YMM Münür Şahin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan etkinlikleri genelgesine karşı sanatçı, akademisyen ve gazetecilerden oluşan 168 kişi tarafından imzalanarak yayımlanan "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" metnine tepki gösterdi.
Münür Şahin, Türkiye’nin bu bildirileri çok gördüğünü ama artık eski Türkiye’nin olmadığını ifade ederek, “Bildirilerle seçilmişlere ayar verme dönemi geride kaldı” dedi.
Münür Şahin, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Tam Bağımsız Türkiye”, “Emperyalizme Karşı Türkiye”, “Misakı Milli Sınırları” hedeflerine en yakın olduğumuz dönemdeyiz. Biz Türkler; kurduğumuz 16 devletle her zaman bölgesinde ve dünyada lider, güçlü bir ülke olduk. Bugünde 17. Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti ile yeniden yükselişe geçerek Türk ve İslam Dünyasının lideri konumuna geldik.
Özellikle savunma sanayinde ulaştığımız nokta ve Dünyada ilk sırada yer alan savaşçı, güçlü Türk Silahlı Kuvvetlerimizle yeniden tarih yazıyoruz. Tüm Dünya tekrar büyük güç ve lider ülke Türkiye’yi hayranlıkla izliyor. Özellikle bölgemizde teröre karşı savaşımız ve terörsüz Türkiye gerçeği ve sonrası terörsüz bölge hedefimizi hızla gerçekleştiriyoruz.
Türkiye hızla etkinliğini arttırırken özellikle bölgemizde Türk ve İslam ülkeleri üzerinde kazandığı itibarla emperyalizme karşı birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye başladı. Bu durum İsrail, ABD, AB gibi emperyalist ülkelerin gizli hedeflerine engel oluyor. Dost ve müttefik olarak görülseler de, asla bizim bu coğrafyada üniter devlet yapılarını savunmamızı ve güçlü işbirliklerimizi istemiyorlar.
Osmanlı İmparatorluğunu 100 yıl önce 60-70 parçaya bölen bu emperyalist ülkeler Türkiye’nin giderek güçlenmesinden çok rahatsızlar. Suriye, Irak, Libya, Azerbeycan, Sudan, Mısır, Somali, Filistin, Katar’a verdiğimiz desteklerle Türkiye’nin etkinliği, Afrika ve İslam ülkeleriyle dost ve müttefik olarak birlikte hareket etmemiz Türkiye Cumhurriyeti’ni dünya gündemine oturttu.
Emperyalizmin Ortadoğu, Afrika, Balkanlar ve Kafkaslarda hedeflerini yok etmeye başlamamız ve bu ülkelerde örgütlememiz, dostluklarını kazanarak ekonomik ilişkilerimizi geliştirmemiz ,bu ülkelerde kardeş kavgalarını önlememiz bizi emperyalizmin tekrar hedefi yapıyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “içimizdeki hainler olmasa, dışımızdaki hainler bir şey yapamazlar” sözünü hatırlatacak gelişmelerin tekrar hortladığını görüyoruz. Yine Kurtuluş savaşı sırasında Atatürk’ün “kurtuluş savaşında en çok, savaşmayalım istilacı ülkelerden birinin veya ABD’nin himayesine girelim” diyenlerden çektik sözleri bugünde geçerli.
2002 yılından bu yana Türkiye’yi yöneten iktidarın kimsenin yaşamına karışmadığını ve hatta aşırılık ifade eden yaşam biçimlerine bile müdahale etmediğini görüyoruz. Son dönemlerde Türk toplum yapısını ve en güçlü olduğu AİLE yapısını bozmaya yönelik faaliyetlerin bilinçli şekilde saldırıya dönüştüğünü görüyoruz.
LGBT gibi tek cinsiyeti savunan sapkın düşünceler, uyuşturucu ile gençlerimizi, çocuklarımızın zehirlenmek isteniyor. Teşhirci, inançsız, günlük yaşayan, kumar, bahis gibi kolay para kazanma öne çıkarılmaya çalışılıyor. Sanatçı diyemeyeceğimiz ahlak yoksunu, kişilerin örnek alınmasını normalleştiren özendirmeler. Hırsızlığın, kamu malına zarar vermenin normalleştirildiği düşünce tarzları vb. bir çok nedenle Türk Toplumu hedef alınıyor.
Türkiye Cumhuriyeti doğal olarak her gelişmeyi izliyor ve önlemleri almaya başlıyor. 82-83 Milyonu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Doğal olarak çocuklarımızın, gençlerimizin, aile yapımızın korunması gerekiyor. Bakanlarımızın, bürokratlarımızın atamalarında inançlı, yaşamıyla örnek alınan yöneticilerimizin olması çok normal..
Milli Eğitimde okullarımızda Ramazan etkinlikleri vb. uygulamalarla sapkın akımlara karşı inançlı, milli değerlerimize, aile yapımıza uygun, bilim ve teknolojide üst seviyeleri hedefleyen çocuklarımızın ,gençlerimizin yetiştirilmesine özen gösteriliyor. Türk ve İslam ülkeleriyle ilişkilerimiz gelişiyor. Tekrar yükselişe gecen biz Türkler dostlarımıza güven, düşmanlarımıza, emperyalistlere korku veriyoruz.
Tam yükselişe geçtiğimiz bu dönemde kendilerini bu toplumun ve bizi yöneten seçilmiş hükümetin, seçilmiş Cumhurbaşkanının üzerinde gören malum yapılar tekrar devreye giriyor. Yaşam biçimleri inançlarımız ve değerlerimizle asla bağdaşmayan bu guruplar bir araya gelip bildiri yayınlıyor. Kısaca toplumun yapısını bozacak bir ayrışmanın fitilini ateşliyorlar. Niyetleri belli, içimizde ayrıştırmalarla toplumdaki birlik ve beraberliği bozmak. İktidarı yıpratmak ve nihai hedeflerine ulaşmak.
Laikliği Birlikte Savunuyoruz başlıklı bir metin kaleme alarak, Siyasal İslamcı rejim hedefleniyor, Türkiye adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürükleniyor, laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! gibi başlıklarla uydurdukları gerekçelerle Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve beraberliğine saldırıyorlar.
Aralarında sözde yazar, akademisyen, sanatçı, gazeteci ve meslek odası temsilcilerinin olduğu 168 ismin imzasıyla ortak bir metinle amaçlarının düşüncelerini ifade etmekten ziyade toplumda ayrışma yaratmayı hedefliyorlar. Bunların derdi Türkiye değil, bu bildiri ancak, başta İsrail olmak üzere emperyalist ülkelerin hedeflerine hizmet ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçmişte bu bildirileri çok gördü. Ama artık Türkiye o eski Türkiye değil. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ile birlik ve beraberliğimizi hedef alan hu davranışa sessiz kalınmıyor. Türkiye hukuk devleti, bildirilerle seçilmişlere ayar verme dönemleri geçmişte kaldı. Bu bildiriye gereken cevap hukuk içinde verilir. Allah mübarek Ramazan ayında bu bildiriyi yayınlayarak inançlı insanlara saldıran, toplumda ayrışma yaratmak isteyenlere fırsat vermesin.”