İletişim

TUBA TATLI

İletişim, ilişkilerin en temelinde bulunur ve gerek romantik ilişkilerin, gerekse tüm ikili ilişkilerin devamlılığı sağlıklı bir iletişim ile mümkündür. İletişimde mesaj sadece sözel mi olmak zorunda? Hayır. Jest ve mimiklerimiz, ses tonumuz, vurgularımız, sessizlik, davranışlarımız da iletişimin bazı unsurlarıdır. 

İletişimde bir mesaj vardır. Bu mesajın karşıdaki kişi tarafından duyulması, ve doğru bir şekilde algılanması önemlidir. Ancak bu şekilde sağlıklı bir iletişim ve sağlıklı bir ilişki kurulmuş olur diyebiliriz. İletişim için kullanılan sözcükler, sergilenen davranışlar, ses tonu, vurgulama şekli gibi unsurlar herkes tarafından farklı algılanabilmektedir. Verilen mesajın ne olduğundan çok, nasıl algılandığı iletişimin ve ilişkinin seyrine etki etmektedir. 

Algılarımız genelde içine doğup büyüdüğümüz ailenin, çevrenin algıları ile şekillenir. Ailedeki ve yakın çevredeki bireylerin müdahale biçimleri kişide belli kalıp düşüncelere zemin hazırlar. Bu kalıp düşünceler kişinin yetişkin hayatında kendini, diğer bireyleri, ve dünyayı algılama biçimini oluşturur. Kişi, karşıdan gelen bir bilgiyi/mesajı “karşımdaki kişi ne demek istiyor” diye düşünmek yerine kendi kalıp düşünceleri ile yorumlama eğilimi gösterir ve tamamen bunun gerçekliğine inanırsa sağlıklı bir iletişim kurulamayabilir. 

Günümüzde ikili ilişkilerde yaşanan çatışmaların büyük çoğunluğu sağlıklı iletişim kurulamamasından kaynaklanır. 

İLETİŞİMDEKİ EN BÜYÜK ENGELLERDEN bazıları; ELEŞTİRME (SEN dili, BEN dili), AŞAĞILAMA/KÜÇÜMSEME, SUÇLAMA, DUVAR ÖRME (Küsmek, suskun kalmak). BUNLARIN YERİNE; TAKDİR ETME, SAYGI DUYMA sağlıklı iletişimin olmazsa olmazlarıdır. 

ELEŞTİRME yani “sen dili” “ben dili” kullanmaktır. 

BEN Dilinde kişi karşılaştığı durum karşısında kişiliğe değil davranışa gönderme yapar. Düşünce ve duygularını açıklar, savunmaya itmez, suçluluk hissettirmez, duygunun nedeni anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur, ben iletisi alan kişi başkalarını düşünmeyi de öğrenir, yakınlaşmayı sağlar, anlaşmazlıkları azaltır, konuşan kişiyi rahatlatır. 

Örneğin; “Beni çok üzdün, bana saygı duymuyorsun demek ki!”  YERİNE “Bu cevabın beni üzdü, ve bana saygı duymadığını düşündürdü” diye ifade etmek daha doğru ve sağlıklı  olacaktır. Çünkü burada kişiliğe değil davranışına atıfta bulunulmaktadır.

SEN Dili; Suçlayıcıdır, davranıştan çok kişiliğe yöneliktir, kişiye anlaşılmadığını hissettirir, yeniden konuşma isteğini engeller, neye kızıldığına anlaşılmamasına neden olur, kişiyi incitir ve kırar. Örneğin; Yeterince açık konuşmuyorsun, çok bencilsin, beni hiç düşünmüyorsun, beni anlamıyorsun, çabalamıyorsun, herşeyi benden bekliyorsun, vb.

“Çok bencilsin, bir kere de benim tarafımdan bak olaya” YERİNE “bu davranışının bencilce olduğunu düşünüyorum” şeklinde ifade edilebilir. 

AŞAĞILAMA/KÜÇÜMSEME; Kendini karşısındaki kişiden üstün gördüğünü belirten ifadeler kullanılmasıdır. Küçümsemeyi önleyebilmek için kişiler birbirini takdir etmeyi arttırmalı, saygının olduğu bir ilişki haline getirmelidir. Ebeveyn çocuktan üstün değildir, çocuk ebeveyni hoşnut etmek gibi bir görevi yoktur. Birinin diğerini memnun etmeye çalıştığı, diğerinin ise karşısındakini kendine benzetmeye ve beklentilerini karşılamaya zorladığı bir ilişki köle sahip ilişkisini anımsatmaktadır.

SUÇLAMA; Bireyin yaşanan çatışma ya da herhangi bir olay için kendisini ya da karşısındakini suçluyor olmasıdır. Örneğin; “Hepsi benim yüzümden, ben bu şekilde davranmasaydım bunlar başımıza gelmezdi”, “Zaten başımıza ne geldiyse Onun yüzünden geldi”, “Her zaman kendin hakkında konuşuyorsun”, “Sen çok bencilsin”

DUVAR ÖRME; İletişimden duygusal olarak geri çekilmedir. Kişiler bu davranış biçiminde iletişimden kopmuş, dinlemiyor gibi gözükürler. Oysa ki duvar ören kişi kaygısı ile başa çıkamadığı için iletişimden kopmuş gibi görünmeyi yeğlemektedir.

Yine ilişkinin önündeki en büyük engellerden biri de kişinin kendi Bilişsel Çarpıtmalarıdır. BİLİŞSEL ÇARPITMALAR (Zihinsel Çarpıtmalar) kişinin olayları yorumlarken kullandığı çarpıtılmış düşünce kalıplarıdır. Bunların çocuklukta aileden ve çevreden görerek, özellikle aile ve çevredeki yetişkin ve akranların hatalı müdaheleleri sonucu oluştuğunu ve bilinçdışına yerleşip yetişkin hayata gelindiğinde kendini, diğer bireyleri, ve dünyayı algılama biçimini oluşturduğunu yukarıda anlatmıştık. 

En sık kullanılan Zihinsel çarpıtmalar ise; Değiştirme yanılgısı, Felaketleştirme, Zihin okuma, -meli -malı düşünce tarzı, Genelleme, Seçici soyutlama, Etiketlemedir. 
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.