Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Azmi Özcan, 4.Uluslararası Muhsin Yazıcıoğulu Sempozyumu'na katıldı. Sempozyumun ikinci oturumuna başkanlık eden Rektör Özcan anlam yüklü bir konuşma yaparak:" Biz boş yere varolmadık" ifadelerini kullandı.
Ahmet MEŞE-Mücahid ERDAL
''4. Uluslararası Muhsin Yazıcıoğlu Sempozyumu gerçekleşti. Sempozyum 31 Mart Pazar günü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Sempozyumun ikinci oturumuna Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Pof.Dr. Azmi Özcan başkanlık etti. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici'nin de katıldığı sempozyumda Azerbaycan Milletvekili Ganila Paşayeva, Irak Kerkük Millitvekili Jale Younis, Batı Trakya Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuşoğlu ilk oturumda söz alan isimler oldu. Rektör Özcan'ın başkanlık ettiği ikinci oturumda Kırgızistan Milletvekili Dastan Cumabekov, Azerbaycan Eski Meclis Başkanı İsa Kamber, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar ve Nogay Türkleri Derneği Başkanı Cemil Sütbaş konuşmalarını gerçekleştirdi.
"Bu dünyada boşuna bulunmuyoruz"
Rektör Özcan:" Bir büyük vefanın, bir büyük sorumluluğun, bir büyük davanın en önemli kahramanlarından birisinin seneyi devriyesi münasebetiyle bugün burada toplanmış bulunuyoruz" sözleriyle başkanlık ettiği oturumu açtı. Panelistlere söz vermeden önce kısa bir konuşma yapan Rektör Özcan çok önemi mesajlar verdi. Hayatında, ölümünde hayırlısının dileyen bir inanaca mensubuz diyen Rektör Özcan şöyle konuştu:" Hayatı ve ölümleri anlamlı kılan bizatihi onların kendileri değil ne için olduklarıdır. Aksi takdirde zayi edilmiş bir hayattır ve boş yere bir ölümdür. Bizim inancımızda ve medeniyetimizde ömür ile imar aynı kökten geliyor. Bizler inanmış insanlar olarak hem ömrümüzü imar etmekle mükellefiz hemde yaşadığımız zamanı ve mekanı marur etmekle mükellefiz. Bu dünyada boşuna bulunmuyoruz. Bir ulu kişi yine bizim geleneğimizin en önemli değerlerinden olan nasihat kültüründe şöyle ifade ediyor. Bu dünyada sana sunulan her şeyden hesaba çekileceksin. Akıllı o kişidir ki gideceği yere göre hazırlanır. Ömür kısadır önemli olan ne kadar yaşadığınız değil yaşadığınız süre içerisinde neler yapabildiğinizdir. İyilik yapmak için iyi şeyler yapmak için fırsat bulursanız hemen yapın. Çünkü iyilik kalıcı, fırsatlar geçicidir. Kötülük yapmak arzusu duyarsanız sabredinki arzular geçicidir. Fakat yaparsanız kötülükler kalıcıdır. Bizim inancımıza, kültürümüze ve medeniyetimize mensup olanların hayatını anlamlı kılan değer tamda bu söylediklerimdir. Biz boş yere varolmadık, varlığımızın bir anlamı var ve içimizde hayırlı olanlarda varlıklarını bu anlama uygun olarak yaşayanlar ve yaşatanlardır. İşte onların hem varlığı hem yokluğu hayır olmaya, iyi olmaya devam etmektedir" dedi.
