SAĞLIK SKANDALI HABERİNİN SORUŞTURMASI DA SKANDAL

ŞADİ ERDAL

18 Şubat tarihli gazetemizde “Bilecik' te sağlık skandalı haberi yer aldı.

Haberde bir hasta vatandaşın nefes darlığı şikayetiyle hastaneye gittiğini, tahlil için Verem Savaş Dispanserine gönderildiğini, tahlil sonucunda tüberküloz teşhisi konduğunu iddia ediyor. Elli gün boyunca 500 adet ilaç içtiğini, ilaçların tesiri ile görme bozukluğu yaşadığını belirtiyordu.

İstanbul Göğüs Hastalıkları Hastanesine gittiğini, tahliller neticesinde 1 ay sonra tüberküloz hastası olmadığını öğrendiğini, Bilecik'e geldiğinde, kendisine tüberküloz teşhisi koyan Verem Savaş Dispanseri Doktorunu görmek için defalarca Dispansere gitmesine rağmen görüşemediğini iddia ediyordu.

Şikayetçi hasta vatandaş Dispanserde gördüğü lakaytlığı şöyle dile getiriyor.

“Personel ilaçları eldiven takmadan veriyor, aşı test sonuçlarını doktor yerine hemşire hastaya bildiriyor. Numuneler ortada dolaşıyor, ihmaller neticesinde yanlış teşhisler konuyor” diyor.

Haberin devamında önemli açıklamalar var. İleri sürülen iddialar değil bir doktoru, bakanı bile yerinden edecek önemli açıklamalar.

Ne yazık ki altın devrini yaşayan bürokrasi uyumaya ve uyutmaya alışık tavrını sürdürmeye devam ediyor.

“Bilecik'te Sağlık Skandalı” başlıklı haber hastahanemizde 18 Şubat 2011 tarihinde manşette çıktı. Aradan tam iki ay geçtikten sonra, hasta vatandaşın ifadesi alınmak üzere muhakkik tayin edilen kişi ifadesini almak üzere arıyor. İki aydır neredesiniz? Hastahane duvarlarına “Hasta Hakları” levhaları asıyorsunuz. Hakkını aramak için ortaya çıkan vatandaşa iki ayda ancak ulaşıyorsunuz. Hak bunun neresinde, adalet nasıl tecelli edecek?. Bu davranışlar insanların kalbine şüphe düşürüyor.

Hasta vatandaşımız “İki ayımı ziyan eden ve aynı rahatsızlıkları başkalarına yaşatmamaları için sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyorum” diyor.

Keşke başka vatandaşımız aynı muamele ile karşılaşmasa diyeceğim ama gelen bilgiler bizi şaşırtıyor.

Verem Savaş Dispanserinde Tüberküloz olmadığı halde, tüberküloz teşhisi konan, aylarca hap yutarak diğer organlarında bozulma yaşayan, gazetemizde haberi verilen hasta gibi aynı olayları yaşayan bir vatan evladının daha olduğunu öğrendim. Olayın üzerine derinlemesine gidilirse daha da yanlış teşhis mağdurunun çoğalacağı iddia ediliyor.

İlgili kuruluşun olayın derinlemesine soruşturulmasından rahatsızlık duyacağı endişesini taşıyorum.

Endişelerimin nereden kaynaklandığını anlatayım. Yukarıda belirttiğim gibi şikayetçi hasta vatandaşımızın ifadesini iki ay sonra müracaat edilmesi de ayrıca soruşturma konusu olmalı. Böyle bir soruşturmada doktorun görev yeri değiştirilmeliydi. Soruşturma sırasında oradaki personelinde ifadesine başvurulacak. Amiri hakkında vereceği ifadeden bu durumda kim kuşku duymaz. Bu vaziyette soruşturma yapılmasında mahsur görmeyen idareciden kim olsa “meslek dayanışması mı yapılıyor” düşüncesi taşımaz?

Başına gelenlerden muzdarip vatandaş feryat ediyor kaygısız idareciler aradan iki ay geçtikten sonra sesi duyuyor. Ağaçtan düşenin halini ağaçtan düşen anlar. Hastayı dinlerken o anı yaşıyormuşçasına ızdırap çeken gerekeni yapar.

Verem hastalığıyla nasıl mücadele ediliyorsa Verem Savaş Dispanseriyle ilgili iddialara da aynı hassasiyetle üzerine gidilmeli. İnsani gerekçelerle idam kaldırılıyor, insan hayatında derin yaralar açmaya sebep olan yanlış teşhis, dikkatsizlik sonucu konan teşhis varsa bunun incelenmesi insani, neden olmasın? Sağlık Bakanı Sağlıktaki çalışmalarıyla haklı olarak övünüyor. Şu olaya da bir el atsa da gerçek ortaya çıksa, hastaların şüphesi ortadan kalksa.

Taşı Gediğine

Yazarımız Ferruh Erdoğan köşesinde “Kökleriyle toprağı saracak, suyu tutacak bitki örtüsünden yoksun kalan topraklarımız, suyla, rüzgarla, aşınıp taşınıyor. Dünya yılda ortalama 142 ton/km2, Türkiye tek başına 955 ton/km2 toprağını kaybediyor.” yazmış.

Bir noktayı eksik bırakmış. İl Tarım Müdürlüğü yüzünden kaybettiğimiz tarım arazilerini belirtmemiş.

Taşı Gediğine

2 yıl kuraklıktan faydalanan iller arasına giremedik.

Sanayide teşfikten yararlanan iller arasında yine yoktuk.

Şimdi de 11 il Büyük Şehir oluyormuş, yine yokuz.

Türkiye Cumhuriyet hudutlarında varız ya!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.