İKİ İMAM

NECATİ TAYYAR TAŞ

İslam dünyasında hicrî ikinci asırdan itibaren bid’atçı mezheplere, ayrılıkçı görüşlere ve özellikle uçuk akılcı tavırlarıyla inançta ihtilaflara, tefrikalara sebep olan ve kesinlikle değişmez bir kaide olarak, o günden bu güne kadar ve hatta insanlığın var oluşundan kıyamete dek İslam düşmanlarının tertip, tezgâh, hile, tuzak, maddi ve manevi destekleriyle bilerek veya bilmeyerek beslenen, ayartılan, satın alınan kiralık din ve fikir katillerinin tahribatlarına karşı ehl-i sünneti savunan ehl-i sünnet kelamının büyük otoritelerinden iki önemli itikat mezhebinin iki muhteşem allame imamı; biri İmam Mâturîdi, diğeri de İmam Eş’arî.
Bu iki imamı acaba ne kadar tanıyoruz. Tereddüdüm, böyle bir yazıyı okuyucularıma aktarmayı bana çağrıştırdı. Hani deriz ya, amelde imamımız; İmam Azam veya İmam Şafiî, itikatta imamımız; İmam Mâturîdi veya İmam Eş’arî… Öyle ise tanıyalım bu iki dev allameyi, bilelim onların hizmetlerini ve aralarındaki İslam’a muvafık farklılıklarını…
İMAM MÂTURÎDİ: Bu yüce ve cins insan özbeöz Türk olup, 852 de, Türkistan’ın Semerkant şehrinin Mâtürîd köyünde doğmuş ve 944 de, Semerkant’ da vefat etmiştir. Türkiye, balkanlar, Orta Asya, Çin, Hindistan, Pakistan, Eritre gibi yerleşim yerlerinde Sünnî Müslümanların en azından yarısını oluşturan Hanefilerin büyük çoğunluğu itikatta Mâtürîdî mezhebine bağlıdır.
İMAM EŞ’ARÎ: İmam Eş’arî, 873 de Basra’da doğmuş, 936 da Bağdat’ta Hakka yürümüştür. Eş’arilik daha çok Endülüs, Hicaz, Kuzey Afrika, Mısır, Irak, Suriye ve Endonezya’da yayılmıştır. Dünyada Müslümanların % 13’ünü oluşturan Malikilerin hemen hemen tamamı ile % 33’ünü teşkil eden Şafiîlerin dörtte üçü, Hanefilerle Hanbelîlerin çok az bir kısmı itikatta Eş’ari mezhebini benimsemişlerdir. Eş’ari uleması zamanla te’vile çok yer vererek ve zaman zaman kelamda yenilikler ve değişiklikler yaparak kelam ilmini felsefe ile rekabet edebilecek bir güce kavuşturmuşlardır.
Hocaların hocası bu iki büyük imamı bu kısa bilgilerle tanıdıktan sonra görüşlerini ve aralarındaki Müslümanlar için rahmet olan farklılıklarını mukayese etmek üzere bir arada sıralamak gerekirse, şöylece özetleyebiliriz:
MÂTURÎDİYE: Akıl ve nakli temel alan Mâturîdinin görüşleri:
1. Dinî tebliğ olmasa da kişi akılla Allah’ı bulabilir.
2. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akılla bilinebilir. Allah bir şeyi güzel olduğu için emretmiş, çirkin olduğu için yasaklamıştır.
3. Kulda başlı başına bir cüz’î irade vardır. Kul iradesiyle seçimini yapar. Allah’ta kulun seçmesine göre fiili yaratır.
4. Allah’ın diğer sıfatları gibi tekvin (yaratma) sıfatı da ezelidir.
5. Allah, kulun gücünün yetmeyeceği şeyleri kula yüklemez.
6. Allah’ın fiillerinin muhakkak bir sebep ve hikmeti vardır. Fakat kul bu sebep ve hikmeti her zaman bilmeyebilir.
7. Peygamberlerin erkek olması şarttır.
8. Kâfirler ibadetle mükellef değildirler.
EŞ’ARİYE: Genelde akılcılık ilkesini benimseyen Eş’arinin görüşleri:
1. Kendilerine dinî tebliğ olmayan kişiler aklıyla Allah’ı bulmak ve O’na iman etmekle mükellef değildirler.
2. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akılla değil şeriatla bilinir. Bir şey Allah emrettiği için güzeldir, yasakladığı için çirkindir. Fiilin kendisinde güzellik ve çirkinlik yoktur.
3. Kulda başlı başına cüz’î bir irade yoktur. Kulun cüz’î iradesi Allah’ın iradesine bağlıdır. Kul ister, Allah dilerse yaratır, dilerse yaratmaz.
4. Allah’ın ayrıca ezelî bir tekvin sıfatı yoktur. Bu sıfat kudret sıfatının içindedir.
5. Allah, kulun gücünün yetmeyeceği şeyleri kula yükleyebilir.
6. Allah’ın fiillerinde sebep ve hikmet olabilir de olmayabilir de.
7.Erkek olmak peygamberliğin şartlarından değildir.
8. Kâfirlerde ibadetle mükellef olup, ibadet yapmadıkları takdirde ayrıca azap göreceklerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.