Açılış konuşmaları
Sempozyumun açılış konuşmalarında Bosna-Hersek'in Ankara Büyükelçisi Damir Dzanko, Yazıcıoğlu'nu Bosna Hersek'e verdiği katkılardan dolayı çok iyi tanıdığına değinerek, ülkesine verdiği destekten dolayı Yazıcıoğlu'nun ailesine ve yakınlarına teşekkür etti. Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı ise BBP'nin kurucu genel başkanı Yazıcıoğlu'nu Türkiye'de çoğu zaman sivilliğini kaybeden siyasetin sivil bir rota izlemesi için mücadele ettiğini hatırlattı. Avrupa Türk Birliği Genel Başkanı Erol Yazıcıoğlu da BBP'nin merhum genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi. Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ise eşi Yazıcıoğlu'nun Türk dünyasında nasıl izlenimler bıraktığını dinlemek için bir araya geldiklerini bildirdi.
Söz Genel Başkan'da
Sempozyumun devamında BBP Genel Başkanı Mustafa Destici söz aldı. Destici, ''BBP'nin Türk siyasetinde var olmasının en baştaki gayesi, tüm Türk-İslam coğrafyasının huzuru, barışı ve birliğinin tesis edilmesine katkı sağlamaktır'' dedi. Yazıcıoğlu ile BBP'nin hiçbir zaman misyonunu ya da çerçevesini Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan 75 milyon ile sınırlı tutmadığını ifade eden Destici, şöyle konuştu: ''Başta Türk-İslam coğrafyasındaki bütün kardeşlerimiz olmak üzere yeryüzündeki bütün mazlumların sesi soluğu ve nefesi olma gayreti içindeyiz. Bunu da rahmetli genel başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu'ndan ve onun yaptıklarından aldık. Böylece, felsefemizin içine yerleştirdik. Bosna'da büyük acılar yaşanırken, Srebrenitsa başta olmak üzere büyük katliamlar yaşanırken rahmetli genel başkanımız Muhsin başkanımız Bosna'daydı. Kosova bağımsızlık, oradaki kardeşlerimiz yaşam mücadelesi verirken Muhsin Yazıcıoğlu orada siperlerdeydi. Makedonya'da Kosova Kurtuluş Ordusu'nun (UÇK) kamplarındaydı. Her yıl Sadık Ahmet'i anma toplantısına Muhsin başkanımız ve bizler gidiyorduk. Karadağ'da büyük zulümler yaşanırken, Ermeniler Hocalı'da katliam yaparken, Karabağ'ı işgal ederken, TBMM'de gür bir seda ile Azerbaycan'ın haklılığını haykıran, Azeri kardeşlerimizin sesi soluğu olan yine Muhsin Yazıcıoğlu idi.''
Destici, Yazıcıoğlu'nun her zaman Orta Asya'daki kardeşlerinin yanından olduğuna değinerek, Türk dünyası ile İslam coğrafyasında, Filistin davasında da mazlumun olduğu her yerde Muhsin Yazıcıoğlu'nun bulunduğunu anlattı.
''BBP'nin Türk siyasetinde var olmasının en baştaki gayesi, tüm Türk-İslam coğrafyasının huzuru, barışı ve birliğinin tesis edilmesine katkı sağlamaktır'' diyen Destici, ''Birileri AB hayaliyle yanıp tutuşabilir. Hala bu hayalin peşinde koşuyor olabilir. Bizler ve rahmetli genel başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu hep 'Türk birliği', 'Hazar ortak projesi', Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kaynaşmış birleşmiş bir Türk-İslam dünyası hayal ediyorduk. Türk'ün olduğu her yerden huzurun, kardeşliğin ve barışın olması için mücadele edeceğiz'' ifadelerini kullandı.
Paşayeva, duygulu anlar yaşattı
Sempozyumda birbirinden önemli konulara temas edilirken özellikle Azerbaycan Milletvekili Ganila Paşayeva'nın yaptığı konuşma salonda duygulu anlar yaşattı. Muhsin Yazıcıoğlu'ndan övgü dolu sözlerle bahseden Paşayeva:" Ne mutlu Türküm diyene" dedi. Paşayeva, Azerbaycan Devleti milletvekili olmakla beraber bir Türk milletvekili olarak burda vatanımızında bir parçasıyım dediğinde salonda alkış tufanı koptu. Sözlerinin sonunda tüm salon ayağa kalkarak Paşayevayı alkışlarken göz yaşlarına hakim olamayanlarda oldukça dikkat çekti. Paşayeva duygu yüklü konuşmasında şunları dile getirdi:" Bize bunu o devlet adamları öğrettik ki o devlet adamlarından biriside Muhsin Yazıcıoğulu'ydu. O, Türkiye Milletvekili olduğu kadar Azerbaycan'ında milletvekiliydi. O dünyanın her yerindeki insanımızın milletvekiliydi. Bu sempozyumları dünyanın her yerinde düzenlememiz gerekir ve gençlerimize Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlatmak gerekir. Neyi anlatmak gerekir? Muhsin Yazıcıoğlu'nun en büyük özelliklerinden biri neydi? Bugünkü gençlerimizin en büyük eksikliklerinden biri o milli kimlik, milli düşünce, milli davanın ne demek olduğunu hayatıyla anlatan bir insandı. Muhsin Yazıcıoğlu hiçbir zaman sınırlar içerisinde kalmadı. O Türkiye coğrafyası, sınırları içerisinde kalmadı. Nerede milletimiz varsa ben onun temsilcisiyim dedi. Nerede milletimiz ağladıysa o ağlayan benim annem, kardeşim dedi. O dert benim derdimdi dedi ve o derde sahip oldu. O derdi biliyorum demedi onu bildi ve dünyanın her yerinde kendi derdi gibi anlattı. Bu milli düşüncenin, milli kimliğin büyük bir örneğiydi. Bizim gençlerimizin Muhsin Yazıcıoğlu'ndan bunu öğrenmesi gerekir. Ben Muhsin Yazıcıoğlu'nu televizyonda çalıştığım dönemlerde tanıdım. Daha sonra parlamentoda tanıdım ama ben geçmişide okudum. Türkiye'de bizim Türkiye dışındada davamızı yaşayan insanlar var diyen bir grup vardı. Bu grubun en önemli simalarından biriside Muhsin Yazıcıoğlu'ydu. O insanlar Gazi Mustafa Kemal'in vasiyetini yerine getirdileri. Sovyetler dağıldığında Türkiye Cumhuriyetlerine sahip çıktılar. Muhsin Yazıcıoğlu'nu Azerbaycan'a, Karabağ'a getiren sadece Azerbaycan'ın özgürlüğünden sonraki düşünce değildi. Onlar, Azerbaycan bağımsızlığını almadan önce Azerbaycan davasını gütmüşlerdi. O yüzdende Azerbaycan özgürlüğünü alınca, sıkıntılar başladı. O benim ağrımdı, acımdı dedi. Azerbaycan'ın, Karabağ'ın acısını içinde hissetti. Benim her gördüğümde göçmenleri, Karabağ'ı soran Muhsin Yazıcıoğlu vardı. Bu bilinci gençlere aşılayan bir insandı. Ben buraya Azerbaycan'dan gelirken selam ve sevilerin yanısıra bu fikride getirdim. Biz Muhsin Yazıcıoğlu'nu unutmadık, unutmayız, unutturmayızda. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu'nu unutmak, o davayı unutmak demektir. Muhsin Yazıcıoğu aynı zamanda samimi bir inanç insanıydı. Dünya'nın neresinde bir müslümanın ağrısı olursa o benim ağrım derdi. Muhsin Yazıcıoğlu o dedelerin torunuyduki, Yesevi ne diyordu, en büyük hizmet insanlığa hizmet. Muhsün Yazıcıoğlu, herkesi sahiplendi. Bu gençlerimize çok önemli bir mesajdı. Ben dünyanın birçok yerine gittim. Solcusundan sağcısına, dincisinden milliyetçisine, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ismi geldiğinde iyi bir insandı sözünü işittik. Onun güzel bir fikri vardı. Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum diyordu. Ben onun yaptıklarıyla oraya kadar yükseldi diye düşündüm. Ben onun cezaevinde kaldığı zamanları okudum. Dava arkadaşlarını hapiste koyup tahliyesini istemeyen bir insandan konuştuğumuz zaman bütün hayatını kendisi için yaşamayan, milleti için yaşayan birisi için bu millet onun düşüncelerini hep yukarıya doğru taşımalıdır. Muhsin Yazıcıoğlu'nun bir Türk Dünyası hayali vardı. Bu artık hayal değil, gerçeğe giden bir gerçeğimiz var. Bunu artık kimse durduramaz. Bizim yapmamız gereken sınırlar içerisinde değil sınırlar üstünde düşünerek el ele vererek o davaların arkasında daha samimi daha güçlü bir şekilde yürümektir" dedi.
