ÇALIŞAN GAZETECİLER ORDUSU

Mehmet ERDAL

Bu gün 10 Ocak. Günün anlam ve önemi ise bizim günümüzün olması. Yani Çalışan Gazeteciler günü.

Dikkatinizi bir kere daha çekmek istiyorum. Yan gelip yatan değil, masa başında haber yapan değil "ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ".

İyi de bu gün nereden çıkmış önce bilelim. 10 Ocak 1961de gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştiren, ileri haklar getiren 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gün.

Çalışan gazetecinin mesai mefhumu yoktur. 7 / 24 hizmet verir. Gece haber olur, yatağından kalkar gidip haberini yapar. Hafta sonu ailesiyle bir gezi düzenler, haber olur kalır görevine devam eder. İnternet haberciliği yapıyorsa hemen sitesine geçip halkı bilgilendirir. Bir sonraki gün de gazetesine haberi yetiştirmenin peşindedir.

Gazeteci tanıdıklarınız varsa görürsünüz ki sürekli bir koşuşturmanın içindedir. Ayak üstü muhabbet edecek vakti bile bulamaz. Hep işleri acele, hep işleri hemen olacaktır. Çünkü her gün yetiştirmesi gereken bir gazetesi vardır.

Gazeteci hiçbir iş yapmadığı gün bile ertesi gün okuyacağınız gazeteyi çıkarmak zorundadır.

İlimiz siyasetçilerinden birisinin bir sözü var. Gazetecilerin mantığı tersten çalışır diyor. Doğruluk payı da yok değil. Çünkü gazeteci her olaya haber mantığıyla yaklaşır. Kimsenin fark edemediğini fark etmeli ki, haber konusu olsun. Hele hele büyük bir açığı yakaladı mı ertesi gün bombayı patlatır.

Biz de gazetemizde bu tür olaylara çok rastladık. Hemen aklıma gelen bir kaç tanesini hatırlayalım.

Malumunuz 14 Mart Tıp bayramı. Bozüyük'te yaşanan bir olay. Vatandaş gece eşi rahatsızlanıyor ve 112 Acil'i arıyor. Acilden taksi durağının telefonu veriliyor ve taksi tut getir deniyor. Vatandaş kaç saat sonra Acile hastasını getiriyor. Hastaneye geç gelen hasta vefat ediyor. Manşetimiz de şuydu; "Tıp bayramda, hasta mezarda"

Yine gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Mücahid Erdal'ın bir köşe yazısı vardı, "İşinize geldi mi güzide basın, işinize gelmedi mi üstüne basın".

İşte gazetecilik. Buluşlarla yapılan başlıklar. Objektif olarak vatandaşa haberi doğru olarak aktarmak.

Tabiki bu Çalışan Gazetecilere has bir özellik.

Bilecik ne gazeteciler gördü. Başka bir köşe yazarının yazısını kendi haberiymiş gibi imzasını atanları mı ararsın. Başka bir habere kendi imzasını atanları mı ararsan. Hatta bir keresinde benim başıma gelmişti. Ak Parti iktidar olduktan sonra nüfusa göre belediye başkanlarının maaşlarını belirlemişti. Kiminin maaşı düştü, kimi çıktı.

Ben haberi öğrendim, hatta Valilikteki ilgili daire müdürüne de teyit ettirip ilimizdeki belediye başkanlarının maaşlarını haber yapmıştım. Haber gazetede yayınlandı ve üç gün sonra aynı haber sadece muhabir ismi değiştirilerek, başlığı, spotu ve içerisindeki haber metni ile başka bir gazete de gördüm.

Gerçi o gazete malum bir yıl kadar ayakta durabildi. Hızla girdiği Bilecik medyasına, tarih olup gitti. Neden? Çalışan gazeteci olmadıkları için. Yan gelip yatan, masa başı habercilik yapan. Başkalarının hakkına gasp ettiği için, vatandaş tutmadı. Yayın hayatına da devam edemedi.

Sakarya ise hala dimdik ayakta. Neden; Çünkü Çalışan Gazeteciler ordusu Sakarya.

Bugün gazetemize bir çok tebrikler gelecek. Hepsine ayrı ayrı şimdiden teşekkür ederim. Gerçi biz bu mesajları gazetemizde yayınlarız ama geçen sene de yayınladığımız için mükerrer diye eleştiri gelebilir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesi gazetemiz sahibi Şadi Erdal sürekli basın kartı sahibi oldu. Personellerimizden İsmet Cep ve Sibel Can Sarı Basın Kartı almaya hak kazandı. Böylelikle gazetemizde 6 tane Sarı Basın Kartı sahibi gazeteci oldu. Tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Üç çalışan gazeteci arkadaşımızın Sarı Basın kartı da yolda. Onları da unutmayalım... Ne diyelim çalışanın olur.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri