OKUMA ALIŞKANLIĞIMIZI NE ZAMAN KAYBETTİK?

Gaye AVCI

Müjdat Gezen “Her Şeye Hakkınız Olabilir Ama Umutsuz Olmaya Asla” adlı kitabının başında şöyle diyor;

Üstada demişler; “Çok uzun yazıyorsun.” “Kısa yazacak kadar ustalaşamadım” diye karşılık vermiş üstad.

Günümüz dünyasında ise ustalıktan ziyade okuma alışkanlığının yitirilmesinden kaynaklı “okuyucu sıkılmasın” mantığı ile kısaltıyoruz yazılarımızı.

Oysa mesele, sadece yazının uzunluğu değil, insanın sabrının kısalığıdır.

Eskiden bir kitabın sayfaları arasında kaybolmak bir keyifti; şimdi iki paragrafı geçince “özet var mı?” diye soran bir zihinle karşı karşıyayız. Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, onu sindirmek zorlaştı.

Düşünmek zaman ister. Okumak ise o zamanın en kıymetli yatırım araçlarından biridir. Ama biz artık zamanı harcamak değil, tüketmek üzerine kurulu bir düzenin içerisindeyiz.

Hızlıca göz gezdirilen metinler, yarım yamalak edinilmiş bilgiler ve derinliği olmayan fikirler…

Hepsi birbirini besleyen bir döngüye dönüşmüş durumda.

Yazımın başlığında da dediğim gibi, asıl soru şu; Okuma alışkanlığımızı ne zaman kaybettik?

Naçizane fikrim teknolojinin hayatımızın merkezine gelmesiyle kaybettik bu kıymetli alışkanlığı.

Nitekim, en küçüğümüzden en yaşlımıza. Küçücük telefonlarımıza dünyaları sığdırdık kısa zamanda.

Ekrana bakıyoruz, kaydırıyoruz, geçiyoruz. Bir metnin içine girmek, onunla tartışmak, altını çizmek, tekrar dönmek… Bunlar giderek yabancılaştığımız alışkanlıklar haline geldi.

Oysa okuma alışkanlığı sadece bilgi edinmek değildi; bir karakter inşa etme süreciydi, sabretmeyi öğretir, anlamayı derinleştirir, empati kurmayı sağlardı. Kısacası insanı insan yapan temel becerilerden biriydi okuma alışkanlığı.

Bugün yazıları kısaltıyoruz çünkü “okuyucu sıkılıyor” diyoruz. Belki de asıl sormamız gereken soru şu: Okuyucu neden sıkılıyor?

Çünkü artık her şey hızlı, her şey yüzeysel ve her şey geçici. Kalıcı olan ise emek isteyen şeyler… Tıpkı okumak gibi.

Ve belki de yeniden hatırlamamız gereken en basit gerçek şu:

İyi bir metin kısa olduğu için değil, anlamlı olduğu için değerlidir.

Özetle, daha fazla uzatmayayım yazımı. “Okuyucu sıkılmasın” diyerek değil, üzerine konuşulacak yazılarla geri dönmek için.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.