TALEBİMİZ; NE ZULÜM, NE MERHAMET! YANLIZCA ADALETTİR

Türk Eğitim-Sen haftalık yazılı bültenlerini kamoyuna duyurmaya devam ediyor. Bu haftaki açıklamasında şöyle diyor;

"Herkesin bildiği gibi denge tazminatı, Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesi sonucunda hayata geçirilmişti. Şimdi ise 2008 yılında vardığımız mutabakat gereğince yapılan bir düzenleme ile karşı karşıyayız. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de önceki örneklerinde olduğu gibi tek taraflı olarak, kapalı kapılar ardında, Türkiye Kamu-Sen’den kaçırılarak hazırlanmıştır. Eşit işe eşit ücret uygulamasının fikir sahibi, talep sahibi ve takipçisi Türkiye Kamu-Sen’dir.

Hükümetin, kamudaki ücret dengesizliğini ortadan kaldırmak için çıkardığını iddia ettiği bu KHK büyük eşitsizliklere yol açmıştır. Bu düzenlemede, üst düzey yöneticilere yüksek, bazı devlet memurlarına da daha düşük oranlarda ek ödeme yapılırken; öğretmenlere, profesörlere, doçentlere, yardımcı doçentlere, araştırma görevlilerine, Din Hizmetleri Sınıfındaki din görevlisine, Sağlık Hizmetleri Sınıfından hekim dışı sağlık personeline, Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu gibi kurumlarda çalışanlara büyük haksızlıklar yapılmıştır.

Üstelik birçok kurumda fazla mesai, ikramiye, döner sermaye, tazminat gibi ödemelerin kaldırılması ve uzmanlıklarda merkez-taşra ayrımına gidilmesi, memurlarımızın maaşlarının düşmesine neden olmuştur. Bugüne kadarki mücadelemizde hem benzer unvanlarda, benzer görevleri yürüten kamu görevlileri arasında, hem de en düşük ücret alanla en yüksek ücret alan kamu görevlileri ararsında ücret adaleti sağlanması gerektiğini savunduk. Ücret adaletinin, unvan ve nitelik itibarı ile birbirine yakın olan kamu görevlileri arasındaki maaş farkının kapatılması; hiyerarşik sıralamada herkesin makul ölçülerde bir ücret alması ve en çok ücret alanla en düşük ücret alan arasındaki farkın kabul edilebilir seviyeye getirilmesi ile sağlanacağını belirttik. Adalet, yalnızca eşitler arasında sağlanan bir denge değil, eşit olmayanların pastadan adil pay almasıyla ulaşılabilecek bir durumdur. Ama bu KHK adaletin yanına bile yaklaşamamıştır.

Bununla birlikte, ısrarla üzerinde durduğumuz, kamu görevlilerine yapılan tüm ödemelerin emekliliğe sayılması konusu da görmezden gelinmiştir. Ek ödemelerden damga vergisi hariç hiçbir kesinti yapılmayacak olması, bu ödemelerin emekliliğe yansımayacağı ve kamu görevlilerimizin emekliliklerinde mağduriyet yaşayacağı anlamı taşımaktadır. Kaldı ki, bu uygulama ile bir daire başkanının ücretinin yaklaşık %45’i, en düşük dereceli bir memurun ise maaşının yaklaşık %30’u emekli keseneği dışında bırakılmakta ve kamu görevlilerimiz emekliliklerinde, %50 ile %60 arasında değişen oranlarda gelir kaybına uğratılmaktadır.

Bütün bunların ötesinde TBMM açıkken, milletin tercihi ile yasama görevini ifa etmek üzere seçilmiş milletvekilleri görevleri başındayken, kamu kurumlarının teşkilat kanunları, memurun maaş sistemleri, kamu personel rejimi gibi kamu yönetiminin en temel esaslarının, kanun hükmünde kararnameler yoluyla, ferman çıkartılır gibi, millet iradesini yok sayarak, sendikaları görmezden gelip, sosyal diyalogu baltalayarak, meclisin yasama işlevini ortadan kaldırarak değiştirmek, demokrasiye vurulan büyük bir darbe olmuştur.

Kamuda ücret adaletini sağlamak için hazırlandığı iddia edilen Kanun Hükmünde Kararname, kamuda çalışanlar açısından yeni adaletsizlikler ve mağduriyetler doğurmuştur. Adalet, devletin temeli olarak ancak varlığı da yokluğu da paylaşmakla tecelli edecektir. Bir kesimin ihya edilip bir başka kesimin ihmal edildiği bir sistemin adalet getirmesi mümkün değildir. Bir kesime kepçeyle verilirken, bir kesimin rızıklarının kesilmesi asla adaletle bağdaşmaz. Bunun için de yapılacak düzenlemelerin muhataplarından kaçırılmadan, yasama, denetleme ve yargı sistemi işletilerek, ortak çalışmalar yapılarak hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Gecikmiş adalet, adalet değildir. Bir an önce bu düzenleme ile ilgili aksaklıklar, sendikalara danışılarak giderilmeli ve kamuda gerçek adalet sağlanmalıdır. Kamu görevlilerinin beklentilerine daha fazla geç kalınmadan cevap verilmelidir. Özellikle öğrettiği her harf için kırk yıl köle olunası öğretmenlerimize ve öğretim görevlilerimize yapılan bu ayrımcılık ve adaletsizlik asla hoş görülemez. Bir nesil yetiştirerek, değer biçilemeyecek bir mesleği icra edenlerin, emeklerine verilen değer bu olmamalı; öğretmenlik gibi kutsal bir meslek bu kadar hafife alınmamalıdır. Başta öğretmen ve öğretim görevlilerimiz olmak üzere, kamu görevlileri kendilerine yapılan bu haksızlığı asla unutmayacaktır.

Unutulmamalıdır ki; adalet, hakikatten; saadet, adaletten doğar. Yalan, zulüm ve adaletsizliğin olduğu yerde mutluluk tecelli etmez. Bugün öğretmenlerimiz mutsuzdur. Öğretim görevlilerimiz mutsuzdur. Araştırma görevlilerimiz, din görevlilerimiz, birçok kurum çalışanlarımız mutsuzdur. Siyasetin en büyük ve asli görevi adaleti ve mutluluğu sağlamaktır. Talebimiz; ne zulüm, ne merhamet! Yalnızca adalettir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Türk Eğitim-Sen Bilecik Şube Başkanlığı

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri