GÜZEL ADAM VE YENİDEN DOĞUŞ

MÜCAHİT BAYRAK

Şüphesiz ki günümüzde sinema, radyo, televizyon,internet hasılı medya olarak nitelendirebileceğimiz sektör belki 21.yy insanının en mühim imtihanıdır. Toplumu etkileyen en önemli faktördür. Özellikle görsel medya dediğimiz sinema,tv vb. alanlar insanların bilinçaltına sinsice girmekte ve bir nakkaş gibi insanoğlunun aklını ve fikrini işlemektedir. 

Amerika yıllarca "Hollywood" filmleri ile kendine milli kahramanlar ve olmayan bir tarih kazandırmıştır. Bununla kalmayarak yaptığı filmleri dünyanın dört bir yanına pazarlayarak dünyayı kültür emperyalizmine maruz bırakmıştır. Tabi bu noktada bu filmlerin pazarlanması hususunda alanda memnun satan da memnundur. Asıl iç acıtıcı olanda budur. Aslında iç acıtıcı olması tartışılabilir. İnsanların izlemesi değil belki fakat kendini kaptırması ve kendi milli tarihine bile bu kadar şevkle bakmaması daha acıtıcıdır.

Görsel medya sektörü başlangıcından kısa bir süre sonra doğal olarak evrensel bir hal almıştır. İnsanlar, kültürler, medeniyetler arasında ortak bir dil kurabilmiştir. Kültürler arasındaki dil farklılıkları da önemli bir engel teşkil etmemektedir. Bu yüzden kültürler arası etkileşim sinema ve televizyon gibi araçlarla daha sık ve daha hızlı ilerlemektedir.

Bu açıdan bakarsak bu araçlar hayatımızda çok önemli bir alanı kapsamaktadır. Bir müslüman olarak bu alana kuşkuyla mı yoksa tam bir adaptasyon fikriyle mi bakmalıyız? Kuşkuyla bakma devrini çoktan geçtik zannederim. Hatta bu gibi araçlara çoktan adapte olduk. Artık herbirimizin evinde televizyon, bilgisayar, internet bulunmakta. Ama farklı kültür havzasında  gelişen bu alanlara ne kadar sağlıklı adapte olabildik, tartışılır. Pek de iyi sınav veremedik malesef. Bugüne kadar da tam anlamıyla verebilmiş de değiliz. Ta ki "yedi güzel adam" dizisini seyredene kadar. Geçtiğimiz günlerde yayın hayatına adım atan bu dizi edebiyat,sanat,düşünce alanında müstesna yeri olan yedi güzel insanın hayat hikayesini Adil Erdem Bayazıt'ın dilinden seyircilerine aktarıyor. Gençlik ve olgunluk dönemlerini ele alan film gençlere ahlak, terbiye, saygı, sevgi, talebelik, ideal kavramları açısından güzel bir örnek sunuyor. Hele ki günümüzde bir yılan gibi gençleri zehirleyen gençlik dizilerine karşı tam bir panzehir kıvamında. Teknik ve oyunculuk açısından da başarılı bir yapım olmuş. Gençlere şiir, düşünce, sanat ve en önemlisi din açısından önemli örnekler arz etmektedir. En azından böyle yapımlar ile gençlerimiz televizyonda batı menşeili Türk dizilerinin yanında güzel bir örnek olarak böyle eserleri de görme imkanına sahip oldular.

Yıllarca batı kültürü ile bütünleşmiş senarist ve yönetmenlerin elinde büyüyen televizyon ve sinema kültürümüzün ayakları bu topraklara basmıyordu. İnsanımızın manevi duyguları kimi zaman ayaklar altına alınıyordu. Sinema ve televizyon yıllarca komünist, liberal yani batı kaynaklı propaganda yaparak insanımızı kendi milli kültüründen, örfünden, dininden, ananesinden ayırmayı kendine bir görev bellemişti. Artık müslümanlarında kaçınılmaz olarak gelişen ve tüm insanları içine alan bu sektörde bir varlık göstermesi elzemdir. İnsanlara anlatacak hikayemiz çok. Hem de sahici hikayeler. Fakat dandik, işe yaramaz eserler ile değil, hem oyunculuk hem teknik hem de konu olarak şaheserlerle anlatmalıyız. Eskiden Minyeli Abdullah, Bir adam yaratmak, Reis Bey gibi yapıtlar ile  "Milli Sinema" akımı başlatılmıştı. Bu akımı yeniden canlandırmalıyız ve bütün insanlığa hitap edecek eserler ortaya koymalıyız. Artık sinema ve dizi sektöründe insanımızın ulvi duyguları-dini,örfü, ananesi- hor görülmemeli aksine yüceltilmelidir. Bunu yapacak olanda müslümanlardır. Yani müslümanca düşünebilenlerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.