AK PARTİ MİLLETİN PARTİSİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI

AK Parti'nin kuruluşunun 12. yıldönümü dolayısıyla Bilecik'teki kutlama törenine AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk katıldı. Öztürk; " Beraber yürüdük bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey, sizi hatırlatıyor" diyerek konuşmasına başlarken, "Gerçekten bu parti gerçek sahibi siz değerli dava ve yol arkadaşlarım, sözlerimin başında 12 yıldır başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Bakanlarımıza, Milletvekillerimize, teşkilatımızın her kademesinde görev alan yol arkadaşlarımıza, yerel yöneticilerimize, velhasıl herkese, gösterdikleri bu büyük ve anlamlı mücadeleden dolayı sonsuz teşekkür ediyorum. Sizleri tebrik ediyorum." dedi.

1940’lı yıllar tek parti dönemi

1940'dan bu yana Türkiye'nin gelişim süreci ve iktidara gelen partileri ile ilgili bir konuşma yapan Öztürk; "Sizinle kısa bir tarih turu yapacağız. Cumhuriyet kurulmuş ve ilk yıllar geçmiş. Bu aziz millet, vatanını ve namusunu korumak için yüz binlerce şehit vermiş. Bu millet yorgun düşmüş. 1940’lı yıllar tek parti dönemi. Bayramın 3.günü Kocaeliye gittim. Orada bir Orhan Camii var. Fethin sembolü, Orhan Gaziden kalma. Fethin sembolü olduğu için kubbeye hala kılıçla çıkılır. Orada 86-87 yaşlarında bir amcamız var. Adı Hüsamettin. Çok sevdiğim, çok muhterem bir amcamız. Konuşurken o tarihi seyri anlatıyor. Diyor ki; ben 12 yaşındaydım. Tabi çocuk, heyecanlı, minareye çıkacak. İmam efendi okumak istemediği için beni minareye çıkartıyordu. Ben Türkçe yani sizinde bildiğiniz gibi “ Tanrı Uludur “ diye ezan okudum diyor. Bunları üzüntüyle anlatıyor. Tek parti dönemi bu milletin tarihine saygı göstermeyen, bu milletin değerleriyle ölçüşmeyen, hatta alay eden tarihini hiçe sayan, eserlerini yok eden, ibadethanelerini ahırlara ya da başka şeylere dönüştüren, mülklerini satan bir anlayışa sahiptir." dedi.

1946 seçimleri, tek parti seçimleri

Konuşmasına 1946 seçimleri ile devam eden Bursa Milletvekili Öztürk; "Millet 10 senede 1940’lı yıllardaydı. 46 yılda yine seçim döneminde Yenişehir'de ki Hasan Amcamız bizim mahalledendi. Yenişehir'e yerleşmiş. 1946 seçimleri, tek parti seçimleri, ben 16 yaşındaydım diyor. Demokrasi nerede? İnsan Hak ve Özgürlükleri nerede? Arkadaşlar özgürlükler nerede? Yok. Sandık nerede? Var ama şöyle: 16 yaşında beni zorla, oy kullanma yaşına gelmediğim halde oy kullandırdı. Oy kullanma şeklini biliyorsunuz değil mi? Açık oy, gizli sayım. Siz orada demokrasiden bahsedebilir misiniz? Sayın Başkanımızın bahsettiği gibi, kayıtsız şartsız hakimiyet milletindir meselesinden bahsedebilir misiniz? Bahsedemezsiniz. Millet bir umut besledi. Bu millet bir şeyler bekliyordu. Özünde, sözünde, kendisine saygı gösterecek, tepeden bakmayan, beraber yürüyebileceği, beraber ıslanacağı bir anlayış istiyor. Menderes onu getirdi. İşler yeniden aslına geri döndü. O güzel musikisiyle, nameleriyle, sesleriyle Dünya'nın her tarafında aynı ezanı okuyor. Aynı dilde, aynı heyecanla, aynı ruhla milleti rahatlattı. Demokrasiyi getirdi. Birileri diyorlardı ya göbeğini kaşıyan adam diye, birileri diyordu ki dağdaki çobanın oyu bizimle aynı mı olacak. Hatırlıyorsunuz değil mi bunlar yeni oldu. Aynı düşünceler, aynı tavırlar, geçmiş dönemde de vardı. Demokrasiyi bu millete çok gördüler. İlerlemeyi, büyümeyi, güçlenmeyi de. " şeklinde konuştu.

70'li yılları siz hatırlar mısınız? 

Konuşmasına devam eden Milletvekili Öztürk; "60'lı yıllar böyle geçti. Kaldı ki biz II.Dünya Savaşı'na girmedik. II.Dünya savaşına giren ülkelere bakın. Almanya yerle bir olmuş ama dünyanın en önemli teknolojik devletlerinden bir tanesi haline gelmiş. Japonya yerle bir olmuş. Hiroşima ve Nagasakiye atom bombaları atılmış. Bugün, dünyanın en önemli ülkelerinden bir tanesi. 70'li yılları siz hatırlar mısınız? Ben hatırlıyorum. Ablalarım, abilerim, amcalarım var. Biz kalabalık bi aileydik. Bir tane margarin yağı almak için sıraya girerdik. Biz 6 kardeşiz. Derdik ki biz kalabalık bir aileyiz, bir tane daha fazla verirsen ya da şekeri 1 kilo yaparsan memnun oluruz. Gaz yağı bulmak için saatlerce dolaştığımızı bilirdik. Sonuçta gaz yağı bulup ders çalışacaktık. 70'li yıllar Türkiye'nin kaynaklarının berbat edildiği, israf edildiği, etkin kullanılmadığı bir dönem. Sen ben dediler, sağ sol dediler, kardeş kavgasını ortaya çıkarttılar." ifadelerini kullandı.

80'li yılda bir darbe ile hukuku rafa kaldırdılar

Öztürk konuşmasının devamında; "80'li yıllara geldik. 80'li yılda bir darbe ile hukuku rafa kaldırdılar. Demokrasi katledildi. İnsan hakları yok. Şiddet var. İşkence var. Haksızlıklar var. Adalet nerede? Hukukun üstünlüğü nerede? Yok. 3-4 sene böyle geçti. Rahmetli Özal çıktı. Allah rahmet eylesin. Özal, iktidara tek başına bir ivme kazandırdı. Türkiye'yi dünyaya açtı. Türkiye'ye demokrasinin temellerini attı. 5 yıl sürdü. 89da Cumhurbaşkanı oldu. Gerçekten de bir şeyler yolunda gidiyordu. Türkiye güçleniyordu. Türkiye'ye itibar duyanlar artıyordu. Siz fazla oluyorsunuz dediler. Birileri suikast dedi, zehirlenme dedi, ecel dedi ve Rahmetli Özal'ı ebedi hayata uğurladık." dedi.

90'lı yıllar yine kavgalarla geçti

Türkiye'nin siyasi tarihini özetlemeye devam eden Öztürk; "90'lı yıllar yine kavgalarla geçti. Vaatlerle geçti. Size bize, 2 anahtar vereceğiz demediler mi? Arkadaşlar anahtar verdiler mi ki? Vermediler, aldılar. 5 Nisan 1995'te Türkiye mal varlığının yarısını kaybetti. Cebimizde ki paranın yarısı gitti. Daha sonra millet yeniden silkeleyemedi. Refah Hükümeti iktidara geldi. Erbakan Hocama Allah rahmet eylesin. Dünya'da gerçekten belli bir hedefi ve misyonu olan bir insandı. Çok tutmadılar. Neden? Dediler ki biz birleşmiş ülkelere karşı gelişmekte olan ülkeler platformu kuralım da bizde gelişelim. Kaynaklarımızı birleştirelim. Finans, ekonomi anlamında bir havuz yaptı. Dışarıdan faiz almayalım dedi. Yani siz %15 ile dışarıdan para alıyorsunuz. Türkiye'ye kaçla satıyorlar biliyor musunuz? %70-80-90-100 ile satıyorlar. Bunlar Türkiye'de böyle çalıştı. Sizin kaynaklarınızı yok ettiler. Sizin varlıklarınızı yok ettiler. Sizi fakirleştirdiler. Bu ülkeyi fakirleştirdiler. Biraz kendilerine gelince baktılar ki olmayacak. Birtakım olaylar çıktı. O olayları biliyorsunuz, o yüzden girmiyorum. Kısaca geçiyorum." dedi.

Türkiye'de post modern darbe

Öztürk; "Yine 28 Şubat 1997'de Türkiye'de post modern bir darbe yapıldı. Maalesef. Bu ülke acısını 15 yıl çekti. Birileri 1000 yıl diyordu ama bu millet o 1000 yıl diyenlere benim inancımla, benim tarihimle, benim kültürümle, benim değerlerimle oynayamazsınız dedi. İşte AK Parti bu şartlarda ortaya çıktı. Bitmedi ve bunu sürdürdüler. 2001 yılına girildi. Bir anayasa kitapçığı fırlatıldı. Ne oldu arkadaşlar? Bankaların içi boşaltıldı. 60 milyar dolarımız gitti. Soruyorum size, kimin parası bu? 76 milyonun parasıydı bu. Ne demek olduğunu düşünün, işte ekonomik olarak bunalımda olan, borç alan, maalesef dünya itibarı olmayan, 2002 yılında ben bürokrattım. Biz memur maaşlarını 15 gün erteledik. Emekli maaşlarını ödeyemez duruma geldik. AMF'den 500 milyon para alacağız dedik. Demokrasinin olmadığı, özgürlüğün olmadığı, hukukun olmadığı bir dönemde bu millet " Yeter, bu oyunlara son" dedi. Karar ve söz bu milletin olacak. " şeklinde konuştu. 

AK Parti milletin partisi olarak ortaya çıktı

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluş yıllarına gelen Milletvekili Öztürk; "AK Parti 14 Ağustos 2001'de milletin partisi olarak bu duyguyla ortaya çıktı. Millet, Türkiye'nin gidişatına el koymuştu. Bu yüzden de AK Parti, milletin partisi oldu. Türkiye'nin partisi oldu. Düşünün arkadaşlar bugün Mısır'da bir katliam var. Dünya'ya özgürlük, demokrasi ve insan hakları nutukları atanlar, bu dersleri her platformda bu dünyaya sunanlar. Gözleri Mısır'da ki katliama gelince, gözlerini kapatıveriyorlar. Filistin'e gelince kapatıyorlar. Bunların sicilleri bozuk. Samimi değiller. Çifte standart uyguluyorlar. İkiyüzlü davranıyorlar. Onlarda insan hakları yok. İnsan Hakları Beyannamesi nerede? Hani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi. Hani demokrasi, hukuk, yargı. Yok. Çünkü menfaatleri öyle istiyor. Bugün Mısırda katliam yapıldı. Bakın ben Bulgaristan göçmeniyim. Ne zulümler çektiğimi biliyorum. 89'da en son isim değişikliği kalmıştı. Onları da değiştirdiler. 500 bin Müslüman Türk nüfus zoraki göçe zorlandı. Asimile edildi. Baskı uygulandı. Bu insanlar neredeydi? Güçlü dediğiniz devletler neredeydi? Bosna-Hersek Bosna savaşında bir gecede yaşlıları, kadınları ve çocukları, 8bin tane çocuk öldürülürken neredeydiler? Bütün iletişim araçlarının, bütün televizyonların gözleri önünde. " şeklinde konuştu. 

Türkiye olarak Mısır halkının yanındayız

 Mısır'da yapılan katliamı kınadıklarını dile getiren Öztürk; "Ben bu katliamı kınıyorum. Biz, demokrasi isteyen, özgürlük isteyen, huzur isteyen, barış isteyen, Türkiye olarak Mısır halkının yanındayız. Onların kardeşleri olarak. Çünkü Mısır'ın buna ihtiyacı var. Sadece Mısır'ın değil Filistin'in yanındayız. Nicelerdeyiz, Balkanlardayız. Orta Doğudayız. Türk Cumhuriyetindeniz. Neden biliyor musunuz? Çünkü bizim tarihimiz, medeniyetimiz, bunlarla dolu. Biz tarihimiz, medeniyetimiz, hoşgörüyle, sevgiyle, paylaşımla, eserle, üretmekle dolu. Biz dünyada savaş olmasını istemiyoruz. Dünya'da barış olsun. Biz istiyoruz ki dünyada adalet olsun. Sömürge kalksın. Paylaşım olsun. Biliyor musunuz ben Bursa'da dünya doktorlarının bir toplantısına katıldım. Bazı etkinliklere katıldım. Nicelde içme suyu almak için insanların 14 km yürüdüğünü biliyor musunuz? Bir hanımefendinin, bizim Türk doktorlarımızın kurduğu çadıra gelmek için 24-25 km  yürüdüğünü biliyor musunuz? Dünyayı yönetenler nerede? Güçlü devletler nerede? Dertleri değil ki. İnsanlık anlayışları kalmamış. Vicdanları körelmiş. Akılları tutulmuş. İnsan Hakları beyannamesini kabul eden, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine imza atan, demokratız diyen milletler ve ülkeler bunu yapabilir mi? Yapamaz." dedi.

