"İNSAN VARLIKLARIN EN ŞEREFLİ OLANIDIR"

İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası münasebetiyle düzenlenen programda konuşan İl Müftüsü Necati Akkuş,” İnsan, varlıkların en şerefli olanıdır” dedi.

Ahmet MEŞE

10 Aralık İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası dolayısıyla Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Ertuğrul Gazi Orta Okulu’nca organize edilen bir program gerçekleştirildi. İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası konulu program, önceki gün saat 10.00’da Bilim Sanat Merkezi Salonu’nda gerçekleşti. 

Programa Vali Yardımcıları Ekrem Ballı ile Metin Çınar’ın yanı sıra Belediye Başkanvekili Mine Geyik ve çok sayıda daire müdürüyle, öğrenciler katıldı.

Etkinlikte İl Müftüsü Necati Akkuş ile Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Yaşar konuşmalarını gerçekleştirirken, okunan şiirler ve müzik dinletileri etkinliğe renk kattı.

“Eşref-i Mahlukat’tır”

İnsan haklarını dini ve sosyal açıdan ele alan Müftü Akkuş önemli mesajlar verdi. İnsanın yaradılışından bahseden Akkuş, insanın yeryüzündeki en şerefli varlık olduğuna vurgu yaptı. İnsanı diğer varlıklardan farklı kılan özelliğin kendine verilen ruh ve akıldan geçtiğinin altını çizdi. Akkuş,” İnsan yaratılışı itibari ile Kur’an'ın ifadesi ile Eşref-i Mahlukat'tır. 

Hem kainatın özüdür, varlıkların en üstün olanı, en şerefli olanıdır. Buna bu şerefi bahşeden iki şey vardır. Bunlardan birincisi yaratıcı, hiçbir varlığa vermediği bir lütuf vermiştir kendisine. Nedir o? Kur'an'ı Kerim'in ifadesiyle kendi varlığından zatından ona ruh üflemiştir. İki üç yerde Kur'an'ı Kerim'de Allah'ü Teala insanı yarattığını ve ona hayat veren, onu idrak ve izan sahibi yapan bir ruh üflemiştir. Bu diğer varlıklarda yoktur” diye konuştu.

“İnsanı tanımamız gerekiyor”

İnsan hak ve hürriyetlerinden bahsetmek için öncelikle insanın tanınması gerektiğine dikkat çeken Müftü Akkuş,” İnsan yeryüzünde, yaratılan en son varlık. Bütün kainat görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen, zerreden kürreye eskilerin ifadesiyle yine habbeden kubbeye ne varsa tamamı yaratılmış. Fakat şuursuz, varlığından haberdar değil, dağlar, denizler, ovalar, yıldızlar, gezegenler, hayvanlar, madenler, otlar tamamı var ama varlığından haberdar değil. Varlığından haberdar olmadığı gibi, kendini var edenden de haberdar değil” dedi. 

İnsanın varoluşu hakkında bilgiler vererek konuşmasını sürdüren Müftü Akkuş, Hz. Adem ile Hz. Havva’nın soyundan insanlığın türediğini anımsattı. Bir kainat sisteminin olduğunu ancak bu sistemin kendinden haberdar olmadığını anlatan Akkuş,” İslami bakış açısına göre, dini bakış açısına göre yaratıcı bu varlık aleminin hem kendinden haberdar olduğu, hem de kendini var edenden haberdar olduğu bir varlık yaratmayı murad eder. Yeryüzü ve gökyüzü ile adeta bir gelin odası gibi süslenmiş olan bu kainat sistemi içerisine insan oğlu Cenab-ı Hakk'ın emri ile yaratılır ve ilk yaratılan insan Hz. Adem'dir. İnsanoğlu Hz. Adem ve onun kendi cinsinden yaratılan, bu kelimeyi özellikle altını çizerek söylüyorum. Kendi cinsinden yaratılan Havva Annem ile beraber Cennet-i Alaya konulur.  Cennetten çıkarıldıktan sonra yeryüzüne yerleştirilir. Yeryüzünden Hz. Adem ile Hz. Havva'nın soyundan insanlık türer” şeklinde konuştu.

“Ruh, sadece insana aittir”

İl Müftüsü Necati Akkuş konuşmasının devamında şunları kaydetti:” Hayvanlarda can vardır. Hayvanlarda hayat vardır. Fakat ruh sadece insana aittir. Bu bir ayrıcalık ve şereftir. İkincisi akıldır, izandır, şuurdur. Akıl ve izandan dolayı ikinci bir şerefle yüceltilmiştir insanoğlu. Kur'an'ı Kerim'de biz Adem oğlunu Mükerrem kıldık, üstün yaratılışta kıldık diyor. Bunu şunun için anlattım. İnsan ne olduğunu, hangi onurla, hangi şeref ve haysiyetle, hangi değer ve kıymetle yaratıldığını bilir ise işte o zaman bu ilk yaratılışta ki kendisine tanınmış olan bu şerefi, haysiyeti, onuru taşımak gibi bir sorumluluk altına girer. 

Tabi insanın yaratılışından kendisine verilmiş olan bu şeref ve haysiyet, sosyal hayat içerisinde bu hak ve özgürlüklerin, onur ve prestijin muhafazası için bir takım düzenlemeler gerektirmiş. Hakların tespit edilmesi, düzenlenmesi ve korunması tasadduk altında bırakılmaması için birtakım düzenlemeler yapılmış ve bunun adına da hukuk denmiş. 

İslama göre dini bakış açısında haklar yani hukuk hakkın çoğuludur, haklar dört türlüdür. Bir hukukullah vardır. İki hukukul ibad vardır. Üç Hukuku'n Nefs vardır. Birde Hukuk'n Gayril Nefs vardır. Ne demek? Bir, kişinin Rabbiyle, Yaratıcısıyla kendisi arasında olan hukuk vardır. Ona kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Birde kendisiyle ikinci üçüncü şahıslarla arasında olan hukuku vardır. Üçüncüsü hayvanlarla ve eşyayla olan hukuku vardır. Birde kendi kendisiyle olan hukuku vardır. 

“Üç hakta sınırlar vardır”

Allah'ın hukukunu, Allah ile olan irtibatını bir tarafa koyduğumuz zaman, diğer üç hakta sınırlar vardır. Tecavüz olunmaması gereken, musallat olunmaması gereken, korunması masumiyeti olması gereken haklar vardır. Bunların başında insanın hayat hakkı vardır. Çünkü yaratıcı Allah'tır. Tek Yaratıcı Allah'tır. Dolayısıyla insanın yaratılışından itibaren sahip olduğu bütün haklar ilahi kaynaklıdır. Sonradan verilmiş haklar değildir. Bizzati doğuşundan itibaren sahip olduğu haklardır. İster zenci, ister beyaz olsun. Hangi mezhepten, dinden, görüşten, zihniyetten, katmandan, sosyal tabakadan, coğrafyadan, ırk ve kültürden olursa olsun, bizzati insanın kendisi hakların hepsine sahiptir. İnsan olması hasabiyle sahiptir. Dolayısıyla bunlar sonradan alınamazlar. Devredilemez, çiğnenemezler ve masumiyeti korumak zorunluluğu vardır. Birincisi hayat hakkıdır. Kişi dünyaya geldiği andan itibaren, hatta gelmeden önce İslam İnancına göre belirli bir vakte geldikten sonra, ruh üflendikten sonra, artık canlanmaya hareket etmeye başladığı andan itibaren masumdur. Korunmak zorundadır. Zaman zaman şu sorularla karşı karşıya kalıyoruz. Hocam eşimin karnında ki çocuğunun ileride sakat olabilme ihtimali var. Bu konu hakkında ne dersiniz? Bu hayata son verebilir miyiz? Gibi sorular soruluyor zaman zaman. Hayır, ileride sakat olma ihtimali dahi olsa, bir insan ruh üflenmiş insan adını almış ise artık ona kıymak, canlı bir insanı ayaktaki bir insanı öldürmek gibidir. Kur'an'ı Kerim'in ifadesiyle; kim bir kişiyi kasten, herhangi bir cezaya karşılık olarak değil, herhangi bir bozgunculuktan dolayı yada isyankarlıktan dolayı değil veya bir başkasını öldürmesinden dolayı değil Kasten öldürürse sanki bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Kur'an'ın ifadesiyle bu fetvaya dahildir. Dolayısıyla yaşama hakkı bütün insanların temelde ilahi kaynaklıdır. 

“Beş temel mukaddes vardır”

İkincisi hürriyetleri. Kur'an'ı Kerim'in ve İslam Hukukunun Sünneti-i Seniyyenin koymuş olduğu beş temel mukaddes vardır. Yani beş korunması gereken muhakkadestir. Bunlar nedir? İnsanın canı mukaddestir bir, insanın malı mukaddestir iki, insanın dini mukaddestir üç, insanın nesli, namusu mukaddestir dört ve insan aklı mukaddestir beş. Bu beş temel mukaddes korunması, korunma altına alınması gereken değerlerdir ve devletlerin varlık sebebi temel hak ve hürriyetleri temin etmenin yanında bu beş mukaddesi korumadır. 

Bunun dışında hiçbir kimse bu beş konuda, herhangi bir kimsenin hürriyet sınırlarını ihlal edemez. İnsan hürdür, hürriyet sahibidir. Ama her şey gibi, aklı, gücü, izan ve anlayışı gibi, her şey gibi hürriyetleri de sınırlıdır. Ne ile sınırlıdır? Bir başkasının hürriyeti ile sınırlıdır. Bir başkasının malına, canına, ırzına, namusuna, aklına ve diğer mukaddeslerine zarar verecek davranışlar içerisinde bulunamaz. Şunu da diyemez, benim varlığım zarar veririm, benim canımdır Allah korusun intihar etmek gibi. Ben istediğimi yaparım. Benim çocuğumdur, benim ırzımdır, namusumdur kimse bana karışamaz ben her istediğimi yaparım diyemez. Çünkü, bunlar bizati kendinden mukaddes olan, korunması gereken şeylerdir. 

“Veda hutbesi bir levhadır”

İslami bakış açısına göre, bu korunması gerekenlerin, bu beş mukaddesin ve diğer eğitim faktörü, öğrenme hakkı, yargı karşısında eşitlik hakkı, çocuk hakları, engellilerin hakları ve bunun gibi toplum içerisinde son derece dönmelerde ivme kazanan bütün bu haklar İslam’ın temelde 1400 sene önce ortaya koymuş olduğu Peygamber Efendimiz S.A.V'in Veda Hutbesi bir levhadır. 

Batı ilk anlaşmayı 1289 İngiltere'de bir antlaşma imzalamış arkasından 1089'da Fransa'da İnsan Haklarıyla ilgili bir antlaşma yapılmış ve en son insan hakları evrensel beyannamesi 1848 de imza altına alınmış. Birde şu boyutu çok önemli. Bu bütün temel hak ve hürriyetler maalesef günümüzde arzu edilen şekilde ilahı kaynağına uygun, bir yapıda değerlendirilmiyor, ele alınmıyor. Çifte standartlar oluyor. Gerek bölgesel, gerek kitlesel, gerek sosyal katmanlardan, gerekse farklı anlayışlar içerisinde bakıyorsunuz ki Peygamber Efendimiz'in bir Hadis-i Şerifi var. Veda Hutbesi'nde de geçer bu. ''Hepiniz ademdensiniz, Adem'in çocuklarısınız. Adem kimden? Adem'de topraktan gelme. İslamın bakış açısı, insanlara bakış açısı, bütün insanlar Allahü Teala'nın aile fertleridirler. 

“Herhangi bir farklılık söz konusu değildir”

Az önce sözün başında ifade ettiğim gibi bundan dil, din, ırk, mezhep, görüş veya herhangi bir farklılık söz konusu değildir. İnsan olması hasebiyle bu haklara sahiptir. Şöyle bir düşünce mesela yanlıştır, bu benim dinimden değil dolayısıyla buna herhangi bir şekilde buna tasallut etmek gibi bir anlayış. Malı da helal, kanıda helal, canı da helal bir anlayış maalesef zaman zaman yanlış düşünceler ortaya çıkıyor. 

İnsanın insan olması hasebiyle Yaratıcının bizati ruh üfleyip yeryüzünü de imar etmek yönetmek ve yeryüzünü istediği yeryüzünü istediği şekilde değerlendirmek ve kendine hizmet ettirmek üzere, yaratılmış olması hasabiyle de böyle bir değere sahiptir. Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hak ihlallerinin olmadığı insanların birbirlerinin de hak ve hürriyet kurallarına riayet ederek insan uğruna yakışırca yaşadığı bir toplum, dünya olması temennisiyle hepinize tekrar teşekkür ederim” dedi.

Müftü Akkuş’un konuşmasının ardından Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Yaşar konuşmasını gerçekleştirdi. Etkinlik, şiirlerin okunması ve slayt gösterilerinin ardından son buldu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri