ DEĞERİMİZ: TAŞ HAN (MİHAL GAZİ HANI)

UMUT ÖZDEMİR

Bena Bazihil Bina is şerif

Sahibül hayr dafı üd dayr

Adil il ümere Mihal Bey

Fi seneti semana işrin semanemie

Ve itmaruhu kane fi seneti ihda ve işrine ve semanimiye-tin

Türkçesi:

 Bu mübarek binanın yapımı hayır sahibi, sıkıntıları gideren ve yöneticilerin(emirlerin) en adaletli olanı Mihal Bey tarafından 818 H./ 1415-1416 M. yılında başlanmış olup, 821 H./ 1418-1419 M. yılında tamamlanmıştır.

Evet değerli okuyucularım, yukarıda bir dörtlüğü ile birlikte Türkçe açıklamasını verdiğim bilgiler, İlimiz Gölpazarı ilçesindeki Mihal Gazi Hanı olarak da bilinen Taş Han'a aittir.

Bu haftaki yazımda siz değerli okuyucularıma; her bir köşesi tarihi yapılar ve bu tarihi yapılara hayat veren değerli şahsiyetler ile değer kazanan ilimiz ilçelerinden biri olan Gölpazarı'nda bulunan Taş Han hakkında açıklamalarda bulunacağım.

Hanlar hakkında bilgi verecek olursak, Anadolu'ya Türkler tarafından getirilen özgün yapı tiplerinden biri olan hanlar; Orta Asya'da inşa edilmiş benzer örnekleri olan, kerpiç ve tuğla malzemeli ribatlardan farklı olarak tamamen taştan, kale görünüşlü yapılar olarak ortaya çıkmaya başlamışlardır. Barış zamanında konaklama yeri olan hanlar, savaş zamanında kale görevi görmüşlerdir. Selçuklu dönemi ile birlikte başlayan mimari gelişim Osmanlı Döneminde de çeşitlilik kazanarak devam etmiştir. Tarihsel gelişim süreci içerisinde, Hanları Şehirlerarası ve Şehir içi hanları olmak üzere başlıca iki gruba ayırmak mümkündür. Şehir içi hanların mal ve eşyanın depolanması, satılmasının yanı sıra yolcuların konaklaması ve çeşitli büro hizmetlerinin verilmesi gibi çeşitli işlevleri olduğu bilinmektedir. Bu çok işlevlilik, söz konusu yapıların inşa edildikleri dönemin sosyo-ekonomik yaşamda büyük bir role sahip olduklarının bir göstergesidir. Sahip olduğu coğrafi konumdan ötürü Marmara, İç Anadolu, Ege ve Batı Karadeniz bölgeleri arasında bir geçiş noktasında yer alan Gölpazarı önemli yolların birleştiği bir kavşakta yer almaktadır.

Eskiden kervanların konaklayıp istirahat ettikleri yer olarak yapılan Mihal Bey Hanı, Vezirhan, Mahan, Taşhan, Katırhan, Nallıhan, Çayırhan gibi Gölpazarı-Ankara istikametindeki han ve kervansaraylar zinciri içinde bulunmaktadır. Bu yol aynı zamanda Bağdat- İstanbul yolunun bir koludur.

Yapının teknik ve mimari özellikleri hakkında ise şu bilgileri siz değerli okuyucularıma aktarabilirim:

Bilecik ilimizin Şirin bir ilçesi olan Gölpazarı’nda bulunan Taş Han (Mihal Gazi Han) yolcu kervanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan han; iri taş kalıplarla yapılmış, kalın duvarlı dikdörtgen şeklinde üstü yarım silindir örtüsü şeklinde bir yapıdır.  Doğu- Batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olan yapı aynı doğrultuda dört bölümden oluşmaktadır.  Girişi batı cephesinden olup, girişten sonraki bölümler üzeri beşik tonozlarla örtülüdür.Malzeme ve teknik açıdan beylikler dönemi yapılarının karakteristik bir özelliği olarak görülen almaşık duvar tekniğinin kuzey cephede kullanıldığı görülmektedir. Yapının diğer beden duvarları moloz taşı ile örülmüş, taşlar dört yönden bir çerçeve oluşturacak şekilde tuğlalar ile çevrelenmiştir. Yapının kısmen yıkılan ve dış taşları sökülen batı duvarında, beden duvarlarının çift cidarlı olarak yapıldığı dışta yer alan taş tuğla örgünün ortasında moloz taş ve horasan harcı ile dolgulandırıldığı görülmektedir. Yapının duvarları 200 cm kalınlığındadır. Giriş kapısının üstünde yer alan kitabe nişinde, iç mekanda bulunan tonoz destek kemerlerinde, tonoz örgüsünde, ocak ve pencere açıklıklarının kemerlerinde tuğla kullanımı söz konusudur. Beylikler döneminde inşa edilen diğer yapılarda görülen daha özensiz malzeme teknik kullanımı görülmektedir. Yapının kuzey cephesinde Roma dönemine tarihlenen geometrik bezemeli iki devşirme mimari plastik parça bulunmaktadır. Yapının içerisinde dört payeye oturan tonoz destek kemerleri ile tonoz örtülü diğer mekanlar da tonozun açılmasını engellemek amacıyla ahşap gergiler kullanılmıştır. Ayrıca tonozun duvarlara bindirdiği yükten dolayı duvarların açılmasını engellemek amacıyla duvar içlerinde de ahşap hatıllar kullanılmıştır.

Yapının banisi Gazi Mihal’dır. Gazi Mihal Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş yıllarında Bursa ve İznik fethilerin de büyük bir rolü olduğu bilinen ve Osman Bey ile yakın arkadaşlık ilişkileri bulunan Köse Mihal’in torunudur. Mihal Oğullarının ilk akıncı beylerinden olduğu bilinen Gazi Mihal’ın 1. Bayezid döneminde Rumeli’nin fethinde önemli görevlerde bulunduğu bilinmektedir.

Farklı zaman dilimlerinde birçok kez tamirat görmüş olan yapı, son olarak  Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2009 yılında geniş çaplı bir restorasyon çalışması gerçekleştirilmiştir.

Kaynakça

-Ali BAŞ; Beylikler Dönemi Hanları, Türkler C. 8, Ankara- 2002, S. 39-40

- Gühan CEYHAN; Türk Hanlarının Gelişimi ve İstanbul Hanları Mimarisi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü Yayını, İstanbul, 1978

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Bilecik Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 228 212 40 29 Faks : 0 228 212 40 29