EŞİNİZE,ÖĞRENCİNİZE,BİRBİRİNİZE SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN"

"Eşinize, öğrencinize, birbirinize sevdiğinizi söyleyin"

Sinan Önce

İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Şişman, geçtiğimiz gün "Kuşaklar Buluşuyor" İnceleme Araştırma ve Belgeleme yarışmasının sunum ve tanıtım toplantısı sonrasında yaptığı konuşmasında birlik ve beraberlik mesajları verdi.

İl Müdürü Şişman konuşmasında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (Odtü) Göktürk-2 uydusunun fırlatılması nedeniyle düzenlenen tören sırasında çıkan olaylara değinerek: "Bir protesto yapılabilir tamam ama bu protesto neden şiddete dönüşüyor. Bu çocuklarımız bu gençlerimiz, bizim eserimiz. Bizim derken öğretmenleri günah keçisi olarak gösterdiğimi zannetmeyin bende öğretmenim. Siz çok iyi biliyorsunuz ki aranızda anne baba olan var. Dünyaya gelen hiçbir yavru hırsız yankesici kötü olarak dünyaya gelmez. Her dünyaya gelen yavru suçsuz ve günahsızdır. Ancak anne, baba, öğretmen, gazete, televizyon vs ile o yavrular malesef bu istenmeyen özellikdeler." dedi. Şişman konuşmasının devamında öğretmenlere seslenerek: "Ömür çok uzun değil. Geldik gidiyoruz. Ne olursunuz, öğrencileri gençlerin kalplerinde birer köşk kurun, bu köşk sevgi köşküdür. Bunun yolu da sizde fazlasıyla var. Zaman zaman bunalırsanız bir daire çizin bizim de size katkımız olacaksa paylaşalım. Birbirimizden neyi kıskanıyoruz. Ben ara sıra söylüyorum. Bugün eşinize sevdiğinizi söylediniz mi diyorum. Ne olursunuz eşinize, öğrencinize, birbirinize sevdiğinizi söyleyin. Aşkın aldı benden beni, Bana seni gerek seni. Ne varlığa sevinirim, Ne yokluğa yenilirim, Aşkın ile avurum bana seni gerek seni diyen bir kültürün çocuklarıyız. Bu işin başarısı da bizim, başarısızlığı da bizim. Eğer bir çocuk bir takım yanlışların içindeyse vebali bizdedir. Güzelliklerin içindeyse sevabı da bizimdir. Ne olursunuz onları kucaklayalım." dedi.

"Bir protesto yapılabilir tamam ama bu protesto neden şiddete dönüşüyor?"

İl Müdürü Şişman konuşmasında şunları söyledi: "Hani bizim kültürümüzde birşey vardır. Dertli olacaksınız. Dertli olmanın yolu nedir? Zaman zaman hapisaneleri hastaneleri, düşkünler evini, mezarlıkları vb yerleri ziyaret eden insanın kalbi biraz daha yumuşaktır.

Bunu herhangi bir ideolojik yaklaşımla söylemiyorum,çok subjektif olarak söylüyorum. Allah aşkına, sadece bir fotoğraf olarak söylüyorum. Türkiye bir uydu yapıyor ve bu uydu yörüngeye fırlatılıyor. Bir protesto yapılabilir tamam ama bu protesto neden şiddete dönüşüyor. Bu çocuklarımız bu gençlerimiz, bizim eserimiz. Bizim derken öğretmenleri günah keçisi olarak gösterdiğimi zannetmeyin bende öğretmenim. Siz çok iyi biliyorsunuz ki aranızda anne baba olan var. Dünyaya gelen hiçbir yavru hırsız yankesici kötü olarak dünyaya gelmez. Her dünyaya gelen yavru suçsuz ve günahsızdır. Ancak anne, baba, öğretmen, gazete, televizyon vs ile o yavrular malesef bu istenmeyen özellikdeler. Dertli olalım derken bunu kastediyorum.

"Uykusu kaçan dertli insanlara ihtiyacımız var"

Sultan Abdülhamit Han'ın birgün Osmanlı Devleti'nin düştüğü sıkıntılardan uykuları kaçar. Mabeyine çıkar. Bakarki mabeyinin bir köşesinde birisi oturmuş kara kara düşünüyor. Hayırdır senin derdin ne der? O da sormayın hünkarım derdim çok büyük. Hünkarım Suzidil kalfanın yanağında bir sivilce çıktı, ne olacak diye onu düşünüyorum der. Bizim böyle dertliye değil, uykusu kaçan dertli insanlara ihtiyacımız var. Ne olursa olsun.

"Çanakkale gibi dünyada hiçbir millete nasip olmayan bir mirasın çocukları, birbirlerine yumruk sıkmazlar"

Birileri eğer çocuklarını Nagaziki'ye götürüyor, Hiroşima'ya götürüyor, hızlı trene bindiriyorsa, eğer çalışırsanız daha hızlısını yaparsınız, eğer çalışırsanız bu bombalar buralara düşmez diyorlarsa, bizim Çanakkale gibi dünyada hiçbir millete nasip olmayan bir mirasın çocukları birbirlerine yumruk sıkmazlar.

Varsayalım, öfkemize sahip olamadık birbirimize zarar verdik. Onun burnu kanadı benim dudağım patladı. Allah korusun bunun kime ne faydası var? Ama gülüp tebessüm ettiğin zaman çok farklı şeyler oluyor.

"Düşüne herkes vurur, önemli olan tutup onu kaldırabilmektir"

Bir gün Hz. Mevlan'a çevresindekilerle bir güzelliği paylaşıyor. O arada bir zikir halkası oluşturuyorlar. Dışarıdan birisi halkanın içine giriyor. Düşüyor kalkıyor, düşüyor kalkıyor. Halka da olanlar diyor ki bu sarhoş bunu dışarı atalım. Ne yapıyorsunu diyor Mevlana. Efendim bu sarhoş biz bunu dışarı atacağız diyor halkadakiler. Mevlana'da şarabı o içmiş, sarhoşluğu siz yapıyorsunuz. Alın onu halkanıza diyor. Düşüne herkes vurur, önemli olan tutup onu kaldırabilmektir.

Ömür çok uzun değil. Geldik gidiyoruz. Ne olursunuz, öğrencileri gençlerin kalplerinde birer köşk kurun, bu köşk sevgi köşküdür. Bunun yolu da sizde fazlasıyla var. Zaman zaman bunalırsanız bir daire çizin bizim de size katkımız olacaksa paylaşalım.

"Birbirimizden neyi kıskanıyoruz?"

Birbirimizden neyi kıskanıyoruz. Ben ara sıra söylüyorum. Bugün eşinize sevdiğinizi söylediniz mi diyorum. Ne olursunuz eşinize, öğrencinize, birbirinize sevdiğinizi söyleyin. Aşkın aldı benden beni, Bana seni gerek seni. Ne varlığa sevinirim, Ne yokluğa yenilirim, Aşkın ile avurum bana seni gerek seni diyen bir kültürün çocuklarıyız.

Bu işin başarısı da bizim, başarısızlığı da bizim. Eğer bir çocuk bir takım yanlışların içindeyse vebali bizdedir. Güzelliklerin içindeyse sevabı da bizimdir. Ne olursunuz onları kucaklayalım." dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri