Sinan Önce
SS 1-6-7 ve 11 nolu minibüsçüler Avukatı Hüseyin Öztürk Belediye Meclisinin Nisan ayında aldığı geçici ruhsatlarla ilgili kararını eleştirerek; "Bu kesinlikle suç. Böyle bir sözleşme hukuka uygun değil, aykırı davranış. Yasalarda böyle bir ara formül yok" dedi.
Öztürk Belediye Başkanı Selim Yağcı'nın hukuka aykırı işler yaptığını anlatarak; "Belediye başkanının diplomasını araştırmak lazım. Belki de hukukçu değildir, o kadastro kitabı okumuş", "Biz burada belediye başkanını herhalde yeniden mektebe alıp hukuk öğretmemiz lazım.", "Burada Bilecik'te bir hukukçu belediye başkanı hukuku katletmiştir. Söyleyeceğim şey bu. Valilikte buna göz yummaktadır. Bir kaos var bunu belediye başkanının çözmesi gerekir. Başkanın yapacağı şuydu M plakalı arkadaşlara diyecekti. Arkadaşlar ihaleniz iptal oldu. İhale kararı onanana veya bozulana kadar bekleyeceksiniz. Bu ara formulüde daha önce hak etmiş olan arkadaşlarla yerine getirmesi gerekirdi. Doğrusu bu. Şimdi belediye başkanınız kardan adam. Güneş çıktı erimeye başladı. Son 2 yılı. Siz 10-20 yıldır burdasınız 20 yıl daha burdasınız belediye başkanına güle güle partisi düzenleyin güzel bir yaş pasta hediye edin." dedi.
Öztürk şöyle konuştu; "Belediye Meclisi Nisan toplantısında bir karar almış. İhale iptal edilmiş olması sebebiyle M plakalar başvuru yaparak geçici bir sözleşme ile onların taşımacılık yapmasına olanak sağlanmış. Kararı görmedik ama gazetedeki haber bu doğrultuda. Bu kesinlikle suç. Böyle bir sözleşme hukuka uygun değil, aykırı davranış. Yasalarda böyle bir ara formül yok.
Yarından itibaren Allah nasip ederse tüm üyelerimiz 130 kişi hatta diğer insanlarda şikayet edebilirler mahkeme kararını açıkca yerine getirmemek için alınan bir meclis kararıdır. Önceden sadece Belediye Başkanı hakkında şikayetçi olmayı planlamıştık fakat şuan meclise katılıp o karara olumlu rey kullanan Ak Parti'li meclis üyeleri hakkında da şikayetçi olunacak. Yargı kararlarının yerine getirilmemesi bunun akabinde de uğramış olduğunuz zarar ziyanlar söz konusu olursa kişisel zarar olarak hem belediye başkanına bizzat kendisinden hem de diğer meclis üyelerinden talep ve dava etme hakkı idari yargılama kanununun 28. maddesi kapsamında bulunmakta.
Şuan diğer M plakalı araçların çalışması ne kadar hukuka uygunsa sizlerinde plakaları o kadar hukuka uygun. Çalışmaya devam edebilirsiniz. Eğer çalışmanız akabinde idari bir işlemle karşılaşırsanız hem ona itiraz hakkı doğar, hemde o idari işlem sebebiyle sizin de M plaka talep etme hakkınız doğar. Mesela örnekle açıklayayım. Mehmet kardeş çalıştı, belediye zabıtası da dedi ki yönetmeliğin şu maddesine göre sana ceza yazıyorum. O zaman yönetmeliğin o maddesi gereği bana da M plaka ver. Belediye vermez ise M plaka ile ilgili hususi bir dava açılabilir.
Burada belediye açıkca hukuki ihlal ettiği için, açık ve net bir şekilde yargı kararlarının gereklerini yerine getirmemekle bir hukusuzluk çığrını aşmış bulunmakta. Dolayısıyla sizden de bu bağlamda kanunlara uyun, benim kararlarıma uyun deme hak ve yetkisi de elinden çıkmış gibi görünüyor. Yani kamu güvenliğini zedelemeyecek şekilde haklarınızı rahatlıkla arayabilirsiniz. Hatta sivil itaatsizlik sürecini başlatabilirsiniz." dedi.
Açıklamasının ardından minibüsçülerin sorularını yanıtlayan Avukat Öztürk, bir minibüsçünün "Belediye başkanı eski plakalarla çalışırsanız plakanızı iptal ederim demiş. Benim sözleşmeme göre çalışacaksınız" sorusuna; "İptal ediyorsa etsin. Belediye başkanının diplomasını araştırmak lazım. Belki de hukukçu değildir, o kadastro kitabı okumuş. Çalışan M'lerde eski tabelalarını taksın çalışsın. Çünkü ihale iptal olması güzergahlarıyla beraber iptal edildi. Dolayısıyla yeni güzergahta yok. Bu bağlamda M'lerde eski tabelalarını takıp devam edebilirler.
Karar oy çokluğu ile çıktığı için belediye başkanı mahkeme kararı 2 üyenin red talebi ile çıktı. Başkan idareyi haklı buldu. Belediye başkanının mahkemeler üzerinde yoğun etkisi baskısı. Belki de iktidarında esintisi ile beraber defalarca banada üyeleriniz tarafından söylendi. Eskişehir İdari Mahkemesine görüşmeye gittiği şeklinde. Demekki sadece derdini başkana anlatabildi veya ikna edebildi." dedi.
"Hukuk kararları herkesi bağlar" diyerek konuşmasını sürdüren Avukat Öztürk; "Burada görev valiliğe düşüyor. Valilik mülki amirdir. Buradaki asayişi korumak gözetmek, hukuk kurallarının ve mahkeme kararlarının uygulanırlığı sağlamak onun görevi. Eğer valilik burada bir zaaf gösterirse kendisi hakkında gerekli şikayetler ve soruşturma yönüne gidilmesi için her türlü hukuki hakkımızı aramak için bu süreci başlatcağız.
Belediye başkanı be buranın patronuyum hukukçu kimliğinden arınarak tamamen cahilhane bir davranışla "burada hukuk yok ben belediye başkanıyım kanun bana yetki vermiştir" şeklindeki yanlış bilgileriyle, kanun yetki vermiş ama kanunlarda belediyelerde başkanlarda kanunlar çerçevesinde yönetirler. Belediye Başkanı ama burada istediğini yapamaz. Kanuna göre davranmak zorunda.
Belediye kanununda toplu taşıma hizmetinin nasıl yapılacağı anlatılmıştır. İhale yoluyla kiralanabilir yada satılabilir. Ben mahkeme kararı gelene kadar talepte bulunanlara taşımacılık hakkı tanıyacağım diye bir yetkisi bulunmamaktadır. Bu görevi kötüye kullanmaktır. Dolayısıyla ilgililer hakkında şikayet hakkı doğmuştur. Benim size davanıza ekmeğinize sahip çıkmak istiyorsanız yarın veya birgün tavsiyem mağdur olan esnafların tümü hem meclis üyeleri hakkında hem belediye başkanı hakkında şikayette bulunmanızdır. Doğal hakkınızdır.
Kendileri hakkında da mahkeme kararını kasten yerine getirmemekten görevi kötüye kullanmaktan ötürü dava açılır. Mahkeme kararını yerine getirmemek suçtur. Burada iki tane suç var. Görevini ihmal etmek görevinin kötüye kullanmak. Mahkeme kararının yürütülmesini yada gereklerini yerine getirmemek için ısrarla davranan meclisten karar çıkartan bir idari yapı başkan ve meclis üyeleri mahkeme kararını yerine getirmemek için karar aldıkları için görevi kötüye kullanma suçu işlemişlerdir. Burada bir ihtiyaç varsa ihale yapsın, belediyeye kazanç elde ettirsin. Ahbap Çavuş ilişkisiyle mahkeme tarafından fesh edilmiş bir sözleşmeye dayalı işlem yapması hukuken mümkün değildir.
Burada asıl görev valiliğindir. Biz hem Valilik hemde belediyeye kooperatif başkanları aracılığı ile ihtarname çektirdik. Yargı kararların yerine getirilmesi aksi takdirde idari yargılama usul kanunun 28. maddesinin 1 ve 4. bendi gereği haklarında davacı olunacağına dair ihtarnameler çekildi. Top şuan valilik makamındadır. Valilik burada sukuneti ve asayişi sağlamak zorunda. Kanunların ve mahkeme kararlarının uygulanması için olağan üstü bir sorumluluk üstlenmesi gerekir. Onun vazifesidir. Yapmaması onun kusuru ve onun ihmalidir. Sorumluluk ve yetki valiliktedir. Valilik burada bir olay olduğunda esnaf arasında, bunun faturasını valilik öder. Çünkü mahkeme kararının uygulandırılması, belediye başkanının amiridir. Şehrin eminidir, şehir valiliğe emanet edilmiştir. Dolayısıyla valilik bu emanetini korumak zorunda. Kendi altına yer alan denetimi kapsamında bulunan belediyenin hukuka aykırı işlemine de göz yummaması gerekir." dedi.
Yeni M plakası alan minibüsçülerin çalışma haklarının "Belediyenin uyduruk işleminden kaynaklanıyor" diyen Öztürk; "Emniyet ise iktidar belediyesi olduğu için bu olaya biraz soğuk davranabilir. Oda onun vebali sorumluluğudur günahıdır. Mahkeme kararı karşısında kendisini savunur." dedi.
Devletin esnafı koruması gerektiğini anlatan Avukat Öztürk, Belediye Başkanı Selim Yağcı'yı kastederek; "Biz burada belediye başkanını herhalde yeniden mektebe alıp hukuk öğretmemiz lazım." dedi.
Öztürk şöyle konuştu; "Eski hatların iptal gerekçesi ihale yapılmış olmasıydı. Ondan sonra taşımacılığa siz devam edince size ceza kestiler. O sizin taşımacılığınızın durdurulmasına dayanak teşkil eden ihale ortadan kalktığına göre sizin için bir mani bulunmamaktadır. İkincisi herhangi bir yönetmelik hükmü geçmişe dayalı yürütülemez. Yani belediye yönetmelik çıkardık M plaka taşımacılık yapacaktır diyebilir. Yönetmelik tarihinden sonra taşımacılık hakkı kazananlar için geçerli bir yorumdur. Yani siz bugün bir kanun çıkarıpta geçmişe dönük olarak kanun uygulamanız mümkün değil. Yada yönetmeliği. Esnafın aleyhine olacak şekilde mümkün değildir. Çünkü anayasanın 173. maddesi açık ve nettir. Kamu devlet devlet kurumları esnafı koruma yükümlüğü altına alınmıştır. Esnafını korur esnafını ezmez. Yani biz burada belediye başkanını herhalde yeniden mektebe alıp hukuk öğretmemiz lazım.
Problemin kaynağı şu. Belediye başkanı açıkça meclis kararı alıp, trafik komisyonu kararı ile çalışan veya hak elde etmiş tüm minibüs esnafının haklarını iptal ettim diye meclis kararı almaktan aciz mi? Neden almıyor? O da biliyor alamayacağını alsa da mahkemeden döneceğini.
Belediyenin korkusu da şu. Ben 120 tane başıma bela aldım. M plaka yaptım. Yeniden ihaleye çıkarsam 120 tane daha gelir. Kimlerin alacağını da bilemem etti sana 240 tane. 130 tane de eskiden de vardı etti sana 370 tane. Bunları peş peşe eklediğini zaman Bilecik'te bütün caddeler dolar. Takip mesafesini de bırakırsanız Bozüyük'e kadar gidersiniz.
Ben size çalışın çalışmayın demiyorum. Sizi durduran işlemin yazının gerekçesi ortadan kalmıştır. Ben sana çalış yada çalışma diyemem. Ben sadece hukuksal olarak olayı izah ettim. Burada Bilecik'te bir hukukçu belediye başkanı hukuku katletmiştir. Söyleyeceğim şey bu. Valilikte buna göz yummaktadır. Bir kaos var bunu belediye başkanının çözmesi gerekir. Başkanın yapacağı şuydu M plakalı arkadaşlara diyecekti. Arkadaşlar ihaleniz iptal oldu. İhale kararı onanana veya bozulana kadar bekleyeceksiniz. Bu ara formulüde daha önce hak etmiş olan arkadaşlarla yerine getirmesi gerekirdi. Doğrusu bu. Şimdi belediye başkanınız kardan adam. Güneş çıktı erimeye başladı. Son 2 yılı. Siz 10-20 yıldır burdasınız 20 yıl daha burdasınız belediye başkanına güle güle partisi düzenleyin güzel bir yaş pasta hediye edin." dedi.
Öztürk ayrıca Ak Parti'den aday adayı olduğunu da ifade ederek; "Ak Partili yada Ak Partiden aday adayı olmak halka zulüm yapmayı gerektirmez. Adalet ve Kalkınma Partisi. Maalesef hukukun öne alındığı öncelendiği bir partide olupta hak çiğneyen bir belediye başkanında bu partide nasıl yer aldığını merak ediyorum." dedi.
SS 1-6-7 ve 11 nolu minibüsçüler Avukatı Hüseyin Öztürk, ayrıca minibüslere kesilen cezaların iptali için açılan davanın sonuçlandığını ve 6111 sayılı torba yasa kanunu sayesinde cezaların iptal olduğu söyledi. Öztürk şöyle konuştu; "Bizim marifetimiz değil, başbakanın marifeti sebebiyle cezalar ortadan kaldırıldı. Torba yasasından kaynaklanan birşey. Davanın esasına girip doğrudan inceleme şansı kalktığı için biz o yasayı gündeme getirdik. Aksi takdirde mahkeme hem ihale davasını hemde diğer davayı bekletici mesele yapmıştı. Yani onlar danıştaydan dönene kadar dava donmuş şekildeydi. Buda şu anlama gelir. 7-8 kez gelip buraya beklensin demek gibi hem sizin için de bizim içinde bir faydası yok. O yüzden o maddeyi hatırlattım mahkemeye. Mahkemenin de haberi yokmuş, hakim gitti bilgisayarından baktı ve kanaat getirdi. Geldi dosyaları işlemden kaldırdı." dedi.