Anadolu Ajansı’nda toplu iş sözleşmesi imzalandı

Hak-İş’e bağlı Medya İş Sendikasının örgütlü olduğu Anadolu Ajansı’nda 1. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin imza töreni, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın katılımıyla yapıldı.

...

ANKARA



Medya-İş Sendikasının örgütlü olduğu Anadolu Ajansı’nda (AA) 1. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin imza törenine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Öztürk katıldı.



Törende Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan ile Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser de hazır bulundu.



Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Öztürk, AA’daki toplu iş sözleşmesiyle ilgili olarak, "İşçiler haklarını aldılar, işveren haklarını korudular. Yani kazan kazan. Biz de kazandık, çalışanlarımız da kazandı. Daha önceki toplu iş sözleşmenin hiçbir kazanılmış hakkı geri gitmemiştir. Bilakis üstüne çıkılmıştır" dedi.



Öztürk, törende yaptığı konuşmada, verdikleri bir sözü yerine getirmenin gururu ve mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Sabah saatlerinde 3. çocuğunun dünyaya geldiğini dile getiren Öztürk, böylelikle mutluluğunu ikiye katlandığını söyledi.



Öztürk, 18 Mart’ın, Çanakkale Zaferi’nin de yıl dönümü olduğunu anımsatarak, bugün toplu iş sözleşmesine imza atmalarının çok büyük şeref olduğunu anlattı.



Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, AA’nın eski Genel Müdürü Hilmi Bengi ile gerçekleştirdikleri devir teslim törenine de katıldığını hatırlatan Öztürk, şöyle konuştu:



"Törenden yaklaşık 10 gün sonra eski sendika, Ajansın önünde bir protesto gösterisi yaptı. Benim eski bir başbakan danışmanı veya Bülent Arınç’ın basın danışmanı olarak atanmamdan kaynaklanan bir protestoyla karşılandık maalesef. O zaman arkadaşlarıma söylemiştim. ’Bu protestoyu yapanlarla bir gün beraber bu yolda hareket edeceğimize, kuracağımız hayali birlikte gerçekleştireceğimize inanıyorum’ demiştim. Ondan çok kısa süre sonra yıllardan beri zihniyle, bileğinin, aklının gücüyle Ajansı bugünlere getiren arkadaşlarımızla Anadolu Ajansının 100. Yıl Vizyonu’nu hazırladık."



Öztürk, eski çalışanlar ve yeni gelenlerle birlikte ekip kurduklarını ifade ederek, Ajansın hep beraber büyük bir heyecanla gelecek hedeflerine taşındığını anlattı.



AA’nın geldiği noktanın kendileri açısından olduğu kadar ülke için de büyük gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Öztürk, 57 ülkede Ajansın, yani Türkiye’nin temsilcisi bulunduğunu bildirdi.



"Ajansta 40 ayrı uyruktan insan çalışıyor"



Öztürk, AA’da bugün Boşnağından Kürdüne, Arabından İngilizine, Çerkezinden Tatarına 40 ayrı uyruktan insan çalıştığına dikkati çekerek, bunun çok etkileyici bir mozaik olduğunu söyledi.



Bunun aynı zamanda Türkiye’nin gerçeği olduğuna işaret eden Öztürk, sadece 10 yıl önce Kürt kelimesinin söylenmesinin yasak olduğunu anımsattı. Öztürk, şu anda AA’nın Sorani ve Kurmanci lehçelerinde yayın yapan Kürtçe haberlerinin kurumun en iyi iş çıkaran editörlüklerinden biri olduğunu belirtti.



Kürtçe lügat çıkartılacak



Öztürk, yakında Kürtçe lügat çıkartacaklarını dile getirerek, Türkçe’ye katkılarının aynısını Kürtçe’ye de yapacaklarını ve bununla gurur duyduklarını vurguladı.



Ajanstaki en az 250 kişinin 2 dili iyi kullanıp yazabildiğini ifade eden Öztürk, çalışanların yüzde 80’inin üniversite mezunu olduğunu, göreve geldiklerinde bu oranın yüzde 68’de kaldığını söyledi.



"Bu sözleşme 17 ay önce gerçekleşecekti"



Medya-İş Sendikası kurulduktan sonra TGS’nin süreci mahkemeye götürmemesi durumunda toplu iş sözleşmesinin 17 ay önce gerçekleştirileceğine dikkati çeken Öztürk, şöyle konuştu:



"Maalesef 17 ay önce işveren olarak çalışanlarımıza zam yapmak, toplu iş sözleşmesi yapmak istememize rağmen yapamadık. Ben en sonunda hiçbir şekilde ’sendikayı tanımıyorum’ diyerek, arkadaşlarımla birebir toplu iş sözleşmesi yapmak istedim, sıkıldım. Dünyada tek örnektir, işveren toplu iş sözleşmesi yapmak istiyor, başka bir sendika bunu mahkemeye götürüp engelliyor. Dünyada tektir bunun örneği, bunu da burada yaşadık."



"Kazan kazan. Biz de kazandık, çalışanlarımız da kazandı"



Bir önceki toplu iş sözleşmesinin imzalanmasının yaklaşık 7 ay sürdüğüne işaret eden Öztürk, "hakaretlerden boğazlara sarılmaya" kadar uzanan nezaketsizliklerin yaşandığını söyledi.



Bu toplu iş sözleşmesinin bir ay sürdüğünü vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:



"İşçiler haklarını aldılar, işveren haklarını korudu. Yani kazan kazan. Biz de kazandık, çalışanlarımız da kazandı. Daha önceki toplu iş sözleşmenin hiçbir kazanılmış hakkı geri gitmemiştir. Bilakis üzerine çıkılmıştır. Türkiye’de bütün çalışanlarına bilgisayar, fotoğraf makinesi, cep telefonu ve hattı veren tek kurumuz. Bunu mutlulukla yapıyoruz. Bu da toplu iş sözleşmesinin maddesi olarak eklendi. Taşeron ya da sözleşmeli personel kavramını bitirmek istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin en nitelikli basın kurumu burasıdır. Şu anda dünyanın en önemli ilk dokuz ajansıdan biri olmayı başardık. Bu arkadaşlarımız başardı bunu. Dolayısıyla bu arkadaşlarımız her şeyi hak ediyorlar."



Eskiden AA denildiğinde ilk konuşulan şeyin yüksek maaşlar olduğunu belirten Öztürk, bugün ise AA denilince uluslararası habercilik, 7 dilde yayın yapması, Suriye fotoğraflarını The Guardian ile beraber dünyaya duyurması, Mısır’dan gerçekleştirilen canlı yayın, Suriye’den, Filipinler, Kırım ve Ukrayna’dan yapılan haberciliğin akla geldiğini anlattı.



"Ak sütü gibi helal"



Daha fazla ödemelerine rağmen artık AA’daki maaşların tartışılmadığına dikkati çeken Öztürk, "Neden tartışılmıyor? Reuters’ın da tartışılmaz. Çünkü yüksek düzeyde habercilik yapılıyor. Çünkü uluslararası habercilik yapıyorlar. Biz de artık uluslararası habercilik yaptığımız için maaşlarımız konuşulmuyor. O yüzden bu toplu iş sözleşmesindeki her hakkı, ak sütü gibi arkadaşlarımıza helaldir. Bileklerinin hakkıyla aldılar ve bunu başardılar" dedi.



AA’nın 2020 vizyonunu hazırlayıp, bunun bütçesini çıkararak Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunduğunu belirten Öztürk, bunun Ajansın kendi kaynaklarıyla gerçekleştirebileceği bir proje olmadığını anlattı. 



AA’nın 100. yılında büyük bir ajans olması gerektiğini aktardığını kaydeden Öztürk, "Bize lütfen güvenin ve bütçe verin" dediğini bildirdi. Öztürk, Ajansın bütçesini 2 katına çıkararak, 100. yıl vizyonuna inandıkları ve güvendikleri için Başbakan Erdoğan ve Arınç’a bir kez daha teşekkür etti. 



"2 yılda ilk 9’a girmeyi başardık" 



"Uluslararası platformların hiçbirine giremeyen bir kurum, sadece 2 yıl içerisinde inanmış, ideal ekibin sayesinde ilk 9’a girmeyi başardı" diyen Öztürk, bunun büyük bir hikaye olduğunu ifade etti.



Öztürk, kapıcısından, şoförüne ve genel müdürüne kadar herkesin inandığı bir hikaye yazdıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:



"Herkesin bir paragrafı var. Şoför arkadaşımız da güvenlik görevlisi de bu hikayenin önemli bir parçası. O yüzden çok hızlı ilerledik. İlerlememizin asıl önemli sebebi şu. Orta Doğu’da, Balkanlar’da çaldığımız her kapı bize açılıyor. Osmanlı’nın oraya ektiği mirastan dolayı. Biz bir imparatorluğun 400 yıl boyunca dualarla, hayırlarla ektiği bir tohumun üzerine az bir su dökerek onu yeşerttik. ’Suriye fotoğraflarını neden The Guardian ile size verdiler, niye AFP’ye vermediler’ deniliyor. Çünkü Orta Doğu’nun en güçlü ajansı biziz. Bu bir gerçek. 2 yılda dünyanın en çok Arapça üreten haber ajansı biz olduk. Şu anda durumumuz budur. En çok Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça haber üreten ajans biziz. Burada büyük Türkiye haberine inanmış bir ekip var. Biz büyük Türkiye ekibindeniz. Gelecekte bu coğrafyanın barış ve huzur içerisinde yaşayacağına inanıyoruz. Bunların haberini yapacağına inanıyoruz. Yeni Türkiye’nin büyük haber ajansını kuruyoruz. Biraz vakit alsa da bir gün bunu gerçekleştireceğiz. Bu ekip gerçekleştirecek bunu."



