Hayallerle büyümek, hayalleri hedef haline getirmek, bizi mutlu edecek şeylerin peşine düşmek hayat için büyük bir tattır. Hayaller olmazsa olmazı bu hayatın. En bunaldığımız anda ufacık bir mutluluğun hayali o an mutlu ediverir bizi.
Yoğun iş temposu, bir kaos içerisinde ilerleyen gündelik yaşam insanların duygusal ve manevi tatminini zorlaştırıyor. Bu yüzden hayal kurmak, insanın mutlu olacağı o anı arzulaması vazgeçilmez bir desarj yöntemi haline geliyor.
Hayallerin gerçek olması için farklı farklı yöntemlere başvuruluyor. Ölülerden medet umuyor, her yere çaput bağlıyoruz, farklı eylemler gerçekleştiriyor hayalimizi gerçeğe dönüştürmek için çabalıyoruz.
Amacım hayallerinin peşine düşenleri yargılamak değil. Hayal kurabilmek, hayalleri hedefler haline dönüştürebilmek yaşanılabilecek en güzel şeylerden biri. Ev, araba, güzel bir tatil herkesin bunlar için vardır bir hayali. Aşkı yaşamanın, sevgiyi yaşamanın, mutluluğun hayalini kuranlarda var tabi ki.
Hayal kurabilmek olmasaydı onca roman yazılabilir miydi, onca film beyaz perdeye yansıya bilirmiydi?
Hayal kurmak kötü değil fakat kötü olan birşey var. Son zamanlarda moda haline gelen hayallere ulaşmak için dilek dileme yöntemlerinden biri olan dilek fenerleri. Siz masumane bir şekilde o feneri yakıp, dileğinizi dileyip gökyüzüne bırakıveriyorsunuz ya onlar gökyüzünden sönmeden yere düşebiliyor bazen bir evin yanmasına, bazen bir ormanın yok olmasına neden olabiliyor. Bir çok haber okuyorum bu konuyla ilgili hayalleriniz için doğamızı veya bir başka insanın hayalini yok ediyor olabilirsiniz. Ufacık bir zevk için değer mi?