Son değerlendirme
Sempozyumda son olarak tekrar söz alan Genel Başkan Destici, sempozyumu değerlendirdi. Destici, sunumların ardından yaptığı kapanış konuşmasında, BBP'nin merhum genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun inandığı davası için hayatını, vermekten hiçbir zaman çekinmediğini belirterek, O'nun yolun sonunda bir bedel ödeyeceğini de çok iyi bildiğini kaydetti. Yazıcıoğlu'nun Türklüğe ve İslam dinine sahip çıkan bir lider olduğunu ifade eden Destici, şöyle konuştu: ''O, Türk-İslam coğrafyasını hayal ediyordu. Bugün yeryüzünde en çok haksızlık, zulüm, sömürü nerede- Türk-Müslüman coğrafyasındadır. Şimdi kendi kendimize soruyoruz; Rusya'nın ne hakkı var, Azerbaycan'ın petrollerinde ve Türkmen doğalgazında- İngiltere'nin ne hakkı var, Kerkük-Musul petrollerinde- Amerika'nın ne hakkı var, bütün Ortadoğu'daki doğal kaynaklarında- Fransa'nın ne hakkı var, Libya petrollerinde- İsrail'in ne hakkı var, Cezayir petrollerinde- Aslında hiçbir hakları yok. Bunların hiçbir uluslararası dayanağı yok. Ancak emperyalist güçler kanla, gözyaşıyla, silahla, insanları öldürüp, onların mallarını alıyor. İşte buna 'dur' demek için Türk dünyasının birlik olması lazımdır.''
Bütün sömürüler, kan ve gözyaşları sona erecek
Destici, Balkanlarda ve Bosna'da çok kan döküldüğüne değinerek, şöyle devam etti: ''Mutlaka önce içinizde birliği test edip, sağlayacaksınız. Daha sonra bu birlik, Türk dünyasında uygulanacak. Böylece bütün bu sömürüler, kan ve gözyaşları sona erecek. Bizim aynı yoldan yürüyeceğimizden, aynı fikri ve misyonu taşımaya devam edeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz, nasıl bir emaneti aldığımızın, hangi bayrağın temsilcisi olduğumuzun ve bunu nereye taşımamız gerektiğinin bilincindeyiz. Rabbim, bedeli ne olursa olsun milletle bütünleşen, milletin içinden gelecek bir iktidarı kurarak, Türk-İslam birliğini oluşturmamızı sağlasın.''
Sempozyumun unutulmaz hale gelmesi için CD ve kitap haline getirilip, katılımcılara dağıtılacağını da vurgulayan Destici, Yazıcıoğlu ve beraberinde hayatını kaybedenlere baş sağlığı diledi. Destici, tüm şehitler için Fatiha Suresi'ni okudu.
Daha sonra Nogay Türkleri Derneği Başkanı Cemil Sütbaş ve Azerbaycan Milletvekili Ganila Paşayeva, Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ile Destici'ye çeşitli hediyeler verdi.
Destici, sempozyumun sonunda annesi Fahriye Destici'nin yanına oturarak, elini öptü. Partililerle vedalaşan Destici, 4 yaşındaki yeğeni Muhsin'i de kucağına alıp salondan ayrıldı.