AĞLAYAN KUDÜS, UYUYAN MÜSLÜMANLAR

ŞEVKET KARAYİĞİT

Haberlerde bir görüntü...

Kudüslü genç ağlayarak sesleniyor; "biz buradayız, siz neredesiniz!"

Tabii ki bu sesleniş başta İslâm âlemine.

Dünya sessiz.

Kudüs tam 100 yıldır ağlıyor. Hem de kan ağlıyor!

Bu ağlamaya karşılık geçmişte olduğu gibi, ciddi anlamda sadece Türkiye'den başta Cumhurbaşkanımız ve bazı sivil toplum kuruluşlarından dünyaya seslenildi.

Başkaca seda, nida yok.

Arap devletleri yine 3 makaklığı oynuyor.

Kudüs;

Müslümanların ilk kıblesi. Hz.Peygamber (s.av)'in miraca yükseldiği yer. Hicret'in 16. gününe kadar "Kıble" olmuş Müslümanlar için mukaddes belde.

Diğer adıyla, içinde Mescidi Aksa ve Kubbetü's Sahra'yı barındıran "Harem-i Şerif".

Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz.Yusuf, Hz. Musa, Hz. Yuşa,Hz. Danyal, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz.Zekeriya, Hz.Yahya, Hz.Meryem, Hz.İsa gibi peygamber ve kutluların yaşadığı ve mücadele ettiği seçilmiş memlekettir.

Tabii, Hristiyanlar ve dünyanın başına musallat olmuş Yahudiler için de kutsal addedilen bir şehir. Haçlı seferlerinin sebeplerinden biri de bu toprakları ele geçirme gayesi idi.

Kudüs'de Mescid-i Aksa Yahudilerin Ağlama Duvarına bitişiktir. Ağlama Duvarı Siyonistler için kutsal olan Mescidi Aksa'nın dibindedir.

Kudüs'ün Yahudiler tarafından ele geçirilmesi çok uzun zamanlı ve büyük bir stratejik planla olmuştur. Bu planı anlatmak ciltler dolusu kitap oluşturacak mahiyettedir. İsrail/Yahudiler için Kudüs'ün içindeki Mescid-i Aksa'nın ele geçirilip yıkılması önemlidir. Siyonist Yahudiler için çok önemli olan Tapınak Tepesi'nin tamamen ele geçirilip, Mescid-i Aksa'nın yıkılıp, "Süleyman Mabedi"nin yeniden inşası büyük gayedir.

Kudüs 1095 yılıda Haçlıları eline geçti. Selahaddin Eyyübi 1187 yılında Kudüs'ü fethedince Mescidi Aksa'yı eski yerine yeniden inşa etti.

Başta Yavuz Sultan Selim, Kanunî ve Sultan 2. Abdulhâmit Han gibi padişahlar tarafından Kudüs'e özel bir önem verilmekteydi.

Bu kutsal belde Yavuz Sultan Selim'in 1516'daki Mercidabık'taki zaferinden sonra büyük bir şenlikle karşılanmasından ve törenle girişinden, 9 Aralık 1917'ye kadar, ta ki 1. Dünya Savaşında Filistin'de İngilizler başta olmak üzere İtilaf Devletlerince cephe açılıncaya kadar 400 yıl Osmanlı Türkü'nün elindeydi.

1917 Eki ayında İngiliz General Allenby komutasındaki 130 bin kişilik İngiliz ordusu Gazze'yi kuşatınca artık Kudüs'ün akıbetide belli olmuştu. Sömürgeci ve işgalci İngiliz ordusu karşısındaki Türk ordusunun üzerinde giyecekleri bile yoktu. Erzak ve cephane yoktu. Buna rağmen kahraman ordumuz üç dayandı. Müttefikimiz olan Almanlar ise işin savsaklama boyutunda idiler. Hain Albay Lawrance, diğer hain Şerif Hüseyin'i de inandırarak, dıştan İngiliz oyunu, içten Arap ihaneti ile erzak depoları ve ulaşım yolları vurularak ordumuz arkadan hançerlendi.

Buna rağmen Türk ordusu teslim olmadı. Allenby; "Türkler ürküten, delice bir mücadele gücüne sahip. Savaş kabiliyetlerini tamamen yitirdiler ama hala çarpışmaya devam ediyorlar. Bir avuç Türk'ün siperlerde mahpus olduklarını bile bile ateşi kesmemeleri ve mücadele etmeleri yüzünden zaman kaybediyoruz." diyordu.

İngilizler 16 Kasım 1917'de liman şehri Yafa'ya çıkınca ordumuz burada gögüs göğüse çarpıştı. 30 bin şehit verdik. Zeytindağı eteklerinde haftalarca verilen mücadeleden sonra Kudüs düşmüştü.

9 Aralık 1917'de Kudüs İngilizlerin eline geçince TÜRK ORDUSU KUDÜS'Ü AĞLAYARAK TERK ETTİ. O GÜNDEN BERİ KUDÜS AĞLIYOR.

Bu kutsal belde bugün de hâlâ ağlıyor. Öyle görünüyor ki ve ne yazıkki daha da ağlayacak.

Yahudilerin siyonizmin ateşi ile Kudüs'ü ele geçirmek için yüzyıllar süren stratejileriyle, HANGİ PLANLARLA Kudüs'ü ele geçirdiğini sonraki yazımızda anlatacağız.

Kalın sağlıcakla.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.