"ROL ALAN DEĞİL BELİRLEYEN ÜLKE OLACAĞIZ"

 

Bilecik'e gelerek çözüm süreciyle ilgili açıklamalarda bulunan Toç Bir-Sen Genel Başkanı, Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Günay Kaya, "Türkiye'yi Ortadoğu'da lider ülke yapmamız lazım. Bu ülkeyi rol alan ülke değil, rol belirleyen ülke durumuna getirmemiz lazım. " şeklinde konuştu.

Türker Çoban 

Toç Bir-Sen Genel Başkanı, Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Günay Kaya Bilecik'e geldi. Bilecik'te Toç Bir-Sen tarafından düzenlenen yemekte üyelerle biraraya gelen Kaya, Ankara sendikacılığını değil Anadolu sendikacılığını önemsediklerini belirterek, anadolu'yu gezip buradaki sorunların çözümü için Ankara'da çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. 

Toç Bir-Sen Genel Başkanı Günay Kaya şunları kaydetti. "Biz Toç Bir-Sen olarak, Memur Sen olarak Ankara sendikacılığını değil Anadolu sendikacılığını önemsiyoruz. Ankara'da oturup Anadolu'ya bakmak yerine, anadolu'yu gezip buradaki arkadaşlarla hemhal olup, buradaki sıkıntıları çözüm odaklı Ankara'da gerekli yerlere taşımak için çalışıyoruz. Bugün de Bilecik'in güzel bir mekanında Bilecik'li üyelerimizle biraraya geliyoruz. Burada sorunlarımızı, çalışmalarımızı konuşacağız. Osmanlı'nın mahrem yeri olan Bilecik'te çözüm sürecinden yangın tazminatına, iş güvenliğine kadar, lisans tamamlama hakkına kadar bir çok konuyu, çalışmalarımızı buradaki arkadaşlarımızla müzakere edip, arkadaşlarımızın görüş ve önerilerini alıp Ankara'ya gideceğiz. Biliyorsunuz bir toplu sözleşmenin arefesindeyiz. Biz buradan arkadaşlarımıza 2013 toplu sözleşmelerinin de taleplerini almış olacağız. Çünkü sorun burada yaşanıyor, o zaman bizim sorunu burada tespit etmemiz lazım, çözümü de Ankara'da üretmemiz lazım. Biz senelerdir böyle bir sendikal anlayışı sürdürüyoruz. Bilecik'teki arkadaşlarımız umut ediyorum ki 2013 toplu sözleşmelerinde Toç Bir-Sen'in toplu sözleşme taleplerini de burada belirlemiş oluruz. Dolayısıyla sorunu birlikte tespit ettiğimiz için çözümü de birlikte üretiyoruz. Sendikaların afaki bir gücü yoktur, sendikalar üyelerinin gücünü kullanır. Biz de üyelerimizle burada güç birliği yaparak el ele kenetlenmek istiyoruz. Burada topladığımız gücü de Ankara'da çözüm için kullanacağız. Bugüne kadar enerjimiz üyelerimizin enerjisi, gücü ve kararlılığı olmuştur. Bundan sonra da aynı sinerjiyle aynı kararlılıkla devam edeceğiz.  2013 toplu sözleşmelerinin taleplerini burada alırsak sendikal örgütlülüğün, birlikteliğin sonuçlarını almış olacağız. İnaşallah bugünkü toplantımız verimli olur. "

Toç Bir-Sen Genel Başkanı, Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Günay Kaya, çözüm süreci ile ilgili de bazı açıklamalarda bulundu. Kaya, "Ben 46 yaşındayım benim 23 senem Van'da Elazığ'da Diyarbakır, Bingöl, Urfa'da, Malatya'da geçti buralarda çalışırken terörün de yoğun yaşandığı yıllardı. O zamanlar da hep binlerce yıllık kardeşlik hukukuna vurgu yapardık. Biz binlerce yıldır kardeşiz, kardeşlik hukukuyla elele kol kola bir tarih yazmışız. Malazgirt destanını biz doğusuyla batısıyla bütün bu 76 milyonun dedeleri birlikte yazdı. İstanbul'u birlikte fethettik. Niğbolu, Varna ve en son Çanakkale'de milli mücadele kurtuluş destanını birlikte yazdık. Şimdi o dedelerin torunlarının tarihe karşı bir destan yazma sorumlulukları var. Bu destan ne destanıdır? Türkiye'yi ortadoğuda lider ülke yapmamız lazım. Bu ülkeyi rol alan ülke değil, rol belirleyen ülke durumuna getirmemiz lazım.  Biz siyasi coğrafyamızda Meriç Nehri ile Ağrı dağı arasına sıkışmış olabiliriz. Ama bizim kültürel coğrafyamız Mora'dadır, Orta Asya'nın derinliklerindedir, Türkistanın derinliklerindedir, Afrika'nın derinliklerindedir.  Batı Avrupa'ya uzanan bir kültürel coğrafya derinliğimiz vardır. Bu üç coğrafya Türk milletinin üç saç ayağını teşkil eder. Biz doğuda bu binlerce yıllık kardeşlik hukukuna vurgu yaparken, PKK mencuplar, CIA'nın MOSSAD'ın içimizdeki uzantıları bu kardeşlik söyleminden fevkalade rahatsız olurlardı. PKK diye bir sorun yoktur. MOSSAD'ın CIA'in bir piyonudur, maşasıdır. Bugün PKK altında terörist olarak bulunan kim olursa olsun, CİA'in MOSSAD'ın yaptığının aynısını yapar. Biz orada devlet memurları olarak bu milletin evlatları olarak, binlerce yıllık kardeşlik hukukuna vurgu yaparken, onlar hep karşı söylemlerle kardeşlik hukukunu zorluyordu. Bizim orada bireysel yaptığımızı, sosyolojik taban genişlemesiyle bugün sivil toplum kuruluşları devreye girdi, sanatçılar devreye girdi, sporcular, devlet memurları, bürokratlar devreye girmiş, yıllar önce birkaç idealist devlet memurunun söylemini, bugün Türkiye yapıyor. O yıllarda bize karşı çıkan insanlar, PKK namına karşı çıkıyorlardı, dolayısıyla CIA'nın MOSSAD'ın içimizdeki derin stratejisine binaen karşı çıkıyorlardı. Bu coğrafyada kardeşlik hukukunun gelişmesi bu devletin, bu milletin menfaatinedir. Burada birbirimizin boğazını sıkmamız içimizdeki yabancı istihbarat güçlerinin işlerini kolaylaştırmaktadır.  Biz Türk milleti olarak kardeşlik hukukuna vurgu yapmalıyız. Bu çözüm süreci de o kardeşlik iklimini domine edecekse, burada çok stratejik düşünmemiz lazım. Ehliselim, ehlikalp olan insanlar, sağcı olsun, solcu olsun, liberal olsun, demokrat olsun bu ülkenin bir kaç yıllık bireysel, kurumsal çıkarlarını değil, milletin ve devletin ali menfaatlerini düşünen insanlarımız çözüm sürecinin yanındadır. En basiti şu kapı dışında iki çocuk kavga yaparken büyüğe düşen o iki çocuğu ayırmaktır. Burada biz sendikaysak, aydınsak, kurumsak, bu milletin bir bireyi, evladıysak o zaman bu devletin en önemli sorununa duyarsız kalamayız. Mutlaka sorunun değil, çözümün paydaşı olmak zorundayız. Bu ülkenin insanına, sendikalarına, sivil toplum kuruluşlarına, siyasi partilerine topyekün 76 milyonun tamamına düşen sorumluluk bu sorunu çözmekten geçiyor. Biz bu ülkeyi ortadoğunun en güçlü ülkesi yapmak zorundayız. Osmanlı'nın haremindeyiz, mahremiyetindeyiz tabir-i caizse ecdad buradan dünyayı yönetmişse, bu ecdadın torunları 76 milyonda yeniden güçlü olmak zorundayız. Dünya mazlumları için, bu ülkenin stratejik hesapları için, bunu emperyalist anlamda kastetmiyorum, tarihin üzerimize yüklediği bir sorumluluk olarak söylüyorum. Dün yazılan destanlar, bugün de yazılabilir. Şimdi biz yeniden bu milletin evlatları olarak el ele tutmak zorundayız, kol kola kenetlenmek zorundayız. Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yeniden bir destana soyunmamız lazım. Birbirimizin katili olmak yerine bu ülkenin ortak destanını yazacak, ortak tarihini yazacak, ecdadımıza yakışır bir şekilde güçlü bir ülke inşa etmek zorundayız. Bu güçlü Türkiye doğunun da batının da menfaatinedir, dünya mazlumlarının da menfaatinedir. Bu ülkenin 76 milyon insanına düşen, artık aklını başına alması lazım, birbiriyle uğraşmayı bırakması lazım. Bu ülke üzerinde oynanan stratejilere ortak olmaması lazım. Barışla birlikte kenetlenen eller, yeni Niğbolu destanlarını, Çanakkale destanlarını müjdeleyecektir diye düşünüyorum.  İnşallah Türkiye'yi güzel günler bekliyor.  İyi günler gelir ancak bizim de bir katkımız olsun istiyoruz. Biz Memur Sen olarak çözümde o yangına nasıl itfaiyecilik yaparız, nasıl yangına su tutarız hep bunun derdini taşıdık. Doğu Türkistan'daki Gazze'deki dramdan tutun da, ortak akıl mitinglerinden refarandum sürecine, bu milletin her sorununa her derdini dert edindik. Çözüm sürecinde de bütün teşkilat mensuplarımızla çözümün paydaşı olma gayretini sürdürüyoruz.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri