"STANDARDI AŞAN ÖRNEKLERDEN BİRİ"

 

Zaman Gazetesi yazarlarından Mümtaz'er Türköne, 17 Mart Pazar günkü köşesinde Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'ne değindi. Türköne, bazı üniversitelerin mimarilerinden bahsederken Bilecik Şeyh Edebali Üniversites için:" Kamu imkânları ile yürütülen inşaatlarda, standardı aşan örnekler de görülüyor. Bir tanesi Profesör Azmi Özcan’ın yönettiği Bilecik Üniversitesi" dedi.  

Mümtaz'er Türköne'nin Yeteneklerimiz Gelişiyor başlıklı yazısında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi için şu cümleler yer alıyor:" . Kamu imkânları ile yürütülen inşaatlarda, standardı aşan örnekler de görülüyor. Bir tanesi Profesör Azmi Özcan’ın yönettiği Bilecik Üniversitesi. Selçuklu mimarisinden esinlenen fakülte binası, insanda yeniden talebe olma isteği uyandırıyor. Medeniyet her zaman ayrıntıdadır. Bilecik Üniversitesi kampüsünün hemen köşesinde küçük bir cami var. Cami estetiği ile ilgili tartışmaları takip edenlerin veya cami inşa etmeye niyetlenenlerin bu camiyi mutlaka görmesi lazım. Bir inancın veya medeniyetin büyüklüğünün upuzun minareler veya iri kubbeler yerine daha etkili bir estetiğinin olduğunu bu cami modern dünyaya anlatıyor."

Türköne köşe yazısında şu cümleleri kullanıyor:"Hafta içinde Anadolu’da iki ilimizin üniversitesinde konferans verdim. Tokat, Gaziosmanpaşa Üniversitesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi. GOP Üniversitesi, nispeten eski ve yerleşmiş bir üniversite. Bozok ise Erciyes’ten bağımsızlığını aldıktan sonra çok hızlı şekilde gelişen yeni bir üniversite. Çok değil 15 yıl önce, Yozgat ve Tokat’ta on-yirmi bin arası öğrencisi olan üniversitelerin var olabileceğine kimse inanmazdı. Nicelikte çok büyük bir artış var; peki ya nitelik?

Geçmişte sadece devletin sırtına yüklenen işlerin bir kısmını toplum üstlenmeye başlıyor. Toplum ve bilhassa özel sektör işe dahil oldukça işin rengi değişiyor. Çok önemli göstergelerden biri üniversite binaları. Devletin yaptığı binalar, kişiliksiz iri lise binalarından ve asker koğuşu gibi sıralanan dersliklerden meydana geliyordu. Şimdi hayırsever vatandaşlar devreye girince üniversiteye yakışan binalar ortaya çıkıyor. Bozok Üniversitesi kampüsünde, Erdoğan Akdağ’ın adını taşıyan binalar iyi örnekler. Daha önce Ağrı’da gördüğüm İbrahim Çeçen’in adını taşıyan üniversitenin binaları da öyle. İlim bir iklim, toprak meselesi. En önemli parçası ise binaları. Eski medeniyetimizin camilerden sonra gelen en göz alıcı eserlerinin medreseler olması tesadüf değil. Demek ki hayırsever vatandaşlar devreye girince ilim hayatımıza estetik de giriyor. İçinde yeniliği, ferahlığı ve özgürlüğü soluyacağınız bir binaya dört-beş yıl devam eden bir öğrencinin dünyası kendiliğinden değişir. İlim tahsili her şeyden önce bir ufuk ve özgürlük işi. Bu kadar ince işçiliğe ve sanata muhtaç işi hangar gibi binalarda yapamazsınız. Kamu imkânları ile yürütülen inşaatlarda, standardı aşan örnekler de görülüyor. Bir tanesi Profesör Azmi Özcan’ın yönettiği Bilecik Üniversitesi. Selçuklu mimarisinden esinlenen fakülte binası, insanda yeniden talebe olma isteği uyandırıyor. Medeniyet her zaman ayrıntıdadır. Bilecik Üniversitesi kampüsünün hemen köşesinde küçük bir cami var. Cami estetiği ile ilgili tartışmaları takip edenlerin veya cami inşa etmeye niyetlenenlerin bu camiyi mutlaka görmesi lazım. Bir inancın veya medeniyetin büyüklüğünün upuzun minareler veya iri kubbeler yerine daha etkili bir estetiğinin olduğunu bu cami modern dünyaya anlatıyor.

Değişen sadece binaların görüntüsü veya kullanımı değil. İnsan ilişkileri de değişiyor. Geçmişte üniversiteler, toplumun hassas sinir uçları olarak görülüyor ve memleketi karıştırmak isteyenler üniversite binalarının çevresini sarıp içine nüfuz ediyordu. 70’li yıllarda Türkiye, üniversitelerinden kan kaybetti. Bugün üniversitelerde ilgilenenler ortalığı karıştırmak isteyenler değil; güven, huzur ve barış arayanlar. Üniversite öğrenciliği, hayatın en meşakkatli evresidir. Hayırsever vatandaşlar gençlere, bu zor evrelerinde insanca bir hayat sunmak için birbiriyle yarışıyor. Geçmişte öğrencilik sefalet demekti. Bugün, okumak isteyenin önünde hiçbir engel yok. Hele yetenekli ve çalışkan gençlerin hayalleri ile imkânları arasındaki uçurum, bu hayırseverler sayesinde kapanmış. Özel burs imkânları, devletin sunduklarını aşmış.

Gençliğimizde bizim hırçınlığımız galiba biraz da, şartlarımıza isyanımızdandı. Kanı kaynayan gençlerin yüzlerinde, gözlerinde kendilerine gösterilen şefkatin ve ilginin izleri okunuyor.

Anadolu’da fışkıran üniversiteler toplumun geleceği hakkında çok sağlam ipuçları veriyor. Türkiye, sağlıklı bir mecrada ilerliyor. Dün kavga konusu olan şeyler bugün yeteneklerimizi geliştiriyor. Sakinleşiyoruz, olgunlaşıyoruz; sorun çözme gücümüz artıyor. Dün çözemediğimiz, tersine içinden çıkılmaz hale getirdiğimiz sorunları artık çözecek duruma gelmemizin arkasında üniversiteleri başta olmak üzere her şeyiyle değişen ve gelişen Türkiye duruyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri