BAŞLARKEN

2003 yılından beri ülkede istikrar var… Akparti’nin bu süre içerisinde girdiği her seçimi kazanması ile toplumda da bazı şeyler değişmeye başladı… Meşhur “Büyük Doğu” kapaklarından “Uyanan Aslan” misali, millet olarak gerilmiş yay gibiyiz. Yeni Şafak yazarı Markar Eseyan’ın tabiriyle Türk Devleti’nin 100 yıllık parantezi kapanıyor. Geçen yaz memleketi yangın yerine çeviren Gezi eylemleri ile başlayan; 2013’ün sonunda emniyetçi ve savcı kalkışması ile zirveye ulaşan hükümet karşıtı eylemler bu parantezin kapanıp kapanmaması ile alakalı değil mi biraz da?..

Fikir, fikir, fikir…

Kundaktaki bebeğin ana sütüne muhtaç olduğundan daha fazla, milleti çekip çevirecek fikre muhtacız…

Milli Türk Talebe Birliği’nin ülkenin her şehrinde yeniden teşkilâtlanması, Star Gazetesi’nin “Büyük Doğu”ları tıpkıbasım halinde neşretmesi ve neşir günleri gazetenin yok satması… Meclis kürsülerinden başbakanların, bakanların her kademeden bürokratların Üstad Necip Fazıl’ın kitaplarından örnekler vermesi, güttükleri politikaya, en azından satıhta, Üstad’ı referans göstermeleri bu fikir açlığının bedahet duygusu ile farkına varıldığını göstermez mi?.. Bunlara son örnek TRT ekranlarında bir süredir yayınlanmakta olan “Yedi Güzel Adam” isimli dizi…

Diziyi izlerken, Maraş Lisesinden başlayıp “Büyük Doğu”nun imbiğinden süzülen gıda ile beslenen ve Türk Edebiyatı’na muhafazakâr bir iklim üfleyen bu adamları güzel yapanın, aslında beslendikleri kaynak, yani Büyük Doğu olduğunu hissediyorsunuz. Dizinin bir sahnesinde Maraş Lisesi’ne Edebiyat Öğretmeni olarak dönen Erdem Bayazit’in öğrencilerine şiir yazma ve sınıfta okuma ödevi vermesi beni yıllar öncesine götürdü. Üstad Necip Fazıl ile ben de böyle bir ödev sırasında tanışmıştım…

Bilecik Anadolu Lisesi’nin ortaokul kısmında Türkçe derslerimize giren hocamız Ali Erdal, bize şiir okuma görevi vermişti. Bir arkadaşımın getirdiği dergiyi karıştırırken “Sakarya Türküsü”nü gördüm… Şiirin, daha o yaşımda, beni kavrayıverdiğini, heyecanlandırdığını hissettim. Okuduğumda herkesin benzer hislere kapıldığı sınıfın her halinden belli oluyordu… Zaman içerisinde “Sakarya Türküsü” beni “Sakarya Gazetesi” ile tanıştırdı…

Okul çıkışlarında, boş vakitlerimde, dizgi yapmayı, haber yazmayı, sayfa hazırlamayı, tashih yapmayı öğrendim… Fikir, hakikatle buluşunca en çorak topraklarda bile kök salması, dallanıp budaklanması ekolleşmesi çok kolay… Sakarya’nın yayın hayatına başlamasında büyük katkısı olan, “Fikrin değerini bilenlere” tam 23 yıldır üç ayda bir tomurcuk açan Kardelen’i neşreden Ali Erdal Hocam’ın şimdi de Üstad hakkında kitap yazması bu ekolün Bilecik’te artık mayalandığını gösteriyor…

Bu bakımdan Hocamın “Durun Kalabalıklar” isimli eseri hazırlamaya başladığını duyduğumda çok heyecanlandım… Üstad Necip Fazıl’ı Hocamdan pek çok kereler dinlemiştik… Başta Ali Hocam olmak üzere, dinlediklerimizin kaleme alınması, kitaplaşması ve kamuoyuna ulaşmasını sağlayan herkesten Allah razı olsun…

Bu vesile ile okul sıralarında haberdar olduğum Büyük Doğu ekolünden, künhünde “Nerede kardeşlerin cömert Nil, yeşil Tuna/Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna” yazan Sakarya’da yazı yazmayı nasip eden Allah’a hamd olsun…

Allah utandırmasın…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri