ALPERENLER İMZA KAMPANYASI DÜZENLEDİ

Türker Çoban - Sinan Önce

Bilecik Alperen Ocakları Ayasofya Camiinin ibadete açılması için imza kampanyası düzenledi. 

Şeyh Edebali türbesi önünde Cuma namazı çıkışında başlatılan kampanya öncesi basın açıklaması yapıldı. 

Bilecik Alperen Ocakları Başkanı Ömer Ekincioğlu her yıl Ayasofya'nın ibadete açılması için imza kampanyası yürüttüklerini ifade etti. Ekincioğlu açıklamasında şunları kaydetti. "Tarih 30 Mart 1922, İstanbul’un işgal günleri,  İstanbul aşığı Yahya Kemal, Tevhid-i Efkâr Gazetesi’nde “Ezan ve Kur’an” başlıklı bir makale kaleme alır. Bu makalede, Hz Fatih’in Edirne’den İstanbul’a hücum ettiği H.857 senesinin baharını hisseder, top gürültüsüne karışmış sesiyle Akşemseddin’in, kocamış bir kartal gibi kollarını açtığını ve İstanbul’a doğru “Ya Müfettiha’l ebvâb”  diye bağırdığını duyar ve neticeyi kelâm halinde de şöyle der: “Bu devletin iki manevi temeli vardır. Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan, ki halâ okunuyor!..  Selim’in Hırka-ı Saadet önünde okuttuğu Kur’an, ki halâ okunuyor!..  Duymuyor musunuz, yine ezan okunuyor!..” Ciğere oturmuş bir inkisâr halinde biz cevap verelim: “Duymuyoruz Yahya Kemal!..  Duymuyoruz!..”

İstanbul işgal altında…  Hz Fatih’ten beri Ayasofya’dan okunan ve İngilizlerin bile kesmeye cesaret edemedikleri ezan sesini kim, neden keser?

Bizim bu “Kim?” sorumuzu “Ayasofya” başlıklı yazısında büyük dava adamı merhum Osman Yüksel Serdengeçti de sorar: “Hani nerede şu muhteşem minberde, binlerce erin,  binlerce gazinin baş koyduğu şu temiz yerde,  şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?..  Ayasofya,  Ayasofya seni bu hale koyan kim?..  Seni çırılçıplak soyan kim?..  Hani gönüllerden kubbelere, kubbelerden gönüllere gürül gürül akan, sineler yakan Kuran sesleri? Kuran sesleri dindirilmiş Müslümanlar sindirilmiş. Allah, Muhammed, Hulafa-i Raşidin; bu din ulularının isimleri kubbelerinden yerlere indirilmiş  Fethin, Fatih’in mabedinden Kitab-ı Mübin’i, bu ulu dini kaldıran kim?..  Dinimize imanımıza saldıran kim?..  Asırlık surların arkasında köhne Bizans’ı hortlatmak isteyen kimin eli?..  Bunu söyleyenler kimin dili?..  Ayasofya’yı puthane yapan hangi delidir?..  Elleri kurusun, dilleri kurusun… Ayasofya, Ayasofya seni bu hale koyan kim?.. Seni çırılçıplak soyan kim?..” Osman Yüksel Serdengeçti, bu soruyu sorduğu için tutuklanır, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır ve müdafaasında kendisini yargılayanlara şöyle hitap eder: “Savcı tepeden verilen emirlere göre hareket ediyor. Ayasofya’nın tekrar cami haline getirilmesinde benim ne gibi hususi maksadım ve menfaatim olabilir! Ayasofya’yı kiraya mı vereceğim,  yoksa imam mı olacağım?.. Beni bu yazıdan dolayı Türk savcıları değil, Yunan savcıları itham etsin!..  Böyle bir yazı yazdığımdan dolayı kendimi müdafaa etmekten utanıyorum!..”Biz de utanalım!..  Allah Resulü’nden (S.A.V.) Fatih Sultan Mehmet’e,  istikbale uçurulmuş bir haber güvercini gibi tevdi edilmiş bu vazife,  Fatih Sultan Mehmet tarafından ifa edildiği günden beri, minarelerinden daima ezan okunmuş Ayasofya’yı, elbiseleri soyulmuş bir Türk kızı gibi müzeye çevirenlerden de, bu duruma seyirci kalmaktan öte bir şey yapamayan kendimizden de utanalım. Osman Yüksel Serdengeçti’nin, mahkeme heyetine trajikomik bir edayla sorduğu “Ayasofya’nın cami yapılmasından ne gibi hususi bir maksadım ve menfaatim olabilir?..” sorusuna cevabı,  en kuşatıcı bir hakikat ve fikir şipşakıyla Üstad Necip Fazıl Kısakürek bakın nasıl da ortaya koyar: “Ayasofya,  bir mananın zıt manaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan abidesidir… Öbürleri belli başlı ruh içinde birer mekân da, Ayasofya mekân içinde ruh; zıt mekânda galip ruh. Fatih Sultan Mehmet, bu hikmeti sezdi ve Ayasofya’yı, İstanbul gibi misilsiz bir mahfazanın içinde, güneş çapında bir pırlanta gibi zapt ve fethetti.

Tarihimizde daha nice zapt ve fetih hareketinin kahramanı var; niçin hiçbirinin adı, has isim olarak Fatih değil?.. Zira Fatih, bu davanın hakikisidir, öbürleri de taklididir. Sebep? Sebep açık… Bütün manalar Ayasofya’ya bağlı… Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuzu kilitlediler; ruhumuzu kilitlemek için Ayasofya’yı kilitlediler. Nasıl bütün yollar Roma’ya çıkarsa, Türk manevi kurtuluş davasının bütün meseleleri de Ayasofya’ya ve onu müzeleştiren ellere çıkar. Ayasofya açılmalıdır. Türk’ün kapanık bahtıyla beraber açılmalıdır. Ayasofya’yı kapalı tutmak, manada bütün camileri ve cami mefhumunu kapalı tutmaktır. Çünkü onların hepsi birer mekân, Ayasofya ise ruh. Ayasofya’yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 30 milyon ve altındaki 30 milyar Türk’ün semaları tutan lanetine hedef olmaktır. Hissedemiyorlar. Ayasofya’yı kapalı tutmak, Allah’a sövmeye, Kuran’a tükürmeye, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını esir etmeye denk bir suçtur. Niçin bu yakıcı, kavurucu, kül edici gerçeği ortaya dökemiyoruz. Bugün mü, yarın mı, bilemem; fakat Ayasofya açılacak!.. Türk’ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya’nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler!..” Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in adeta röntgen ışıkları altında bütün hakikatini ortaya koyduğu Ayasofya keyfiyetini, bir milletin “millet olma şeref ve haysiyetiyle” eş tutar ve biz de şöyle deriz:

Tam bağımsız olamayışımızın sembol mabedi Ayasofya Camii’ni, Ayasofya Zindanı halinde başımıza geçirenlere, 6 asırlık bir kapak olsun diye elzem bir mesaj halinde vermek için, derhal Ayasofya’nın halıları serilmeli ve aşkın fetih namazını kılmaları için Ayasofya Camii müminlere iade edilmelidir… Hiçbir siyasi hesap ve kaygı gütmeden ve bütün fatihlik haklarından feragatle beyan ederiz ki, Anadolu insanının önemli bir kesiminden oy almış mevcut hükümet, işte ona oy vermemiş bizlerin de, oylarımızla değilse bile başlarımızla vereceğimiz desteğimize dayanarak adımını atmalı, İstanbul’a mührünü vurmuş Koca Fatih’in türbesi önünde,  Ayasofya’nın cami yapıldığını en kısa zaman içinde ilan etmelidir!

Böylesi bir açıklamayı türbe önünde yapacak münadi, vasfı ve ismi ne olursa olsun, Hz.Fatih’in İstanbul’u fethediş payesine eş bir sermayeyle,  Anadolu insanını gönlüyle fethedecek ve tüm fertleriyle tek tek kuşatır vaziyette koca insanlık dünyasına,  şu mesajı vermiş olacaktır: “Dış politika, çağın gerçekleri, reel siyaset, ekonomi, Avrupa Birliği, şu, bu…  Artık anlayın ve kabul edin ki biz, hakikatiyle tam esir olamayanlarız!.. Fikrin taşa nakşı halinde biz, ancak  Ayasofya’yla beraber tam bağımsız oluruz!..”

Alperen Ocakları İl Başkanı Ömer Ekincioğlu konuşmasının devamında Recep Tayyip Erdoğan'ın "Sultanahmet, dolsun ondan sonra Ayasofya'ya bakarız" sözüne değinerek, "Ayasofya açılsın, Alperenler Sultanahmet'i de Ayasofya'yı da dolduracaktır. " diyerek imza kampanyasına destek istedi.

"Sağ duyulu olması gereken hükmettir"

İl Başkanı Ekincioğlu ayrıca Hatay Reyhanlı'daki saldırılarıda kınadığını ifade ederek Başbakan Erdoğan'a seslendi.  Ekincioğlu: "Hükümet halkı sağ duyuya davet ediyor. Bizde buradan Başbakan Erdoğan'a diyoruz ki halk zaten sağ duyuludur, sağ duyulu olması gereken hükümettir" dedi. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri