BİLECİK 81 İL ARASINDA 81.SIRADA

Hibe Programlarından yararlanmakta sondayız

“81 il arasından Bilecik 81. sırada ve hiç hibe projesi almamış”

Sibel CAN

Türk Yerel Medya AB Yolunda Projesi Birinci Bölgesel Semineri Programı 15 Ocak 2013 ikinci günü AB Bakanlığı Araştırma ve Dokümantasyon Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu sunumuyla başladı ve AB Bakanlığı Sivil Toplum, İletişim ve Kültür Başkanlığı Uzmanı Dr. Hakan Erürker; ‘Türkiye-AB Müzakere Süreci, ABİS(Avrupa Birliği Stratejik Birliği) ve AB’nin Günlük Hayatımıza Etkilerini başlığı altında Türkiye’ninn Avrupa Birliği müzakere süreci mevcut değerlendirme’ den, teknik anlamda ki zorluklardan, siyasi anlamlardaki zorluklardan, bir fasılın müzakereye açılma süreci, Kopenhag Siyasi kriterleri, müktesebat uyumu, ekonomik kriterler, her gün güçlenen bir Türkiye neden AB’ye üye olmak istesin gibi konularda bilgi verdi.

Öğleden sonra “Türk Yerel Medyasının AB Sürecinde Daha Etkin Rol Alması” konulu panel gerçekleştirildi. Panel Başkanlığını; AB Bakanlığı Siyasi İşler Başkanı Ege Erkoçak yaparken, Diplomasi Muhabirleri Derneği Başkanı Zeynep Gürcanlı, Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker, Diplomasi Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Selim Dilek ve Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Abdioğlu konuşmacı olarak katıldı.  

Panel Başkanı ve AB Bakanlığı Siyasi İşler Başkanı Erkoçak; “Özellikle yerel medyanın önemi biraz da doğru haberi etrafımızdaki AB sürecinin yarattığı değişiklikleri doğru bir şekilde yansıtmakta çok büyük önem taşımakta. Sizleri iki gün boyunca AB hibeleri konusunda AB süreci konusunda, müzakere süreci konusunda gerek AB Bakanlığı’ndan Ulusal Ajans’tan gerek Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’ müzden gerek Afyon Valiliğimizden çok değerli arkadaşlarımız bilgiler verdiler. Hibeler açısından baktığımızda burada bulunan illerimizin Ankara haricinde biraz geride kaldığını görüyoruz. Örneğin baktığımız zaman 81 il arasında AB hibelerinin ulaşması açısından Afyon 77’nci sırada Bilecik 81’nci sırada hiç hibe projesi almamış, Kütahya 69’uncu Eskişehir 59, Uşak 64, Kırıkkale 70’inci sırada. Baktığımız zaman nüfus açısından bu kadar geride olmamakla beraber bu illerimizin bu hibe projelerinde yer almama sebebi çok farklı olabilir.  

“AB hibe projeleri doğru bir şekilde basınımızda yer aldığında bu hibe projelerindeki sayıları yukarı çekmekte mümkün olacaktır.”

Buradaki sivil toplum kuruluşlarımızın belki çok bu konularla ilgili olmaması da bunun bir sebebi olabilir. Ama burada benim gözlemim bütün bu iki gündür anlatılanların yerel medyamız tarafından doğru şekilde yansıtıldığı zaman bunu sizlere bu iki gün içinde verilen web adresleri olsun, hibe başvuruları ile ilgili bilgiler olsun, sivil toplum diyalogundaki bilgiler olsun doğru bir şekilde basınımızda yer aldığı şekilde bu sayıları yukarı çekmekte mümkün olacaktır. Ayrıca her ilimizin her valiliğimizin illerimiz AB’ye hazırlanıyor projesi bakanlığımızın şemsiye projesi kapsamında bir projesi olmuş. Afyon valiliğimizden birer tane arkadaşımız da bunu en iyi şekilde bizlere anlattı. Tabi ki bakanlığımız bu projeyi hazırlarken özellikle bir örnek olsun her ilimizde AB’ye AB hibesi projesi benzeri projeyi valiliğimiz uygulasın sivil toplum kuruluşlarıyla ve yerel medya dahil bütün kuruluşlarımıza da örnek olsun diye bu hibe programını bakanlığımız yürüttü. Bu sene de yine devam ediyor.

“Bu projeler kırsal kalkınma alanında olabilir, küçük işletmeler alanında olabilir.”

Bütün bu şehirlerimizde genel mali yardımlardan, katılım öncesi mali yardımlardan pilot projeler uygulanmış. Buraya baktığımız zaman bu pilot projelerden kasıt merkezi yönetimin belli bir politikayı geliştirme amacıyla AB hibesinden faydalanarak yürüttüğü projelerden bahsediyorum. Örneğin bu projeler kırsal kalkınma alanında olabilir, küçük işletmeler alanında olabilir. Aynı zamanda çok daha farklı gümrük muhafaza sınır yönetim göçmen kabul merkezleri şeklinde çok farklı alanlarda bütün illerimizde aslında projeler yürümekte.  

“Kütahya’da 7 proje, Afyon’da 3 pilot proje, Ankara’da 26 pilot proje, Bilecik’te 1 pilot proje, Eskişehir’de 5 pilot proje, Kırıkkale’de de yine 3 pilot proje uygulanmış.”

Tabi ki merkezi yönetimden geldiği için projelerin içerikleri konusunda yerel medyamız bilgi sahibi olmayabilir ama bunların araştırılması içinde bizim bakanlığımızın web sitesi önemli bir işlev yüklenmekte.

Buraya baktığımız zaman Kütahya’da 7 proje, Afyon’da 3 pilot proje, Ankara’da 26 pilot proje, Bilecik’te 1 pilot proje, Eskişehir’de 5 pilot proje, Kırıkkale’de de yine 3 pilot proje uygulanmış. Özellikle yerel medya açısından bu sürece baktığımızda Avrupa Birliği sürecimiz çok önemli bir şekilde demokratikleşme alanında, siyasi kriterlerin yerine getirilmesi alanında çok önemli işlevler yüklenmekte.

“Şu ana kadar 300 bin vatandaşımız bu hibelerden yararlanmış, bu sayı giderek artacak.”

Bakanlığımıza bağlı Ulusal Ajans temsilcimiz de ulusal ajans projelerinden bahsettiler. Aslında ulusal ajans projelerine baktığımız zaman Avrupa Birliği projeleri her yaş grubuna dokunmakta. 7-8 yaşındaki bir ilköğretim öğrencisi bu projelerle yurt dışına gidebilmekte aynı zamanda 91 yaşındaki bir ninemizin de reçel projesi kapsamında bu desteklerden faydalanabilir. Şu ana kadar 300 bin vatandaşımız bu hibelerden yararlanmış, bu sayı giderek artacak. Dolayısıyla bu anlamda yerel medyamızın doğru bilgiye ulaşması AB sürecinde bence çok önem taşıyor. Çünkü Türkiye gerçekten AB sürecinin de etkisiyle bir sosyoekonomik dönüşüm sürecinden geçmekte ve son dönemde yakaladığımız son 10 senede yakaladığımız istikrarlı büyüme ortamının devam etmesi bütün şehirlerimize çok yeni fırsatlar açmakta. Tabi ki AB süreci tüm Türkiye’nin belki tamamı değil ama buna imkân veren önemli bir dönüşüm sürecini içinde barındırmakta. Baktığımız zaman dış ticaretimizin % 40’lık bölümü Avrupa Birliği üye ülkeleriyle bunlardan Türkiye’ye özellikle müzakere sürecinin başlamasından sonra doğrudan yabancı sermaye girişi çoğaldı. Artık hemen hemen tüm vilayetlerimizde doğrudan yerel sermayenin desteklediği bir yatırım var. Bunların yaklaşık %85’i AB kaynaklı ve inovasyon teknolojinin gelişmesi alanındaki Türkiye’ye giriş yapan yabancı sermayenin %92’si AB kaynaklı. Dolayısıyla bu sürece baktığımız zaman sadece demokratikleşme değil AB’nin ilk kuruluş ismi Avrupa Ekonomik Topluluğu. Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun hedeflerinden olan Türkiye ile AB arasındaki imzalanan Ankara Antlaşması’nın da ikinci maddesi uyarınca Türkiye’nin ekonomik kalkınması da bu sürecin en önemli yapı taşlarından bir tanesi. Demokratik sürecimizi tamamladığımız, geliştirdiğimiz takdirde ekonomik süreçte aynı paralellikte ilerlerse Türkiye zaten kalkınma hedeflerinin hemen hemen hepsine ulaşmış olacaktır. Bu tabi ki yerelden başlayan doğru bilgiye aktarma sürecini de içermekte. Verilen bilgileri en iyi şekilde kullanır kişilere aktarırsa bu süreçte çok önemli bir görev üstlenmiş olacaklar.

Baktığımız zaman yerel medyanın rolü tabi ki Türkiye’de ki yerel medya özellikle gazetelerimiz yüksek tirajlara sahip olmayabiliyor. Ama artık hemen hemen her ilimizde bir televizyon kanalı var. Bu televizyon kanalları aslında vatandaşlarımızın en çok takip ettiği kanallar. Dolayısıyla yerel televizyon kanalları vatandaşı bilgilendirme anlamında da çok büyük bir önem taşıyor. Doğru bilgiyle bilgilendirmek de çok çok önemli.” dedi. 

“Yaygın medya olarak AB’yi izlemek konusunda muhabirler, editörler, gazeteleri yapanlar hepimiz dönem dönem hatalar yaptık ve biraz AB’yi yanlış tanıttık.”

Diplomasi Muhabirleri Derneği Başkanı Gürcanlı; “Biz AB süreci boyunca çok hatalar yaptık. Yaygın medya olarak AB’yi izlemek konusunda muhabirler, editörler, gazeteleri yapanlar hepimiz dönem dönem hatalar yaptık ve biraz AB’yi yanlış tanıttık. Bu konuşma benim bu yanlışların üzerinden giderek AB’yi tanıtmak artık. Çünkü Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerde sürmekte. Türk-AB ilişkileri resmi ilişkilerde de bir olgunlaşma süreci oldu. Bizde izlerken olgunlaştık. Bu yanlışlardan yola çıkarak artık daha düzgün ne yapabiliriz, AB’yi nasıl izleyebiliriz bunun üzerinde durmaya çalışacağım. AB konusu Türkiye’nin gündemine ilk olarak gümrük birliği ile geldi. 1995’li yıllarda AB girdi. Çünkü Türkiye artık bir parçası olma yolunda hızla ilerliyordu AB’ye. O dönemde tartışılmaya başlandı ve tartışılmaya başlandığı andan itibaren de büyük farklılıklar ortaya çıkmaya başladı, Türkiye toplumunda.  

“AB’yi olduğu gibi görmek yerine Türkiye’de farklı kesimler kendi amaçları doğrultusunda ‘AB’yi nasıl kullanırız?’la yaklaştı.”

Kimisine göre AB bir kuştu kimisine göre bir deveydi. O kadar farklı yaklaşımlar vardı. Kimisi azınlıklar hakları olarak bir güvence olarak gördüler. AB’yi oysa o dönemde askeri kanat Türkiye’nin bölünmemesi için bir güvence olarak gördü AB’yi. Kimisi de sistemin değişmesi için araç olarak gördü. Yani AB’yi olduğu gibi görmek yerine Türkiye’de farklı kesimler kendi amaçları doğrultusunda ‘AB’yi nasıl kullanırız?’la yaklaştı bu konuya. Bu nedenle de AB konusunda farklı beklentiler oluştu. İşte bizim hatamız belki de ulusal medya olarak ya da yaygın medya olarak bunları bağlı bulunduğumuz medya kuruluşunun politik yaklaşımına, çizgisine göre farklı yaklaşımları farklı şekilde pompalamak bunların üzerine gitmek ve vatandaşta kimi zaman boş hayallere neden olmak oldu. Bu birinci yanlıştı.  

“İkinci yanlış da biraz magazine kaydık. Yani AB’nin ne olduğunu anlatmak yerine daha çok haber olabilecek şeylerin üzerinde durduk.”

İkinci yanlış da biraz magazine kaydık. Yani AB’nin ne olduğunu anlatmak yerine daha çok haber olabilecek şeylerin üzerinde durduk. Bunlar bizim o dönemde yaptığımız ve hakikaten de yanlış tanıtımını sağladığımız unsurlardı.

“AB’de bir kişi konuştuğu zaman sanki bütün Avrupalılar öyle düşünüyor gibi gördük.”

Bir başka yanlış siyasi yaklaşmaktı AB’ye çok siyasi yaklaştık. Bu sadece basının suçu değil siyasetçilerimizin de suçu. Gelmiş geçmiş son dönemde AB ile ilgilenmeyen hiçbir hükümet olmadı. AB’yi sanki tek bir organ olarak gördük. Fransa Cumhurbaşkanı çıkıp da Türkiye aleyhine bir şey söylediği zaman biz bunu bütün AB söylüyormuş gibi anladık. Oysa o sadece Fransa Cumhurbaşkanı’nın görüşüydü. AB’de bir kişi konuştuğu zaman sanki bütün Avrupalılar öyle düşünüyor gibi gördük. Kimisi köstek oldu bizde dedik ki zaten bize karşılar bize ayrımcılık yapıyorlar.  

“AB nedir? Nedir AB’nin sağladığı imkanlar? ”

Nedir AB? AB, aslında baktığınız zaman bu siyasi konuları bir kenara bıraktığımız anda ki o önemli bir parçası, AB hayatın hemen her köşesine alanına sağlıktan çevreye, eğitimden adalete, siyasete sürekli standart getiren bir kurumdur. Bu standartları AB ülkeleri aralarında müzakere ederek belirlerler. İşte bu yüzden üye olmak önemlidir AB’ye.  

“Biz AB’ye üye olursak onların standartlarının belirlenmesinde söz sahibi olacağız. Bu yüzden önemlidir.”

Biz AB’ye üye olursak onların standartlarının belirlenmesinde söz sahibi olacağız. Bu yüzden önemlidir.

AB’ de yerel medya çok güçlü. Bizden çok farklı bizde Türkiye olarak medya çok güçlü gerek yaygın medya kanalları, gazeteleri çok güçlü gerek yerel medya kanalları gazeteleri ve televizyonları çok sayıda ama bakınca Türkiye’den inceleyince biraz daha sanki yaygın medya daha ağır basan bir havada. Ama AB’de bu böyle değil. Yaygın medya olmakla birlikte onlarında bir önemi olmakla beraber daha önemli unsur yerel medya.  

“AB yerel medyası vatandaşa değer veriyor. Yerel medya da vatandaşa değen unsurları haber yaptıkları için bu standartları vatandaşa taşıyor ve daha büyük gündem oluyor. Bizde yerel medya da bu tip vatandaşa değen konuların ötesinde daha siyasi konular ön plana çıkıyor ve AB’de çok fazla getirdiği standartlar açısından çok irdelenmiyor.”

Bu da aslında AB’nin, üyeliğin getirdiği bir etki çünkü vatandaşa değiyor AB. Yerel medya da vatandaşa değen unsurları haber yaptıkları için yerel medya vatandaşa değiyor ve bu standartları vatandaşa taşıyor ve daha büyük gündem oluyor. Bizde yerel medya da bu tip vatandaşa değen konuların ötesinde daha siyasi konular ön plana çıkıyor ve AB’de çok fazla getirdiği standartlar açısından çok irdelenmiyor. Bu hem yaygın hem de yerel medyanın hatası. O kadar çok şey var ki yerel medya olarak yapılabilecek. AB standartlar bütününü getiriyor, standartları hatırlatmamız gerekiyor. İkinci olarak da takip etmeniz gerekiyor bir takım şeyleri. Olasılıkları anlatmanız gerekiyor. Ulusal ajans 300 bin kişiye bir şekilde destek vermiş. Bunları anlatmamız lazım. Nedir AB’nin sağladığı imkanlar? Şu anda en ön plana çıkan ya da akla gelen üniversite eğitim projeleri. Projelerin denetimi önemli.  

“Daha önce genelde ulusaldan yerele bir etkileşim vardı ama bunun tersine dönmesi söz konusu artık çünkü internetle birlikte yerelleşmede başladı.”

İnternet gazeteciliğinin getirdiği çok önemli unsur var. Artık etkileşim çok büyük. Daha önce genelde ulusaldan yerele bir etkileşim vardı ama bunun tersine dönmesi söz konusu artık çünkü internetle birlikte yerelleşmede başladı. Bu Avrupa’da Amerika’da görülüyor yavaş yavaş Türkiye’de de görülmeye başladı. Biz yerelden alıp haberi ulusala taşıyarak hükümeti harekete geçirmek ortada bir aksaklık varsa çözüme kavuşmasını sağlamaya çalışıyoruz. İnternet unsuruna biraz daha önem verin bağlantıyı bu noktada kurun. AB bizden önce bunu yaptı.” dedi.

“Yerel medyada yaygın medyanın sahip olduğu reklam bütçesinden çok da pay almıyor. Pay almadığı zaman siz yerel medyayı nasıl güçlendireceksiniz?”

Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Türker; “Yerel medya gerçekten çok önemli bir ayak yaygın medyanın halk içerisindeki haber istihbaratını sağlıyor. Oradan aldığımız bir şeyi ses getirecek hale taşıyabiliyor. Yerel medyanın tirajları, izlenme ve dinlenme oranları çok düşük bir seviyede. Çoğaldıkça kalite artıp rekabet artacakken tam tersi daha da düşmeye başlıyor. Bunların tamamı insana dayalı ilişkiler. Ücretlerin çok yüksek olmadığı da ortada. Yerel medyada yaygın medyanın sahip olduğu reklam bütçesinden çok da pay almıyor. Pay almadığı zaman siz yerel medyayı nasıl güçlendireceksiniz?

Yerel medyada gittiğimiz her matbaada mutlaka bir gazete var. ‘Tirajlarınız nedir?’ diye sorduğumuz 100-150-200 arasında rakamlara tekabül ediyor. Sadece basın ilan kurumundan ilan alınarak götürülüyor. Oysa o şehirlerin marka gazetesi var mı? Marka olmadıkları için o noktada içerik olarak da kalite olarak da yetersiz kalıyorlar. Tesisler çok iyi, her yerde müthiş bir matbaa tesisleri var ama bunlar yeterli değil. Gazeteyi sırf ajanstan haberler alarak doldurarak bu işi götürmek çok da iyi değil.  

“Ekonomisi güçlü olmayan medya diğer alanlarda nasıl özgür olacak? Özgürlüğünü elde edebilesi için nasıl haberler yapacak? Bunların hepsi birbirine zincirleme olarak geliyor.”

Ekonomisi güçlü olmayan medya diğer alanlarda nasıl özgür olacak? Özgürlüğünü elde edebilesi için nasıl haberler yapacak? Bunların hepsi birbirine zincirleme olarak geliyor. Yerel medya ulusal medya yaygın medya önceden bölgesel ekler çıkarıyordu. Artık yetinmiyorlar şehir ekleri çıkartıyorlar. Bunun ileri ki bir zamanda nereye taşıyacaklar televizyonlarda şehirlerle ilgili sorunlar çözüm önerileri yerel yöneticilerin görüşlerini alarak bütün bunların programları gelecek. Arkasından zaten radyo programları da yürütülüyor. Dolayısıyla artık oranın kendi içinde canlanmaya başlayan ekonomisinin de reklamı bir bakıyoruz yaygın medyaya akmaya başladı. Genel medya ne kadar boşluk yaratırsa o boşluğu birileri dolduracak. AB’ye baktığımız zaman oradaki yerel medyanın içerisinde müthiş bir takip var. Şehirde ne oluyor, kentte ne oluyor, kim neden yaptı? Her şey bilinebiliyor.  

“Şehrin sıkıntıları yerel yöneticilerin sorunları anlatılarak olur.”

Basın ilan kurumuna dayalı bir gazete oluştuğu zaman o gazeteyi marka haline getirip büyük rakamlarla satışı olmuyor. Bu daha sonra da gazeteyi çok okunaklı bir hale getirdiğimiz zaman dışarıdan yatırıma gelen o büyük şirketlerin veya burada yerleşik olan büyük şirketlerin dikkatini çekecektir. Çok cancanlı basmak yerine maliyeti aşağı çekerek onun yerine istihdam yaratım o istihdamla daha içerikleri zengin yayınlar yapmak tercih edilen bir yayıncılık. Sürekli yerel yöneticileri anlatan onların bilgilerini ön plana çıkaran haberler var. Şehrin sıkıntıları yerel yöneticilerin sorunları anlatılarak olur. Okunma tirajlar bu şekilde gelecektir.

Ama işin detayını sorgulayamadık. Bu işin ileriye dönecek kısmı nedir, nasıl olacak? Yerel ve genel AB sürecinde çok önemli bir yeri var. Çünkü sorgulamayı alttan yapmadığımız sürece üsttekileri günü birlik olacaktır ve arkasından bitecektir.  

“Ekonomimiz güçlü olmadığı müddetçe basın ekonomik olarak kendi özgürlüğünü ilan etmediği müddetçe şartları değil AB değil Amerika bugünkü gibi zor olacaktır.”

Reklamı veren cancanlıya mı verecek çok okunana mı verecek? O reklamın ulaşabileceği bir alan vardır. Sosyal medyaya da önem verin. İnternet gazeteciliği de günümüzde son derece önemlidir. Reklam veren için o izlenme tıklanma dinlenme ve tirajdır. Ekonomimiz güçlü olmadığı müddetçe basın ekonomik olarak kendi özgürlüğünü ilan etmediği müddetçe şartları değil AB değil Amerika bugünkü gibi zor olacaktır.” dedi.

Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği Başkanı Abdioğullları; Afyonkarahisar’da, “33 tane süreli ve devamlı yayın yapan gazeteleri olduğunu söyledi. Bunların 25 tanesi resmi ilan almakta, 13 tanesi kent merkezinde yayın yapmakta ve basın enformasyon kurallarına uygun hareket etmekte. 5 tane aktif 2 tanesi devamlı güncellenen haber portalımız 7 tane radyo yayınımız halen devam etmektedir. 2 tane Tv kanalımızı atlamışız. Uydudan yayın yapmakta olan ve şu anda uyduya çıkmak üzere olan bir tane Tv’miz mevcuttur. Canlı yayın araçları vardır ve uydudan yayın yapan Tv’miz de 95 bordrolu arkadaşımız çalışmaktadır. Bu Afyonkarahisar’da, Eskişehir’de, Kütahya’da, Isparta’da ve Uşak’ta da temsilcilikleri mevcuttur.” dedi. Abdioğulları daha sonra dernek faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

“AB dediğimiz zaman biz nerede hata yaptık?”

Diploması Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dilek ; “AB dediğimiz zaman biz nerede hata yaptık? Biz önce bir yanlış algının peşinde koştuk bu algıyı meşrulaştırdık meşrulaştırdığımız algıyı da sayfalara taşıdık. Bizim için kokoreçin standardı önemliydi, satılıp satılmayacağını konu ettik vs. ama bizi ilgilendiren bir başka konu var, bu çok daha önemli. AB’nin üzerinde oturduğu temellerden bir tanesi ifade özgürlüğü basın özgürlüğü yani demokrasinin olmazsa olmaz kavramlarından birisi bu. Basın ve ifade özgürlüğü.  

“İfade özgürlüğü nedir, ne değildir?”

Biz ne düşündüğümüzü, ne hissettiğimizi, ne gördüğümüzü gazetecilik anlamında ne yaptığımızı özgürce sayfalarımıza taşıyacağız ki özgürce Tv ekranlarına taşıyacağız ki kamuoyu oluşsun ve bu kamuoyu da bir şekilde demokrasinin sacayağından biri haline gelsin. Bütün dünyada tartışılan en kritik konu, ‘İfade özgürlüğü nedir, ne değildir?’ Bunun binlerce tanımını yapmak mümkün. Ama ifade özgürlüğü dediğiniz şeyin bence arkasında yerel medyayla sizleri de ilgilendiren çok önemli bir takım noktalar var. 

“Maalesef Türkiye’de gerek yerel medyada, gerek yaygın medyada insan kalitesi, çalışan kalitesi gerçekten sorunlu. Bunun birçok nedeni var. Ama bu insan kalitesi sorunlu olduğu için bunu böyle kabul etmek durumunda mıyız, değil miyiz?” 

Ben muhalif olmanın öncelikle kendimizi eleştirmenin daha nitelikli iş gücü yaratacağına inananlardanım. Maalesef Türkiye’de gerek yerel medyada gerek yaygın medyada insan kalitesi, çalışan kalitesi gerçekten sorunlu. Bunun birçok nedeni var. Ama bu insan kalitesi sorunlu olduğu için bunu böyle kabul etmek durumunda mıyız değil miyiz? İnsan kalitesi ne demek? İnsan kalitesinden benim anladığım iyi bir eğitim. Her şeyi bırakın bir kenara ben bugün dahi anlamına gelen ‘de’leri ayırmayan yazım kurallarından bihaber meslektaşlarımın olduğunu biliyorum. Bu içler acısı bir durum. Her şeyi bir kenara bırakın sizden ricam lütfen şu yazım kurallarını bir kez daha gözden geçirin. Büyük laflar etmek mümkün, AB’den başlayıp da bu projelerin nereye nasıl varacağını, bu projelerde Türkiye’nin nasıl yer alacağını söylemek mümkün ama bunların hepsini bir kalemde geçelim. Bunlarla zaten insanlar ilgileniyor. Önce lütfen kendimize bakalım. Ben bunu sadece eleştiri anlamında söylemiyorum. Bu hepimiz için geçerli. Yaygın medyada da bu sıkıntı çok ama çok fazla. Yazım kuralları sadece küçük bir örnek, bunun dışında o kadar çok defomuz var ki basın olarak gazeteciler olarak. Biz bir kere eğitim seviyemiz konusunda da sıkıntılıyız. Bu yaygın medyada da böyle yerel medyada da böyle. Bundan 15-20 yıl önce yerel medyadaki arkadaşlarımızla konuştuğumuz zaman eğitim sorununun nasıl aşılacağı konusunda kafalarında kuşkular vardı ama artık bugün eğitim dediğiniz şey o kadar uzakta değil. Dolayısıyla biz dosya bilgilerimizi, eğitim kalitemizi biz en azından bir yabancı dili çok iyi bilmek durumundayız ki niteliğimizi yükseltelim. Bütün bunları yapmadan ister AB diyin ister AB’nin ötesinde olası projeler hakkında konuşun çok bir şey ifade edeceğini sanmıyorum. İnsan kalitesi bir kere önemli bir sorun bunu halletmemiz gerekiyor ikinci önemli sorunumuz madem basın demokrasinin en önemli sacayaklarından bir tanesi, en önemli sorunumuz maalesef özellikle yerel medyanın parasal kaynaklarla olan ilişkileri. Bunun neden üzerinde duruyorum çünkü yaygın medyadaki sıkıntı neyse yerel medyadaki sıkıntıda o. Yani yerel medya dediğiniz zaman bundan 15-20 yıl önce Anadolu’nun ücra bir köşesinde düğün davetiyesi basan küçük bir matbaanın ve bir taraftan da günlük gazete bastığını reklamdan 3 kuruş para kazanmak için uğraştığını görüyordunuz. Diğer tarafta bakıyorsunuz bir kentin eşrafından bir kişi valiyle, belediye başkanıyla ya da o sistem içinde etkinliğini korumak için bir gazete çıkartıyordu. Diğer yandan bakıyorsunuz kentin ekonomik kuruluşlarından bir tanesi biraz daha fazla para kapabilmek için sistemden bir gazete çıkarıyordu ama artık bu kavramlarda değişti. Biz bu ilişkilerimizde de çok sağlıklı değiliz maalesef bunun da sağlıklı bir zemine oturtulması gerektiğini düşünüyorum.  

“Çözmemiz gereken konulardan bir tanesi eğitim ikinci parasal ilişkiler üçüncüsü de bizim kendimize olan ilgimiz. Yani örgütlü olmayışımız, örgütlülüğümüzün önündeki sıkıntılar kendi hakkımızı hukukumuzu savunamamamız.”

Eleştiri her zaman kendimizi bizim yaygın medyada da benzer sıkıntılarımız çok daha büyük boyutlarda ortada duruyor maalesef. Bütün bunları düzeltmeden yerel medyanın derdini tasasını çözemeyiz ama çözmemiz gereken bir başka konu daha var. Bir tanesi eğitim ikinci parasal ilişkiler üçüncüsü de bizim kendimize olan ilgimiz. Yani örgütlü olmayışımız, örgütlülüğümüzün önündeki sıkıntılar kendi hakkımızı hukukumuzu savunamamamız. Yani yerel medya çalışanları olarak ben meslektaşlarımın durumunun çok parlak olduğunu düşünmüyorum. Gerek aldıkları ücretler gerek sigorta konuları gerekse patronlara karşı güçlerinin olmadığını maalesef biliyoruz. Birçok arkadaşımız da bu konuda bizimle sıkıntılarını paylaşıyorlar. Öncelikle bu örgütlülük meselesini de bir şekilde halletmemiz aşmamız ve Anadolu tabiriyle birlikten güç doğar kavramını bir şekilde içselleştirip bunu uygulamaya koymamız gerekiyor.  

“AB’nin üzerinde durduğu en önemli yapılardan bir tanesi demokrasi ve ifade özgürlüğü.”

AB’nin üzerinde durduğu en önemli yapılardan bir tanesi demokrasi ve ifade özgürlüğü. Demokrasi ve ifade özgürlüğü olmazsa olmaz ama bunun önündeki en büyük engel nedir diye baktığınızda sansürler.

“Ben devletten gelen sansürün bir şekilde aşılabileceğini sistem içinde zaman içinde bu sansürün demokratikleşmeyle çözülebileceğini düşünüyorum. Ama kafalardaki sansürün çok kolay aşılmayacağı kanaatindeyim.”

Ben devletten gelen sansürün bir şekilde aşılabileceğini sistem içinde zaman içinde bu sansürün demokratikleşmeyle çözülebileceğini düşünüyorum. Ama kafalardaki sansürün çok kolay aşılmayacağı kanaatindeyim. Zihinlerde oto sansür başladıktan sonra ve kendi frenleme mekanizmanız başladıktan sonra bunun önüne geçmek çok kolay değil. Yani siz o zaman zihinlerde bir takım şeyleri aşmak zorunda olacaksınız ki bu da kısa zaman içinde olmuyor. Bütün bunlardan dolayı gerçekten çok ciddi hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Önce kendimizi bileceğiz kendimize hayrımız dokunacak. Eğitim konusuna çok önem vereceğiz. Eğitimin bizi çok daha ileri noktalara taşıyacağı noktasında samimi kanaatimiz olacak ki biz yerel basının niteliğini bir üst noktaya taşıyabilelim.

“Yabancı dil noktasında hassas olmamız gerekiyor. Artık yabancı dil öğrenmek bir zorunluluk.”

Yabancı dil noktasında hassas olmamız gerekiyor. Artık yabancı dil öğrenmek bir zorunluluk. Bunun önünde çok büyük engel yok. Gerek AB programları gerekse yerel kaynaklardan edineceğimiz bir takım unsurlarla yabancı dilinizi geliştirmek zorundasınız. Yabancı kaynakları geliştirmek zorundasınız. Küreselleşen dünya deniliyor. Küreselleşme aynı zamanda sonuna kadar yerelleşmeyi de destekliyor. Yerelleşme dediğiniz zaman küreselleşme de bütün bir yerelleşme düşünmek zorundasınız. O yüzden dış dünyaya gözümüzü de açmamız gerekiyor.

“Dış dünya ile yerel arasında organik bağdır aslında yerel medya. Siz dış dünyaya ilişkin algınızı bir şekilde yerelle bütünleştirip bunu insanlara taşımak zorundasınız. Onların hem kendini görmesini hem de dış dünyayı görmesini sağlayacaksınız. Ama hangi gözlükten yerel gözlükten.”

Dış dünya ile yerel arasında organik bağdır aslında yerel medya. Siz dış dünyayı algılayacaksınız ki yerel olanla bunu bağdaştırıp sayfalarınıza taşıyacaksınız. Aslında konunun felsefi tarafı da budur. Siz dış dünyaya ilişkin algınızı bir şekilde yerelle bütünleştirip bunu insanlara taşımak zorundasınız. Onların hem kendini görmesini hem de dış dünyayı görmesini sağlayacaksınız. Ama hangi gözlükten? Yerel gözlükten.  

“Çok kısır bir dünya görüşüyle bizim kendi iç tartışmalarımızı ucuz polemiklerle sayfaya taşıyoruz çünkü gazeteyi ancak bu sattırıyor diye düşünüyoruz.”

Aslında yaygın medya olarak biz bunu yapamıyoruz, kafamız kısır siyasi tartışmalara odaklandığından biz dünyada olanı biteni algılamak yerine çok kısır bir dünya görüşüyle bizim kendi iç tartışmalarımızı ucuz polemiklerle sayfaya taşıyoruz çünkü gazeteyi ancak bu sattırıyor diye düşünüyoruz. Bence çok sağlıklı bir düşünce değil. Aynı hastalık maalesef yerel medyada da mevcut. Tabloyu bu kadar karanlık çizmek lazım mı bence biraz tabloyu karanlık olarak görüp de bunu daha fazla nasıl aydınlatırız diye üzerinde çalışmamız gerekiyor.  

“Gazetecilik mesleği bir yaşam biçimi. Gazetecilik evrensel bir meslektir.”

Gazetecilik mesleği 21 yıl bitti benim. Gazetecilik mesleği bir yaşam biçimi. Siz dünyanın neresine giderseniz gidin bir gazeteciyi yine tanırsınız, bilirsiniz. Oturmasından kalkmasından konuşmasından kurduğu cümlelerden. Gazeteci hayatı haber gibi görür, haber gibi algılar. Bu sıradan bir meslek değil. Ama biz bu mesleği evrensel anlamda ne kadar yerel medya çalışanı da olsak ulusal medya çalışanı da olsak gazetecilik bir evrensel meslektir. Evrensel anlamda algılayıp uygulayabildiğimiz için öncelikle kendimize dikkat etmemiz gerekiyor. Eğitimimize dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun çok kolay olmadığını biliyorum, çok zor olduğunu biliyorum ama maalesef artık 21.’ci yüzyıldayız. 21.’ ci yüzyılın gerekliliği neyse bunları yapmak zorundayız. Bu seminerler bu paneller bile sizin en azından dış dünyaya bakışınızda bir çerçeve bir bağlam oluşturacaktır diye düşünüyorum. 

“Özlük haklarımızı muhakkak ve muhakkak korumamız gerekiyor. Bizim anamızın ak sütü gibi helal 212 kadrosu olarak tabir edilen sigortamızın muhakkak üzerinde hassasiyetle durulması gerekiyor.” 

Örgütlülük meselesinin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Özlük haklarımızı muhakkak ve muhakkak korumamız gerekiyor. Bizim anamızın ak sütü gibi helal 212 kadrosu olarak tabir edilen sigortamızın muhakkak üzerinde hassasiyetle durulması gerekiyor. Gazeteciler olarak yıpranma hakkımızı geri aldık ama bunun kaldırılmış olması bile zamanında içler acısı bir durumdu. 212’nin basın kadrosunun yapılmadığı altın değerinde olduğu için genelde işverenlerin bundan uzak durduğunu biliyorum. Bu sorun ancak örgütlülükle aşılabilir.” dedi.

Konuşmacıların ardından Erkoçak kısa değerlendirmesini yaptı. Yerel medyanın soruları cevapladılar ve ardından katılımcılara sertifikaları verildi. Sertifikalarını alan katılımcılar, Brüksel ve Londra’ya Çalışma ziyaretinin kura çekimi yapılmasıyla seminer sona erdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri