FİGÜRLERİN KAZINMASIYLA MEŞHUR OLDUK

ŞADİ ERDAL

Bilecik Belediye Başkanlığını kazanan Semih Şahin bir anda Türkiye genelinde konuşulur oldu. Belediye binasının duvarlarında, önceki belediye başkanı şimdiki milletvekili Selim Yağcı’nın yaptırdığı Osmanlı figürlerini kazıtmasıyla gündeme oturdu. 

Semih Şahin, seçim çalışmaları sırasında gazetemizin Basın Masası programına katıldı. Şahin “… iki temel vaadim var, adaletli ve şeffaf olacağım. Bu ikisini sağladığınızda tüm sistem zaten sorunsuz şekilde ilerleyecektir ama adil ve şeffaf olmadıktan sonra tüm sorunlar zaten başlamış demektir… Göreve geldiğimde tüm kamuoyu bunları görecek…” demişti. 

Dediklerine katılmamak mümkün mü? Adaletli olmamalısın, şeffaf olmamalısın diye kim der. 

Seçimlerden sonra Şahin ‘Teşekkürler memleketim şimdi Bilecik zamanı’ diyerek ilimiz için çalışmaya başlamak üzere kolları sıvadığını ima etmişti. Ne yazık ki şeffaflık vaadini unutup belediye duvarlarındaki Osmanlı figürlerini kazıtmakla işe başladı. 

Şeffaflık nedir? Yapmak istediğin işi kamuoyu ile paylaşmak, bilgilendirmek, huzursuzluğa meydan vermeyecek kararlar almak. Şahin şeffaflık denilen kelimenin anlamına uygun davransaydı, kamuoyunu hazırlasaydı, aceleci davranmasaydı bu kadar tartışma olmazdı. Şahin sadece CHP’nin oylarıyla seçilmedi, ittifak ettikleri İYİ Parti’nin oyları seçimi kazandırdı. Şeffaflık dediği ilkeyi uygulasaydı İYİ Parti ile meşveret etmiş olur, bu konuda uyarılmış olurdu. 

Olay kamuoyuna hızla yayılınca Başkan Şahin Anadolu Ajansı’na şöyle bir açıklama yapıyor;

“Binaya ilk girildiğinde sağlı sollu, bir sanatsal değeri olmayan, herhangi bir sanatçı değil; yapan da yevmiyeyle çalışan, benim bir arkadaşım. Alçı kalıplarla üzerine birtakım figürler işlemiş ve bunları asmışlar. Burası öyle bir bina ki buraya, dünyanın en iyi sanatçılarının yaptığı minyatür sanatıysa minyatür sanatı... Bizim iki marka değerimiz var: Biri mermer, diğeri Osmanlı'nın kuruluş kenti olmamız. Bunlarla ilgili gerçek sanatçıların yaptığı gerçek sanat eserleriyle birlikte bir giriş yapacağım.

Bu tür bir izin var mı diye sordum, 'yok' dediler. Sanatçısı kim dedim, 'yok' dediler, 'Bilmiyoruz' dediler. 'Elden para verdirdik, yaptırdık. 100-200 liraya gibi.' Tabii bu kadar değerli bir binaya işporta türü bir işin yapılması beni rencide etti, tüm Bilecik'i de rencide edeceğine inanıyorum. Tüm tarih bilimcilerini de rencide edeceğini biliyorum. Bunları kaldırdım çünkü bize yakışmayan bir şey. İlave olarak Anıtlar Kurulu'ndan izin alınmadan yapıldığı için 2863 sayılı yasa gereği ağır cezada yargılanmayı gerektiren bir şeydir. Böyle tarihi eser binada kafanıza göre istediğiniz bir şey yapamazsınız.

Bu çerçevede ben onu kaldırıp, orijinal haline getirttim çünkü benim kendi işim restorasyon ve bu tür tarihi eser yapılara çok özen gösteririm. Yıllarca da bu işi yaptım. Bu binada mesela dışı da boya, boyalı olmaması lazım. Bu bir taş mekteptir. Bu yüzden en mükemmelini, en iyisini, en iyi tabloları, ne figür olursa olsun, Osmanlı tablosu koyacaksak birinci sınıf olacak ve sanat eseri olacak. Tescilli sanat eseri olacak. Başka bir şey koyacaksak, o da öyle olacak. Çok çok değerli bir bina. Bu manada buranın ayakta kalmasını sağlayan insanlara da teşekkür ediyorum. Bana Türkiye'nin en güzel belediye binasını bıraktılar, bu anlamda teşekkür ediyorum ama ben hem işim hem mesleğim gereği burasını orijinaline uygun, tarihsel değerini, gerçek değerini tekrar verecek hale getireceğim." 

Başkanın bu sözleri bir vaattir, takipçisi olacağız. 

Not: Önümüzdeki hafta il dışında olacağım için Salı günkü köşe yazımı bugünden yayınlıyorum. 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.