"Balkanlarda Osmanlı mirası Tarih ve Kültür Kitaplarında Öteki İmajı" sempozyumun açılışında konuşan
Rektör Özcan, düzenlenen sempozyumların amacına değinerek "Biz buraya dünyanın birikimini taşıma gayreti içerisindeyiz" dedi.
Sinan Önce
"Balkanlarda Osmanlı Mirası" konulu sempozyum gerçekleşti. Bilecik Üniversitesi Konferans Salonunda açılış konuşmaları ile başlayan sempozyumda Bilecik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan; "Biz buraya dünyanın birikimini taşıma gayreti içerisindeyiz" dedi. Rektör Özcan ayrıca ülkelerin en stratejik değerinin bilim olduğunu ifade ederek, bilim sanat ve sermayenin çok nazlı olduğunu, en küçük rencide edilecek ortamda durmayacağını ifade edip; "Ülkelerin yükselmesi şahlanması ancak bu 3 değerle mümkün olur" dedi.
2 Nisan Cumartesi günü saat:10:30'da başlayan sempozyum da açılş konuşmasını gerçekleştiren Bilecik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, "Millet olarak bizim hayata yüklediğimiz anlam, insanlığın huzur içerisinde bir ara yaşayabilmesi için sağlık ve huzur içerisinde yapabildiğimiz her şeyi yapmaya gayret ve bu itibarla insanların birbirlerine kimliklerine anlayış ve saygı göstermeleri çok önemlidir." diyerek başladığı konuşmasını şu şekilde sürdürdü;
"Kimlikle ancak müşterek geçmişle sağlanan bir süreç. Şurası muhakkak ki insan toplulukları sadece aynı dili konuşmakla anlaşmazlar. İnsan toplulukları müşterek duyguları paylaştıkları sürede anlaşır. Biz 500 yıl süre bu topraklarda müşterek bir dünyayı paylaştık, müşterek bir geçmişi paylaştık. Ne zaman ki sömürgecilik mikrobu bizim aramıza girdi ve müşterek bir dünya parçalandı. Hepimiz şahidiz ki o günden bugüne merkezinde bizim bulunduğumuz coğrafyada insanlar huzura barışa saadete ve refaha hasret. Gün geçmiyor ki herhangi bir yanımızdan dumanlar yükselmesin gözyaşı yükselmesin. Dün Balkanlardaydı, sonra Kuzey'de şimdide Ortadoğunun değişik yerlerinde. Hepsinin ortasında biziz. İnsanlık adına mutlaka içinde bizim de bulunduğumuz yeni bir dünyanın inşasına ihtiyaç var. Yoksa insanlık tarihle imtihanını kaybedecek.
İçinde Balkan ülkelerininde bulunduğu bir kardeşlik yolculuğu siyaseten bu ülkeler aynı ideallerle amaçlar için birleştiler gibi görünseler de onların nesillerine kimlik veren tarih ve eğitim kitapları bizim gözlemlerimiz yakın zamana kadar hala birbirlerine ve daha çokta bizi bir düşman tarihlerini karabasan gibi gören bir anlayş mevcut. Eğer biz bu yanlış anlayışı değiştiremez ve yeryüzünden hepimizin en azı hepimiz kadar insanoğluna yakışan şekilde çalışma yaşama kültürünü değerlerini devam ettirme haklarını olduğunu kabul etmezsek bu yeni dünya yolculuğu yine hüsranla bitecek. Dünyanın artık bu hüsranlara da tahammülü yok." dedi.
"Tarih ve kimlik bir yolun meselesidir." diyerek konuşmasını sürdüren Rektör Özcan, "Doğrdudan doğruya bizim bugünümüze bir mana kazandırır. Bugüne kazandırdığınız mana da hem geleceğimizi inşa eder. Çok ihmal edilse de bizim ülkemizde kimlik meselesi çok hayati bir meseledir. Çünkü biz bugüne yüklediğimiz anlam ile kendimize sıfatlar kazandırırız ve geleceğimizi inşa ederiz.
Biz buraya dünyanın birikimini taşıma gayreti içerisindeyiz. Üniversitelerin olmazsa olmazı fonksiyonu budur." diyerek sempozyumların amacını özetleyen Rektör Özcan; "Ne yazık ki hayatın zorlukları hayatın dayatmaları üniversiteleri bazen istihdam alanaları gibi görme eylemine sevk ediyor. Fakat bilim bir ülkenin en stratejik değeridir. Bilim, bilim gibi yapılabilir. Sadece ve sadece ehliyetle yapılabilir. Arabanızı nasıl sıradan bir ehliyeti olmayan acemi bir sürücüye teslim etmesseniz, ondan çok daha hayati olan bilim meselesini de ehliyeti olmayan insanlara teslim ederseniz bu yolculukta çok geri kalırsınız ve bu bizim 20. yy'daki resmimizdir. İstatisklere bakarsanız da biz çok geride kaldık. Son 5-10 senede bir atılım yapıyoruz bu atılımı da hakikatten layık olduğu şekilde yapalım." dedi.
Konuşmasının sonunda katılımcılarak seslenen Rektör Özcan; "Yolculuğumuz buradan başlıyor. Burada beraber dünya inşa etmeye başladık ve buna Osmanlı medeniyeti ismini verdik. Bu medeniyette herkes kendisine ait olan katkısını bulacaktır.
Dünyanın üzerine döndüğü senaryo bir avuç petrol için. Bir avuç petrol için katledilen insanların hiçbir sorumluluğu hissedilmiyor. Bu insanlığın bu alevler arasında bir İbraim nefesine ihtiyacı var. Bu nefes bu topraklardan kaynaklanır.
Bizim ilime ihtiyacımız var, bizim kültüre ihtiyacımız var, bizim değere ihtiyacımız var. Lütfen şunu unutmayalım, bilim, sanat ve sermaye çok nazlı olur. En küçük rencide edilcek ortamda durmaz, barınmaz. Fakat ülkelerin yükselmesi şahlanması ancak en önde bu 3 değerle mümkün olur." dedi.
Rektör Özcan'ın konuşmasının ardından ise IRCICA Genel Direktörü ve BALMED Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Halit Eren konuştu. Eren yaptığı konuşmada düzenlenen sempozyumun amacına değinerek kuruluş olarak daha önce yaptıkları çalışmalarını anlattı. "Osmanlı bağlamındaki öteki algısı nasıl şekillenmiştir? Bu konunun incelenmesi de tabii konuşmanın başında kavram çerçevesini çizeren değindiğim gibi söz konusu algının kendisinin de durağan olmayıp dönemlere ve algıyı belirliyici bakış açısına göre değişim gösteren bir süreç olduğunu dikakte alımalıdır. Nitekim Balkanlarda Osmanlı bağlamındaki öteki algılaması da ülkeden ülkeye ve dönem dönem milli tarih veya yerleşik tarih yazıcılığı gibi belirleyici çerçevelere göre değişim göstermektedir. Bu sempozyuma katılan değerli uzmanlar bu sürece tesir eden tarihi hadiseleri ideolojik faktörleri ve değişen şartları ele alan incelemeler sunacaklar" dedi.
İleri Araştırmalar Merkezi Dİrektörü Ahmet Alibasic ise yaptığı konuşmada Balkanların Öteki İmgesini anlattı. "İmgeleri düşündüğümüz zaman sıklıkla onların içinde bulunduğumuz gerçek dünyaya ait olmadıklarını görürüz" diyen Alibasic, "Sadece zihinlerimizde var olurlar ancak bu bizi adatmamalıdır. Fiili doğaları önemleri ne olursa olsun azaltmaz. Olumlu imgeler bireyler ve guruplar arasında pürüzsüz ve üretken iletişim ve etkileşim sağlarlar. Olumsuz olanlar ise tecellilerine zarar verici olabilir ve hatta olmuşlardır da. Aslına bakılırsa savaşların yol açtığı yıkımlar sıklıkla imgelerin bozulmasını takp eder. Benzer bir şekilde hiçbir bütünleşme ve anlamsız hiçbir bir arada varoluşimge ıslahı olmaksızın elverişli değildir" dedi.
Teşekkür konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mihai Maxim'in ardından ise sempozyuma katkıda bulunanlara hediyeleri takdim edildi. Hediye töreninin ardından ise ilk oturum gerçekleşti. Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Mihai Maxim'in yaptığı sempozyumda konuşmacı olarak Yard. Doç Dr. Hüseyin Sadoğlu, Yard. Doç. Dr. İlhami Yurdakul, Doç Dr. Abdulkadir İlgen katıldı. Sempozyumun birinci oturumunda Balkanları anlamak ve öteki imajı konusu üzerinde duruldu. Sempozyum daha sonra öğleden sonra ve 3 Nisan Pazar günkü programla sona erdi.