Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi'nde düzenlenen Tarih ve Kültür Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu Eskişehir Valisi Dr.Kadir Koçdemir oldu. Vali Koçdemir "Tecrit" konulu konferansında Osmanlı'dan günümüze yabancılaşmayı anlattı:" Kendimize yabancılaşmaya başladık" dedi.
Ahmet MEŞE-Sinan ÖNCE
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Tarih ve Kültür Sohbetleri devam ediyor. Sürekli Eğitim Merkezi'nin bu haftaki konuğu Eskişehir Valisi Dr.Kadir Koçdemir oldu. Sürekli Eğitim Merkezi'nde 10 Ekim Çarşamba günü saat 20.00'de konferan veren Vali Koçdemir, 1964 Bursa Orhaneli doğumlu ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlke ve İnkılapları Enstitüsü'nde "Modern Milli Devlet ve Küreselleşme" konulu teziyle Doktor unvanını aldı. Burdur ve Elazığ Valiliği görevlerinden sonra 2011 yılından itibaren de Eskişehir Valiliği görevine devam ediyor. Vali Koçdemir, "Tecrit" konulu konferansıyla bilgilerini katılımcılarla paylaştı. Tecrit yani "Yabancılaştırma" konulu konferansıyla geçmişten günümüze gelişen süreci anlattı. Osmanlı Devleti'nin duraklama ve gerileme dönemlerinde tecritin rolü olduğunu iddia etti. Osmanlı'nın tecrit sürecinin Dünya'da başlayan Sanayileşme hareketlerinden geride kalmasından kaynaklandığını söyledi.
Vali Kadir Koçdemir, semavi dinler içerisinde sadece islama nasip olan bir durumdan bahsederek:" Kendi Peygamberi döneminde İslam, devlet haline gelmiş. Hükümlerini uygulatabilmiştir. İslam, Peygamberimizin vefatından 70-80 yıl sonra uzak coğrafyalara yayılmıştır. Ondan sonra da bu bayrağı belli topluluklar almış. Bu topraklarda boşta yakalanmışlığın verdiği bir telaşla modernleşme ve batılılaşma olması gerektiği gibi harekete geçirilemiyor. Bunun neticesinde güçlü olunmadığı için Osmanlı Devleti'ni ayakta tutan, devletinin meşrutiyetinin temeli olan birkaç hususta aciz kalınıyor. Bir toplumda birlikte yaşamanın sürtüşmesiz geçmesi için iki konu çok önemli. Bunlardan biri ödüllendirme, cezalandırma mekanizmalarının hesaplanabilir olmasıdır. İkincisi insanların ne için yaşadıklarına dair bir anlamlı cevap üretmesi lazım. Evvelden dünyanın geri kalanından bir tecrit vaziyeti söz konusu iken yakın zamanlarda biz kendi toprağımızdan, insanımızdan ve kültürümüzden tecrit edilmiş hale geldik. Bu da o kültür mirasına dahil olamama, o kültür mirasıyla aşina olamama ve o köprülerin tekrar inşa edilmemesinden kaynaklanıyor. Koyu bir tecrit içinde dünyanın gidişatına takip edememe söz konusu olmuştur. Son zamanlarda, kendimizden de tecrit olarak kendimize yabancılaşmaya başladık. Bu sebeple biz geleceği planlama da doğru isabetli teşhisler yapamamaktayız" dedi.
Vali Koçdemir eskiden Dünya'nın geri kalanından bir tecrit olma durumunun olduğunu ancak bunun son zamanlarda kendi insanımızdan, kendi tarihimizden tecrit edilmiş bir hal aldığını ifade ederek şunları kaydetti:" Maalesef bu tecrit vaziyeti son yıllarda artık kendi toprağımızdan, kendi tarihimizden, kendi insanımızdan tecrit olarak dahada koyulaşmış olarak devam etmiştir. Yani evvelden Dünya'nın geri kalanından bir tecrit söz konusu iken yakın zamanda kendi toprağımızdan, kendi insanımızdan, kendi kültürümüzden tecrit edilmiş hale geldik. Bunda kültür mirasına dahil olamama, kültür mirasıyla aşina olamama bu köprülerin tekrar inşa edilmemesi yine bu geri kalmışlıkla ilgili sorulara verilen basit cevaplar ve yapılan tahlillerin yanlış olmasının çok büyük payı vardır" dedi ve ekledi:"Özetlersek İslamın diğer semavi dinlere nazaran çok ihtişamlı ilk yüzyıllardaki geçmişi ordaki tarihi sevgi gözleri kamaştırmıştır. Diğer unsurlarla birleşince koyu bir tecrit içerisinde Dünya'nın gidişatını takip edememe durumu oluştu. Son zamanlarda bu tecrit kendimizden de tecrit olarak daha da koyulaşmıştır. Bu sebeple biz geleceği planlamakta doğru tespitler yapamamaktayız."