Ak Parti  milletin yeni bir güneşi olarak ortaya çıktı 

Öztürk konuşmasının devamında; "AK Parti dünyada bu çalkantıların içinde bu milletin yeni bir güneşi olarak ortaya çıktı. Yeni bir umudu olarak ortaya çıktı. Bugün, gerek Türkiye'de gezi parkı üzerinde Türkiye'nin dünya üzerindeki etkinliğini azaltmak, Türkiye'nin dünyadaki mağdur ve mazlum ülkelere umut ışığı, ilham kaynağı olmasının önünün kesilmesi operasyonlarıdır. Türkiye eski Türkiye değil. Ben size neyi anlatacağım? Bazı yerlerde ambulanslar 10 dakika içerisinde gelince hayret ediyoruz. Avrupa'dan helikopter ambulans ya da ambulans uçaklar geldiği zaman şaşıyorduk. Arkadaşlar, şu an da da Türkiye'nin neresinde olursa olsun, Dünyanın neresinde olursa olsun bizim bir hastamız varsa ambulans uçaklarımızla veya helikopter ambulanslarımızla biz o hastamızı alıyoruz. Çok şükürde yerine ulaştırıyoruz. Her vatandaşımız özel hastanelere gidebiliyor. Milletvekiliyim ama ben bugün sıradan bir şekilde gittim. Orada ki bir genç kardeşimiz diyor ki Allah sizlerden razı olsun, biz buraları göremiyorduk. Eğitimi de anlatayım. Eğitim de şu ana kadar Türkiye'de yapılmayan derslik sayısı kadar derslik, yapılmayan okul kadar da okul yaptık. Öğrencilere verilen burslardan, onlar için yapılan yurtlardan, Fatih projesinden neden bahsedeyim? 60 kişilik sınıflardan, 24 kişilik sınıflara indiğimizden bahsedeyim size. Ulaşımdan mı bahsedeyim? Havayolları, karayolları, bölünmüş yollar, hızlı trenler, her şeyden bahsedebiliriz. Birkaç satırla sözlerimi toparlayacağım. Türkiye'yi alarak konumundan vererek konumuna getiren Türkiye'nin partisi AK Partidir. Çok şükür. 2002 yılında size söylemiştim. 2 rakam vereceğim değerli dostlarım dinleyin. Bir tanesi Tika. Tikayı bilirsiniz değil mi? Tika, bizim yurt dışında destek sağlayan birimimiz. Yol yapıyor. Hastane yapıyor. Her şeyi yapıyor. 2012 yılı itibariyle sadece 1 yılda harcadığı para ne kadar biliyor musunuz? Karşılıksız 1 milyar 300 milyon. Bu ne demektir? 500 milyonun 2 buçuk katı demektir. Gelelim 2013'e. Biliyorsunuz ki bir hava limanı ihalesi yaptık. Millet hop oturdu hop kalktı. Peki bunun değeri ne kadardı. Yatırımı falan toplamda 80 milyar TL. Bunun karşılığı nedir. 80 katrilyon. Bir başka yorum yaparsam, 500 milyonun 160 katı." ifadelerine yer verdi.

Korkmayın, biz barış için geliyoruz

Birileri Türkiye'den korktuğunu belirten Öztürk; "Korkmayın, korkmayın. Biz barış için geliyoruz. Adalet için geliyoruz. Biz sevgi için geliyoruz. Biz dünyayı güzelleştirmek için geliyoruz. Dünya'da ki insanları mutlu etmek için geliyoruz. Merak etmeyin, biz sizin yaptığınızı yapmayacağız. Sayın Başbakanımız, bu partinin lideri ne diyor: Biz kefenimizi alıp yola çıktık. İnançla, azimle hareket eden bir lidere sahip bu parti. Arkadaşlar ben sizin adınıza, Türkiye adına Sayın Başbakanımıza teşekkür ediyorum. Onunla yol arkadaşı olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Büyük bir zevk alıyorum. Katkı yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Biliyorum ki sizlerde öyle. Hepinizin gözlerinden okuyorum. Nerede bir soydaş, nerede bir vatandaş ve akraba topluluğu varsa biz oradayız. Bu anlayışa sahip Türkiye'nin partisi AK Parti. Sayın Başbakanımız ne dedi: Asla diklenmeyeceğiz ama dik duracağız diyen bir başbakana sahip Türkiye'nin partisi AK Parti. Bugün gezi olaylarında Sayın Başbakana diktatör diyorlar. Neden biliyor musunuz? Onlar biliyorlar ki bu başbakan bu milletin beklentisi doğrultusunda, bu milletle beraber olarak, onlarla beraber yürüyerek, onların değerlerine sahip çıkarak, dik durarak, özgürlükleri Türkiye'nin önüne koyduk. Meclisin iradesinde ortaya koydu. İşkenceyi kaldırdı. Kimlikleri tanıdı. Türkiye'ye bir barış ve kardeşlik ortamı geldi. Eğer başbakan bu iradeyi ortaya koymasaydı Türkiye bu demokrasiye sahip olabilir miydi? Bugün onlarla konuşabilir miydik? Konuşamazdık. Hiçkimse kusura bakmasın. Biz, başbakanımızın arkasındayız. Başbakanımıza sahip çıkıyoruz. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sayın Başbakan ne dedi: Dünya'da ki egemen güçlere karşı One Minute diyen bir lidere sahip, Türkiye'nin partisi AK Parti. One Minute dedik, dünya durdu. Söyletene bakın. Sayın Başbakanımız ne diyordu: Bir karar veren var. Her kararın üzerinde bir karar veren var. Bir mimar var. Onun kararı geçerli oluyor. Bizde bu millet için çalışıyoruz. Türkiye AK Partide, dünya da mağdurların, mazlumların umudu ve ilham kaynağı olan Türkiye'nin partisi AK Parti. Milletin partisi AK Parti. Sizin partiniz. Hangi kesimden olursa olsun, hepinizin partisi. Hayat felsefesi ne olursa olsun, biz onları kucaklıyoruz. Biraz önce Bilecik'ten bir ilçemize uğradım. Biraz görüştük, yemek yedikten sonra oradaki kardeşlerimiz dediler ki Mhp. Olsun dedim bizim kardeşimiz, ülkücü. Ülkü demek idare demektir. Bir felsefe demektir. Dedim ki sende gelirsin. Bak AK Parti çok güzel şeyler yapıyor dedim. Bizde adam gibi adam yok ki dedi. Bende dedim ki adam gibi adam Tayyip Erdoğan, Sayın Başbakanımız dedim." şeklinde konuştu.

Biz dedik ki insanı yaşatacağız, insanı yücelteceğiz 

Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk; "Ne diyor Sayın Genel Başkanımız bu partinin yola çıkarken misyonu 14 Ağustos 2001 12 yıl önce o umudun doğduğu, o güneşin ortaya çıktığı yıl, "İnsanı yaşatki Devlet yaşasın anlayışıyla" insanı siyasetin merkezine alan bir anlayış şimdiye kadar yoktu bu arkadaşlar anlattım size. Milletvekilleriyle, bakanlarıyla tepeden bakan, üstüncü bir anlayış, milleti hor gören, küçük gören bir anlayış. Ama biz dedik ki insanı yaşatacağız, insanı yücelteceğiz çünkü herşey insan için. Herşey insanın mutluluğu için, her şey insanın güzelliği için siyaset bunun için. AK Parti niçin siyaset yapıyor arkadaşlar bunun için, yola çıkarken bunu dedik. Yola çıkarken yine ne dedik "Efendilik yapmaya değil, milletin hizmetkarı olmaya geldik" diyen bir anlayışa sahip milletin partisi, Türkiye'nin partisi AK Parti. Biz hizmetkarız arkadaşlar, bu milletin hizmetkarıyız, efendisi değil. Hamd olsun hizmet ettik. Allah'a hamd ediyoruz, bize bu güzel günleri gösterdi. Bundan sonrada hizmet etmeye devam edeceğiz. Türkiye'yi büyütmeye, Türkiye'yi güçlendirmeye, Türk insanının refahını arttırmaya, mutlu etmeye devam edeceğiz, Türkiye'nin itibarını arttırmaya devam edeceğiz hep beraber. Önümüzde seçimler var. Sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle, ev ev gezeceğiz. Anlatamadığımız kimseler bilinki bizim eksikliğimizdir. Bu kadar hizmet ettiysek, bu kadar çalıştıysak, Türkiye'yi bu kadar güçlendirdiysek bu millete burada hizmet ettiysek anlatamıyorsak suçu bizde arayacağı, tek tek onların gönüllerini alacağız inanıyorum ki bunu yapacağız. " dedi.

