14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanan, İl Müftüsü Necati Tayyar TAŞ'ın Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in doğumunu hatırlamak ve hatırlatmak için mesaj yayımladı.
İslâm âleminin büyük allâmelerinden ve cins kafalarından Hz. Mevlâna, “Ey Muhammed! Seni anlatmak ve seni övebilmek için yerle gök arası genişliğinde ağız isterim ağız...” dese de, 14–20 Nisan 2011 tarihleri arasında, bütün yurdumuzda ve yurttaşlarımızın bulunduğu bütün garip diyarlarda kutlanacak kutlu doğum haftası’nda, hep o anlatılacak ve hep o konuşulacaktır... Ne mutlu onu yudum yudum ananlara, anlayanlara, anlatanlara, özellikle çocuklarının körpe gönüllerine, evine, hayatına, nefes nefes teneffüs ettiği zamanına, ayak bastığı her mekânına, onun can ve kan veren iklimini, muhabbetini, sıcaklığını nakış nakış aksettirenlere ve ona lâyıkıyla / hakkıyla şuur derecesinde ümmet olanlara ve iyi ki doğdun ya Muhammed! diyebilenlere...
Dünya, sayısız doğumlara, doğum sancılarına şahit ve beşik olmuştur. Ama bir doğum var ki, bütün doğumlar ve doğacaklar onun yüzü suyu hürmetinedir, onun sayesindedir, onun hatırınadır... Eğer o olmasaydı, dünya bu gün yoktu, insanlık bu gün mevcut değildi. İnsanlık insanlığını, evren medeniyetini, canlar nefesini ona borçludur. Çünkü insanlığı kin, köle, küfür, zorba ve zulüm ipoteğinden o kurtarmış ve yine onun soluğu kurtaracaktır... O, özel ve güzeldir. O, kâinatın efendisi, nebilerin son inicisi, Allah’ın sevgilisidir. O, gönüllerin sultanı, başların tacı, dertlerin ilâcı, çâresizlerin minhâcı, ilâhî mektebin muallimi ve manevî eczanenin biricik tabibidir. O, resûlüssekaleyn, ceddülhasaneyn, seyyidülkevneyn, imâmülharemeyndir. Ona sema hayran, arz meftun, felekler medyun, melekler meclûptur...
Cenab-ı Hak nazm-ı celilinde o’nun biz ümmeti için kurtuluş reçetesi olduğunu şöyle açıklar; “Andolsun ki Resûlullah'da sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokca zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21) Kur'an aynı zamanda “Allah'ın sevgisine mahzar olmanın Hz. Peygamber'e tabi olmaktan, ve onun evrensel mesajlarına kulak vermekten” geçtiğini bize hatırlatılmaktadır.
Her geçen gün dünyeviliğin ve ferdi bencilliklerin esareti altında ezilen ve ızdırap duyan çağımız insanlığının her zamankinden daha çok ve şiddetle onun örnekliğine, manevî önderliğine, sevgisine, onu anlamaya ve sevmeye ihtiyacı olduğu unutulmaması gereken bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Çıkış yolu arayanların, çıkmaz sokaklarda yol bulmak isteyenlerin reçetesi Hz. Peygamberden başkası değildir. İnsanlık bu gerçeği görmek zorundadır.
-2-
Akif ne güzel bu gerçeği anlatır:
Dünya neye mâlikse O’nun vergisidir hep,
Medyun O’na cemiyeti, medyun O’na ferdi,
Medyundur O masuma bütün bir beşeriyet
Bu haftayı da vesile bilerek; hayatın karmaşası içinde gözden kaçırdığımız güzelliklerin farkına varalım. Aynı coğrafyayı ve aynı değerleri paylaşan fertler olarak korku ve düşmanlığı sevgiye, kavgayı barışa, bencilliği fedakarlığa, haksızlığı adalete, kibri alçakgönüllülüğe, küçümseme ve dışlamayı saygıya dönüştürelim. Peygamberimizin örnek hayatıyla kendi hayatımız arasında bizi yeniden kendimize döndürecek olan bir köprü kurmak için o kutlu Peygamberin tüm insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı evrensel mesajları etrafında gönüllerimizi yeniden birleştirelim.
Umarım ki, bu kutlu doğum, daha nice özlenen ve gözlenen kutlu doğumların muştusu olur / olmalıdır... Bu vesileyle, peygamberlik zincirinin son altın halkası olan ve “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” nebi-i masuma ümmet olma şerefine eren bahtiyarların bu anlamlı haftalarını yürekten kutluyorum. Kutlu doğum haftanız / haftamız mübarek olsun... Allah’ın rahmeti, merhameti, mağfireti ve bereketi üzerinize / üzerimize olsun... Selam ona, salât ona, her türlü sevgi, saygı, hürmet, tahiyyat ve tekrimat ona olsun... Nasıl olmasın ki! İşte Kur’anın mesajı: “Şüphesiz Allah ve melekleri, Peygambere salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât ve selam edin.”
SALAT E SELAM OLSUN EN SEVGİLİYE..