Yeminli Mali Müşavir (YMM) Münür Şahin, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın ülkemiz ekonomisine etkileri ve Bilecik özelindeki yansımalarına ilişkin çarpıcı analizlerde bulundu. Savaş ile birlikte oluşan ekonomik sıkıntıların hem ülkemizi hem de ilimizi etkileyeceğini belirten Münür Şahin, Bilecik özelinde olası tehditlere karşı hazırlıklı olmak gerektiğini ifade etti.
Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonu tetikleyeceğini ve bundan Bilecik ekonomisinin de etkileneceğini kaydeden Münür Şahin, Bilecik OSB’lerine ise Çinli yatırımcıların gelme ihtimaline değindi. Şahin, “Bilecik OSB’lerinde yakında Çin şirketlerinin yatırımlarını görmek mümkün olacak. İstemesek bile büyük grupların belli sektörlerden çekilmesi, yabancı yatırımcıya şirket satışlarını hızlandıracak” ifadesini kullandı.
Münür Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Eskiden çok değerli bir söz vardı: “Daha bugünler iyi günlerimiz, gelecek nasıl olacak bakalım.” Bölgemizdeki savaşların etkisi artık iyice hissedilmeye başladı. Bölgemizde ve ülkemizde ekonomik ortam bozuldu. Türkiye’de özellikle şirketlerimizin satış ve finansman konusunda sorunları gittikçe artıyor.
Büyük gruplar, holdingler kar marjı düşük, finansman zorluğu olan sektörlerden çekiliyor. Şirket hisselerini yabancı yatırımcılara devretmeye başladılar. Nakit stoklarını arttırarak finansal yönden riskleri azaltıyorlar. Üretim sektöründen çekilerek, hizmet, danışmanlık, finansman, yazılım gibi teknolojik sektörlere yöneliyorlar.
Küçük ve orta ölçekli şirketlerle, yerel aile şirketleri ise daha büyük sorunlar yaşıyorlar. Zorlukla sürdürdükleri faaliyetlerinde enerji fiyatları ve diğer maliyet unsurlarında artış onları zorluyor. Satış ve finansman sıkıntısı iyice düşen kar marjları ile küçülmeye gidiyorlar. Kapanma aşamasına gelen şirketler var. KOBİ şirketlerin hisselerini devredecekleri yatırımcıda bulamıyorlar. Gittikçe artan borç stoğuyla bankaların kapılarında finansman desteği arıyorlar.
Asıl tehdit üretim şirketlerinin artan maliyetler nedeniyle ürünlerini satamaz konuma gelmeleri. Pazar paylarını da kaybetmeleri. Artık sıkça üretime ara verme, ücretsiz izin, işten çıkarmalar, sonrası bulamadıkları finansman açığı nedeniyle iflas haberlerini duymaya başladık.
Büyük gruplar süratle önlem alabilecek güce sahipken, KOBİ’ler ekonomik sıkıntılara zor dayanacak. Süratle KOBİ’lerin korunması ve finansal destek sağlanması gerekiyor. Ticaret ve sanayi odaları her sektörde yaşadıkları sıkıntıları ve talepleri hızla ilgili bakanlıklara iletmeli ve çözümler için önerilerini sunmalı.
Büyük ölçekli aile şirketleri de kurumsallığı sağlayamıyor. Büyüme süreçlerini sağlıklı yönetemedikleri için, maliyetlerdeki artışın satış fiyatlarına yansıtamıyorlar. Rakipleriyle rekabet edemediklerinden büyük finansal sıkıntı yaşamaya başladılar. Özellikle ülke ekonomisi açısından çok değerli olan bazı sektörlerde de iflaslar gündeme gelecek.
Bölgemizdeki katil İsrail’in evanjelist ABD ile birlikte İran’a açtıkları savaş bitebilir. Ama bu emperyalist ülkelerin bölgemizde “Vadedilmiş Topraklar” peşinde koşan ve “Büyük İsrail Projesi”ni hedefleyen, Nil Nehrinden Fırat Nehrine kadar olan alanda yaşayan Müslümanları katletme planları asla durmaz.
Önümüzdeki günlerde Türkiye ve Bilecik için ekonomide bizi bekleyen tehditlere hazırlıklı olmalıyız. Enflasyonun enerji fiyatlarında artışlar, tekel haline gelen büyük marketlerin acımasız etiket değişiklikleri yaşamımızı sıkıntıya sokacak.
İşini kaybedenler, borcunu ödeyemeyen esnaf, emekçi sayısı artacak. Yükselen maliyetler, satışları düşürecek, üretim azalacak ve çalışan sayısını etkileyecek. Bireysel olarakta mecbur kalmadıkça borçlanmamalı, bu sıkıntılı günleri aşacak tedbirleri almalıyız.
Çin enerjiyi dışarıdan temin etse de birçok sektörde rekabet edilemeyecek satış fiyatları ile her ülkeye giriyor. Türkiye’de Çin birçok sektörde pazarda payını alıyor. Bilecik OSB’lerinde yakında Çin şirketlerinin yatırımlarını görmek mümkün olacak. İstemesekde büyük grupların belli sektörlerden çekilmesi, yabancı yatırımcıya şirket satışları hızlanacak.
Savaş mutlaka Türkiye açısından güvenilir ülke olmanın avantajlarını da getirecektir. Ama kısa vadede ekonomik sorunlar yaşayacağımızı unutmayalım. Her şeye rağmen Türkiye özellikle savunma sanayindeki yükselişle. En büyük geliri bu alanda elde edeceğiz. Kısaca zor bir dönemin bizi beklediğini unutmayalım.
Ekonomide yaşanacak sıkıntıların Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı için hedeflediği gelirleri etkileyeceği kesin. Bütçe gelirlerimizin %90-95’nin vergi gelirleri olduğu düşünüldüğünde Hazine açısından da zor bir süreç olacak.
Katil İsrail ve evanjeslist Hristiyan ABD ve bazı AB ülkelerinin destekleri ile bölgemizde savaşlar bitmez. Müslümanların ölmesi yok edilmesi onların hedeflerinin bir parçası. ABD sahip olduğu ve çöktüğü enerji kaynakları ile İsrail Dünya ekonomisine yön veren Yahudiler ve Siyonistlerle, Rusya artan enerji fiyatlarından sağladığı avantajla mutlu. Çin dünya ekonomisinde en büyük üretici olarak sessiz ve pazar payını arttırıyor.
Türkiye tecrübeli lideri Cumhurbaşkanımız, bakanlarımız, devlet aklımızla savaşa girmeden, bu süreçten en az zararla çıkmanın hesabını ve planlamasını yapıyor. Çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Daha büyük ekonomik sıkıntıların yaşanabileceğini düşünerek önlem almamız gerekiyor.
Türkiye; muhalefeti ve iktidarı ile birlik ve beraberlik içinde ekonomiye odaklanmak zorunda. Savaşa girmeden, bizim savaşımızda ekonomi olmalı. Bu süreci başka türlü geçme şansımız yok. Allah Türk ve İslam Aleminin ve de ezilen Dünya halklarının yardımcısı olsun.”