BİLGİYİ DEĞERLERLE TAÇLANDIRMAK…

MUZAFFER TEKELİOĞLU

Anne ve babalar olarak evlatlarımızı, öğretmenler olarak öğrencilerimizi, devlet olarak geleceğin teminatı gördüğümüz çocuklarımızı, gençlerimizi en iyi şekilde yetiştirmeyi arzularız. Tek gayemiz yavrularımızın büyüklerine saygılı, vatanına, devletine, bayrağına bağlı, adaletli davranan, yardımsever, sorumluluk bilinci ile dopdolu, merhamet sahibi olmasını isteriz. Bunun içinde elimizden gelen her fedakarlığı gösteririz.

Bu arzu ve isteklerimizi yerine getirmede ne kadar başarılı olabiliyoruz? Maalesef çok istememize rağmen bunda muvaffak olamıyoruz. Kendimizi sorguladığımızda vazifelerimizi yerine getirdiğimizi düşünüyor, sütten çıkmış ak kaşık gibi görüyoruz. Çocuklarımızın yukarıda saydığımız hasletlere ulaşması için anne ve babalar olarak, çevre olarak, devlet olarak görevlerimizi yaptığımızı zannediyoruz. Çocuğumuzun kıyafetlerini alarak, karnını doyurarak ve cebine harçlığını koyarak görevimizi yaptığımızı söylüyorsak yanılıyoruz. Devlet olarak okullar açıp, öğretmenleri görevlendirmekle, kitaplarını ücretsiz vermekle, fiziki ortamlarını oluşturmakla görevimizi yaptığımızı sanıyorsak yanılıyoruz.

Çocuklarımızın bilgi ile yüklenmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz. Başarıyı bilgi ile ölçüyoruz. Bunun en basit örneği teog sınavlarının açıklanmasıyla gördük. Yüzyirmi sorunun tamamını yapan ve tam puan alan öğrencilerimizin sayısı her geçen yıl artıyor. Başarılı olan öğrencilerimiz okullarında ödüllendiriliyor. Okul Müdürlerimiz başarılı öğrencileri ilçe milli eğitim müdürlüklerine götürüyor poz poz fotoğraflar çekiliyor, İlçe Milli Eğitim Müdürleri bu öğrencileri alıp ilin valisine ve İl Milli Eğitim müdürlüklerine götürüyor, orada da fotoğraflar çekiliyor, öğrencilerimiz ödüllendiriliyor. Başarının ödüllendirilmesi, diğer öğrencilere örnek olması için törenlerin yapılması çok güzel…Bu yapılanlara itirazımız olamaz. Bir eğitimci olarak öğrencisinden, öğretmenine, müdüründen, yöneticisine başarıda katkısı olan herkes ödüllendirilsin, takdir edilsin. Yüz yirmi sorunun tamamını bilen öğrenci sınav yapılan tüm derslerin müfredatını öğrenmiş demektir. Şu unutulmamalıdır ki; Öğrenilen bilgiler davranış haline getirilmezse, toplumda kullanacağımız güzel değerler haline dönüştürülmezse o zaman o bilginin pek faydası yoktur.

Çoğumuzun şikâyet ettiği şey çocuklarımızın iki kelimeyi bir araya getiremediği, meramını anlatamadığı, boş zamanlarını bilgisayar ve internet oyunları ile değerlendirdiği ve bu oyunların ağırlıklı olarak şiddeti içeren oyunlar olduğu konusunda hemfikiriz. Televizyonlara baktığımızda maalesef her kanalda yayınlanan programların çoğu çocuklarımız başta olmak üzere, gençlerimizin, anne ve babalarımızın kısacası topyekûn toplumumuzun davranışlarını olumsuz hale getiren, manevi çöküntüyü alabildiğine tetikleyen, aileler arasında sevgi, saygı ve güveni yitiren programlar aldı başını gidiyor. Evlenme programları adı altında ahlak çöküntüsüne yol açan programlar, dizilerde birbirini aldatmayı normal hale getiren sahneler, şiddeti mubah gören hareketler, çocukların hayal dünyalarını allak bullak eden reklam filmleri okullarda kavratılmaya çalışılan değerleri silip süpürüyor.

Bir taraftan manevi değerleri çocuklarımıza aktarmak için çaba sarf eden öğretmenlerimiz, değerlerle yüklenmiş programlar, diğer taraftan günlerce kazandırılmaya çalışılan değerleri birkaç dakikada, hatta birkaç saniyede silip süpüren televizyon programları…

Devletimizin top yekûn değerler eğitiminde seferberlik ilan etmesi gerekiyor. Bu çalışmalarla alakalı olarak basın organlarında, televizyon kanallarında, müfredat programlarında düzenlemeye gitmelidir. Güzel çalışmalarla perhiz yaparken, lahana turşusu ile perhizi bozmamalıdır. 2023 yılının Türkiye’si, 2071 yılının hedeflerine ulaşma sevdası değerlerimize sahip çıkmakla olur. Bizde bu birlik, beraberlik, vatan ve bayrak sevgisi varken hedeflerimize ulaşma yönünde hiç tereddüdümüz olmasın.