2026 yılı UNESCO tarafından “Şeyh Edebali" yılı olarak ilan edildi. Çok yerinde bir karar... Şeyh Edebali Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu. Adaletiyle, hoş görüsü ile, Yönetim anlayışı ile Ertuğrul Gazi’ye ve Osman Gazi’ye ışık tutmuş ve 6 asırdan fazla hüküm sürecek olan bir devletin kuruluşunun tohumlarını atmıştır. 120 yıllık koskoca bir ömrün her gününü her saatini her dakikasını etrafında toplanan gençlere ilmini, hoşgörüsünü, tevazusunu ilmek ilmek işlemiştir. Her akşam dergâhına gelen ve Edebali’den bir şeyler öğrenmek isteyen bölük bölük insanların yüreklerine sevgi ışığını nakşetmiş, azmi ve gayreti vermiş, insan ruhunun özlediği, hasret kaldığı duyguları kalplerinin derinliklerine zerk etmiştir. Osmanlı devletini kuran ve İsminin verildiği Osman Bey de her zaman Şeyh Edebali’nin sohbetlerine katılır, büyük bir huşu içinde dinler, söylenen her kelimeyi kalbine nakşederdi. İşte böyle bir gecede sohbetten sonra Şeyh Edebali’nin dergâhında misafir kalmış Osmanlı Devleti’nin kurulacağı müjdesini rüyasında görmüştür. Şeyh Edebali’nin koynundan çıkan bir ay geldi kendi koynuna girdi. Göğsünden bir ağaç bitti. Öylesine büyük bir ağaç oldu ki dalları gökleri, kökleri tüm dünyaya sardı. Gölgesi bütün yeryüzünü tuttu. İnsanlar o ağacın gölgesinde toplandılar. Ulu dağlara ve dağların eteğinden çıkan coşkun sulara hep o ağaç gölge etti.
Osman Bey rüyasını Şeyh Edebali’ye anlatır. Edebali rüyayı şöyle yorumlar: “Oğul Osman, Hak Teala sana ve soyuna hükümranlık verdi mübarek olsun, kızım Malhun Hatun senin helâlin olsun." der. Edebali’nin bu yorumu üzerine Osman Gazi Malhun Hatun (Rabia Bala Hatun)ile evlenir.
Bu rüyadan doğan Osmanlı Devleti tam 6 asır Devlet-i Muazzama olarak üç Kıta’da hüküm sürdü. Büyük bir devlet kuran Osman Gazi öldüğünde kendisinden geriye şahsi mirası olarak bir atı bir kılıcı bir çizme ve birde çadırı kaldı. Şeyh Edebali Osman Gazi’ye nasihat eder, haktan yana olmasını, adaletten şaşmamasını öğüt verirdi. "Ey Oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysaIIık sana. Güceniklik bize gönül aImak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize hoş görmek sana, anIaşmazIıkIar bize, Adalet sana, haksızlık bize, bağışlamak sana. Ey Oğul, sabretmesini biI, Vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey Oğul, İşin ağır, işin çetin, gücün kıla bağIı. AIIah yardımcın olsun.
Oğul, İnsanılar vardır, şafak vaktinde doğar
Akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun,
Güçlüsün, kuvvetisin, akıIIısın, keIamIısın,
Ama, bunları nerede, nasıI kuIIanacağını bilmezsen Öfken ve nefsin bir olup akIını yener, Sabah rüzgarIarında savruIur gidersin. Daima sabırIı, sebatIı ve iradına sahip oIasın,
Dünya senin gözIerinin gördüğü gibi büyük değiIdir. Bütün fethediIemeyen gizemIer,
BiIinmeyenIer, görüImeyenIer,
Ancak senin erdemIerinde Gün ışığına çıkacakIar. Ananı-atanı say. Bereket büyükIerIe beraberdir, Bu dünya inancını kaybedersen. Yeşilken çorak olur çöIIere dönersin. Açık sözlü oI.
Her sözü üstüne aIma, gördün söyleme, bildin, bilme. Sevildiğin yere sık gidip gelme. Kalkar itibarın, muhabbetin olmaz.
Üç kişiye acı: CahiIIer arasındaki aIime,
Zenginken fakir düşene. HatırIı iken itibarını kaybedene. Unutma ki! Yüksekte yer tutanılar, Aşağıdakiler kadar emniyette değildir. HakIı olduğunda mücadeleden korkma Bilesin ki atın iyisine doru, Yiğidin iyisine Deli derler…
Bizler Valiliğimiz başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımız, yerel yönetimlerimiz, Siyasi parti temsilcilerimiz, Sivil toplum kuruluşlarımız ve halkımızla el ele gönül gönüle vererek kısacası 229.000 Bilecikli olarak, Bilecik dışında yaşayan Bilecikliler olarak, Bilecik sevdalısı her ilden şehrimize yerleşmiş Bilecik’e gönülden bağlı insanlarımızla Bilecik’i tüm dünyaya tanıtmak için elimizden geleni yapmalıyız. Zaman birlik zamanı ...Zaman Şeyh Edebali’yi yaşatma zamanı. Şeyh Edebali’nin dediği gibi "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" Şeyh Edebali’yi yaşat ki Bilecik Yaşasın"