Ahmet MEŞE
Ülke olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmaya başladık. İlk kez 'Cumhur' yani millet kendi başkanını kendi oyuyla seçecek. Sandıktan çıkana herkes saygı gösterecek ama bu seçimin kazananı, 'Cumhur'un yani milletin değil, destek veren partinin başkanı olacak. Kısacası Cumhurbaşkanlığı makamı ayan beyan siyasi bir aktör haline gelecek. Dolayısıyla seçilen Cumhurbaşkanı lafta herkesi kucaklayacak ancak işin özünde sadece bir kesime hitap edecek.
CHP ve MHP Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak hareket ederek Türk Siyasi Tarihi'ne yeni bir boyut getirdi. Hem CHP hem de MHP seçmeninin oyunu alabileceği düşünülen Ekmeleddin İhsanoğlu aday gösterildi. İhsanoğlu 'Çatı aday' olarak tanımlandı ve siyasi literatürdeki yerini aldı. Şimdi gözler 1 Temmuz'a çevrildi. Merakla Ak Parti adayının açıklanması bekleniyor. Ak Partililerin gönlünden ise Başbakan Erdoğan'ı köşke göndermek geçiyor. Büyük bir sürpriz yaşanmazsa Erdoğan'ın aday olması kuvvetli ihtimal olarak gözüküyor.
Ak Parti, adayını henüz açıklamadı ama çalışmalara başladı. İlk iş olaraksa İhsanoğlu ve 'Çatı aday' oluşumunu yıpratmak tercih edildi. Ak Parti kadroları, İhsanoğlu ile CHP-MHP ittifakını sert sözlerle eleştirmeye başladı. Bu süreçte CHP'den çatlak sesler gelirken MHP ise daha tutarlı bir çizgi izliyor.
Dananın kuyruğu 1 Temmuz'da kopacak. Ak Parti adayının açıklanmasının ardından kılıçlar çekilecek. Aslında senaryo değişmeyecek. Ülke olarak 30 Mart öncesindeki filmi tekrar izleyeceğiz. Ak Parti meydanlarda Paralel Yapı diye seslenecek, icraatlarını anlatmaya çalışacak. CHP ile MHP'de tekrar yolsuzluk iddialarını gündeme getirecek. Lice'de bayrağımıza yapılan hain saldırı, Soma'da hayatını kaybeden maden işçilerimiz de muahelefetin seçim öncesi yeni argümanları olacaktır.
Sonuç olarak ülke tarihi boyunca 'Cumhur'a yaranamayan, hep belirli bir kesime hitap eden Cumhurbaşkanları kervanına bir yenisi daha eklenecek. Seçilen başkan ya Ak Parti'nin ya da CHP-MHP ittifakının başkanı olacak. Tek değişiklik sandıktan çıkarak Çankaya'ya gidecek.