EĞİTİMDE KADIN başlığımız altında Pelitözü Köyünde bulunan Kardelen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurucu müdürü Ayşegül YALÇIN KEDEK ile sohbetimiz oldukça duygusal geçti.
“Duyarlı” kelimesinin önemini bir an önce fark edip her gün kendimize sormalıyız belki de. “Ben ne kadar duyarlıyım?” bu soru kendimiz ve çevremiz için mutlak suretle ihtiyaç, engelli çocuklarımız, vatandaşlarımıza yönelik gereksinim çünkü. Kendimize bu soruyu sorarsak onları anlamada her şey daha kolay olacaktır...
Ayşegül Hoca ile sohbetimize sorularımızla başlıyoruz.
-Bize kısaca eğitim geçmişinizden ve daha önce hangi illerde görev yaptınız, kendinizi tanıtarak başlayalım?
1981 Doğumluyum. 2 çocuk annesiyim, Anadolu Üniversitesi İşitme Engelliler mezunuyum. Kekemelik kursu, dil ve konuşma adına sertifikalarım var, aslen Çorum'luyum ama Ankara da büyüdüm. Üniversiteyi Eskişehir'i kazanınca bir kurum açtık. 7 yıldır bu işle uğraşıyoruz, meleğimde de 9. yılım. 2 yılda Eskişehir'de çalıştım. Bilecik'te de bu işin eksikliğini gördüğüm için de buraya bir kurum açtık. Bilecik'te özellikle işitme engelli çocuklar konuşma problemi olan çocukların gidebileceği hiçbir yer yok. Biz de buraya gelerek Mart ayında kurum açtık ve şuanda eğitim vermeye başladık. Velilerin memnuniyetlerini görüyoruz..
Kurumumuz; İşitme ve zihinsel engelli çocuklara eğitim veriyor. Görme engelli ve Fiziksel engelli çocuklara eğitim olanağını henüz başlatmadık ama başlatmak istiyoruz.
Bilecik'te fiziksel engelli ve görme engelli çocuğun çok fazla olduğunu gördüm. Fakat bunlar adına yapacağımız birkaç çalışma gerekiyor o yüzden o alana pek giremedik.. Bilecik'te çocukların gidebileceği çok az bir yer var. Engelli çocuk ve ailelerin nereye gidecek ve nereye başvuracaklarının hiçbir bilgisi yok. Bu konuda doktorlarımız da çok fazla bilgilendirmiyor, açıklamalar aileye yeterli gelmiyor. Aile sadece çocuk doktoruna gidiyor. Çocuk doktorları da nereye gitmesi gerektiğini net söylemediği için aile çocuğunu alıp evine götürüyor.
-Bu durum çocuğun hastalığını daha da ilerletmez mi?
Tabiki. Örneğin çocuk zihin engelli nöbet geçirmiş bir çocuk eve gönderilmemesi gerekiyor. Onun ilaç tedavisi, testleri olması gerekirken aile eve gönderiliyor, ailelerde köyde oturuyor genellikle. Tekrar tekrar nöbet geçiriyor ve çocuk daha ağır zihinsel engelli oluyor yani yürüyen çocuk yatalak oluyor!
-Okulunuzdan bahsedelim neye hitap ediyor?
Pelitözündeki rehabilitasyon merkezimiz hiçbir şekilde aileden ücret alınmıyor. Ücretsiz eğitim sağlanıyor. Burada zihinsel engelli ve işitme engelli çocuklara eğitim veriliyor. İşitme engelli çocuklara konuşma, yazma adı altında ve cihaz kullanımı adı altında eğitim veriliyor. Cihaz kullanmayı bilmeyen zaten konuşamaz, duyamayan konuşamayacaktır. Bu çocuklara bu yönde önce eğitim veriyoruz sonra aileye eğitim veriyoruz. Aile eğitiminden sonra çocuk ancak ilerlemeye başlıyor.
Zihinsel Engelli çocuklarımıza da konuşma, sosyal beceri, iletişim ve günlük yaşam aktivitelerini öğrenmeyi sağlıyoruz.
Okula giden çocuklarımız var, bunlara okuma yazma gibi akademik çalışmalar çocuklarımız eğitim veriliyor. Günlük yaşam beceri dediğimiz sosyal beceriler onların eğitiminde zor bir süreç. Öncelikle aileleri bilgilendirmek lazım. Evde hiçbir tekrar olmadığı zaman çocukta çok az ilerleme olacaktır. Ailelere de yönelik eğitimler ücretsizdir.
-Okulda sıkı yönetimden yanamı sınız? Nasıl bir yönetim şekliniz var?
Engelli ailesine veya çocuğa sıkı yönetim olmaz. Çünkü çok hassaslar. Esnek bir program gerektirir. Asla sıkı yönetim olamaz. Sadece kurallar var, örneğin sürekli ağlayan bir çocuğa aile ağlamasın diye her dediğini yapıyor biz aileyi bilgilendiriyoruz. Her dediği yapılmayacak, kurallar olacak o kuralların aynısı evde de, okulda da uyulmak zorunda diyoruz ancak bunlar oluyor. Çocuklar severek geliyor, sıkıyönetim olsa gelmek istemezler. Zaten her yerde sıkı bir uyarı ile karşılaşıyorlar. “aman yapma, kırma, dökme, konuşma” gibi burada da onu yaparsak çocuk için ilerleme mümkün değil.
-Hayatımızda bir çok rahatlıklar var. Peki engellilerin hayatlarını kolaylaştıracak neler var?
Engelli çocukların eğitim süreçleri diyelim ki liseye kadar sürdü. Hatta üniversiteyi bitiren öğrencim de var benim şu anda 5 tane. Eğitimlerinin son noktasına kadar destek veriyoruz. Nasıl engeli olmayan bir çocuk dershaneye gidiyor, ek ders alıyorsa bizlerde bunun takviyesini yapıyoruz. Rehabilite etmek, eksiği kapatma demek zaten. Ben özellikle meslek lisesine yönlendiriyorum. Çocuklar bir beceriyi yavaş yavaş öğreniyor meslek lisesinde. Eğitim sürecinden sonra çocukları fabrikalarda işe yerleştiriyoruz. Devletin verdiği engelli kadroları var zaten bu pek bilinmiyor. Dilekçe yazıyoruz aile adına ve işe girmesini sağlıyoruz.İçimiz rahat edene kadar bizler onlarlayız. Fiziksel engellilerde iş imkanı olmayabiliyor onlara da bakım ücretiyle bakacak kişiye yardımcı oluyoruz.
-Engelli çocuklarımız ile engeli olmayanlar arasındaki algılamada farklılıklar nelerdir?
Engelli insanlar bizler gibi bakmıyorlar hayata. Mesela onların daha çok kuralları vardır. Çünkü onlar kuralsız yaşamayı bilmezler. Bir insanın adı Ayşe ise mutlaka Ayşe'dir asla lakap kullanmazlar. Evet bahsettiğiniz gibi otobüs durağındaysalar mutlaka sıraya girerler. Sırayı asla bozmaz, bozana da kızarlar. Çünkü biz yaşamlarını kolaylaştıracak kurallarını öğretiyoruz algıları da bu yönde. Örneğin geçen parktaydık bizim öğrencimiz sallanıyordu yanına engeli olmayan bir çocuk geldi ayakta sallanmaya başladı. Bizim öğrencimiz bunu görünce geldi ve bana şöyle dedi. “Öğretmenim, öğretmenim düşecek yanlış yapıyor”
Aslında engelli olmayan çocuğun amacı eğlenmek ama biz engelli çocuğumuza oturarak sallanacaksın ayakta sallanmayacaksın diye kural koyduğumuz için, “eğlenme” amacını düşünemeden ayakta sallanan çocuğun yanlış yaptığını düşünüyor. Algı olayı onlarda daha az bizler gibi daha geniş bakamıyorlar. Çok masumlar!
-Bende onlarla zaman zaman karşılaşıyorum, hem çok kibar konuşuyorlar “buyurun siz oturun, hanımefendinin yol ücreti” şeklinde. Hem de yapılmaması gereken bir durumun açıklamasını onlara güzelce anlatırsan kesinlikle dokunmuyor. Diğer çocuklara “dokunma” denildiğinde inadına üzerine gidiyor. Bu beni hep şaşırtmıştı!
Evet onlardan beklemiyoruz ama çok akıllılar aslında. Kurallar ile hareket ediyorlar ve normal insanın duyarlılık göstermediği konuyu onlar yapınca şaşırıyoruz. Çünkü engelsiz kişiler minibüste yer vermeyince tepki almayacağını bilir ve yer verme konusu inisiyatifindedir. Ama engelliye yer vermesi gerektiği kuralı öğretildiğinden kibar bir şekilde yerini verir. Başka türlüsünü bilmez çünkü!
-Engelli olmayanlardan beklentiler ne olmalıdır?
Engelli olamayan insanlardan engellilerin beklentisi duyarlı olmalarıdır. Kaynaştırma öğrencisi dediğimiz çocuklar okula gidiyor, cihazı var , sınıftaki arkadaşları “aaa kulağında bir şey var” şeklinde konuşmalar, imalı bakışlar, gülüşmeler bunlar onları mutsuz ediyor. Kız çocuklarımızın hiç biri saçını kestirmiyor hepsi kulağındaki cihazı saçıyla kapatıyor. Erkekler ise tek takıyorlar iki kulağına takması gerekiyor aslında. Çevredeki insanların dönüp dönüp bakması çocuklar cihazlarını bile rahat rahat takamıyorlar. Eleştirisel bakıyorlar bu hayatta herşey olabilir. Bir kaza geçirebiliriz yatalak olabiliriz küçümsenecek bir durum yok. Sadece biraz daha hoşgörü istiyoruz.
-Doğal ortamda bir çalışma yürütüyor musunuz? Ya da onlara hangi ortamda verilen eğitimler iyi geliyor?
Faaliyetlerimiz var. Yüzme ya da pikniğe götürüyoruz. Yine bakış açıları ters insanlarla karşılaşabiliyoruz bu noktada da. “Çocukları boğarsınız” şeklinde. Engelli ya hepsi boğulacak düşünceleri hep önümüzü tıkıyor. Ailelerle birlikte havuzlara gidiyoruz.. O kadar güzel eğleniyorlar ki, önyargılara inat! Ve veliler şimdi “ne olur bir daha gidilsin” şeklinde talepler geliyor. Hatta denize gitmek istediler. Ben onlara çok güveniyorum, insanlarında güvenmesini istiyorum. O kadar güzel şeyler başarıyorlar ki!
Çocukların hayatlarını engeli zorlaştırmıyor, biz engeli olmayanlar onların hayatlarını zorlaştırıyoruz. İşitme engelli birisinin yanında sessiz sessiz gülerek onlarla konuşursak hayatlarını sen zorlaştırıyorsun, cihaz değil!
-Engel çeşitleri neler?
İşitme engelli, zihin engelli, konuşma engelli, görme engelli, otizm, konuşma bozukluğu diye 6 ya ayrılıyor. Dünyaya engelli olarak gelen bir çocuğun engelli olduğunu 2-3 yaşında anlaşılabiliyor. Çok dikkatli olmak gerekir, köyde yaşayan aileler çocuklarının engelli olduklarını bile bilmiyorlar. Okula gidince anlıyorlar 7 yaşında, ne kadar geç kalınmış!
-Aileler ne yapmalıdır?
Çocuk işitme engelli olabilir anlamak için deneyler yapılmalı, gözlerimize bakıyor mu? şeklinde çocuk üzerinde gözlemler yapmalı aile. Göz temasında anneye bakmıyorsa bu bir özürdür. Doğduğu aydan itibaren bu kontrolleri yapabilirler. Özellikle Bilecik'te ben şunu fark ettim. Çocuklar nöbet geçiriyor, havale geçiriyor aile anlamıyor. Bir vakayla karşılaştık. Veli geldi kağıtlarını incelerken fark ettim çocuğunuz havale geçirmiş galiba burada yazıyor dedim ve bana verdiği cevap “yoo sadece morardı” dedi. Morarmak bir havaledir, soğuk havale dediğimiz en tehlikeli havale. Morarmak doğal bir şey değil, doğal değilse bir problem var demektir.
Eskiden 10 çocukta 1-2 engel rastlanırken şimdilerde bu oran arttı. Bu oranın artma sebebi de hormonlu yiyecekler, düzensiz beslenme, stres, cep telefonları, radyasyon, bilgisayar hepsi etkiliyor. Kontrol edeceğim derken çocukları üzerinde baskıda oluşturmasınlar bunu sağlamalı. Tuhaf giden bir olayı not alsın ve yoluna gitmeyen bir şey fark etti vakit geçirmeden çocuk doktoruna götürmeli, rehberlik ve araştırma merkezleri, rehabilitasyon merkezleri var. Bilecik'te fazla olanak yok.
Konuşamayan 1 yaşındaki çocuklara “daha konuşur” diyerek eve gönderiliyor anlaşılamadığı için bu durum çocuk için kayıp oluyor.
Aileler buraya gelsinler en azından not aldıkları konuların teşhisini koymak adına onlara bakmak isteriz.
-Engelli hakları?
Engellilere çok güzel haklar sağlandı aslında. Devlet yasal olarak onların haklarını koruyor. Fakat aileler haklarını bilmediği için bunlardan yararlanamıyorlar. Örneğin özürlü kartı çıkarttıklarında otobüslere ücretsiz binebilirler, belediyeye dilekçe vermeleri yeterli. Bu başvuruları aileler yapacak, şehirler arası, uçakta, trende indirimlerden faydalanabiliyorlar. Bu tür kolaylıklarla çocukların istekleri karşılanmalı. Çünkü onların yaşam alanları daha dar. Onlara ulaşmak ta zor! Özellikle annelere çok iş düşüyor kendi haklarını savundukları gibi çocuklarının da haklarını savunmalılar. Anne bakım aylığı var bunu alabilir aileler. Çocuklarının isteklerini böylece karşılayabilirler fakat evde saklıyorlar. Utanıyorlar, “komşular ne der” şeklinde düşüncelere kapılmamalılar. O çocuk senin, onu topluma kazandırmalıyız.
-Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 1994 yılında başlatılan bir projesini biliyorum. Halen de Kadir Topbaş başkanlığında yürütülmekte. O proje de engelli vatandaşlarımıza mehteran, bando ve tiyatral gösteriler ve müzikal aletler öğretilmekte. Orada hem meslek sahibi oluyor, kazanç elde edebilir hem de sosyal oluyorlar. Ayrıca mehter, zeybek gibi oyunların figürlerini de yapabildiklerini, eğitim ile kendi işlerini görebilecek düzeye geldiğini gördüm. Burada da buna benzer bir uygulama yapılamaz mı? Sizin buna benzer projeniz var mı?
Engelliler için aslında düşündüğüm bir projem var. Engelli köyü düşünmüştük. Bilecik'te buna çok uygun aslında sadece buna ön ayak bekliyoruz. Valilik, belediye ya da başka kurumlar bizlere önayak oldukları takdirde biz engelliler köyü düşünüyoruz.
-Sizin bu projenizin içeriğine değinebilir miyiz?
Engelliler köyünde çocukları küçük yaşta alıp işe yerleştirene kadar orada destek vermeye çalışacağımız bir köy olacak. Bu köyde inek sağılacak, yumurta toplanacak, nasıl satılacağı öğretilecek, çiçekçilik yapılacak, küçük pastahanelerimiz olacak, seracılık yapacağız projemiz çok büyük. Engelli bir çocuğun eğitimden çıktıktan sonra onları ayrıştıracağız el becerilerine göre. Hiçbir şey yapamıyor mu? o zaman sulayacak. Onlar kendileri için ufak ufak paralar kazanacak. Banka hesabı yapıp harcamaları için kartlar çıkaracağız. Evler tek katlı olacak. 3 yıldır eşimle birlikte bu proje için çalışıyoruz. Şimdi Dünya Bankasına göndereceğiz umarım kabul edilir. Çünkü Bilecik'e istiyorum ben böyle bir hizmeti. Biraz Bilecik'in kalkınmaya ihtiyacı var inşallah bizde önayak oluruz.
Projeyi hazırladım ama maddi bir destek ve alan gerekli bize öncelikle. Mimarlar, mühendisler ile çalışılacak çeşitli masrafları için gerekli tabi. Bu anlamda valilik ya da belediye bize yardımcı olursa ben bu engelliler köyünü burada kurmak istiyorum. Çünkü inanın Bilecik'in köylerinde o kadar çok engelli var ki! Hepsi evde! Onlar tedavi olmalı, hayata bağlamalıyız!
Özürlü olduğunu aile belediye Ya da valilik makamına bildirmiyor bile gizliyor. Köyde kim var diye gittiğimizde “bir çocuk var ama evde evde” deniliyor. Evde dediğiniz çocuk bir birey, fert, insan her şeyden önce! Ne hakkını, ne hukukunu biliyor eve mahkum edilmiş. Bunları gördüğüm için bu projenin burada gerçekleşmesini çok istiyorum.
-Eğitimle engelli çocukların çevreye uyum sağlaması nasıl gerçekleşiyor?
Engelli çocukların ürkek yapan yine engelli olmayan insanlarımız, bizleriz! Siz çocuğa sürekli uyarılara maruz bırakırsak, dışarıya çıkarmazsanız, insan içine çıkarmazsanız çocuk saldıracak, hıçınlaşacaktır. Engellilere biz engel koyuyoruz. Engelleri onların sadece fiziksel Ya da cihazlara bağlı ama bizlerin tamamen bilinçli olarak yaptığı engel.
-Son olarak Bilecik'ten beklentileriniz, istekleriniz var mı, duyurmak istediğiniz?
En büyük sorun Bilecik'te bu dallarda doktor olmaması. Çocuk psikiyatri ya da çocuk psikologunun olmaması. Ailenin nereye gideceğini bilmemesi. Aile ilk olarak hastahaneye gidiyor, hastanedeki doktorun yanlış yönlendirmesi, yönlendirecek başka birini bulamaması özür oranı artıyor, özür hatta kötüleşerek artıyor. Tek özürü varken iki engeli oluyor yani yürüyorken yatalak olabiliyor. Bu dalda gelebilecek doktorun çok etkisi olacaktır. Biz eğitimciyiz hastanelere çok müdahil olamıyoruz ama hastaneye bizden birini bile koysalar yönlendirme yapabiliriz. Doktorun karşılaştığı bir hasta ile telefonlaşıp hastanın durumunu söylese bizlerde durumuyla ilgili bilgi verebiliriz. Yani bizim hastaneyle iletişimimizin olması gerekiyor. Bu yönde bir ihtiyacın olduğuna vurgu yapmak isterim birde engellileri görmezden gelerek kendi hayatımıza devam etmeyelim, onlarında yaşam alanlarını genişletecek duyarlılık göstermeliyiz. Onlara kızmak, kızdırmak ve alaycı bakışlardan, incitecek sözlerden kaçınmalarını bekliyorum.