"BİLECİK ŞAHLANIŞIN BEŞİĞİ OLMALI

‘Tarihte ve günümüzde Ortadoğu’da Türkmenler (İran, Irak, Suriye)’ konulu uluslararası sempozyumda konuşan Rektör Özcan, “Bilecik sadece kuruluş ve kurtuluşun değil artık şahlanışında beşiği olmalı” dedi.

Ahmet MEŞE

‘Tarihte ve günümüzde Ortadoğu’da Türkmenler’ konulu sempozyumda konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Azmi Özcan, “Bilecik sadece kuruluş ve kurtuluşun değil artık şahlanışında beşiği olmalı” dedi. Rektör Özcan, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin Türk Milleti’nin her sorunuyla ilgilendiğini belirterek, “ Bu meseleye de önem veren bir üniversiteyiz” ifadelerini kullandı.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ev sahipliğinde ‘Tarihte ve günümüzde Ortadoğu’da Türkmenler (İran, Irak, Suriye)’ konulu uluslar arası sempozyum düzenlendi. 8-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek sempozyumun açılışı 8 Mayıs Perşembe günü saat 09.00’da yapıldı. Yurt içi ve yurt dışından birçok davetlinin katıldığı sempozyumun ilk gününde birbirinden önemli konuşmalar gerçekleşti. Ortadoğu ve Türkmenlere ilişkin birçok konu masaya yatırıldı. Zaman zaman duygulu anlar yaşandı.

Sempozyumun açılış törenine, Bilecik Şeyh Edebali Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, Bilecik Vali Yardımcısı Süleyman Deniz, Bilecik 2'nci Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Halis Zafer Koç, Bilecik İl Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Topçu, Bilecik Belediye Başkan Yardımcısı Kadri Şentürk, akademisyenler, öğrenciler, vatandaşlar ve yurt dışından gelen birçok misafir katıldı.

‘BİLECİK ŞAHLANIŞIN BEŞİĞİ OLMALI’

Sempozyumda oturumlara geçilmeden önce konuşan Rektör Azmi Özcan çok önemli noktalara temas etti. Türkmen coğrafyasının ayağa kalkma vakti geldiğine dikkat çeken Özcan, bu yolculukta Bilecik’in önemli olduğunu söyledi. Özcan, “Bilecik sadece kuruluş ve kurtuluşun değil artık şahlanışında beşiği olmalı” ifadelerini kullandı.

100 yıl önce kardeşi kardeşten ayıran bazı küresel güçlerin varlığına vurgu yapan Özcan, med ve cezirin hükmünü icra etmesi gerektiğini dile getirdi. Türk coğrafyasının içinde bulunduğu durumdan kurtulması için üniversitelere büyük görevler düştüğünü ifade eden Özcan şunları kaydetti:

‘KARDEŞİ KARDEŞTEN AYIRDILAR’

“ Bu duygusal ortamda ifadeyi meram etmek bir hayli zor ama bir taraftan da hayat devam ediyor. Bu işlerin yapılması lazım. Yıl 2014, bizim ayrılışımızın üzerinden 100 sene geçmiş. 100 sene kısa olabilir ama Türk Milleti için uzun bir dönem. Artık med ve cezir hükmünü icra etmeli. Onun içinde bilim ve kültüre ihtiyacımız var. 100 yıl önce kardeşler birbirlerinden kavga ederek ayrılmadılar. Küresel güçler kendi ihtirasları için bir dizayn yaptılar ve kardeşi kardeşten ayırdılar. Türkmen coğrafyası Türk Dünyası’nın önemli bir unsuru ve tam 10 yıldır yüzüstü sürünen bir coğrafya. Bu sürünmenin artık nihayete ermesi için bilim, kültür, inanç, irade ve irfan temelli yeni bir kalkınmaya ihtiyaç var. Bunun önemli saç ayaklarından biri de üniversiteler” dedi. 

‘BU MESELEYE ÖNEM VEREN BİR ÜNİVERSİTEYİZ’

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin Türk Milleti’nin sorunlarıyla yakından ilgilenen bir üniversite olduğunu anlatan Özcan, sözlerine şu cümlelerle son verdi:

“ Bizler Türk Milleti’nin hemen her meselesinde olduğu gibi bu meseleye de önem veren bir üniversiteyiz. Bilecik sadece kuruluş ve kurtuluşun değil artık şahlanışında beşiği olmalı diye düşünüyoruz. Zira milleti büyük yapan hepsinin bir arada olmaları değil düştükleri zaman tekrar ayağa kalkabilme kabiliyetlerini muhafaza etmelidir. Bizim içinde bu ilim, irfan, irade temelli olmalıdır. Bu yüzden bu sempozyumu önemsiyoruz, bu sempozyuma kardeş coğrafyalardan aramıza gelen dostlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Tarih Bölümü Başkanı Rektör Yardımcısı Aldulhalik Bakır ise düzenleme kurulu adına sempozyuma katılan herkese teşekkür ederek sempozyumun hayırlara vesile olmasını temenni etti.

AZERBAYCAN’DAN ÜNİVERSİTEMİZE ÖVGÜ

Bakır’ın ardından kürsüye Azerbaycan Bilimler Akademisi Edebiyat Enstitüsünden Prof. Dr. Gazanfer Paşayev geldi. Paşayev, çok sevinçli ve gurur dolu olduğunu söyledi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ve Rektörü Azmi Özcan’dan övgü dolu sözlerle bahseden Paşayev, Azerbaycan adına sempozyumda emeği geçenlere teşekkür etti. Paşayev, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin kısa sürede büyük işlere imza attığını belirtti. Ayrıca Paşayev beraberinde getirdiği birçok eseri Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi kütüphanesine hediye etti.

‘TÜRK KARDEŞLERİMİZDEN BAHSETMEK CEZAYDI’

Açılış konuşmalarının devamında söz alan Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Dernek Başkanı Musa Serdar Çelebi çok önemli mesajlar verdi. Çelebi, kendi gençlik yıllarından bahsederek itirafta bulundu. Çelebi, gençliğinde Türk kardeşlerinden bahsetmenin cezai müeyyidesi olduğunu anımsatarak, “ 1969 yılında üniversiteye geldiğimde ilk öğrendiğim şey Kerkük Türkmenleriydi. O güne kadar hiç öğrenmediğim bir şeyi orada öğrendiğimi buradan itiraf edeyim” diye konuştu.

Konuşmasının devamında Dündar Taşer’den bahseden Çelebi şunları kaydetti:

“ Allah’a şükür bugünler geride kaldı. Büyük asker büyük dava adamı Dündar Taşer büyüğümüzün ifadesiyle bizim gibi büyük milletleri büyük okyanuslara benzetir kendi eserinde. Büyük okyanusların med ve ceziri olur diyor. Bizim cezrimiz Polatlı önlerinde bitti. Bizim milletimizin yeniden büyüme vakti gelmiştir diyor. Allah’ın izniyle biz onu şimdi birlikte yaşıyoruz. Her milletin bir kalkışı var. Her ne kadar bazı acıları yaşıyor olsak ta geçmişe nispetle daha büyük daha kudretli, daha huzurlu, güvenli bir geleceğe gittiğimize inanıyorum.”

‘EN ÖNEMLİ MESELE DİLİMİZİN VE KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİN KORUNMASI’

Avrupa’da yaşayan Türkler ile 1000 yılık bir maziye sahip Türkmen coğrafyasının aynı sıkıntılar içerisinde olduğuna vurgu yapan Çelebi, “ En önemli mesele dilimizin ve kültürel değerlerimizin korunması” dedi. ‘Dilimizi kaybettiğimiz zaman her şeyi kaybederiz’ diyen Çelebi şöyle devam etti:

“Bugün Türkmen kardeşlerimizin yaşadıkları ortamlarda ağır baskılar sebebiyle dil öğrenimini ve dili yaşatma alanlarının daraltıldığını görüyoruz. Bugün Lübnan’da kendisi Türkmen kardeşimiz Türkmen olduğunu Arapça söylüyor. Türkiyemiz bugün içeride ve dışarıda birçok meselelere rağmen geçmişe nispetle dışarıdaki kardeşlerine el uzatacak noktada. Belli kurumlar var. Yunus Emre Vakfı var. Ana dilimizi öğrenmek ve öğretmek üzere destek verecek kurumlar var. TİKA var. TİKA, tarihi eserlerimizin bize ait kültürel değerlerimizin tekrar hayata taşınması, restore edilmesi, toplumun zenginleştirilmesi ve ekonomik olarak güçlendirilmesine yönelik projeleri destekleyen bu projelere ciddi destek veren bir kuruluş. Türkler ve akraba topluluklar kuruluşumuz var. Bizim tüm Türkmen kardeşlerimizin, önderlerimizin, liderlerimizin, projeler geliştirerek bu kurumun desteklerinden faydalanması gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarından sonra sempozyumun oturumlarına geçildi. Oturumlarda birbirinden önemli konuşmacılar birçok farklı konuda bilgi ve deneyimlerini katılımcılar ile paylaştılar. İki farklı salonda eş zamanlı devam eden oturumlara ilişkin haberleri gazetemizin ilerleyen sayılarında okuyabilirsiniz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri