“Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş Meseleleri Sempozyumu” kitabının ikinci baskısı gerçekleşti. Osmanlı ve Bilecik tarihine ışık tutan bu önemli kitabın basım işi, ilin en büyük matbaası durumundaki gazetemizin matbaa tesislerinde gerçekleşti.
Kadir ÜNAL
“Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş Meseleleri Sempozyumu” kitabının ikinci baskısı gerçekleşti. Kitabın basım işi, ilin en büyük matbaası durumundaki gazetemizin matbaa tesislerinde gerçekleşti. “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş Meseleleri Sempozyumu” kitabını, yayına Prof. Dr. Azmi Özcan ve Prof. Dr. Mehmet Öz birlikte hazırlarken, kitap 138 sayfadan oluşuyor. Sempozyumdan konuşmaların yer aldığı kitabın içerisinde birbirinden önemli profesörler, Osmanlı’nın kuruluş meselelerini kendi perspektiflerinden anlatıyorlar.
“Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş Meseleleri Sempozyumu” konuşmacılarını ve konu edindikleri konuşmalarına baktığımızda ilk konuşma Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak’ın, Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Sorunsalı Karşısında Menakıbnameler. İkinci konuşmacı ise Prof. Dr. Abdülkadir Özcan Türkler’de Kut Geleneği ve Osmanlı Hanedanının Kuruluşu’nu anlatıyor. Daha sonra Prof. Dr. Necdet Öztürk Osmanlı Kroniklerine Göre Ertuğrul Gazi konusunu işlerken Prof. Dr. Feridun Emecen Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu’na Dair doneleri sunuyor.
Toplamda 8 konuşmanın yer aldığı sempozyumun beşinci sırasındaki konuşmacısı ise Prof. Dr. Mehmet Öz oluyor. Öz, Osmanlı’nın Kuruluş Aşamalarını ifade ediyor. Prof. Dr. Üçler Bulduk ise Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu ve Kurucuları Hakkında bir konuşma yaptıktan sonra sözü Prof. Dr. M. Akif Erdoğru’ya bırakıyor. Erdoğru, Bilecik ve Çevresinde Kurulmuş Olan İlk Osmanlı Vakıfları konulu konuşmasını yapıyor. Son olarak Doç. Dr. Yunus Koç ise Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Problemi ve Tahrir Defterleri’ni anlatarak sempozyum sona eriyor.
Diğer yandan kitabın sunuş bölümünde ise Rektör Azmi Özcan ile Prof. Dr. Mehmet Öz’ün imzasını taşıyan çok önemli mesajlar yer alıyor. Bilecik Şeyh Edebali üniversitesi başta olmak üzere çevredeki diğer üniversitelere ve akademisyenlere büyük görevler düştüğü ifade ediliyor. Kitabın sunuş bölümünde şu ifadeler yer alıyor:” On üçüncü yüzyılın sonları ile dördüncü yüzyıl başları, Kuzey-batı Anadolu’nun mütevazı bir köşesinde bir cihan imparatorluğunun temellerinin atılmasına tanıklık etti. Söğüt ve içinde yer aldığı Bilecik havalisinin, dönemin şartlarında, bir anayolun çok yakınındaki konumları ve Müslüman Türklerle Bizans arasındaki “uç” bölgesinde bulunmalan sayesinde o cihan imparatorluğunun beşiği olarak tarihe geçtikleri muhakkaktır. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul ile pek çok yakını Söğüt’te, kayın pederi ve manevî kurucuların önde geleni Şeyh Ede Balı ise medfiındur. O dönemlerde bir devletin istiklali açısından en önemli gereklilik ve göstergelerden birisi olan hutbeyi Karacahisar’da okuyan Tursun Fakih’in türbesi, Ertuğrul’un türbesinin karşısındaki bir tepede bu tarihe tanıklık etmektedir. Fetret Devrinde devleti yeniden birleştiren Çelebi Mehmed’in bu ikinci kuruluşu adeta taçlandırmak için Söğüt’te bir cami yaptırması, burasının hanedan mensupları tarafından taşıdığı anlamı gösteren çarpıcı bir örnektir.
Hiç şüphesiz Türkiye Selçuklularının dağılıp beyliklerin ortaya çıktığı bir ortamda Osmanlıların bu beylikler arasından sıyrılarak Anadolu’da Türk Birliğini kurmaları ve buna paralel olarak bir Anadolu- Balkanlar (Rum-Rumeli) Devletini oluşturmaları sadece jeopolitik konuma indirgenemez. Bu beyliğin bir Cihan Devletine dönüşmesini sağlayan tarihî şartlar ve etkenler Osmanlı Devletinin yıkılmanın eşiğine geldiği Birinci Dünya Savaşı sırasında eserini yazan Gibbons’tan başlayarak 20. asırda
yerli ve yabancı tarihçiler tarafından tartışıldı. 1930’larda Köprülü ve Wittek’in eserleri, ilki Türkiye’de İkincisi Batı dünyasında yaygın kabul gördüğünden tartışma bir anlamda bitirildi. 1980’lerde özellikle Wittek’in kuruluşta “gazâ” faktörünün oynadığı “itici” güce verdiği önceliğin eleştirisiyle başlayan yeni tartışma dalgasında konu çeşitli boyutlarıyla yeniden ele alındı.
Osmanlı Devletinin temeli olan beyliğin kuruluşunun 710. yılında, kuruluşun gerçekleştiği yörede yapılan sempozyumda Osmanlı Devletinin kuruluş sürecine dair gazâ dahil bazı temel meseleler konunun uzmanları tarafından tekrar değerlendirilmiştir. Bildirilerde kuruluş devrinin
kaynakları (menakıbnâmeler, kronikler, Bizans kaynakları, tahrir defterleri, vakfiyeler vb.), bazı temel olay ve meseleleri (Bafeus Savaşı, gazâ ve gazilik vb.), kurucu kişilere dair bilgilerimiz, kuruluş dönemindeki vakıflar, yer adları vb. bir dizi husus ele alınmış ve hem mevcut bilgilerin eleştirel bir değerlendirmesi yapılmış hem de bu konularda yeni açılımlar getirilmiştir.
Sunulan bildiriler ve değerlendirme toplantısında ortaya konulan değerli görüşler bir kez daha şunu ortaya koymuştur: Kuruluş dönemine ait kaynakların kıtlığına rağmen gerek kronik, menâkıbnâme türü eserler, Bizans kaynakları, seyahatnameler, arşiv kaynakları, meskukat, kitabeler ve çeşitli belgeler gibi kaynaklardan derlenen verilerin sistematik bir şekilde yeniden değerlendirilmesi gerekse yörede yapılacak arkeolojik ve toponimik çalışmalar bu sürecin daha iyi anlaşılmasına katkı yapma potansiyelini taşımaktadır. Bu bakımdan Bilecik Üniversitesi ile Osmanlı Devletinin gelişim sürecine tanıklık eden yakın çevredeki diğer Üniversiteler başta olmak üzere Üniversitelerimize ve akademisyenlerimize büyük görevler düşmektedir. Bu vesile ile Sempozyuma katkı veren bilim adamlarımıza ve bildirilerin toplanmasında emeği geçenlere en içten teşekkürlerimizi sunarız.”