KARANLIK DEHLİZLERE SESSİZ HAYKIRIŞLAR

MÜCAHİT BAYRAK

 Zavallı Namık Kemal “Avrupa şarkı tanımaz diye feryat ediyordu. Hakikatte biz Avrupayı tanımıyorduk.” diyor, Cemil Meriç. Ne kadar doğru bir tespit.

Evet, Avrupa’yı tanımayan bizdik. Nasıl ve neden, maddeten geliştiğini idrak edemedik bunun sonucunda da hasta adam olan Osmanlı'yı yanlış reçeteler ile öldürdü intelijansiyamız. Aydınımız Türkçe konuşan bir Fransızdı. Kendini Avrupalı zannediyordu. Batı adamıyla aynı tarihe aynı özelliklere sahip olduğunu zannediyordu. Hâlbuki biz batı adamıyla hep tezattık. Onun ilacı bizim için zehirdi. Marks kiliseyi görüyordu ve şu çıkarımda bulunuyordu “din afyondur” . Çünkü kilise Avrupa’nın ilerlemesinde ciddi bir engeldi. Hıristiyanlık tahrif edilmişti. Onların bu tahrif edilmiş dinden, ilerlemeleri için bir an önce kurtulmaları gerekiyordu. Ve bunu gerçekleştirdiklerinde ciddi bir ilerleme kaydettiler. Bizim aydınımız mutlak doğrunun batı olduğunu zannediyordu ve bu yüzden o da “din afyondur” diyordu. Ne acı ki bizim intelijansiyamız batı adamını hep taklit etti de peygamberimiz (sav) ise tahkik etti.- ki onu da yapmadı yapsaydı böyle olmazdı- bizim aydınımızın çıkmazı Kuran’a değil de “Müslüman” ‘a bakarak İslam’ı yorumlamak. Avrupa’ya karşı mağlup olan İslam değildir “müslümandır”. Biz gerçek birer Müslüman olsaydık mağlupta olmazdık gerçek Müslüman hep kazanır Müslüman kaybetmez.

Hayat araçlar ve amaçlar örgüsü. Her araç bir önceki için amaç ama bir sonraki için ise araçtır. Zaman devam ettikçe bu böyle. O zaman amaç burada değil. Peki ya amaç nerede? Amaç zamanın bittiği yerde. İşte batı adamı, amaç ve araç örgüsünü kaybetmiş sürükleniyor günden güne, kendini ve insanlığı bitiriyor. Batı adamı amacı bu fani dünya da arıyor ve bulduğunu zannediyor. Amaç ve araç örgüsünü karıştıran batı adamı barutla silah yapıyor ve atomu parçalayıp bomba yapıyor. Ne kadar hazin. Batı Rönesans ile birlikte aydınlandığını zannediyor, batı tek kanatlı uçağı uçurmaya çalışıyor tabii bu uçak bir türlü uçamıyor çarpıyor. Bu çarpmadan sadece kendi zarar görse iyi bu çarpmadan Irak, Filistin, Afganistan, Vietnam ve daha niceleri de zarar görüyor. Batı adamı aklını nefsinin yönlendirmeleriyle kullanan zavallı. Maddeyi mutlak kabul edip oradan yaratıcıya ulaşmaya çalışıyor. Hâlbuki batı adamı, maddeyi de yaratan yaratıcıyı mutlak alarak ve ondan gelen nur ile eşyanın hakikatini anlamayı hiç düşünemiyor. Tabi maddeden gidiş onu yanıltıyor bir süre sonra maddeye tapmaya başlıyor. Batı hikmeti kaybetmiştir ve bu yüzden maddesi onu mutlu etmiyor.

Osmanlı Devletinde de batılılaşma saray ile başlamış ve sonra hakikat idrak edilmiş saray tarafından fakat geç olmuştu artık Avrupa’ya öğrenciler yollanmış zehirli meyvelerini vermişti. Aynı dönem de Japonya da öğrenci yollamıştı. Fakat bizim aydınımız yemek nasıl yenir, nasıl oturulur nasıl kalkılır ne zaman ne içilir –sanki bunları ataları öğretmemişti onlara- gibi bir tecessüs içindeyken Japonlar sadece batı adamının tekniği ile meşgul oldu ve gördüğünüz gibi bugün dünyanın süper gücü hem de 1940 civarlarında 2 atom bombası yemişken yeniden toparlandı peki ya biz, 100 yıldır savaş görmedik. Ama halimiz perişan. Osmanlı’nın son dönemlerindeki GSMH’ YA ancak Özal döneminde ulaşabildik. Neyse, aydınımız artık tarihine düşman, halkına yabancıydı. Batı adamının bir nefeslik cılız ateşiyle aydınlanmaya çalışıyordu. Hâlbuki yanında koskoca bir İslam güneşi duruyordu, görmüyordu. Zavallı intelijansiyamız batının çöplükten kurulmuş sahte ihtişamı kör etmişti gözlerini. Tanzimat ile batılılaşmak meşrulaşmış ve büyük bir ivme kazanmıştı. İntelijansiyamız yıkılmaya karşı çare arıyordu fakat çaldığı kapılar yanlıştı o bir devdi karıncanın reçetesi ona yaramıyordu. Bizim sorunumuz sadece tekniğimizin geri kalmışlığından kaynaklanmıyordu. Bizim asıl sorunumuz İslam’dan kopuşumuz olmuştur. İfrat ve tefrite düşmemiz olmuştur. Kâfir vasıflarını taşımamız olmuştur. Batı adamı da kısmen de olsa müslüman sıfatlarını taşıdığı için ilerleme kaydetti.

Cumhuriyet ile demokrasiye adım atılmadı. Cumhuriyet Tanzimat ile gelişmeye başlayan intelijansiyamızın yönetime gelip Avrupa’dan ithal malı olarak getirdiği -izmleri bir bir yürürlüğe koymasıydı, genç Türkiye’nin yönetim şekli ise bürokratik oligarşiydi. Hâkim ideoloji hâkim sınıfın ideolojisidir. Öyle de oldu 100 yıldır bu ideolojiler ile hükmedildi sorunlar çıktı, çözümleri yine bu ideolojilerde -izm- arandı fakat çözülemedi, kısır bir döngü oluştu.

Bir de cumhuriyetin bize armağan ettiği inkılâplar var. Harf inkılâbı mesela, tam bir yıkım. Türkü cahil bırakma girişimi. Geçmiş ve gelecek arasına çekilmiş Berlin duvarı.” Hoca öğretmen olmuş talebe öğrenci. Hoca ile öğretmen hiç bir olur mu? Hoca öğreten değildir sadece, hoca yetiştirendir. Hayatta herkes öğretmen ama hoca değil.” diyor Cemil Meriç, daha nice misaller… Osmanlıda bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça ve konuşma dili Türkçeydi. Yani okumuş birisi 3 dile vakıf oluyordu. Şimdi ise insanımız anadiline bile vakıf değil.

Yıllardan beri Kuran’ın Türkçesini okumamız telkin edilir bize bunun yerine Arapça neden öğretilmez biz gençlere. Kuran hiçbir zaman Türkçe karşılığını vermez bize, en doğru olanı Arapça ile anlarız. İngilizce'den önce Arapça öğretin gençlere. “İngilizce evrensel bir dil herkesin öğrenmesi lazım” amenna doğrudur. Ama ondan önce hakikatin dili öğrenilmesi lazım, İngilizce araç dili, amacın dili Arapça. Kör bir insanın arabası olsa ne olur gidebilir mi amaca? Gidemez çarpar helak olur. Ya gören bir insan arabası olmasa ne olur, o yürüyerek de varır amaca.

Dindar bir nesil,

Cumhuriyet 10 yılda 15 milyon genç yetiştirdi; dini Kemalizm, ilahı Atatürk, kitabı nutuk, peygamberi ise halkevlerinden ve köy enstitülerinden yetişen öğretmenler… bu nesil ile 60’lara kadar geldik, ne yaptılar insanımıza köklerinden koparmaktan başka. 60’lardan sonra gelen nesil ile bugünlere kadar geldik. Bundan sonraki nesil ise bırakın da dindar bir nesil olsun, dini İslamiyet, ilahı Allah (cc), kitabı Kuran, peygamberi Habib-i Zişan… izleyin bu nesli bu nesil ki İslam’ın güneşiyle karartacak Avrupa’nın ithal malı fikirlerini, bu nesil ki durduracak akan kanı, hikmeti kavrayan, eşyanın hakikatini idrak eden bir nesil olacak. Bu nesil aslına dönen bir nesil olacak.

Herkes aslına dönecek kimi cehennem de yanarak kimisi de cennette Allah’ın Rahmetiyle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.