Bir güneydoğu gezimin son durağı Tillo oldu. Siirt İl Kültür ve Turizm müdürlüğünden yanıma bir rehber verdiler, biraz derinlemesine ziyaret ve incelemeler gerçekleştirdik. Rehberimiz, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Tillo ( Aydınlar) için dünyanın merkezidir dediklerini söyledi. Bunun aslı var mı yok mu ben bilemem. Bazılarına göre de dünyanın merkezi Mekke’dir. Mezopotamya insanlığın yayılma merkezi olduğuna göre dünyanın merkezini bir daire içerisine alacak olursak Mekke’de Tillo’da bu dairenin içinde yer alır diye düşünüyordum. Bu satırları yazarken Urfa’dan Eyüp Azlal, Diyarbakır’dan Mehmet Ali Abakay hocamdan yorum aldım. Ayrıca Ertuğrul Ocağı Derneği Başkanımız Orhan Şişman kardeşimden yorum aldım. Üç kardeşim de Dünya’nın merkezinin Mekke olduğunu söylediler. Dolayısıyla Çorumlular da o tabelayı boşa dikmiş oldular.
Tillo, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinin buluşmasıyla beslenen 12.000 yıllık köklü bir geçmişi bulunan bir kültür mozaiğidir. Tillo, Süryanice “ Yüksek Ruhlar Diyarı” anlamına gelmektedir.
Milattan önce 4. Yüzyılda Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Tillo’yu da ele geçirmiştir.
Sultan Alparslan’ın Anadolu’ya girişinden sonra Tillo Selçukluların hâkimiyeti altına girmiştir. 12. Yüz yılda Moğol akınları sırasında İlhanlılar, Timurlar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safaviler yönetiminde kalmıştır. 1514 yılında kazanılan Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Adı bir ara Aydınlar olmuşsa da daha sonra Tillo olarak devam etmiştir.
Tillo ziyaretimden olağanüstü etkilendim ve vücudumu büyük bir heyecan kapladı. Tillo’da inanç ile ilim önemli bir buluşma gerçekleştirmiş. Tillo, Anadolu’nun İslam medeniyetiyle karşılaşmalarına şahit olan bir ilçedir.
Tillo’nun çok büyük ve eski bir mezarlığı var. Sokaklarında yürürken evliyaların ayak izlerine basıyorsunuz. Yüksek ruhlar size adeta fıısıldıyor. Her taraf türbe dolu. Yöresel yemekler harika. Kasabanın canlı bir ruhu var ve insanı sıcacık sarmalıyor. Toprağın altı da üstü de bereketli. Bir kahvehaneye girdik. Sobanın yanı sıra insanlar sigarayı tüttürüyorlar. Kapalı mekânda yasak değil mi? Diyorum umurlarında olmuyor bile.
İSMAİL FAKİRULLAH VE İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ
Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğan İbrahim Hakkı Hazretleri küçük yaşlarda babası ile Tillo’ya gelerek İsmail Fakirullah Hazretlerinin öğrencisi oldu. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin hocasına hürmetini bu türbe ile sembolize etmektedir.
Matematikçi, pedegog, coğrafya bilgini, tıp insanı ve şair olarak bilinen İbrahim Hakkı Hazretleri daha çok astronomi alanındaki araştırmaları ve eserleri ile tanınmıştır.
Zamanın velilerinin sultanı olan İsmail Fakirullah hazretleri, sayısız öğrenci yetiştirmesine rağmen İbrahim Hakkı Hazretleri hakkında “ benim en büyük eserim” diye bahsetmiştir.
IŞIK DÜZENEĞİ
Uzaktan İbrahim Hakkı Hazretleri’nin ışık hadisesini hep duyardık, merak ederdik. Mevla’m gözümüzle görmeyi nasip eyledi. “ Yılın ilk güneşi, eğer hocamı başucuna düşmezse, ben o güneşi neyliyeyim.” Demiş İbrahim Hakkı Hazretleri.
Işık hadisesinin gerçekleştiği türbe, bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü iki oda, bir hol, ile sekiz köşeli ve on metre yüksekliğinde bir kulübeden ibarettir. Çok dikkatimi celbeden bir duruma şahit oldum. Türbenin içini dolaşırken iç içe birçok mezar görüyorsunuz. Fakat iki mezar var ki üzerinden geçmeden türbede gezinmek mümkün değil. Rehberime sordum.
Bu durum mevtalara saygısızlık değil mi?
Mevtalar hocamızı ziyarete gelenler bizim mezarımızın üzerine basarak geçsinler diye vasiyet etmişler. Cevabını aldım.
Bu arada ışık düzeneğini de incelemiş olduk.
Her yıl gece ve gündüzün eşit olduğu 21 Mart ve 23 Eylül de ışık hadisesi gerçekleşmekte imiş. Doğrusu büyük deha. Ruhu şad olsun.
TİLLO’NU MEŞHUR YERLERİ
Kal’et-ül Üstad, Tillo ulu Camii, Kubbe-i Hassa Mescidi, Yeşil Şifa Kuyusu, Şeyh Hamza Türbesi, Şeyh İbrahim El Mücahit Türbesi, Sultan Memduh Türbesi, Şeyh Muhammed el Hazin Türbesi görülmesi ve manevi havasının teneffüs edilmesi gereken yerler.
Kale çevreye hakim bir tepede. Kale duvarları dışında bir kalıntı kalmamış. Fakat çok güzel bir mesire alanı yapmışlar ki insanlar etraftaki engin dağları seyrederek burada piknik yapıyorlarmış.
Kaleye küçük bir cam teras yapmışlar. Bölgedeki ilk ve tek cam terasmış. Botan Çayı ve Vadisinin, barajın, nefes kesen ihtişamını ayaklarınızın altında hissediyorsunuz.
Çevrede yeşil ormanlar görmek mümkün değil. Ancak ticari maçlı fıstık bahçeleri kışın araziyi gri renge boyamış.
Tillo’nun nefes kesen manzarasında yamaç paraşütü de yapılıyormuş. Bütün bunları gördüklerimizin yanı sıra rehberimizin anlatımıyla öğreniyoruz.
Tillo’nun uçsuz bucaksız, el değmemiş doğal güzelliklerini keşfetmek isteyen dağ yürüyüşçüleri heybetli dağların baş döndüren manzarasında kuşlar gibi özgür hissetmek, rüzgârın tatlı mırıltılarını dinlemek, pamuk gibi bulutlara dokunmak umuduyla Tiilo’ya gelirlermiş. Biz de başımızda İrfan Şişman olarak Bileciğin dağlarına yaz kış demeden tırmanmalar gerçekleştiriyoruz.
Rahting diyorlar yabancı dil meraklıları, yani bot ile nehir akıntısında ilerlemek. Bunu Botan nehrinde gerçekleştirmek isterdim ama tabiki imkânlar müsait değil. Fakat bir gün gün bunu Sakarya nehrinde gerçekleştirmek arzulrımız arasındadır. Ancak Botan’ı Kaledeki seyir terasından temaşa etmekle yetinmek zorundaydım.
BÜRYAN KEBABI
Büryan kebabı tartışılmaz. Üç metrelik bir kuyu içinde, kendi buharıyla pişen keçi veya kuzu etiyle yapılan bir kebap türü olan büryan bölgenin en meşhur yemeklerindendir. Büryan ön planda olmasına rağmen Siirt’in – Tillo’nun mutfak zenginliği tartışılmaz.
Gezmediğiniz, görmediğiniz yerler hakkında bilgi sahibi olmak yüzeyde kalır. Gidip görmek, anlamak ve tatmak lazımdır.
Bölgede önceleri epeyce gezilerim oldu. Batman, Hasankeyf, Raman, Veysel Karani Türbesini, Akdamar Adasını ( Tecavüz adası diyorlar. Ermeniler burada çok haltlar yemişler.) Hoşap Kalesi, Bitlis ve Van gezip gördüğüm yerlerdir. Şimdi Ahlat kaldı. İnşallah Ertuğrul Ocağı Derneği olarak Ahlat’a da girmek nasip olur.
Seyyahlık iddiam yok. Ben bir garip emekliyim ama gezmeyi çok seviyorum.
Yazımızı noktalamadan büyük gavs İbrahim Hakkı Hazretlerinin bilinen şiirinden birkaç kıt’a yazmak isterim. Bu şiir Bütün işleri Allah’a havale etme ve her işte O’na güvenme hakkındadır. Tamamını Marifetname’den birçok nasihatiyle birlikte okumanız mümkündür.
Hak şerleri hayır eyler
Zan etme ki gayır eyler
Arif anı seyir eyler
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler
Sen Hakka tevekkül kıl
Tafviz et rahat bul
Sabreyle ve razı ol
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler
Kalbin O’na berk eyle
Tedbirini terk eyle
Takdirini derk eyle
Görelim Mevla neyler
Neylerse güzel eyler
…………
Bu vesile ile beni misafir eden kıymetli Valimiz ve Belediye Başkanımız Sayın Dr. Kemal Kızılkaya beyefendiye şükranlarımı arz ediyorum.
Bir gün Ahlat’ı da anlatırız inşallah.
Huda’ya emanet olasınız.