Şikayetlerini iletmedikleri yer kalmayan Demirköylüler, ilgililerin derin sessizliğinden şikayetçi. Yapılan bunca şikayet sağır sultanın bile duymasına rağmen resmi kanalların ve siyasilerin vurdum duymazlığına üzülen, halkın feryadını Demirköy Muhtarı gazetemiz aracılığıyla bir kere daha yetkililere seslendi. Muhtar İsmail Ünsal yürek yakan şikayetlerini şöyle dile getirdi.
“Demirköy Muhtarlığı 2009-2011 yılları yaşanan ve hala devam eden yaşamı dahi etkileyen çaresi olupta hiçbir yetkili Makamın ziyaret etme zahmetinde bulunmadığı devasa sorunları sadece Muhtarın omuzlarına bırakarak sessizliklerini muhafaza etmeleri Muhtarlık ve Köy halkı manidar karşılamakla birlikte suç Muhtar olarak benim herhalde!
1- Karayolları yol çalışmaları nedeniyle hem köy içi sorunlar hem Tarım alanındaki sorunlar hemde Esnafın sorunları artarak devam etmektedir.
Yolları hala yapılmadı vatandaş anayoldan bekledikleri araçlara binmek zorunda bırakılıyor, bu konu gerek Karayolları gerekse yüklenici mütaahit firma tarafından görülüyor haklısınız diyerek ödenek çıkarsa projelendireceği yani yapılacağı anlatılıyor, en az Yüz yıllık olan bu Şahane proje yeni yolun daha şimdiden Köylümüze Esnafımıza bırakacağı dertler bizleri topyekün ürkütüyor Yerleşim yerlerimizi Öldürüyor ilgililer hep yıllık izinde herhalde.
2-Yüksek Hızlı Tren yol çalışmaları Köyümüzde de hızlı bir şekilde devam etmekte olup yarınlarda Ülkemize katkıları çok yüksek olacağı bilinci ile çalışmaların Köyümüze vermiş olduğu zararlar anlatmakla bitmez 2009 yılında bu yana gerek demir yolları gerek kolları yapmış oldukları çalışmaları esnasında tozdan pislikten yaşamımız altüst oldu yetmedi yüksek dozda patlamalar yaparak adeta deprem etkisi yaparak Köyümüz su abone şebekelerini perişan ettiler sorarsanız hiç yapmadılar. Güzergahındaki Tarlalar tozdan pislikten ekilemeyecek durumda idi.
Çiftçilerimizin durumu daha da berbat 2009-2010-2011 yıllarından beri arazilerine gidecek yol bırakmadığı için 550-600 dönüm taban yerler sürülüp ekilmiyor arazilerde hala bugün itibarıyla yapılacak olan gidilemiyor şu an masraflarını karşılayamaz bu durumu bir türlü yetkililere Muhtarlık olarak anlatamadık, oysa yayalar için üst geçit yapıldı güzelde duruyor tabi üzerinden kaza bela görmeden geçiyoruz.
Çifçimizin durumu dahada berbat 2009-2010-2011 yıllarından beri arazilerine gidilecek yol bırakılmadığı için 550-600 dönüm taban yerler sürülüp ekilemiyor arazilerede hala bugün itibariyle gidilemiyor şuan islah çalışması yapılsa çiftçimiz tarlasını satsa yine yapılacak olan masraflarını, oysa yayalar için üst geçit yapıldı güzelde duruyor tabi üzerinden kaza bela görmeden geçiyoruz.
Çiftçilik ve hayvancılık yapan insanlar hiç düşünülmemiş hemen önündeki araziye traktör hatta El arabası ile bile geçiş yok aynı yere Haybanlarını otlatmak üzere Meraya götürmek isteyen Köylü her halde Helikopter ile gidebilecek yada aah çekerek bu konular yetkililerin hiç aklına gelmemiş olsa gerek yada alt tarafı Demirköy baksın başının çaresine düşüncesi hakim olmuş, şu an bizim başımıza gelenler Tıpkı PROBANDA FİLMİ gibi başka bir köyün başına bu olaylar gelse yetkililer ne düşünür olmaz mutlaka A.B.C. Planları vardır devreye sokarlar.
3- Muhtarlığımız bunca büyük meseleleri sadece Köylü,çiftçi,Esnaf dayanışması ile sineye çekmek sureti ile sabırla fedakar bir duruş sergileyerek beklemektedir, fakat biri bitmeden diğeri başlıyor, Köyümüz hem karayolu hemde Tren yolu yerleşim yerimizden geçtiği için hem şanslı o kadar da zorda kalıyoruz göz önünde olmanın dez avantajını taşıyoruz şöyleki kilit taşını yeteri kadar alamadığımız için görünen sokaklarımızı yapamıyoruz en ufak yağmurda her taraf çamur deryası yapabileceğimiz Hiçbir şey yok başka yerlerde olsa hemen hasar tespiti yapılırdı Karayolları çalışmaları 2009 yılında başladı yok edilen toprak kanallar yüzünden onlarca defa köyümüzdeki evler sel baskınına uğramasına rağmen jandarma hariç Hiçbir yetkilinin sesi çıkmadı başka yerler olduğunda seferber olunuyor acaba sebep muhtar olarak benmiyiz bu görevi çok çok isteyerek almadım encümen azalığındada gözüm yok ama başarısız olmam için sanki birileri çabalar sarfediyor.
İçme su kaynaklarımızda ise yapımı 1970'li yıllara dayanan su boruları artık ömrünü yitirdiğinden sürekli patlak veriyor. Bu işi yapan arkadaşlara sürekli iş çıkıyor zaten kıt olan gelirimizin büyük bir kısmıda böyle heba oluyor. Yetkililere konu arz edildi. Çalışmaların bir an önce başlamasını bekliyoruz yine aynı yıllarda yapılan su depomuz bu yıl yağmurların bol ve bereketli geçmesi doğadan gelen cazibeli su miktarını artırmış olup yüzümüzü güldüreceği yerde su depomuza gelen suyu verimli bir şekilde kullanamıyor, deponun alçak kalması sebebiyle aynı anda her eve su veremiyor yine elektrikle su basmaya devam ediyoruz. Cazibeli gelen su, depodan tahliyeye gidiyor. Deponun yer seviyesi mutlaka yüksek bir yere yapılarak söz konusu sorunun aşılması mutlaka gereklidir.
Köyümüz dere içerinden geçip Şükraniye, Ahmetler, Pazaryeri istikametine giden, Şükraniye, Bekdemir, Küplü üzerinden Bilecik'e giden İl Özel İdareye ait yol ise artık bu yolun ise kenarında oturan köylümüzü adeta çıldırtıyor. Bırak hava alsın diye camları, kapıları açmayı nefes almayı bile güç hale getiriyor.
Orta yaşın üzerindeki ahali yaş itibariyle zaten çoğu astım bronşitli bu yol yine bu yıl proje kapsamına alınmamış hatta duyumlarımıza göre yolun asfaltlandığı görülmekteymiş yazılan dilekçemiz üzerine gelen yetkililere yol durumu gösterilmiş olup 1.5 km yolun felaket derecede bozuk olduğu tespiti yapılmıştır.
Biz köylüler bu toz, toprağı çekmek zorundamıyız. Neyapalım yola , makine hafriyatı ile derin bir çukurla bariyer yaparak bu köylere gidiş ve gelişin önüne geçerek sorunu ortadan kaldıralımmı?
Bu işler muhtarlık ve heyet kararı ile oluyorsa hemen yapalım. Köy muhtarlığı olarak yetkililere soruyorum, Demirköy'e nezaman geleceksiniz? Bu sorunlar çok birikti artık testi taşıyor! Ya da size bir yerlerden bu köyle ilgili talimat mı geldi? Derdimizi koskoca Türkiye dururken artık Avrupa İnsan Haklarına mı, yoksa Marco Paşaya mı anlatalım! (Toptan tırlatmak üzereyiz)
Bilecik ilimizin herhangi bir köyünün sorunları mutlaka önceliklidir, hatta nüfusu 15-20 olanlarda biz Demirköylülerden önemlidir ama Demirköyde yaşayan, ülkesine, vatanına sahip, kanunlarına da son derece bağlı, ülkemizin neredeyse her ilinden göç almış insan topluluğunun, barış ve kardeşliğinin örnek bile gösterilecek müstesna bir yerleşim merkezidir.
Hani seçimler geliyor yukarıda bir kısmını yazabildiğim konular belki hiç değilse birazı hal yoluna girer yapılır sandık. Siyasi adaylarımız hatta iktidardaki vekilimiz bu şikayetlerimizi zaten biliyor. Hatta yeni seçilen vekilimizde biliyor. Pazaryeri İl Genel Meclis üyelerimiz hepten biliyor.Herhalde yasaklı bir köyüz, bizde bulaşıcı hastalık var galiba, yetkililer gelipte herhangi bir sıkıntın var mı? Diye soran olmadı. Yaz dilekçeyi bekle! Bu güne kadar yeni yapılan yoldan bastır bastır Bilecik ve bastır Pazaryeri elbet bir gün Demirköyde lastikleri patlar bize yakalanırlar. O zaman metazori derdimizi anlatırız. Psikolojileri bozulan bu köylü elbet bir çaresini bulur!
Sahi unutuyordum köyümüzün saçakları diye tabir edeceğim yere İl Özel İdare maden ruhsatı verecek özel bir şirkete eh bukadar dayak yiyen köylüye mükafatsız bırakmak vallahi ayıp olur. Bir de yol güzergahı olarak hani Şükraniye köyünden bahsettik ya işte o yolu köyün içinden verirler işte. Ozaman bal kaymak olur! Demirköy köyünü ve halkını ilgilendiren bu ruhsat meselesi ileride büyük fedakarlık isteyecek ve köy halkı katlanabilecekmi acaba araştırdınız mı? Neyse fazla ileri gitmeyelim Demirköyden sayğılar, selamlar...”