Bozüyük'te Tüm Emekliler Derneği ve Birleşik Emekliler Sendikası tarafından ortak basın açıklaması gerçekleştirildi.
Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında emekliler, emekli maaşlarına zam talebinde bulunurken Birleşik Emekliler Sendikası adına Serpil Küsin Demirörs şu ifadeleri kullandı.
“Değerli basın, değerli emek örgütlerinin yöneticileri, siyasi partilerin temsilcileri ve ülkenin yoksulları, emekliler; Birleşik Emekliler Sendikası adına hepinize hoş geldiniz diyorum.
5 Ocak TÜİK enflasyon verilerinin açıklandığı tarihten itibaren iktidar bir tiyatro oyunu sergilemektedir. Oyuncular ise TÜİK, Çalışma Bakanı, Maliye ve Hazine Bakanı, AKP Grup Başkanı ve Cumhurbaşkanı Danışmanı… Oyunun adı: Alavere, dalavere; emekliler sefalete.
Maalesef oyunculukta o kadar ustalaşmışlar ki önce emeklinin cebinden alıyorlar, sonra aldıklarının küçük bir kısmını lütuf gibi verip emekliyi sevindiriyorlar. Biz emekliler ise her defasında 24 yıldır aynı oyunu izlemekten sıkılmadık.
Değerli emekliler, iktidar bir taraftan “ekonomimiz büyüyor” diyor, diğer taraftan emekliler büyümeden payına düşeni neden alamıyor sorusunu aklımıza getiriyor. Buradan soruyoruz:2025 açlık sınırı 30.000 TL,2026 asgari ücreti 28.075 TL,2026 emekli maaşı hazine yardımı ile birlikte 20.000 TL.
Bu şartlarda ekonomi kime ve neye göre büyüyor?
Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan verdikleri ücretin sadaka ücreti olduğunun farkında olmalı ki diyor ki: “2026 Temmuz ayına kadar emeklilerin yaşam koşullarını takip edeceğiz, gerekirse Temmuz’da bir iyileştirme yapacağız.”Bu da gösteriyor ki Bakan ve AKP’li yöneticiler toplumdan ve halktan o kadar kopmuşlar ve yabancılaşmışlar ki halen emeklinin artık yaşayamadığının farkında değiller.
2026 emekli aylıklarına yapılan sadaka artışı emeklinin cebine girmeden buharlaştı. Geçmişte çay-simit hesabı ile dönemin iktidarına “Bu vatandaşın faturasını kim ödeyecek, çocuğunun okul masrafını kim karşılayacak, kirasını kim ödeyecek; bu zalim iktidar benim halkıma bir çay bir simidi çok görüyor” diyenler, maalesef bugün emekliyi çay ve simidi arar hale getirmiştir.
AKP’li bir belediye meclis üyesi sıkılmadan, utanmadan aynen şöyle diyor:“Evet emeklinin maaşları düştü ancak maaşlarını gününde aldıkları için bize şükretsinler.”
Biz de emekliler olarak diyoruz ki: AKP öncesi en düşük emekli aylığı asgari ücretin %40 fazlası idi. AKP dönemi hazine yardımı ile birlikte asgari ücretin %40 altına düşmüş durumda. Yani AKP dönemi emeklinin kaybı yüzde seksen. Bunu söylerken hiç utanmıyor ve sıkılmıyorlar.
Değerli emekliler, her ne kadar en düşük emekli aylığı 20.000 TL oldu deseler de aslında gerçekler öyle değil. Örneğin hak sahibi dediğimiz dul ve yetimler; aylık bağlanma oranları %75, %50 ve %25 dilimleri halindedir. Bunların kök maaşı 12.500 TL’den yeni açıklanan oranla birlikte 14.000 TL oldu. Bu grup hazine yardımı da alamayacak ve hisselerine göre; tek eş veya tek çocuksa %75 oranında yani 10.500 TL alacak ,eş ve tek çocuk ise eş %50, çocuk %25 alacak; bu durumda %50 hisse ile 7.000 TL, %25 hisseyle 3.500 TL alacak.
Bu rakamlarla geçinmeleri mümkün mü?
Yine en düşük emekli aylığını 20.000 TL yaptık deseler de halen kök maaşları 16-17-18-19.000 TL olan emekliler var. Bu grup ise Temmuz ayında TÜİK’in açıklayacağı enflasyon oranını 20.000 TL üzerinden değil, kök maaşları üzerinden alacak. Belirlenen en düşük emekli aylığının altında kalacağı için tekrar hazine yardımı ile en düşük emekli aylığına tamamlanacaktır.
Yine iktidarın cambaza bak oyunu ile toplumun gözünden kaçırdığı konu ise şudur: Aslında en düşük emekli aylığının altında kalanlara iktidar hazine yardımı vermiyor; çalışırken yüksek prim ödeyip en düşük emekli aylığının üzerinde maaş alan emekliden TÜİK verileri marifetiyle kesip, düşük maaş alanlara yansıtıyor. Buradaki nihai hedef ise Orta Vadeli Program’da bütün emeklileri en düşük emekli aylığında eşitlemektir.
Ülkenin değerli emeklileri; AKP iktidarının değersizleştirdiği emekliler olarak bizler artık bir şeyleri net olarak yaşayarak öğrendik. AKP iktidarı uygulamış olduğu politikalarla emekliyi ve asgari ücretliyi sevmiyor. Bugün emeklilerin yoksulluğunun ve yoksullaşmasının kaynağı 24 yıllık AKP iktidarı ve uyguladığı politikalardır.
Peki siz emeklilere soruyorum: Sorunun kaynağını değiştirmeden sorunu çözebilir miyiz? Tabii ki hayır.
O zaman emeklinin yapacağı tek şey var: Bir an önce seçim sandığının önümüze getirilmesini sağlamak ve yapılacak ilk seçimde emekliliği yok sayanları sandıkta yok saymak. Sadece iktidarı mı? Hayır. Bugün emeklilerin sorununu gündeme getirmeyen Cumhur İttifakı içerisindeki siyasi partiler için de emekliler olarak tavrımız aynıdır.
Bu vesileyle bütün muhalefet partilerine buradan 17 milyon emekli adına çağrımızı yeniliyoruz: Emeklilerin sorunlarını ve taleplerini, emekli örgütlerinin görüşü alınarak Meclis’te en güçlü şekilde dile getirmelerini talep ediyoruz.
17 milyon emekli adına Birleşik Emekliler Sendikası olarak taleplerimiz:
En düşük emekli aylığının 41.000 TL olması
Emekli bayram ikramiyelerinin asgari ücretle eşitlenmesi
Emeklilerden sağlıkta muayene ve ilaç katkı payının kaldırılması
Emekli sendikalarının yasal statüde tanınması ve emekli maaşları ile diğer özlük haklarının emekli sendikalarıyla toplu sözleşme ile belirlenmesi
Biz emekliler toplumun ötekileri değiliz. Bizi yok sayamazsınız. Dün vardık, bugün varız, yarın da var olmaya devam edeceğiz. Kalıcı olan biz emeklileriz; gidici olan emekliyi yok sayanlardır.
Tüm Emekliler Derneği Bozüyük Şube Başkanı Ramazan Peker ise yaptığı açıklamada;
” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek olan ve 2026 yılı zamlarını içeren torba kanunu “Memurlara yapılan ek iyileştirme emeklilere yapılmamaktadır. Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır”
Emeklilerin gelir ve aylıklarının alım gücünde fiyat ve kur artışlarının yol açtığı kayıpların da önlenemedi.
“Bu maddeyle 4/a ve 4/b emeklileri için en düşük emekli aylığı, olarak belirlenecektir.
Bu düzenlemenin sık sık yapılması ve farkın hazine tarafından karşılanması, 5510 sayılı Kanunla getirilen aylık bağlanma hesaplamasındaki parametrelerin sağlıklı olmadığının bir tescilidir. 5510 sayılı Kanunun aylık hesaplanmasına ilişkin 29. Maddesine göre, 1 Ekim 2008 sonrasında ilk defa statü farkı olmaksızın memurlar da dahil olmak üzere, bütün sigortalıların yaşlılık aylığının hesaplanmasında dikkate alınan güncellenme katsayısı ve aylık bağlama oranı parametreleri, çalışılan sigortalı süresi uzadıkça emekli aylıklarını düşüren bir sisteme dönüşmüştür.
AYLIK BAĞLAMA ORANLARI İYİLEŞTİRİLMELİ
5510 sayılı Kanunun 3. Maddesinde yer alan güncellenme katsayısında 1 Ekim 2008 öncesinde yüzde 100 olarak dikkate alınan büyüme oranları, Ekim 2008 itibariyle yüzde 30+1 puan olarak değiştirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 29. Maddesine göre aylık bağlama oranları yeniden düzenlenmiştir. 2000 öncesinde 7200 prim ödemesi olan bir sigortalıya yüzde 69 aylık bağlama oranı uygulanırken, 2000 sonrası dönemde 4447 sayılı Kanunla yüzde 55, 5510 sayılı Kanunla yüzde 40 olarak değiştirilmiştir. Yapılan değişikliklerle, emekli aylıklarında ciddi kayıplar görülmüştür.
Diğer taraftan asgari emekli aylığı korunamadığından, getirilen düzenlemeyle yapılan artışlar emeklinin asıl aylığına yapıldığından, en az aylık olarak belirlenen ödeme sabit kalmaktadır. Bu düzenlemeyle emekli aylığı artışlarının askari ücret esas alınarak yapılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere asıl sorun, 5510 sayılı Kanunla gelen düzenlemedir. Bu Kanunun bir an önce değiştirilmesine ihtiyaç vardır.
5510 sayılı Kanun, norm ve standart birliği esası ile yola çıkmıştır. Daha önceki Kanunlarda, memur ile işçi ve esnaf emeklileri arasında fark olduğundan, bu farkın dönem başında emekli aylıklarına yansıtılacağı düzenlenmişti. 4447 sayılı Kanunun geçici 4. Maddesinde yer alan bu düzenlemeye norm ve standart getirdiği iddiasında olan 5510 sayılı Kanunla kaldırılmıştır.
Bu teklifle getirilen düzenleme, 5510 sayılı Kanuna, Anayasamızın eşitlik ve adalet ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
5510 sayılı Kanunun 29. Maddesine göre, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5510 sayılı Kanun uygulanacaktır. 4688 sayılı Kanunun 28. Maddesiyle 5510 sayılı Kanunun aylık artışlarına ilişkin 55. Maddesinin memurlar için uygulanmayacağının düzenlemesi, norm ve standart birliğini bozmuştur.
İŞÇİ VE BAĞ-KUR EMEKLİLERİNE DE EK ZAM YAPILMALI
Emeklilere yapılan zamlar birlikte değerlendirildiğinde, memur emeklilerine kıyasla, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine ek zam yapılmamaktadır.
Kanun teklifinde yer alan memur emeklilerine yapılacak olan ek zammın, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılmaması durumu, anayasanın eşitlik ilkesine göre yeniden değerlendirilmelidir.
Emeklilerin gelir ve aylıklarının alım gücünde fiyat ve kur artışlarının yol açtığı kayıp önlenememiştir. Emeklilerimizin harcamalarında en yüksek gider olarak görülen gıda ve konut kira artışları, yoksulluk yaratmıştır.
EK ÖDEME ORANLARI ARTIRILMALI
Bu maddeye ilave edilecek bir düzenlemeyle, emeklilerin yüzde 4-5 olan ek ödeme oranlarının yüzde 10’a çıkarılması, eşitliğin sağlanması için elzemdir.” dedi.
Başkan Peker, açıklamasının devamında:
“Türkiye’de milyonlarca emekli, dul ve yetim; artan hayat pahalılığı, eriyen alım gücü ve yetersiz maaşlar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün emekli aylıkları, temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Barınma, gida, sağlık ve ulaşım harcamaları karşısında emekli maaşları hızla erimektedir.
2025 yılı boyunca yaşanan yüksek enflasyon ve zam yağmuru, emeklilerin gelirlerini adeta yok etmiştir. Market fiyatları, kiralar, elektrik, su, doğal gaz ve sağlık giderleri kontrolsüz şekilde artarken emekli aylıkları bu artışların çok gerisinde kalmıştır. Bugün emeklilerin büyük bölümü açlık sınırının altında yaşamaktadır.
2026 Ocak ayında yapılacak maaş artışı, yalnızca TÜİK’in açıkladığı TÜFE oranına göre belirlenirse bu artış, emeklinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmayacaktır. Emeklinin mutfağındaki yangın, TÜİK tablolarında görülmemektedir.
Bu nedenle 2026 Ocak maaş artışı; TÜFE artışı, Refah payı, Milli gelirden pay eklenerek belirlenmelidir.
Refah payı yıllardır kaldırılmış, emekli sadece enflasyon oranına mahkûm edilmiştir. Oysa ekonomik büyüme varsa, milli gelir artıyorsa, bunun karşılığını en çok hak eden kesim yıllarca bu ülkeye emek vermiş emeklilerdir.
En düşük emekli aylığı, insan onuruna yakışır bir yaşam düzeyine çıkarılmalıdır. Emekli, çocuklarının ve torunlarının desteğine muhtaç hale getirilmemelidir. Emeklilik, sadaka değil; ödenmiş primlerin karşılığıdır.
Tüm Emekliler Derneği olarak talebimiz açıktır:
Emekli maaşları geçim endeksine göre belirlenmeli, açlık sınırının altında kalan hiçbir emekli bırakılmamalıdır. 2026 yılı, emekliler için bir dönüm noktası olmalıdır. Emekliler artık sabır değil, adalet istemektedir.”