Ak Parti İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş yemin kriziyle ilgili gündemi değerlendirdi. Çarpıcı tespitlerin bulunduğu açıklamasında “Bir sonraki seçimde, Bebek Katili Abdullah Öcalan, Kandil Eşkiyası Murat Karayılan veya diğer teröristler, bir yerlerden aday gösterilir, seçimi kazanır ve Meclis’e gelirlerse. Buna da Balbay ve Haberal’ı kurtaran değişikliği gerekçe gösterirlerse bunu vicdanınız kabul edecek mi? CHP’nin bu tavrı sonucu, BDP’nin de istediği olur ve bu katillere Meclis yolu açılırsa CHP bunu hesabını ve vebalini verebilir mi?” CHP Yönetimi, bilerek veya bilmeyerek, hangi yolda” dedi.
(AK PARTİ ADAY ADAYLARINI TANITTI) FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN
Millet iradesinin Birkaç kişi uğruna heba edilmeye çalışıldığını vurgulayan Kurtulmuş CHP Milli İradeyi Meclis'te değil de Sokakta mı temsil etmeyi düşünüyor? Dedi.
CHP'nin çıkmaz bir yolda olduğunu da belirten Kurtulmuş Hodri Meydanı da çekerek ara seçim yapılabileceğinin de altını çizdi.
Ak Parti İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş'un çarpıcı açıklaması şöyle: “Seçim biteli neredeyse bir ay olmasına rağmen, milletimizin önemli bir kısmının iradesinin, birkaç insana kurban edilmeye çalışıldığını görmek, milletin iradesini her şeyin üzerinde tutan bir partinin temsilcisi olarak beni derinden üzmektedir.
Hepimizin yakından takip ettiği gibi, CHP ‘yemin etmeyerek’, DTP ise ‘boykot ederek” Meclis’in saygınlığına gölge düşürmüş ve kendilerini Meclis’te temsil etmesi için oy vermiş milyonların iradesini, Meclis çatısı altında temsil etmeyerek, izahı ve dönüşü mümkün olmayan bir yola girmiştir.
“Millet iradesine balyoz indirme ve ülkeyi kaos kafesine hapsetmeye çalışma” iddiası olan bir yapıya destek vermekle suçlanan ve bu iddialarla cezaevinen konan 2 kişi, bağımsız aday olduklarında seçilemeyeceklerini anlayınca, bazı eski siyasilerin direktifleri ile CHP’den aday gösterilmiş ve partisine sahip çıkıp oy veren CHP’li kardeşlerimizin oyuyla Meclise taşınmıştır. Ancak, bu süreçte Bağımsız Yargı, seçilen bu isimlerin tahliyesine izin vermemiştir.
Bunun üzerine CHP, ‘Milli İrade”, “Hukuk” ve “Adalet” kavramlarını dillendirerek, bu 2 vekil cezaevinden çıkıncaya kadar yemin etmeyeceklerini söylemişler ve yemin de etmemişlerdir.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Milletinin yeniden diriliş merkezi olarak kurduğu, milletin iradesinin temsilcisi haline getirdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinin en acı günlerini, yine Büyük Önder’in kurduğu, ülkemizin en köklü partisi olan CHP sayesinde yaşamaktadır. Sağ duyulu, Atatürkçü çizgide ilerlemek isteyen CHP’liler tarafından da derin endişe ile izlenen bu durum, demokrasi adına, milli irade adına, ülkenin birlik ve beraberliği adına endişe verici bir durumdur.
Geçmişte, benzer şekilde Milletin iradesinin Meclis’te temsil edilmesi engellenirken “alkış tutan”, milletin yarısının oyuyla iktidar olmuş parti, uyduruk gerekçelerle kapatılmaya çalışılırken “bağımsız yargı” vurgusu yapan, milli irade defalarca ayak altına alınırken sesiz kalan CHP, bugün tam tersi bir tavır takınarak, hem Milli iradeyi, hem de Bağımsız Yargının kararlarını hiçe saymak istemektedir. 2 vekile özel ayrıcalıklar tanınarak cezaevinden çıkmasını isteyen CHP, kendilerine oy veren milyonlarca insanımızın iradesini bu iki vekilin özgürlüğüne hapsetmiştir. Demokrasi, milli irade, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, herkese her zaman lazımdır. Kimsenin bu değerleri, işine geldiği gibi yorumlamak, birilerinin çıkarı için eğip bükmek ve hepsinden ömenlisi de hiçe saymak gibi bir lüksü olmamalı.
CHP’yi dönüşü olmayan bir yola götüren bu tavır, ülkenin birlik ve beraberliğine ağır darbeler vuracak sonuçlar da doğurabilir. CHP’nin üst yönetimi, şapkası düşen Babalardan, Dedelerden aldığı talimatla, bu 2 vekile af yada kanun değişikliği ile Meclis yolunu açmak için çaba harcayabilirler. Bir an için bunda başarılı olduklarını düşünelim.
Şimdi buradan, sağduyulu CHP Yöneticilerine ve seçmenlerine şunu soruyorum: “Bir sonraki seçimde, Bebek Katili Abdullah Öcalan, Kandil Eşkiyası Murat Karayılan veya diğer teröristler, bir yerlerden aday gösterilir, seçimi kazanır ve Meclis’e gelirlerse. Buna da Balbay ve Haberal’ı kurtaran değişikliği gerekçe gösterirlerse bunu vicdanınız kabul edecek mi? CHP’nin bu tavrı sonucu, BDP’nin de istediği olur ve bu katillere Meclis yolu açılırsa CHP bunu hesabını ve vebalini verebilir mi?” CHP Yönetimi, bilerek veya bilmeyerek, hangi yolda, kimlerle ve hangi hedefe yürüdüğüne de dikkat etmeli. Ben, CHP’nin sağduyulu yöneticilerinden ve değerli seçmenlerinden bu tehlikeyi görmelerini ve ona göre tavır belirlemelerini rica ediyorum.
Bazı çevreler, elmayla armudu toplamak gibi mantık dışı bir formülle, Başbakanımızın, herkesin okuduğu ve hiçbir sakıncası olmayan bir şiir okuduğu için aldığı mahkumiyetle, ucu sonu belli olmayan, çok ağır iddialar içeren bir yapının elemanı olmakla suçlanan 2 kişiyi aynı kefeye koymaya çalışmaktadır. Kara mizah konusu olabilecek bu benzetme bile, benzeten kesimin haleti ruhiyesini ortaya koymaktadır. O arkadaşlarımızın söylemeye cesaret edemediği bir gerçek var; Başbakanımızı milli irade akladı ve milletin kurduğu AK Partiyi kurulur kurulmaz iktidar yaptı. ‘Muhtar bile olmaz’ diyenlere ezici bir çoğunlukla Başbakan yaptı. Bu millet, değil Türkiye’de, başta Orta Doğu olmak üzere Dünyada en sevilen liderlerden birisi yaptı. Peki sizin mahkumlarınızı kim akladı? Madem, onlar milletin iradesine, masumiyetlerine ve milletin kendi arkalarında duracağına inanıyorlardı da neden bağımsız aday olmadılar? Neden, dışardan gelen ‘babaların emriyle’ aday gösterildiler? Eğer, aziz milletimiz, o 2 vekilinizin, Başbakanımız gibi masum olduğuna inansaydı, değil onları vekil, sizi iktidar onları da Başbakan yapardı. Çünkü milletimiz, her şeyin farkında ve hakkedene hakettiğini verecek karakterdedir. Geçmişte bunu yapan milletimiz, bugünde yapmıştır, gelecekte de yapmaya devam edecektir.
Meclise gelip yemin ederek, sorunlara parlamento ve demokrasi içinde çözüm aramak yerine, yemin etmeyerek Meclisten uzak durma tutumu, mantıklı bir gerekçeye dayanmadığı gibi, seçim sonuçlarını hazmedemeyen, parti içi muhalefetin dikkatini farklı yöne çekerek koltuğunu korumaya çalışan, perde arkasındaki suflörün yönettiği bir oyuncu görüntüsü ve algısını da oluşturabilir. Bu durum, sadece CHP’ye oy veren milyonlarca sağduyulu seçmen için değil, ülke adına, demokrasi adına, milli irade adına ve siyaset adına üzücü bir durumdur.
Ülkemizin en köklü partisi olan, demokrasi ve milli iradeyi içine en çok sindirmiş olması gereken CHP Yönetimi, aziz milletimizin milyonlarca değerli ferdinin oyunu alan CHP Yönetimi, “Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir” diyen Büyük Önder’in kurduğu partinin bugünkü Yönetimi, milyonlarca insanımızın iradesini hiçe sayarak, onların iradesini Meclis’te temsil etmeyerek ne yapmaya çalışıyor? Acaba Milli İradeyi, Meclis’te değil de Sokakta mı temsil etmeyi düşünüyor? Yoksa, bilinç altında başka özlemler ve istekler mi var? Eski alışkanlıkları yeniden depreşti de, sokakları karıştırıp değişik güçleri harekete geçirip, demokrasiyi ve Meclisin işleyişini kesintiye mi uğratmaya çalışıyorlar?
Eğer, CHP davasının haklı olduğuna inanıyor ve kendine güveniyorsa Hodri Meydan. Sayın Başbakanımız “Ara Seçim” dedi. Biz de buradan tekrarlıyoruz: Kendinize güveniyor ve davanıza inanıyorsanız, buyurun seçime, sandığa ve milli iradeye gidelim. Milletten korkmayın, milli iradeden korkmayın, demokrasiden korkmayın, Meclis’ten korkmayın…
Türkiye, dünyada lider ülke olma yolunda mücadele ederken, demokrasi ve özgürlüğü genişletmeye çalışırken, birlik ve beraberlik hamurunu yoğururken, 74 milyon insan el ele, gönül gönüle vermek isterken, aynı gemide mutlu bir şekilde yolalmak isterken, birlikte yürüyen herkesi canı gönülden kutlarken, şu yada bu nedenlerle, aynı çatı altında birlikte olmak istemeyenleri, Allaha, milletimize ve onlara oy veren milyonlarca kardeşimizin temiz vicdanlarına havale ediyoruz.
Bizim milletimiz, yıllardır, darbelerden, ekonomik krizlerden, istikrarsızlıktan, anarşiden, derin yapılardan, kapkaçlardan, suç örgütlerinden, çetelerden çok çekti. İnsanımız, inim inledi. Yıllardır, hak ettiği sağlık, eğitim, ulaşım, barınma, ekonomi ve buna benzer bir çok hizmeti, hak ettiği halde bir türlü alamadı. Hep geriye gitti. İlk defa, dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden birisi haline geldi. Ülkenin, paranın ve insanımızın değeri arttı.
AK Parti olarak amacımız, kimseyi kırmak ve üzmek değildir. Amacımız, ülkenin huzur ve refahı, kalkınması ve ilerlemesi, birlik ve beraberliğine, yakaladığı bu istikrara katkı sağlamaktır. Siyasi görüşü ne olursa olsun, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimiz, hep birlikte Türkiyeyiz. Hepimiz hep birlikte tüm güzellikleri hakkediyoruz. Gelin bu güzellikler için hep birlikte çalışalım, üretelim, paylaşalım ve mutlu olalım.
“İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün” diye çıktığımız bu yolda, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında, 2023’te, Dünyanın lideri olan ülkelerden birisi olma hedefimize, milletimizle birlikte yürüyoruz. Bu yol, çocuklarımıza ve torunlarımıza, daha kalkınmış, daha yaşanabilir, daha güzel bir ülke bırakma yoludur. Aynı yolunda yürüdüğümüz, aynı suyundan içtiğimiz, aynı dağının yeli olduğumuz ülkemizde, şarkılarımız, türkülerimiz, gönüllerimiz ve dualarım birdir. Bu birlik ve beraberliğin devamı için, bu yolda yürümek isteyen herkese de kapımız ve gönlümüz sonuna kadar açıktır.
İlimizin ve ülkemizin yarınlarının bu günden çok daha güzel olması dileğiyle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, her şeyin gönlünüzce olmasını temenni ediyorum.