30 Mart seçimleri



Öztürk, toplu iş sözleşmesinde olduğu gibi 30 Mart’ta bir mutluluk daha yaşamak istediklerini dile getirerek, AA’nın tarihinde ilk defa sandıklardan birebir seçim sonuçları aktaracağını anlattı. 



Çok büyük bir proje olduğunu, özel bir yazılım hazırlandığını ve 6 aydır üzerinde çalıştıklarını belirten Öztürk, 30 Mart gecesi Türkiye’deki medya sektörünün yüzde 75’ine AA’nın seçim sonuçlarını servis yapacağını kaydetti.



Öztürk, seçim sonuçlarını Arapça ve İngilizce olarak da dünyaya duyurulacağına işaret ederek, bunun kendileri için büyük bir imtihan olduğunu söyledi.



"Sendikadan beklentimiz çok yüksek"



Sendikadan beklentilerinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti:



"Kafanız karışık, mahkemeyle uğraşıyorsunuz diye sesimizi çıkarmadık şimdiye kadar. Ama bundan sonra sendikadan bir beklentimiz var. Dünyadaki basın sektörü nereye gidiyor, basın işletmeleri nereye gidiyor, insan kaynakları nasıl yönetiliyor, biz bunları bekliyoruz sizden. İlk geldiğimde diğer sendikaya da söylemiştim. ’AA’nın dünyadaki en büyük ajanslardan biri olması için ne öneriniz var’ dedim. ’Devletten daha çok para iste’ dediler. Siz de böyle bir şey söylemeyeceksiniz zannediyorum. İnsan kaynaklarının yabancı dil eğitimi konularında destekler istiyoruz. Sendikal yaşantımızı uluslararası standartlarda olmasını istiyoruz. Toplu iş sözleşmesinden toplu sözleşmesine göreceğimiz bir sendika istemiyoruz. Öyle bir sendikayla karşılaşırsak yine kavga ederiz."



Hayallerine inanan ve kendilerine vizyon kazandıracak bir sendika istediklerini dile getiren Öztürk, "Bize destek versin, niye kavga edelim ki? Sendika ile işverenin kavga etme fikrini işte bugün burada yıkacağız. 2,5 yıl önce söylemiştim bunu. Pasta keserek, toplu iş sözleşmesi nasıl olur, biz bunu AA’da göstereceğiz. Bundan sonra da yapacağız" ifadelerini kullandı.



"Habercilik zor bir meslek"



Çok sıkıntılı bir coğrafyada bulunan Türkiye’nin yanı başında savaşlar yaşandığına işaret eden Öztürk, geçen yıl 63, 2014’te de 15 çalışanın dünyanın çeşitli yerlerinde görev yaparken yaralandığını anımsattı. 



Öztürk, haberciliğin zor bir meslek olduğunu dile getirerek, bu tür toplu iş sözleşmelerinin diğer basın çalışanlarına da nasip olmasını diledi.



Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirten Öztürk, "Haber güvenliği neredeyse sıfıra indi. Sosyal medyada, haber sektöründe inanılmaz manipülatif haberler yapılıyor, çok büyük yalan haberler, tahrik edici  haberler, tahrik edeci haberler görüyoruz. Herkesten istirhamım şu ki Türkiye’nin en güvenilir kurumu olan AA’nın haberlerine itibar edin. Seçim atmosferinde, seçim dönemine gidilirken AA’nın haberlerini, fotoğraflarını ve videolarını takip edin. Daha güvenli bir bilgi bilgi kaynağına ulaşacaksınız" diye konuştu.



Törende konuşan Arslan, Hak-İş’in en genç sendikasının ilk toplu iş sözleşmesini imzaladıklarını söyledi.



"Yaptığınız işin matematik hesabıyla ücreti tanımlanamaz"



Arslan, bütün bu çabalarının en başından itibaren ortaya koydukları sendikal ilkelerden asla vazgeçirmediğini kaydederek, "Sayın Genel Müdür ile yaptığımız ilk toplantılarda hep şunu söylemiştik: ’Biz toplu sözleşmelerin çatışmanın, kavganın, grevlerin olmadığı bir pasta törenine dönüştürelim, pasta keserek sözleşmemizi imzalayalım’ demiştik ve bu hedefe doğru yürüdük adım adım. Burada mağduriyet yaşadık, arkadaşlarımız toplu iş sözleşmesi imzalanamadığı için alacaklarını zamanında alamadılar. Toplu iş sözleşmesinin imzalanamamasına rağmen Sayın Genel Müdürümüz  ve ekibinin katkılarıyla bir kısım avans uygulamaları başlattık. Ama bu avans uygulaması da arzu ettiğimiz, istediğimiz düzeyde olmadı ne yazık ki. Onun da daha sonra sorunlar yaşanacağı konusu da tartışıldı" diye konuştu.



"Gerçekten sizin yaptığınız işin matematik hesabıyla ücreti tanımlanamaz" diyen Arslan, "Onun için bu kurumda, sizin daha çok alacağınız olduğuna inanıyorum, daha fazla alacaklısınız. Biz bunların bir kısmını size sağlamaya çalıştık. Geldiğimiz nokta Türkiye’de imzalanan hiçbir toplu iş sözleşmesiyle kıyaslanamaz" değerlendirmesinde bulundu.



Arslan, Hak-İş’in "Endüstriyel İlişkiler Kurulu" olduğunu hatırlatarak, "Buradan Genel Müdürümüze çağrı yapıyorum, inşallah bu anlamda birlikte çalışmayı beraber çalışmayı oluşturmamız gerekiyor. Kurumun, bu vizyonuna uygun eğitim anlayışını da geliştirmemiz gerekiyor. Birlikte bu kurumla ilgili kaygılarımızı, beklentilerimizi, hedeflerimizi oturup konuşmalıyız. Bunu da beraber yapacağız. Bu eğitim formatını kısa zamanda başlatmamız gerekiyor" dedi.



"Son 10 yılın en iyi toplu iş sözleşmesi" 



Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser de kurulduğu günden bugüne çok önemli mesafeler kaydeden Medya-İş Sendikası’nın bugün AA’da yaptığı toplu iş sözleşmesiyle taçlandığını söyledi.



Eser, eski sendika olan TGS ile girdikleri görüş ayrılığı nedeniyle çıktıkları bu yolda ilk günden beri destek veren herkese teşekkür etti.



Yıllarca işyerinde örgütlü olan TGS’nin çalışanları sadece toplu iş sözleşmesinde, toplu iş sözleşmesi zamanında hatırladığını diğer zamanlarda başka bir misyonun aracıymış gibi hareket ettiğini savunan Eser, şöyle konuştu:



"İdeolojik tavırları sendikacılıktan çok siyasi bir partinin sözcüleriymiş gibi davranmalarına neden olmuştur. Biz AA çalışanları olarak bunlara ’dur’ demek için çıktığımız bu yolda emekten yana sendikacılık gayesinde olduğumuzu da vurgulamak isterim. Yıllarca sırtımıza yük olan bu sarı sendikacılığı haksız olarak yetkimizi yargıya taşımaları nedeniyle toplu iş sözleşmemizi yaklaşık 18 ay gecikmeli yapmış bulunuyoruz. Tüm bu olumsuzluklara rağmen yaptığımız toplu iş sözleşmesi, son 10 yılın en iyi toplu iş sözleşmesi oldu. Bu süreçte üyelerimize sendikanın yokluğunu hissettirmeyen Anadolu Ajansı yönetimi ise üzerine düşen tüm görevi fazlasıyla yerine getirmiş gerek avans uygulamasında gerek maaş iyileştirmesi yaparak üyelerimizin bu süreçten zarar görmemesi için elinden geleni yapmıştır."



Bugün basın sektöründe sadece Anadolu Ajansında sendikal faaliyet yürütüldüğünü ve toplu iş sözleşmesi yapıldığına dikkati çeken Gürsel, bu durumun basın emekçileri adına gerçekten utanılacak bir durum olduğunu dile getirdi.



"Sendikal örgütlenmenin önündeki belki de en büyük engel medya patronlarıdır" diyen Gürsel, şunları kaydetti:



"Tüm bu olumsuzluklara dur demek için artık sendikal örgütlenmede Medya-İş, tüm meslektaşlarımıza ardına kadar açıktır buradan tüm basın emekçilerine bir daha seslenmek istiyorum. Medya-İş olarak örgütlenme faaliyetlerimiz hız kesmeden devam etmektedir. Sendika olarak en büyük hayalimiz, genelde tüm dünyada özellikle ülkemizde sansürün ve otosansürün olmadığı, düşünce ve ifade özgürlünün önündeki tüm engellerin ortadan kalktığı, gazetecilerin sendikal haklarının ve çalışma koşullarının güvence altına alındığı meslek etiğinin öne çıktığı bir medya yapılanmasıdır."



Muhabir: İlkay Güder / Duygu Can / Özcan Yıldırım 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri