ADAM GİBİ ADAM (2)

NECATİ TAYYAR TAŞ

Gönüllere sultan, toplumlara burhan olmak, duygu ve düşüncelere müessir olup, hikmet ve ibret dolu kelamlara imza atabilmek için tasavvuf ocağının, mürşidi kâmil kucağının, ulular otağının atmosferi ve bilgeliği kim ne derse desin bir başkadır, bir başka anlamlıdır, bir başka derinliktedir ve bir başka güzelliktedir. Sanki postsuz sohbetlerde, hitaplarda, hatiplerde ve muhataplarda bir resmiyet, bir kuraklık ve bir çoraklık mevcuttur. Öyle ya, şüpheye, tahlil ve senteze ne gerek var... Geçen haftaki yazımda, o erenlerin ulu pîrlerinden adam gibi adam, Hâtem-i Asam ile hemhâl ve hem dem olduk. Dem bu demdir diyerek, yine onunla demlenmeyi murat ettik... İşte onu anlatan bir kaç fasıl daha...

***

Bir gün, onun huzur ve sürur bahşeden dergâhına bir gariban kişi geldi:

Ey ulu pîr, bana namazın nasıl kılındığını bellet, dedi. Hâtem, o garibanı tebessümle süzerek ve göz ışınlarını kalbine akıtarak dedi ki:

Önce güzelce abdest al. Dışını su, içini tövbe ile arıt... Ondan sonra mescide var. Allah’ın evi Kâbe’yi iki kaşının arasında, ölüm meleği Azrail’i arkanda, cenneti sağ, cehennemi sol yanında, sırat köprüsünü ayağının altında farz et... Hepten gönlünü aziz olan Allah’a ver ve Allah’ı bil! Azametle tekbir al, heybetle Kur’an tilâvet eyle, tazarru ile rükûda bulun, tevazu ile secde kıl, haşyetle otur, gözyaşı ile tahiyyat oku ve Rahman’a selam ver. Umulur ki namazın kabul olur!

***

Her insanın bir şeytanı vardır. Şeytan, iradede çetin, imanda metin insanlara musallat olur. Şeytan durmaz, yorulmaz, bıkmaz, usanmaz. Şeytana yoldaş olanların ve ona iş bırakmayanların şeytanı hareketsizdir, keyif ehlidir. Hani şeytana taş çıkartmak vardır ya! Her gün şeytan bana der ki: “Ne istersin yemeğe?” Ben derim: “Ölüm!” Der ki: “Ne istersin giymeğe?” Ben derim: “Kefen!” Der ki: “Nerede olmak istersin?” Ben derim: “Mezarda!”

***

Günah işlemekten çok korkan biri, ondan çok kısa bir nasihat istedi. Ne olur, çok kısa olsun... Çünkü uzun sözleri hafızamda tutamam dedi. Nasihatin çok kısa olmasını ısrarla tekrarlayınca, ona çok kısa bir nasihat verdi ve dedi ki: “İsyan edeceğin zaman öyle bir yerde et ki, Allah onu görmesin!”

***

Asam, eline geçeni dağıtırdı, kimseden bir şey almazdı... Devrin sultanından gelen hediyeyi kabul ettiği için günlerce dillere düştü, çekiştirildi, örselendi ve kınandı... Niçin kabul ettin diye sordular... Cevaben dedi ki: “Kabul etmekte onun büyüklüğünü ve kendi küçüklüğümü gördüm. Kabul etmemekte de kendi büyüklüğümü ve onun küçüklüğünü... Kendi küçüklüğümü onun küçüklüğüne ve onun büyüklüğünü kendi büyüklüğüme takdim için kabul ettim...”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.