Ormancı ile çocukluğumuzda tanıştık. Yüksek boylu atlarla köyümüze gelirler. Bir köy koruyucusu veya kâhyası terli atları gezdirirlerdi Ormancıdan korkardık. Hani bir kadının kaymakam olan oğluna “ Ah oğlum biraz daha okusaydın da ormancı olsaydın.” Sözü hep aklıma gelir.
Beni üzen bir şey var hiç unutmam. Rahmetli babamın orman suçundan dört gün hapiste yatmasıdır.
Ormancının birçok türküsü vardır. En meşhuru “ Aman Ormancıdır”
Gün geldi her kademeden ormancılarla tanıştım.
Ankara Yeni Kentte 7 dönüm araziyi Çatı Çevre ve Kültür Derneğimiz adına özel orman yaptık. Ayaş dağlarına ormana fidanlar diktik. Toprağa ceviz ve ilaçlanmış pelit gömdük. Hacı Bayramda binlerce fidan dağıttık.
Rahmetli dava adamı Zafer İçyer ile büyük bir orman hayal ederdik. İçinde at koşturulan, ayısı olan ve gençlere kamp yaptırılabilen bir orman.
Ormancı bana göre silahsız vatan savunucusudur. Her fırsatta ormanı geliştirir, korur ve yangınlarla mücadele eder. Hatta bu yolda canını veren ormancılar vardır ki ruhları şad olsun.
Ormancılık kutsal bir meslektir.
Ormanlarımız altın madenlerinden çok daha değerlidir. Ormanlarımızın bağrını delen taş ocakları ve madenleri görünce aklıma cüzam hastalığı gelir. Elbette maden ve taş ocakları da lazımdır ama tabiatın dengesini korumak şartıyla.
Fatih Sultan Mehmet Han boşuna “ Yaş kesen baş keser” dememiştir.
Ormanlarımızda artık planlı kesimler yapılıyor. Seyreltme en iyisi. Bu sebeple hastalık ağaçlardan arınıyor ormanız. Benim muzdarip olduğumu husus şudur: Kesimlerden sonra kalan dallar temizlenmiyor. Bu dallar kuruyup gidiyor. Hâlbuki ekonomiye ve köylüye kazandırılabilir.
Bir daha dünyaya gelirsem ormancı olmak isterdim. Uçsuz bucaksız yeşil ormanlar. Ve zirvelerde gözetleme kuleleri, etrafa hâkim ve müthiş bir manzara. Üst düzey ormancılara beni bir kuleye altı aylığına bekçi alın, orada yatıp kalkayım, fakat asgari ücretten de olsa maaş alayım. İhtiyacım var, çünkü emekliyim.
Anakara’nın etrafındaki ağaçsızlık beni hep üzmüştür. Çöle benzeyen iç Anadolu’muz yemyeşil vaha olsun isterim. Malum Yüce Peygamberimiz buyurmuştur ki: “ Kıyamet kopuyor olsa elinizde bir fidan varsa dikiniz.” Ben bu emre her zaman uymuşumdur.
Ormancılar benim kadim dostlarımdır. En son görüştüğüm ormancı Bozüyük Orman İşletme Müdürümüz Engin Çakşır Bey ile yardımcısı İbrahim Beyler oldu. Sohbetimizin ana nüvesi Kayı’nın Söğüt – Domaniç arası göç yolları idi.
Bu vesileyle tüm ormancılara selam olsun.