Sibel CAN- Bilecik merkez, belde ve ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz röportajlarımızın ardından şimdi de belediye başkanlarımızla röportajlarımıza başlıyoruz. Vatandaşlara belediye çalışmalarından memnun olup olmadığını sormuştuk. Röportajlarımız sonrasında halkın rahatsız olduğu ve yapılmasını istedikleri konularda belediye başkanlarına mikrofonlarımızı uzattık.
Belediye başkanlarıyla yapacağımız ilk röportajımızı Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı ile gerçekleştirdik.
Sibel CAN: “Öncelikli olarak size otopark sorununu sormak istiyorum. Yaptığımız röportajlarımızda birçok mahallede otopark sıkıntısından bahsedildi. Bu konuda bir çalışmanız var mı?”
Bilecik Belediye Başkanı Selim YAĞCI: “Ben öncelikle şehrimizin sorunlarıyla ilgilenmek konusunda göstermiş olduğunuz olumlu yaklaşım, toplumumuzun sorunlarına sahip çıkmanız ve bizlere aktarmanız bu noktada da gerçekten güzel objektif çalışmalar yaptığınız için sizlere teşekkür ediyorum.
Tabi ilimizin birçok sorunu var ve bu problemler ne bugün oldu, ne de gelecek noktasında da hepsinin çözümü olma imkanı yok. Yıllardan beri gelen birçok problemler var. Bu problemlerden birisi de otopark problemi. Gerçekten de ilimizde her geçen gün araç sayısı artıyor ve ilimiz tek merkezli bir il. Yerleşim yeri olarakta tek Tevfikbey Caddesi, Atatürk Bulvarı çevresinde merkezi olan ticaretinin bu noktada toplandığı bir il olması hasabiyle diğer alanlarda çok büyük otopark sorunu olmamasına rağmen bu noktada çok ciddi bir otopark sıkıntısı var. Ama otopark sıkıntısıyla birlikte ayrıyetten vatandaşımızda otopark kullanma ve aracını otoparka bırakarak işini görme noktasında, algılama noktasında da bir sıkıntı var. Tabi biz ilk aşamada Bilecik Belediye Başkanlığı olarak otopark bu zamana kadar aramadık. Bunun temel sebeplerinden birisi yapamayacağımızdan değil. Ama yapacağımız otoparkın bugün olduğu kadar geleceğe de hizmet edebilecek olması lazım.
İnsanın otopark kullanma alışkanlığını da bu anlamda geliştirebilecek, otoparkı kullanmaya teşvik edecek çok önemli bir noktaya yapmamız gerekir. Diyelim ki otogarın olduğu alanı otopark yaptık. Bugünkü şartlar içerisinde Bilecik’te yaşayan insanlarımız olarak Ziraat Bankası’nda işi olan kaç kişi otogarın olduğu yere otoparka bırakıp da Ziraat Bankası’na gider. Bazı olaylarda şehirlerin büyüklüğüyle, mesafe aralarında değişiyor. Onun için otoparkın yapılan bu önemli yatırımın çok rantabl şekilde kullanılabilmesi için ilk yapacağımız otoparkın özellikle şehrin en aktif alanı içerisinde olmasına çok önem veriyoruz. Bu noktada da Seven Çarşısı’nın olduğu yere ilişkin olarak çok büyük ve düzenli olarak düzenleme projemiz var. Ve halkımıza da arz etmiş olduğumuz şekilde çarşıyı yapanlardan Allah razı olsun. Geçmiş dönemden bu güne kadar bizlere hizmet verdi ama bugün işlevini bu noktada istenilen oranda yapmıyor, yapamıyor. Bunu daha rantabl, daha verimli kullanmamız lazım. Şehrimizin meydanı yok, merkezi yok, belirttiğimiz gibi otoparkı yok.
1-Bunun olduğu alanı, Seven Çarşısı’nın olduğu noktayı yıkarak, hatta o yanındaki adayı da kamulaştırılmasını gerçekleştirerek o alanı bütün olarak şehrin geleceği noktasında 600-700 araca hitap edecek şekilde bir otopark yapmayı planlıyoruz. Hatta eğer coğrafya ve şartlar uygun olursa onun altından Cumhuriyet Meydanı tören alanına kadarda giderek o alanı da otopark olarak kullanmayı hedefliyoruz, düşünüyoruz. Önümüzdeki zaman dilimi içerisinde bunu yapacağız.
2- Otopark noktasında mevcut otogarın olduğu yeri inşallah 2013’te yeni otogar çalışmasına başladığımızda, bittiğinde mevcut otogarın olduğu yere otopark yapmayı düşünüyoruz.
3- Şehir planlamamız içerinde kentsel dönüşümümüz gerçekleştiğinde inşallah, biz bu noktada Kırklar mevkiinin olduğu alana üstü seyir terası olmakla birlikte altı bir otopark alanı ve şehire ziyaret için gelenler noktasında değerlendirilecek bir otopark alanı olarak orayı da kullanmayı düşünüyoruz.
4- Karşıya köprü tarafına geçtiğimizde Hamsu Vadisi Projesi içerisinde otopark projemiz var. Burada da otopark yapmayı düşünüyoruz.
Bugün yok, inşallah yakın zamanda bunları gerçekleştireceğiz. Biz bu yatırımı heba olmasın, küçük otoparklarla ‘otopark yaptı, işte otopark yaptık’ dememe adına yapıyoruz. Bizce otopark şu aşamada düşündüğümüzde kendi dönemi içerisinde törenlerin şunların, bunların yapıldığı otogarın olduğu yere otopark yaptık, kapalıpazarın olduğu yere otopark yaptık. Aslında otopark alanları yaptık. Bakın yine otopark konusunda şehir merkezinde kısmi olarak rahatlatacak Kayı Plaza’nın altında, belediyenin ihtiyaçlarında halkımızın ihtiyaçlarınında kullanılacak 2 katlı otopark yaptık. Bu proje aynı zamanda şehrin otopark ihtiyacını gidermesinde de katkı sağlayacak bir proje.”
CAN: “Şimdi bir çok mahallede asfaltlama çalışmaları yapılıyor, bununla beraber inşaat çalışmaları da devam ediyor. Şimdi sizin bu yaptığınız asfalt çalışmalarını,kaldırımları inşaatlar bozuyor. Bu konu hakkında bir yaptırım uyguluyor musunuz?”
YAĞCI: “Şimdi bir şeyi kullanan ve bozan onun bedelini öder. Yani bende belediye başkanı olmadan önceki dönemde şehirde birşeyler yapıldıktan sonra bir daha bozulmayacağını düşünürdüm. Ama 8 yıllık deneyimim bana şunu gösterdi. Şehir yaşayan bir organizma. Bugün yaptığınız yarın başka bir şekilde başka bir ihtiyaç yüzünden bozulabilir. Gelişmenin önüne set çekemeyeceğimize göre inşaatları durduramayacağımıza göre en fazla siz neyi öngöre bilirsiniz 1 yıl içinde yapılacak çalışmayı öngörebilirsiniz. Ama 1 yıl sonra yeniden ihtiyaç oluyor. O zaman bizim meclisten çıkacak kararlar ve kurallarımız var ve o çalışmayı yapan arkadaşlar onun bedelini ödüyorlar. Bizim encümen kararlarımıza baktığımızda halkımız şunu düşünmesin; inşaatlar başıboş istediklerini yapıyor noktasında gibi bir düşünce içerisine girmesinler.
Biz halkımızın bu anlamda rahatını, huzurunu temin noktasında gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Ama şunu da kabul edelim; Bilecik zor bir coğrafya bu inşaat yapılacak, inşaat yapılacak alan 400 m2 bir alan bu insan bu demiri yukarıdan helikopterle getiremez. Bir müddet oradaki yolu veya alanı zarar versede kullanacak. Ama ondan sonra da onun tamiratını alacağız. Önemli olan burda belediye ile iletişim içerisinde zararı en asgari düzeye indirerek, bu çalışmaları yapabilmek. Biz bunları zabıtamız marifeti ile adım adım takip ediyoruz ve bu noktalarda faydalanan ve zarar veren insan bunun karşılığını ve bedelini kamu hakkı olarak ödemek zorunda bizde Bilecik halkının temsilcisi olarak hemşerilerimizin hiç kuşkusu olmasın, en hassas şekilde, en ince noktaya kadar müteahhitler arasında hiç ayrım gözetmeden bunları takip ediyoruz.”
CAN: “Bu kaldırımlar bozuluyor, bunun dışında inşaat demirleri var. Kaldırımın dışına da taştığı oluyor, yolların ortasına kadar geliyor. Halk bundan son derece rahatsız olmuş durumda.”
YAĞCI: “Sibel Hanım, bu şikayetler bize de geliyor ve gelmese de rutin denetimler içerisinde her hafta biz uyarıpta taşmaması gereken bakın sizin burda alanınız var. Siz şu inşaat demirini şurda bulundurun dememiz halinde onu verilen süre içerinde ilgili yerine çekmeyen müteahhitlere ilişkin ceza yaptırımı uyguluyoruz ama taktir edersiniz ki bu sebeple inşaatı mühürlemek gibi bir durumumuz yok. Mühürlersek daha çıkmaz noktaya geliyor. Ama bazı yerlerde de hakikaten yani sıkıntıda çıksa o demirin oraya konması da gerekiyor, yer yok çünkü. Coğrafya başka bir imkana sahip olmuyor. Biz de orada inşaat sahibine en hızlı şekilde, vatandaşa en az zararı vererek o alandan çekmesini istiyoruz. Yoksa insanların oraya inşaat yapma özgürlüğünü, hakkını engellemiş oluruz.
Siz buraya demir koyamazsınız burada beton atamazsınız dediğiniz zaman, siz burada inşaat yapamazsınız anlamına geliyor. Başkada çare yok. Biraz da hemşerilerimiz şu anlamda görsünler. Şimdi yoldan geçerken şikayetçi olan hemşerilerimiz aynı inşaatı kendisi yaparken istisnai hak istiyor. Bu şehir hepimizin. İnşaatta yapılacak, yollarda kullanacak. Biz bu dengeyi kurmaya çalışıyoruz. Keşke Konya Ovası gibi, Sakarya gibi düz bir alanda olsaydık, bu alanlarımız geniş olsaydı. Hareket alanımız daha az olsaydı da insanlara bu nokta da daha fazla kurallara hassas şekilde uygulayabilseydik ama biz bir taraftan vatandaşımızın yerine koyuyoruz, bir taraftan da inşaatı yapan kişinin de yerine koyuyoruz. Bu ikisi arasında dengeyi korumaya çalışıyoruz.
CAN: “Şimdi de mahallelerimiz sorunlarına geçelim isterseniz. Özellikle en fazla Kentsel Dönüşüm Projesi’nden yakınıyor vatandaşlarımız. Bu kentsel dönüşüm hakkında yeterince bilgileri olmadığını söylüyorlar. Yeterince bil gilendirilme yapıldı mı? Daha bilgilendirme yapılacak mı? Ya da vatandaşlarımız yeterince bilgi almak için ne yapabilir?”
YAĞCI: “Hemşerilerimiz bu konuda haklı, hak veriyorum. Hem bilgi eksikliği var, hem bilgi kirliliği var. Kabul etmek lazım bizden yana bilgi eksikliği var, vatandaşlarımıza ulaşma noktasında. Bu işi siyasi, ideolojik, bireysel sebeplerle istemeyenlerinde oluşturduğu çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Biz aslında hemşerilerimizin zarar göreceği onları rahatsız edecek bir proje uygulamak söz konusu olamaz, biz siyaset yapıyoruz. Hemşerilerimizin memnuniyeti ve kabulü bizim başarı ölçütümüz, bunları bilen bir insanız. Onları memnun etmeyen, onlara huzursuzluk verecek sıkıntı doğuracak bir projenin ve çalışmanın içerisinde olmamız söz konusu olamaz. Ben bu anlamla hemşerilerimizin tüm bilgiler, tüm doneler kendilerine ulaştığında şunu görecekler ki endişelerinin telaşelerinin boş olduğunu aslında bu projenin kendileri için bulunmaz bir fırsat olduğunu görecekler. Ben burda en fazla şuna hak verebilirim; ‘Ben 70 yaşıma geldim. Benim oğlum dışarıda, kızım dışarıda yere de ihtiyacım yok. Bu evde doğdum, bu evde ben hayatımı devam ettirmek, sonlandırmak istiyorum. Bir sürü anılarımız var.’ duygusal bir tepki, hak verebilirim. Ama bu mahallenin, bu şehrimizin kentsel anlamda değer bulabilmesi daha istenilen kentsel değere ulaşılabilmesi için bizim şehircilik anlamında yaptığımız araştırmalarda elimizdeki verilere göre Cumhuriyet Mahallesi ve İstiklal Mahallesi yenilendiğinde, kentsel dönüşeme girdiğinde hemşerilerimiz çok daha fazla kazanacak. Tabi ki bu yine hemşerilerimizin kabulü ile olacak. Bizim açıklayacağımız şu; yaklaşık 2 yıl öncesinde kentsel dönüşümden bahsedildiğinde ben hemşerilerime şu sözü verdim.
Eğer Bilecik’te kentsel dönüşüm yaparsak, bu kesinlikle sizlerin onayı ve kabulü olmadan yapmayız. Biz bu sözümüz doğrultusunda hemşerilerimizin karşısına kuru kuru kentsel dönüşüm yapacağız diye çıkmayalım ve bir taslak proje oluşturduk. Bu projede dedik ki; ‘Evet biz bu mahallelerde kentsel dönüşüm yapmak istiyoruz, uygun görürseniz. Yaparsak da şöyle bir konsepti uygun görüyoruz.Yani şu şekilde bir mahalle oluşturacağız. Mülkünüz şu şekilde değerlenecek’ dedik ve ondan sonra anket yaptık. Tabi hemşerilerimizin ankette bize verdikleri en önemli cevap yani projenin niteliği şundan, bundan ziyade ben mülküme karşılık ne alacağım.’ Evet mülküne karşılık ne alacağına ilişkin olarak hemşerimize de bilgi vereceğiz ama bizim bu yaptığımız kentsel dönüşümü isteyip istememe noktasındaki anket ve bu anket sonucunda yaklaşık % 65 civarındaki hemşerimiz, biz kentsel dönüşümü mantıksal olarak kabul ediyoruz, istiyoruz. Ama bizim ne alacağımız çok önemli diyor. Şimdi biz kentsel dönüşümde hemşerilerimizin ne alacağını söyleyebilmemiz için bizim elimizde bu doneler var. Ama kentsel dönüşümü uygulayacak Toplu Konut İdaresi ve Çevre Şehircilik Bakanı. Bunların bu çalışmayı yapabilmesi için bizim meclisimizden kentsel dönüşüm kararı almamız lazım. Kentsel dönüşüm kararı aldıktan sonra bizim dosyamızı inceleyecekler ve bizim hemşerilerimiz adına teklif ettiğimiz oranları kabul ettiklerinde zaten olay bitmiş olacak. Bizim teklif ettiklerimizi diyelim TOKİ kabul etti, Çevre ve Şehircilik kabul etti. Biz yeniden mülk sahibi hemşerilerimizin huzuruna geleceğiz. Yeter ki evet biz kentsel dönüşüm yapıyoruz. Sizin arsanızın, evinizin değeri bu, bunun karşılığında biz size şu kadar ev veriyoruz. Hamşerimiz bunu kabul ederse imza atacak ve bir anlam ifade edecek. Kabul etmezse, meclis kararı almamıza rağmen yine hemşerilerimiz adına yaptırımımız söz konusu değil. Anca %85’leri bulduktan sonra kalan kısma ilişkin kamulaştırma şartları uygulanır. Bazıları diyorlarki, belediye hemen yıkıma girişecek. 5 Ekim’de de Bilecik yıkılıyor, yakılıyor, diğer şeyler. Halbuki bu başka bir projenin onayı. Bu depremle ilgili bir kentsel dönüşüm projesi. Bizim Cumhuriyet Mahallesi’ndeki ve İstiklal Mahallesi’ndeki projemiz depremle ilgili proje çalışması kapsamında değil. Bu ihtiyari, isteğe bağlı bir kentsel dönüşüm projesi çalışması. Eğer biz bunu gerçekleştiremezsek, hemşerilerimizle ortak bir noktada mutabık oluşmazsa o zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığı depremle ilgili proje noktasında da hemşerilerimize mevcut evleri sadece bu Cumhuriyet, İstiklal Mahallesi değil, diğer mahallelerde yapılan konut stoklarını da depreme dayanıklılık noktasında incelemeye tutacak. Biz diyoruz ki; depreme dayanıklılık noktasında ki incelemeler hemşerilerimize daha kısıtlı haklar verebilir. Ona varmadan önce kendi rızalarıyla, imkanlarıyla konuşarak, anlaşarak, tartışarak bu olayı gelin el birlik yapalım. İşte aynı anda yıkım diye bir şey olmayacak. Yani burda belirgin bir süreç içerinde diyelim ki belirli bir çalışma takvimi belirlenecek, 5 yıllık süreç içerinde belki ilk anda yıktığımız yıkacağımız 100 daireyi boşaltacağız onları kiralık ev ve taşınma noktasında destekler vereceğiz. Kalan kısımlar, diyelim ki ilk 100 haneyi boşalttığımızda oraya 500 hanelik, 1000 hanelik bina stoğu yaptığımızda diğerleri yeni binalara geçip eski binalarını yıkacağız. Ve burda herkese kira yardımı vb. yardımlar yapılacak. Devlet taşınmasına varıncaya kadar gerekli destekleri verecek.
Olmayanlar bu defa endişeye düşüyor. Mevcut daireler imkanlarından kesinlikle aşağıya bir hak almayacak. Bu projede bir sıkıntı var. Diyelim ki kişinin 100 metre arsası var. 100 metre değeri arsa üzerinde 100 m2’ye oturan zaten hakkı olan 5 daireyi yapmış. 5 daire gözüküyor. Bunlarda hesaplama yaptığınızda sonuçta bizim yaptığımız işinde bir matematik hesabı var. Bunlarda biraz ekonomik olarak sıkıntı vardı. Son verdiğim talimatlarda onlarında yaklaşık 5-10 aileyi geçmediği, onlarında mevcut haklarından daha iyi konumda imkanlar sunuldu. Düşünün 100 metre hangi müteahhide giderseniz gidin, 100 metrelik bir arsa üzerinde, 100 metrelik 5 tane daire varsa bugün yeni bir bina yapın oranında kat hakkı 5 ise müteahhit orayı 5 daireye karşı 5’inide yenileyip size bedavaya verir mi? Yenilendiği zaman vermez.
Ama biz bunda dahi vatandaşımızın hayır diyemeyeceği teklifler getirdik. Ben şunu söylüyorum hemşehrilerimiz bilgi kirliliğine bakmasın. Ben siyasetçiyim ve bu millete 8 yıldır hizmet etmeye çalışıyorum ve bu anlamda da gerçekten her zamanda bu hizmeti etmekten, bu topraklara hizmetkar olmaktan gurur duyarım. Ama aptal bir insan da değilim. Siyasetin bu kadar yoğun olduğu bir süreç içerisinde insanları rahatsız edecek, zarara sokacak ve bizi de siyaseten mağdur duruma düşürecek teklif edilemeyecek, onları sıkıntıya düşürecek bir projeye girer miyim? Bu projeye inanıyorum ve güveniyorum. Birebir hemşehrilerimizle masaya oturulduğunda hepsinin de Allah razı olsun diye kalkacağına inanıyorum . Ama bunun yapılabilmesi için bizim mecliste kentsel dönüşüm kararı alınması lazım. Bu kentsel dönüşüm kararları genelde bu projeler yapılamadan alınıyordu. Ben bunu vatandaşa 2 yıl önce söz verdiğim için bu iş bu kadar karıştı. Yani sözümüzün gereğini yapma noktasında olduğumuz için bu iş biraz yoğunlaştı. Ama biz hiçbir zaman sözümüzden dönmedik. Hemşehrilerimize söz verdiğimiz gibi bu projeyi anlattık ve anlatmaya devam edeceğiz. İnşallah önümüzdeki aylarda kentsel dönüşüme ilişkin kararı meclise götürüp, meclis üyelerimizin tasvibiyle de geçirirsek hemşehrilerimiz masaya oturduklarında tatmin olmazlarsa bize donup desinler ki; bu süreçte tam seçim döneminde gerçekleşecek desinler; ‘başkan sen söz verdin biz zarar ediyoruz.’ diye bize sorsunlar. Biz onların zarar etmeyecekleri bir çalışma içerisindeyiz. Emin olun çok itiraz edenlerin bizim teklif ettiklerimize bakıldığında o kadar avantajları var ki. O çok itiraz edenler dahi yarın bu proje olmadığı durumda onlara açıkladığımızda kendileri bile hayatlarının en büyük hatasını yapmış olacaklar.