AK PARTİ’DE KONGRE SÜRECİ BAŞLARKEN

MURAT YORULMAZ

Ekim ayına girmemiz ile birlikte Akparti teşkilatlarında kongre süreci de başlamış oldu. Yapılan programa göre 15 Aralık’a kadar bütün ilçe kongrelerinin 15 Şubat’a kadar da il kongrelerinin bitirilmesi gerekiyor. 15 Şubat’tan sonra genel seçim çalışmaları için yeni yöneticiler sahalara inecekler.

Her hangi bir ayrışma ve sorun yaşamadan cumhurbaşkanını seçen ve partiyi 2023 hedeflerine taşıyacak olan genel başkan değişikliğini de gerçekleştirmeyi başaran Ak Parti’de kongre öncesi belirgin olan tek şey, seçimlere tek adayla girme zorunluluğu olarak gösteriliyor.

Bilecikli yöneticilerin de katıldığı 13 Eylül Cumartesi günü İstanbul’da yapılan ve Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun da katıldığı toplantıda, Soylu’nun net olarak seçimlerde iki aday istemediğini, eğer her hangi bir kongrede iki aday çıkacak olursa buradaki seçimleri iptal edeceğini ve atama yöntemi ile devam edeceğini söylediği biliniyor. 26 Eylül’de Ak Parti Genel Merkezi’nde yapılan genişletilmiş il başkanları toplantısında da sunumu sırasında Soylu’nun bu hususu yeniden dile getirildiği toplantıya katılanlarca da paylaşıldı. İl Başkanı Kurtulmuş da 28 Eylül’de yapılan toplantıda bu hususa dikkat çekti ve başka etkenler olsa bile, yerel seçimlerde kaybedilen belediyelerden iki tanesinde, bir önceki kongrede iki adayın seçimlere girmiş olmasının da belirleyici olduğunu söyledi.

Ak Parti’nin bu kadar ısrarcı olduğu tek aday meselesinde haklı olup olmadığı genel kabul görmüş demokrasi kuralları da düşünüldüğünde nasıl yorumlanmalı?..

Her özgür iradenin, bağımsız bir biçimde kamuoyuna çıkması, daha sonra bunların oylanması ve farklı alternatifler içerisinden en ehil olanın seçilmesi ile doğru bir yönetim oluşturulamaz mı?

Öncelikle Ak Parti dışındaki partilerin yaptığı kongrelere bakalım… CHP her yaptığı kongreden sonra parçalandı, faal ve partiye katkı sağlayan pek çok partili sırf kaybeden tarafı desteklediği için yönetimden ve aktif siyasetten uzaklaşmak zorunda kaldı, uzaklaşmak istemeyenler de bir şekilde genel merkez tarafından marjinal hale getirildi.

Milli Görüş çizgisindeki siyasi partilerin ayrışması da hep kongre süreçlerinden sonra yaşandı. İçerisinden Ak Parti hareketini de çıkartan yenilikçiler gelenekçiler çekişmesi ile daha sonra Numan Kurtulmuş’un ayrılıp Has Parti’yi kurması ile sonuçlanan çekişme Milli Görüş hareketini de neredeyse bitme noktasına getirdi.

Demirel ve Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmelerinden sonra partilerinin kongrelerinde yaşananlar her iki partiye de zarar verdi ve bu partilerin çözülme süreçleri ilk bu kongrelerde başladı…

İl ve ilçe kongrelerinde de yaşanan çekişmeler ile bir grubun devre dışı kalması ve siyasetin dışına itilmesi ile hem partiler mevcut potansiyellerinin altında bir güce razı olmak zorunda kaldılar, hem de zaman içerisindeki bu yarış bir tarafın partiden kopması ile sonuçlandı…

Bunların tamamı demokrasinin daha doğrusu seçim sisteminin zaaflarına işaret ediyor. Özellikle bizim gibi, batıda gördüğü her kurumu çilesini çekmeden ithal eden toplumlarda o kuruma ait zaaflar daha kolay ortaya çıkıyor…

Bu tespitlerimiz ile seçime karşı olduğumuz düşünülmesin, ancak bizim ihtiyacımız olan temel kurumun; Erdoğan’ın gerek cumhurbaşkanlığı adaylığı gerekse yeni genel başkan seçimi konusunda işletmiş olduğu istişare mekanizması olduğu da unutulmasın…

Yapılacak kongrelerde şunun bunun adamı olması sebebiyle gücü elinde tutmak isteyen grupların desteği ile temsil kabiliyeti olup olmadığına bakılmaksızın tespit edilecek adaylar, özellikle genel seçimlerin kapıyı çaldığı 2015 yılında en çok zararı da yine Ak Parti’ye verebilirler…

Kongre süreci başlarken Ak Parti’de istişare kurumunun gereği gibi işletileceği ve emanetin ehline verileceği umudunu taşıyorum…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.