Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz, Taksim Gezi Parkı'nda yaşananlar ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. Şeyh Edebali Türbesi'nde gazetemizin sorusunu cevaplayan Milletvekili Poyraz," Biz bu filmi daha önce gördük" dedi.
Ahmet MEŞE
Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) Milletvekili KİT Komisyonu Başkanı Fahrettin Poyraz, 7 Haziran Cuma günü saat 17.00'de Emniyet Müdürü Eyüp Özüdoğru'yu ziyaret etti. Ziyaretin ardından Şeyh Edebali Türbesi'ne geçen Milletvekili Poyraz, burada gazetemizin sorusunu cevapladı. Son günlerde ülkenin sıcak gündemi Taksim Gezi Parkı'nda yaşananlar ile ilgili değerledirmelerde bulunan Milletvekili Poyraz, çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Eylemlerin amacının dışında çıktığının altını çizen Poyraz, Ak Parti'nin iç ve dış güçlerce yıpratılmak istendiğini söyledi. Türkiye'nin hızla devam eden büyümesinin bazı çevreleri rahatsız ettiğini dile getiren Poyraz," Biz bu fimi daha önce gördük" ifadelerini kullandı.
"Polisin ilk andaki müdahalesi tartışılabilir"
Ak Parti Milletvekili Fahrettin Poyraz açıklamalarında şu cümlelere yer verdi:" Bu olayın tabi 1,5 yıla varan bir geçmişi var , bu göz ardı ediliyor. Bu 1.5 yıllık dönem zarfında hatırlarsanız Taksim düzenlemesiyle ilgili olarak hem İlçe Belediyesi hem Büyükşehir Belediyesi bu konuda karar aldı ve Belediye Meclislerinde bu konu görüşüldü. Orada bütün siyasi partiler AK Parti, MHP, CHP ve diğer siyasi partiler bu konuda fikir birliği ettiler ve yeni Taksim düzenlemesi noktasında da oy birliği ile bu değişiklikleri kabul ettiler. Daha sonra imar planlamasında yapılan bu değişiklikler ile projeler gündeme geldi. Çalışmalar başlayınca da tabi bir kısım çevre duyarlılığına sahip olan vatandaşlarımızın, gençlerimizin bu noktada belediye meclisinden oy birliğiyle geçmiş olsakta partiler bu konuda fikir birliği etmiş olsalar da biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz diye protesto gösterilerinde bulunmaları bir yere kadar anlayışla karşılanabilir. Sonuçta arkadaşlar gitti gençlerimiz orada bu anlamdaki protestolarını yaptılar. Orada belki bu protestoya polisin ilk andaki müdahaleside tartışılabilir. Bu konuda Bakanlık bir inceleme başlattı.
"Masum şekilde başlayan protestolar, şiddet eylemine dönüştü"
Sonrasında yaşanan süreci vatandaşlarımızın dikkatle takip ettiği kanaatindeyim. Türkiye'de ne oldu da sadece 14 tane ağacın kesilmesi de değil yer değiştirilmesi sebep gösterilerek birden bire farklı şehirlerden eylemler yapılmaya başlandı. İlk başta masum bir şekilde başlayan bu protesto vatandaşların araçlarını yakmaya, kamunun araçlarını yakmaya, dükkanların camlarını indirmeye, bankaların camlarının indirilip içerisinin talan edilip bankamatikteki paraların yağmalanmasına kadar bir şiddet eylemine dönüştü. Sayın Bakanlarımızında açıkladığı gibi bir takım illegal örgütler bu iyi niyetle başlamış protesto sürecini tahrik etmeye, yönlendirmeye ve vatandaşın halkın huzurunu bozmaya, Türkiye'nin istikrarını bozmaya yönelik bir eyleme dönüştürme gayreti içerisinde oldular. Öncesinde aşırı güç kullanımı olabilir ama sonrasında baktığınız zaman emniyet güçlerinin, emniyet kuvvetlerinin sakin sabırlı bir müdahalesini gördük. Sayın Başbakan vekilimiz Bülent Bey'de o anlamda bir empati yaparak ne diyorlar anlamak için davet etti, tekliflerini önerilerini dinlemeye çalıştı. Bence işin rengi birazda orada ortaya çıktı. Sanki seçilmiş hükümete halkın iradesi ile meşru hükümete bir nevi ultimatom verircesine bir takım öneriler konuldu yazılı olarak sonrasında hızlarını alamadılar basın açıklaması yaparken neye karşı olduklarınıda söylediler dediler ki “ Biz üçüncü köprüyü istemiyoruz, İstanbul'da yapılacak olan diğer havaalanını istemiyoruz, HES'lerin nükleer santrallerin yapılmasını istemiyoruz.” Bence işin püf noktası burada vatandaşların buna çok dikkat etmesi gerekiyor.
"200 milyar doları aşan büyüklükte bir yatırım"
Türkiye şu son dönem hatta şu son üç- dört ay içerisinde konuşulan bu yatırımları dikkate aldığımızda öyle bir yatırım hamlesine girildi ki Türkiye'nin dört bir tarafında yapılanları saymıyorum. Sadece bu konuştuklarımız 200 milyar doları aşan büyüklükteki bir yatırımdan bahsediyoruz. Türkiye'nin her yıl %4-%5 enerji ihtiyacı var bizim mecburen vatandaşımızın ihtiyacını karşılama anlamında enerji yatırımı yapmak durumundayız. Aşağı yukarı yıllık 50-60 milyar dolar yurtdışına dövüz olarak enerji ithalatı noktasında kaynak trensferinde bulunuyoruz. Bunun bir kısmını borçlanarak yapmak durumundayız. Şimdi bu arkadaşlarımızn talep ettiği şey Türkiye daha fazla borçlansın, petrolü dışarıdan alsın, doğal gazı dışarıdan alsın elektriği öyle üretsin. Biz 50-60 milyar doları azaltmaya çalışırken üzerine bir 50-60 milyar daha koyalım demek istiyorlar. Diğer taraftan İstanbul'un trafiğini rahatlatacak olan tüm Türkiye'yi rahatlatacak olan hatta iki kıtatı bir araya getirecek dünyanın en büyük en geçiş köprülerinden biri olma konumundaki üçüncü köprüyü yapmayalım. Peki bu İstanbul'un ihtiyacı olan ulaşım sorununu nasıl çözeceksiniz? Öbür taraftan dünyanın en büyük havaalanını yapıyoruz bir kaç yıl içerisinde bitecek buna karşı çıkmanın mantığını anlamakta zorluk çekiyorum. Türk Hava Yolları dünyanın en büyük şirketi olan Alman şirketi Lufthansa ile kafa kafaya geldi. Bu havaalanını yaptıktan sonra Türk Hava Yolları dünyanın en büyük şirketi olacak bunu göreceğiz hep birlikte yaşayacağız ve İstanbul aşağı yukarı tün dünyanın aktarma merkezi sadece transit anlamında 100 milyonun üzerinde yolcunun İstanbul'da inip oradan dünyanın başka yerlerine transfer edileceği merkez haline gelecek. Bütün bunları üst üste koyduğunuz zaman kanal İstanbul'uda ekleyelim yani Montrö Antlaşmasıyla bizi bağlayan Boğazlarla ilgili olan Uluslararası denetimin dışına çıkan Türkiye'ye ülkemize yeni bir imkan sağlayan Kanal İstanbul projesini yaptığımız zaman Türkiye'nin uluslar arası deniz ticareti anlamında müthiş bir kazanımı daha olacak.
"Biz bu filmi daha önce gördük!"
Şimdi bu eylemcilerin temcilsi konumunda olan insanlar aşağı yukarı 200 milyar doları aşan ve Türkiye'yi sıçrama noktasına getirecek olan bu projelere niye karşı çıkarlar? Ben şunu söyleyeyim daha önce biz bu filmi gördük. Türkiye'de 7 sene öncede benzer bir operasyon yapıldı bir kaç gecede Türkiye'de bankalardan borsalardan yaklaşık bir 20 milyar dolara yakın kaynak çıkışı sağlanmaya çalışıldı. Böylelikle bu ülkede kaos oluşacak istikrarsızlık oluşacak ve Türkiye'de ekonomik istikrarsızlığa paralel siyasi bir istikrarsızlık oluşacak. Bu gerçekleşmeyecek ama hedefleri bu. İnsanımız olayı yakınen sabırla takip ediyor, ben takip ettiğine inanıyorum bu tablonun bütününü gördüğüne inanıyorum. Şu anda Türkiye şu on yıllık dönem zarfında yaklaşık 1 trilyon dolar GSMH'ya ulaştık. Önümüzdeki on yıllık dönem zarfında dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olacağız diyoruz ki bu şu demek 2.5 trilyon dolarlık GSMH'ya ulaşmak anlamına geliyor. Dolayısıyla aslında Türkiye'nin şu an da ki potansiyeli ve gelecekteki potansiyeli ile uluslar arası dengede pek çok ülkenin, pek çok gurubun çıkarlarınıda tehdit ediyor. O zaman ne yapmak lazım bundan önceki dönemlerde olduğu gibi Türkiye'nin istikrarsızlaştırılması lazım. Yavaş yavaş önümüzdeki günlerde göreceksiniz masumane bir şekilde başlamış bu eylemlerin perde arkasında kimler var. Yurtdışında twitter üzerinden 300'e yakın sahte hesap açıldı buradan gençler yönlendirilmeye çalışılıyor. Diğer taraftan yabancı istihbarat ajanlarının olaylara girip tahrik edip yönlendirmeye çalışması burada bir kaç ülkenin ajanı var.
"Hangi siyasi partiden olursak olalım, ülkenin menfaatlerini en başta tutmamız gerekiyor"
Türkiye şu anda öyle bir konumdaki sadece bir veya bir kaç tane değil. Bugün bizim müttefikimiz, dostumuz gibi gözüken ama orta ve uzun vadede ekonomik anlamda çıkar çatışmalarını yaşama riski olan ülkeler bile şu anda açıkçası Türkiye tökezlesin de biz Türkiye'nin yükselişinden ileride karşılaşacağımız riskleri sıkıntıları yaşamayalım diye bugünden bir takım hazırlıkları vardı ve bu bunlar açısından Gezi Parkı olayları veya protestoları Türkiye teşmil edilerek veya işte ekonomiyi istikrarsızlaştırma anlamında bir fırsat oluşturulmaya çalışıldı. Burada tabi üzücü olan husus şu hangi siyasi partiden olursak olalım Türkiye'nin menfaatlerini, ülkenin menfaatlerini en başta tutmamız gerekiyor. Ülkemizin menfaatine olan birşey olduğu zaman biz bütün siyasi parti ayrılıklarımızı bir tarafa bırakarak bu ortak payda içerisinde buluşmamız lazım ama maalesef dış uzantıları fazla olan bu senaryoda ben özellikle MHP'li arkadaşlara teşekkür ediyorum. Tabanda bir kısım katılımlar oldu basına falan yansıdı ama genel anlamda MHP yönetimi olayı sezdi ve dışarıda durdular ama ana muhalefet partisi, İşçi Partisi ve bir takım illegal örgütler DHKPC gibi ismini sayamayacağım ona yakın örgüt bunu maşa olarak taşeron olarak bu işe balıklama atladılar.
"Türk bayrağını bile yaktılar"
Niye bu kadar uzun sürdü noktasında kafalara bir soru takılabilir. Özellikle hükümetimiz masumane başlayan bu olaylarda tepkisini bir nebze anlayışla karşıladı ama illegal örgütlerin uluslar arası uzantılarının bu eylemler sırasında ön plana bir takım böyle masum gençleri sürmesinden dolayı biz gerçek anlamda samimi olarak düşüncesini ifade etmek isteyen, tepkisini ortaya koymak isteyen, ülkenin aleyhinde çalışanları ayırma noktasında emniyet güçleri son derece sabırlı bir süreç işlettiler. Aslında bu bizim ülkemizinde özellikle kendi dönemimizde ne kadar demokratikleştiğini temek hak ve hürriyetlere ne kadar tahammüllü olduğumuzu da gösteriyor. AK Partiyi şu anda tahammülsüzlükle suçluyorlar ama dikat edin bakın mümkün olduğunca müdahale edilmiyor. Emniyet güçleri saatlerce bekliyor. Gece yarılarına kadar artık dağılın gidin yarın sabah birlikte gelelim gibi böyle hep alttan alıcı hep böyle iyi yönde tavsiyelerde bulundular. Şimdi dediğim gibi öndeki iyi niyetlilerle bu işin provakatörlerini ayırma noktasında sabırlı bir çalışma gösterildi ve kamuou-yuna yansıdı İstanbul'da Kızılay'da Hatay sokağının köşe başında öyle noktaya gittiler ki bu provake noktasında Türk Bayrağını bile yaktılar. Bunların kabul edilebilir bir tarafı yok. Tablonun bütününü görmemiz gerekiyor. Toplumu kamplaştırmak birbirine vuruşturmak Türkiye'de kazanılmış olan on yıldır birikimimizi istikrarımızı bozma noktasında uluslararası uzantılarıda olan bir eyleme dönüştürüldü, devam eder mi? Bence etmez. Niye? Çünkü biz milletimizin bu anlamdaki ferasetine güveniyoruz, inanıyoruz bundan sonra zaten devam edecek olanlarda iyi niyetten uzak, hak arayışından uzak tamamen provakatif eylemler niteliğinde olacaktır.
