Bayırköy Camii Derneği tarafından düzenlenen programa katılan İlahiyatçı Yazar Ömer Döngeloğlu, "Peygamberimiz ve İnsanlık Onuru" konulu bir konferans verdi. Döngeloğlu konuşması ile Bayırköylüler'e eşsiz bir gece yaşattı.
Ahmet MEŞE
Bayırköy Camii Derneği tarafından bir program düzenlendi. 31 Mayıs Cuma akşamı saat 20.00'de Bayırköy belde meydanında düzenlenen programa konuşmacı olarak ilahiyatçı yazar Ömer Döngeloğlu katıldı. Çeşitli ulusal televizyon ve radyo kanallarında programlar yapan, ilahiyatçı yazar Ömer Döngeloğlu,"Peygamberimiz ve İnsanlık Onuru" konulu bir konferans verdi. Belde meydanını hınca hınç dolduran vatandaşlar, Döngeloğlu'nun konuşmasını soluksuz dinledi. Peygamberimizin hayatından kesitler anlatan Döngeloğlu, kendisini dinleyenleri adeta mest etti. Bayırköy dışından vatandaşlarında oldukça fazla ilgi gösterdiği programda Döngeloğlu Bilecik'in öneminede değindi. Mübarek topraklar diye tabir ettiği Bilecik'te bulunmanın kendisine ayrı bir haz verdiğini ifade etti. Gecede birde Umre hediyeli bir çekiliş yapıldı. Çekilişin ardından Hüseyin Kaygısız isimli vatandaş Umre'ye gitmeye hak kazandı. Programa Bayırköy Belediye Başkanı Mustafa Yaman, Vezirhan Belediye Başkanı Yusuf Fidan, Osmaneli Belediye Başkanı Mehmet Isıkan, Yenipazar Belediye Başkanı Cengiz Arıkan, Milletvekili Fahrettin Poyraz'ın danışmanı Murat San ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Bayırköy'deki muhteşem gece saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. Daha sonra Bayırköy Camii Müezzin Kayyum
u Harun Çalışkan Kur'an-ı Kerim okudu. Gecenin açılış konuşmasını ise Bayırköy Camii İmam Hatibi Sezai Yıldız yaptı. Yıldız konuşmasında gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. Bayırköy gençlerinin organizasyondaki payının öneminin ve değerinin oldukça büyük olduğuna vurgu yaptı. Açılış konuşmasının ardından kürsüye ilahiyatçı yazar Ömer Döngeloğlu geldi. Döngeloğlu, Peygamberimizin hayatından kesitler anlatırken Peygamberimizin insan tarafını katılımcılara anlattı. Döngeloğlu, Peygamberimizi anlamanın ona iman etmenin şartlarından birisinin de Peygamberimizin insanlık tarafının bilinmesi olduğuna dikkat çekti. Çok anlamlı örnekler vererek geçmişte yaşananlar ile günümüz arasında köprüler kurdu.
Ömer Döngeloğlu insanların birlikte nice hadiseler geçirdiğini anlatarak başladığı konuşmasında şöyle devam etti:" Bir deprem olur beraber yanar yüreğimiz. Allah korusun bir acı haber duyarız, bir mahallede beraber yanar yüreğimiz. Bir güzel haber duyarız, şehrimizden birisi yüzümüzü ağartacak bir iş yapar, vilayetimizle övünürüz. Dünya'da sporcularımız başarı kazanır. Bilim adamlarımız derece yapar, milletçe gurur duyarız. Böyle güzel anlar vardır, bayramlarımız vardır bizim, sevinçlerimiz vardır. Osmanlı'nın kuruluşunun yeri yurdu deriz seviniriz. Mmeleketimizin Malazgirt Zaferi'ni idrak ettiğimiz 26 Ağustoslar geldiğinde hep beraber gurur duyarız. İstanbul'un fethi ile hep şeref duyarız. 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız hepimizi heyecanlandırır. Bu ülke hep beraber bizimdir dediğimiz günlerimiz vardır. Bizim be
raber sevindiğimiz güzel zamanlarımız vardır. Onlardan biriside Hz Muhammed Mustafa'yı konuştuğumuz Peygamber efendimizin adına hayatına tahsis edilmiş zamanlar. Peygamber efendimiz hepimizin Peygamberi. Müslümanım diyen kendini müslüman olarak tarif eden namazını kılsın kılmasın, örtünsün örtünmesin, solcu olsun sağcı olsun, alevi olsun sünni olsun, Türk olsun kürt olsun, her müslümanın Peygamberidir Hz Muhammed Mustafa. Onunla ilgili bir şeyler bilmek, onun hayatından bir şeyler öğrenmek hepimizin hakkıdır ve hepimize haz verir. Onun hayatı en güzel hayattır. Kur'an-ı Kerim onun için, sizin için Allah'a döneceğine iman edenler için Allah Resulu'nde çok güzel örnek vardır. İşte böyle bir Peygamberi birlikte yad edeceğiz. Biz Peygamberimize iman ederken dikkat edin Kelimei Şehadet getirirken önce onun insan oluşuna inaıyoruz sonra Peygamber oluşuna inanıyoruz. Yani insan tarafına inanmadan Peygamber tarafına inanmıyoruz. Burda çok ince bir nokta var. Hz Muhammed Mustafa'nın insan oluşu nedir, Peygamber oluşu nedir? Peygamber oluşu Peygamberimizin din adına bize yaptığı hizmetleridir. Mesela namazı nasıl kılacağımızı biz Peygamberimizden öğrendik. Bu Peygamberlik tarafıdır. Peygamberin parmaklarından suyun akması mucizesi onun Peygamberliğinin kanıtıdır. Bize bir örnekliği yoktur. O Peygamberdir, bu bir mucizedir. Yani biz çalışarak, çabalayarak, teknoloji üreterek bunu yapamayız. Bu Peygamberimize Allah'ın verdiği bir özellik tüm Peygamberlere vermiş. Hz. İsa mezarındaki ölüyü diriltmiş Kur'an-ı Kerim öyle yazıyor. Dolayısıyla biz Müslüman olarak Hz. İsa'nın mezardaki ölüyü dirilttiğine iman etmeliyiz. Hz.Musa'nın asasının denizi yol yaptığına iman etmek her Müslümana farzdır. Peygamberlerin mucizesi Peygamber tarafı. Peygamberimizin orucu nasıl tutacağımızı öğretmesi bize onun
Peygamber tarafıdır. Namaz nasıl kılınır, zekat nasıl verilir, bunları Peygamberimizin bize öğretmesi onun Peygamberliğidir.
Peki Resulullah'ın insan tarafı ne? Allah ne demek istiyor? Allah Resulu Peygamber olarak örnek olduğu gibi insan olarakta bize örnektir. Peygamberimiz elini ayağını yıkamayı bilmeyen vahşi bir toplumda insanlara diş fırçalamayı öğretti. Kız çocuklarını uğursuz, şeytanın evladı diye öldüren cahil bir Arap toplumunda iki kuş yumurtası için orduyu yoldan döndürmüş. Peygamber Efendimiz hayatı boyunca yaptığı tüm savaşlarda toplam ölen insan sayısı 500 değildir. Allah Resulu'nü bugün Dünya'ya nasıl tanıtıyorlar? Bir kadın için bir şehri baştan sona yakan Batı, Yahudileri kendi ülkesinde suçlu görüp Almanya'da Yahudi avına çıkıp yüz binlerce Yahudi'yi diri diri yakan Batı, 1348 yılına Güney Fransa'da 12 bin tane kadının içine şeytan girdi diye 12 bin kadını toplu olarak yakarak öldüren Güney
Fransalı Batı, hayatı boyunca sadece savaş ortamında 500 ölmüş kişiyi, Hz. Muhammed Mustafa'yı terörü destekleyen unsur diye Dünya'ya tanıtıyor. Dolayısıyla bizim Müslümanlar önce Peygamberimizin önce insan tarafını öğrenmeden sabaha kadar namaz kılsak, zikir çeksek, tesbih çeksek bizim imanımızın bir tarafı eksik kalacak. Eğer o Hz. Ayşe'nin dediği gibi kapının önüne oturmuş ayakkabısını eliyle dikiyordu diyor. Resulullah 60 yaşında kapının önüne oturmuş ayakkabısını eliyle dikiyor. Dikkat ediyor musunuz, Allah Resulu rica etse birine Peygamberin ayakkabısını dikmez mi onlar? Dikerlerdi canlarını bile verirlerdi. Peygamberimiz yırtılan ayakkabısını Müslümanlara diktirmemiş. Şimdiki din önderlerine bakın. Bir hoca, hacı efendi olun şimdi kırk tane hizmetçiniz olur. Ben şimdi soruyorum o Peygamber bizim neyimiz olur? 60 yaşında bir adam Hz. Muhammed Mustafa ayakkabısını müslümanlara diktirmiyor. Annemiz Hz Ayşe anlatıyor, elbisesi yırtılmıştı diyor. Eline iğneyi ipliği almış Resulullah evin bir kenarına oturmuş elbisesini dikiyor. Sen niye dikiyorsun ki ya Resulullah senin evinde hanımın yok muydu? Rica etsen Hz. Ayşe dikmez miydi, kızın Fatma'ya götürsen, Fatma Peygamberin elbisesini dikmez miydi? Yırtılan elbisesini hanımına vermemiş bir Peygamberin ümmetiyiz. Evindeki hanımını kapındaki kölesi gibi görmemiş, yapabileceği kendi işini kendisi yapmış eşide yapabileceği işleri yapmış. Allah Resulu eşi hastalandığında evin bulaşığını yıkamış. Evdeki toprak çanakları Peygamber eline almış, ya Resululah sen niye yıkıyorsun? Rica et iki tane müslüman kadına ben size dua ederim de sizin tabağınızı çanağınızı yıkayacak bin tane adam çıkar. Örnek yaşamış insan Peygamber. Bizim insan olan Peygamberi tanımak gibi bir vazifemiz var. Birbirimizi tartıp durmanın, birbirimize müslümanlık satmanın bir anlamı yok. Efendimizin insan tarafını keşfettikçe insanlığımızdan haz duyacağız. Resulullah Medine'de yürürken birini gördü. Hayvanına odun yüklemiş birini ve onunla selamlaştı. Selamlaşırken o anda deve Peygambere, Peygamberimizde deveye balktı. Deve inlemeye başladı. Devenin gözlerinden yaşlar döküldü. Allah Resulu sessizce bekledi. Bir müddet sonra döndü ve o müslümana dedi ki sen hiç Allah'tan korkmuyor musun? Adam ise ne oldu ya Resulullah size karşı bir yanlış mı yaptım dedi. Peygamberimiz ise bana karşı değil şu deveye karşı yaptın dedi. Senin deven bana seni şikayet ediyor deyince adam dondu kaldı, hadistir bu. Yani Peygamberimiz bize sadece zikir çekmeyi öğretmemiş. Sadece oruç tutmayı öğretmemiş bize. Bakın neler öğretmiş müslümanlara. "