KAHRAMANMARAŞ
"Çok gezen mi bilir, çok yaşayan mı?" diye darb-ı meselimiz vardır.
Bu sebeple seyahat etmeyi çok severim.
Seyahatlerde gördüklerimi de insanlarla paylaşmayı bir görev telakki ederim.
Torunum ve gelinim ile hasret gidermek üzere düştüm, yollara.
İki sene önce büyük bir tabii afet neticesinde Hatay’dan sonra en büyük yıkımı gören Kahramanmaraş ilimize vardım.
Şehir, Ahîr dağlarına doğru daha sağlam zemine yayılmış.
Fizikî olarak büyük ölçüde yenilenmiş, bir Maraş.
Devletimiz burada da acziyete düşmemiş. Ancak birçok yakınını kaybedenlerin yüreklerindeki büyük acının dinmesi mümkün değil.
Kahramanmaraş’ta yerel lezzetler fevkalâde.
Ben kelle paça çorbasını ilk sıraya aldım.
Dünürüm Hanifi Güçlü’de Alabalık’ın da hatırı sayılır.
Pazaryeri ilçemizde Kaymakamlık yapan Oray Güven kardeşim ile Bilecik ilimizde "İl Gençlik ve Spor Müdürü" olarak çok hizmet veren Kahramanmaraş İl Gençlik ve Spor Müdürü Yasin Özdemir kardeşimi de ziyaret ettim.
Misafirperverlikten çok memnun kaldım.
Hakanlar Çarık’ tan Mehmet Bey şehir dışında olduğundan görüşemedik.
"Kahramanmaraş" dedikçe ilk akla gelenler Sütçü İmam, Yedi Güzel Adam, Necip Fazıl, Karakoç Kardeşler, Kale, Sütçü İmam’ın Fransız askerlerini zımbaladığı hamam, dondurma vs.
Bir de muhteşem bir Abdülhamit Han Cami, şehre tümüyle hakim.
Bu defa Sütçü İmam’ın kabrini ziyaret etmek nasip oldu.
Oradan torunlarla buluşmak üzere Ahîr Dağı Caddesi'ne gitmem icap etti.
Ganî gönüllü Ukkâşe kardeşim, "Ben seni Allah rızası için götürürüm." dedi ve götürdü.
DİYARBAKIR
Önceki gidişlerimde Diyarbakır’da biraz çekingen davranırdım.
Bu defa rahattım. Nihayetinde yıllardır gıyaben tanıştığım Şehir Araştırmaları Merkezi Kurucusu Mehmet Ali Abakay hocam ile tanışıklığı vicahîye çevirdik.
Hocamın bir gece bir gündüz misafiri oldum.
Merkezi sanal ortamda görmekle içinde olmak, kitapları görmek oldukça farklı.
Her şehir kaynaklarıyla alfabetik olarak kitaplıklarda yerini almış.
Bazı kitaplıklar gazetelere bazısı dergilere ayrılmış.
İki yerde misafir bölümü mevcut. Bu iki salonda yine kitaplıklar eksik değil.
Kaldığımız büyük salon, resmîyette misafir kabul yeri. Her şeyin düşünüldüğü ortamda insanın itiraz edebileceği bir eksiklik yok, gibi.
On binlerce kitabın sırt sırta üçlü, ikili şekilde yer aldığı kitaplar için bir deponun da olduğunu öğrendim.
Bizim Bilecik şehrine dair hatırı sayılır kaynak kitap mevcut.
Bu denli uğraşın kırk yıldan fazla olduğunu öğrendim.
Kitaplar, dergiler, gazeteler yetmemiş, hatırı sayılır plâk- kaset koleksiyonu, fotoğraf arşivi ve elektronik ortamda kaynak eserler arşivi söz konusu. Yıllar sonra plâğı orada dinledim.
Ülkemizin bütün illeri ile ilgili çalışmalarına şahit oldum.
Bu merkezi açan gönül dostumuzun beklentileri yok, doğrusu. Her şeyi kendisi yapmış, yerine getirmiş.
İnanıyorum ki tek başına yapılan iş, onlarca kişi ile yapılamaz. Hepsi birbirinden değerli, seçkin kitaplarla süslü kitaplıklardaki zengin malzemeyi yıllarca sahaf sahaf dolaşsanız eksiksiz temin mümkün değil.
Türkiye de yok, böyle bir şey. Kitapların dahi restorasyonu için gereken kalemler yanında cilt malzemeleri mevcut.
Olağanüstü bir emeği tebrik ettim.
Sabahleyin kaldığım otelden alındım. Başta Ulu Cami Olmak üzere tarihî camileri ziyaret ettik.
Akkoyunlu Kasım Padişah tarafından yapılan Dört Ayaklı ( Sütunlu) Minare, sapa sağlam ayakta duruyor.
Eski bir medresenin müştemilatının hela yapılmış olması beni gerçekten çok üzdü.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu evi müze yapılmış.
Hemen ilerisinde Ziya Gökalp’in okuduğu okul var.
Arnavut kaldırımlı ara sokaklardan kaleye ulaştık.
Hayat capcanlı devam ediyor.
Kale surlarının bir bölümü yıkılmış, Dağ Kapı'da.
Kalanlar tarihin derinliklerine sesleniyor.
Hasanpaşa Han’ı her zamanki gibi.
On Gözlü Köprü'ye gitmeye vaktimiz olmadı.
Diyarbakır’ın bütün Türkiye’ye örnek olacak bir terminali var.
Şehir Araştırmaları Merkezi ile Terminal, birbirine komşu. Adeta bilerek düşünülerek, merkez yeri alınmış.
Daha doğrusu yan yana iki terminal göze çarpıyor. İlçelere giden terminal ile şehirlerarası terminal birbirine bağlı.
Çatıları güneş paneli ile kaplanmış, terminalin ve oradaki esnafın elektrik ihtiyacını karşılıyor.
Siirt'e yolculandık, terminalden. Abakay Hoca ile helâlleştik.
BATMAN
Şehrin çevre yolundan önce Bismil ilçesinden geçtik, sonrası Silvan'dan teğet.
Malabadî Köprüsü, Hasunî Antik Kenti, ana caddeden uzak değil. Tabelalar, bunu gösteriyor.
1995- 1998 yıllarındaki Batman gitmiş, modernleşmiş bir Batman gelmiş.
Kafamda eski hatıralar canlandı.
Kanal 72 televizyonu ve ziyaret ettiğim altı yerel gazete, Beşiri’de ağanın kuzu ikramı, Hasankeyf, İluh deresi, birçok hatırayı yeniden yaşadım.
Batman'da kısa bir mola ile Siirt biraz daha yakınlaştı.
SİİRT
Siirt’te doğru gidiyoruz. Otobüsümüzde ilk defa namaz molası anonsu duydum.
Yollar yabancı değil.
Siirt’e niye gidiyorum?
Orada Ülkemizin en güzel ve başarılı Valilerinden Dr. Kemal Kızılkaya valimiz var.
O’nun misafiriyim. Abakay Hoca, mazereti olduğu için gelemedi. İkimiz birlikte Siirt'te olacaktık.
Siirt çok gelişmiş. Geleneksel yemekleri çok lezzetli mi lezzetli.
Şehir merkezinde bir park ve park içerisinde bir de lokal var ki yemek hizmetleri fevkalade.
Şehri gezdik.
Tillo’ya gittik.
Bunun için İl Kültür Turizm Müdürlüğü'nden rehber verdiler.
Burada Tiilo’dan bahsetmeyeceğim. Tillo’yu ayrıca yazacağım.
Ne diyordu Abdurrahim Karakoç Üstad: “ Her nesnenin bir bitimi var amma...” derken Mihriban'da?
Benim seyahatimin uç noktasından, Ankara üzerinden Ertuğrul Sancağı'na dönüş yapmak üzere Siirt’ten yola çıktım.
Durmuş Ali Kılıç, "Birkaç gün Kurtalan'da misafirim ol."dediyse de onu dinlemedim, yolcu yolunda gerek.
İstikâmet Ankara.
Saatler süren bir otobüs yolculuğu. Şehirlerde kısa molalar.
Nihayetinde Ankara'ya varış.
ANKARA
Aralıksız elli yıl yaşadığım Ankara’da iki etkinliğe katıldım, ayağımın tozuyla.
Hacı Bayram semtinde bazı ziyaretlerde bulundum.
Ak Medrese'de "Vakıf Medeniyeti" üzerine bir konuşma yapan Sinan Aksu Beyefendinin konuşmasını dinledikçe vakıfların ne denli ehemmiyet arz ettiğini bir defa daha idrak ettim.
Yine Hacı Bayram'da Şivlilik Geleneği programına katıldım.
Türkiye'de ve özellikle Konya'da üç ayların başlangıcıyla alakalı bir gelenek.
İlk defa Ankara Hacı Bayram'da uygulandı.
Ve Abbas yolcu.
Gün batmadan Ertuğrul Sancağı'na kavuştu, seksenine varmak üzere olan Genç Seyyâh.
Gittiğimiz yerlere bir daha gitmek nasip olur mu?
Yaşarsak Ertuğrul Sancağı'ndan dostlarla grupça gitme plânımız var.
Yeni seyahatler, mevsim şartları gereğince zor.
Baharla birlikte gönlümüzün nevş û nema bulacağı farklı şehirler var, Güneydoğu'da, Doğu'da.
Ne kadar uzak kalmışız, anlatamam.
Baharla birlikte yeni gezilere inş-Allah!..