AK Partiyi güçlendirerek bu seçimlerden çıkacağız

Yaklaşan seçimlere değinin Milletvekili Öztürk; "AK Partiyi güçlendirerek bu seçimlerden çıkacağız. Ondan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk defa bu millet kendi Cumhurbaşkanını halk olarak seçecek. İlk defa işte demokrasinin geldiği nokta, işte özgürlükte geldiği nokta.  Ne dedik yola çıkarken " Etnik milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik ve dinsel milliyetçilik yapmayacağız dedik. Bu anlayışa sahip olduk. Bir bakıyorsunuz bazı partiler etnik ayrımcılık yapıyor, diğerlerini dışlıyor. Bir bakıyorsunuz bazı partiler bölgesel milliyetçilik yapıyor, birilerini dışlıyor. Bazıları dinsel milliyetçilik yapıyor. Biz bunların hepsinin uzağındayız arkadaşlar. Bu ülkede yaşayan 76 milyon insan bizim insanımız. Hep beraber kardeşiz. Bu kardeşliğimiz devam edecek inşallah. Gezi Parkı olaylarıyla bozmaya çalışan oyunu bu milletin sağ duyusu, bu milletin sabırı, bu milletin gönlü engellemiştir arkadaşlar. " dedi.

Bundan böyle siyaset, milletin arkasından gidecek

Ak Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk konuşmasına şu sözlerle son verdi; "AK Parti demek milleti yok sayanlara karşı, bu millet var demenin adıdır.  Medeniyetimizin, tarihin derinliklerinden aldığımız adalet, barış, hoşgörü anlayışı olduğunu gösteren parti milletin partisi, Türkiye'nin partisi AK Parti. Ne diyor Sayın Başbakanımız " Türkiye'de bundan böyle siyaset, milletin arkasından gidecek" dediğin 12. yılı hayırlı olsun, Türkiye'ye hayırlı olsun. Dünyaya hayırlı olsun, bütün insanlığa hayırlı olsun İnşallah. Yine biz 14 Ağustos'ta yola çıkarken daha öncede söyledim " Tek devlet dedik, tek vatan dedik, tek bayrak dedik, tek millet dedik, AK Parti olduğu müddetçe bütün bunları sağlayacak bu milletin birlik ve beraberliğinden asla taviz vermeyeceğimizi söyleyeyim size. Hiç kimse AK Partiden bu dört konuda taviz beklemesin. Hani birileri çekiyor ya çözüm süreciyle ilgili. Biz kimseyle pazarlık yapmadık, yapmayacağız. Biz ülkede barışı getirmek için huzuru getirmek için ülke kaynaklarının bu ülkenin refahına, bu ülke insanın mutluluğuna harcamak için barış sürecini, kardeşlik sürecini getiriyoruz. Hani bizde bir laf var "Aynasıdır işi  insanın lafa bakılmaz". AK Parti üretiyor, AK Parti çalışıyor. Hedefi var, ilk defa Türkiye'nin on yıllık, onbeş yıllık, yirmi yıllık hedefi oldu arkadaşlar. var mıydı daha önce ideamız yarını göremezdik. Markete giderdik bir şeyler alırdık ertesi gün zam gelecek mi diye düşünürdük hepimiz. herkes aldığı maaşı dövize çevirmeye çalışırdı. Bir ara bu ülkeye döviz girmesi bile yasaktı. Dolayısıyla Hamdolsun Türkiye güzel bir noktaya gelmiştir. Hukukun üstün olduğu, herkesin eşit olduğu adaletin hüküm sürdüğü ki bizim partimiz Adalet ve Kalkınma Partisidir. Önce adalettir ondan sonra kalkınmadır.  Güzel bir Türkiye için şu ana kadar çok şey yaptık bundan sonrada çok şey yapmaya, çok çalışmaya, fedakarlık yapmaya devam edeceğiz. On iki yıl önce büyük zahmetlerle, büyük ideallerle, büyük düşüncelerle, millete bir güneş gibi parlayan ve ortaya çıkaran başta Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm emeği geçen herkese, dualarıyla bize destek olan bu millete şükranlarımızı ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. 12. Kuruluş yıldönümümüz hayırlı olsun. Türkiye'ye dünyaya hayırlı olsun diyorum."

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri