BİZİM ZAMANIMIZDA…

MUZAFFER TEKELİOĞLU

Çocukluğumuzda büyüklerimiz bilhassa dedelerimiz, ninelerimiz “Bizim zamanımızda” diye başlarlar, saatlerce kendi dönemlerindeki zorluklardan, güzelliklerden, sevgi ve saygıdan bahsederlerdi. Onları dinlerken bazen masal gibi gelir dinlemekten zevk alır, bazen de “Yine aynı şeyler” diye içimizden geçirirdik. Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Biz onların yerine geçtik. Çocuklarımızın, torunlarımızın olumsuzluklarını görünce başladık anlatmaya “Bizim zamanımızda ”diye. Tek fark bize anlatılırken sonuna kadar anlatılanları dinlerdik. Şimdi ise daha birkaç kelime söylerken “Dede o sizin zamanınızdaymış, onları geç, zaman değişti” diye tepki gösteriyorlar.Kendi hayal dünyalarında haklı olabilirler.Eğri oturalım doğru düşünüp, gerçekleri konuşalım. Geçmiş dönemle kıyaslanacak o kadar çok olumsuzluğumuz var ki sayfalarca yazsanız bitmez.-aramızda kalsın kitap bile yazmayı düşünüyorum-

Yıllarca eğitimin içinde yoğurulmuş bir kişi olarak bizi zamanımızdaki eğitimle, içinde bulunduğumuz eğitimi karşılaştırmak istiyorum. Zorunlu eğitim on iki yıl oldu. Yani çocuklarımız on iki yıl okumak zorunda… İster ortaokulda, ister lisede okuyan öğrencilerimizin eğitim durumlarına bir bakalım. Bilgiyi çocuklarımıza ezberletmişiz. Sorduğumuz sorulara papağan gibi cevap veriyorlar. Hatta bizim bilmediklerimizi de cevaplandırabilecek bilgiye sahipler. Teknolojiden tutun da, uzayın derinliklerine kadar her şeyi biliyorlar. Şunu belirtmek isterim ki öğrenilen bilgiler davranış haline getirilmiyorsa, öğrenilen bilgiler günlük hayatta kullanılamıyorsa, öğrenilen bilgiler ışığında çevresine, ilçesine, iline, ülkesine olumlu katkı sağlamıyorsa hiçbir kıymet ifade etmez.

Bizim zamanımıza sevgiyi öğretirlerdi, bizler küçüklerimizde, hayvanlarda, bitkilerde tatbik ederdik. Küçüklerimize şefkat ve merhametle bakardık. Okullarımızda saygıyı öğrenirdik, öğrendiğimizi büyüklerimizde tatbik ederdik. Büyüklerimize hürmette kusur etmezdik. Temizliği öğrendik, çevremizi kirletmezdik. Annelerimiz kapının önünü her sabah süpürürdü. Yardımlaşmayı öğrendik.Fakiri, fukarayı gözetirdik. Bir dilim ekmeğimizi arkadaşımızla bölüşür, oyuncağımızı onunla paylaşırdık. Vatan sevgisini, bayrak sevgisini öğrendik. Nerede ve hangi vakitte olursa olsun İstiklal Marşını hiç kıpırdamadan sonuna kadar dinler, bayrağımızı görünce selamlardık. Renk renk kalemlerimiz, çeşit çeşit test kitaplarımız, cicili biçili çantalarımız, ders çalışacak masamız, aydınlatacak elektrik, ısıtacak doğalgazımız yoktu ama başarmak için olumsuzluklara rağmen küçücük bedenimizde koskocaman yüreğimiz vardı.

Bizim zamanımızda dostluk, kardeşlik, yardımlaşma vardı. Bizim zamanımızda bencillik, kalleşlik, egoistlik yoktu. Bizim zamanımızda komşunun fırınında pişen pideler paylaşılırdı, bizim zamanımızda annelerimiz örgülerini örerken çocuklar kovalamaca oynardı, saklambaç oynardı, birdirbir oynardı, yakan top oynardı. Bizim zamanımızda misafirliğe gittiğimizde mısır patlatılırdı, sobada patates pişirilirdi, anneannelerimiz masal anlatırdı, bilmeceler sorulurdu. Bizim zamanımızda yer döşekleri vardı, kardeşlerimizle yatar, üşüyen ayaklarımızı ısıtmaya çalışır, sırt sırta verir dayanışmanın, güvenmenin ne demek olduğunu o yaşlarda öğrenirdik. Bizim zamanımızda öyle güzellikler vardı ki…

Bizim zamanımıza gitmek mümkün değil ama bizim zamanımızın güzellikleri çocuklarımıza yaşatmak mümkün. Sağlıcakla kalın…