"Ana muhalefeti uyanık olmaya davet ediyorum"
Burada ben ana muhalefet partisinin hem ilimizdeki hem de genel anlamda yöneticilerini uyanık olmaya davet ediyorum. Söz konusu olan bizim ülkemizse o zaman bizim siyasi parti çıkarlarımızın ülkenin menfaatlerinin önüne geçmemesi lazım bu gerçeği, bu tabloyu görmeleri lazım. Türkiye'yi bir uçağa benzetirsek biz Allah'a şükür ondanda zaman zaman gurur duyuyoruz Türkiye'de güzel şeyler yapıldı İlimizde güzel şeyler yapıldı. Uçağın motoruna baktık, kanatlarına baktık, hertürlü donanımına yaptık piste çıkarttık şu an uçuk pistte tam gaz gidiyor tam uçak havalanacak hızını ikiye üçe katlayacak birileri bunu görüyor ve kaldırmamak için aşağı çekmek için son bir gayret son bir çaba. Bundan sonra göreceksiniz bu Türkiye'yi istikrarsızlaştırma oyunu senaryosu tutmayacak ve Türkiye o hedeflediğimiz dünyanın en büyük ilk on ekonomisinden biri olacak ve Türk insanı ve Türk milleti dünyanın het tarafında itibarlı, saygın vatandaş konumuna gelecek. Son olarak şunu söylemek istiyorum biz bir taraftan ekonomi bir taraftan siyasi değişimler reformlar yaparken bir taraftanda Türkiye'nin en temel problemi olan terörü çözme noktasında büyük riskler aldık.
"Güçlü medeniyetimizi inşaa edeceğiz"
Beş- altı aydır görüyorsunuz sorun çözülme noktasında ciddi adımlar atıldı mesafeler alındı ve tam nihayet Türkiye huzura erecek, rahata erecek derken birileri bir senaryo uygulamaya kalktı vatandaşımızın dikkatinden bu kaçmasın. İsteniyor ki Türkiye hep bir kargaşa içerisinde olsun, isteniyor ki Türkiye hep bir huzursuzluk içerisinde olsun, sürekli bir istikrarsızlık içerisinde olsun, büyümesin. Hayır bunu başaramayacaklar biz güçlü bir tarihe sahibiz güçlü bir medeniyete sahibiz ve ecdadımızın bu dünyaya armağan ettiği hediye ettiği o medeniyetimizi inşallah hepbirlikte tekrar inşaa edeceğiz.Sayın Başbakan'ın akşamki konuşmasında o hitabı boşuna değildi bizim sorumluluğumuz çok büyük bugün Balkan çoğrafyası bugün Türki Devletlerinde yaşayan yüzlerce milyonlarca insanımız Orta Doğu, Afrika hep Türkiye'ye bakıyorlar böyle Türkiyeden ümitliler dolayısıyla biz bu ümitleri boşa çıkartmayacağız. Sadece kendi insanımız için değil Türkiyeden umudu olan ümidi olan bütün bu mazlumlar için bütün bu çoğrafyada yaşayan insanlar için inşallah biz Türkiye'yi ayağa kaldıracağız ve yeniden o güçlü medeniyetimizi inşaa edeceğiz.