TEFERRUATLARA TAKILMAYIN!

Ahmet Meşe

Başbakan Erdoğan, 2013 yılı içerisinde ülkemizin iki kez tehlikeyle karşılaştığını söyledi. Bu tehlikeleri ise Gezi Parkı Olayları ile 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu olarak açıkladı.

Geriye dönüp baktığımda vaziyette bunu gösteriyor.

Gezi Parkı'nın arkasından faiz lobisi, 17 Aralık operasyonun ardından ise cemaat taşeronluğunda küresel güçler çıktı. Artık faiz lobisiyle küresel güçlerin içini siz doldurun. Benim işim onlarla değil.

Başbakan Erdoğan'a katılanlardanım. Gezi Parkı'nın ve 17 Aralık operasyonunun arka planında Türkiye düşmanlarının olduğunu düşünüyorum.

Ancak bu düşüncelerim, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler'in dediği gibi Gezi Parkı'nda tomalara biber gazı koyulduğunu reddetmez ve 17 Aralık'ta gözaltına alınan ve yargı aşamasında olan süreçteki iddiaların gerçek olmadığını ifade etmez. 

Demek istediğim, perde arkasında oynanan oyunları görmek istemeyen ve göremeyenlerin, konuyu iktidar veya iktidar karşıtı pencereden bakarak teferruatlara takılmamaları. Bir ülkede yaşanan güzellikler nasıl ki iktidarların eseri olarak lanse edilirse elbette kötü olan her şeyin faturası da iktidara kesilecektir. Ama ülkemizin geldiği noktada siyasi çekişmeden ziyade teferruatlara takılmadan aslolanda birleşme taraftarıyım.

Neyse lafı çokta uzatmayalım. Bizde teferruatlara takılmayalım.

Önce iktidardan başlayalım...

Gelinen süreçte asıl hedefin Türkiye olduğu görüşünde birleştik ama sormadan olmaz. Bugünlerde ülkenin bekasına zeval getirmekle suçlanan cemaatin bu denli MİT'te, emniyette, HSYK'da köşe başı tutmasında iktidarın hiç mi suçu yok? Bu iktidar, 2000'li yılların başında başlatılan ve Büyük Ortadoğu Projesi'ne (BOP) zemin hazırlayan Yeşil Kuşak Projesi'nde taşeron olarak kimlerin seçildiğini bilmiyor muydu?

Biliyordu, bilmez mi.

Ama ne olursan ol bana oy ver mantığıyla hareket edersen, siyasi iktidarını ülke çıkarları önüne geçirirsen bu tablolar kaçınılmaz olur. BOP'a eşbaşkan yaparlar, arkandan kuyu kazarlar. 

Başbakan Erdoğan, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları anlatırken bu güç odaklarının Deniz Baykal'a da komplo kurduğundan bahsetti. Başbakan'ın başdanışmanlarından Yiğit Bulut ise bugün Ak Parti iktidarına yapılan ekonomik manipülasyonların 57. hükümete de yapıldığını belirtti. 

Madem Baykal'a yapılan komploydu, niye mitinglerde ahlaksızlara, terbiyesizlere oy vermeyin naraları atıldı? Neden o zamanlar bu işin arkasında oyun var denilmedi? 57. hükümet Türk Siyasi Tarihi'ne 2001 krizini yaratan hükümet olarak geçti. E bu kriz dış güçler tarafından yapıldıysa, mevzubahis vatandıysa niye o adamlara sahip çıkılmadı? 

Malum önümüz seçim…

Gelelim muhalefete, CHP'den başlayalım.

Gezi Parkı Olayları başladı, destek verdiler. 17 Aralık operasyonları oldu hesap sordular. 

Eee haklılar.

Bizim ülkemizde muhalefet demek bunları gerektiriyor demek. İktidarın tökezlediği bir an yakalandı mı hemen başlarsın abanmaya. Seçimde yaklaşıyor, ne çalarsam kardır hesabı, elleri ovuşturmaya başlarsın. 

Böyle durumlarda memleketin ne kaybettiği çok önem arzetmez. Yıllarca kendini anti emperyalist olarak tanıtırsın sonra ABD'den medet umarsın, kimsenin umrunda olmaz. Taban birkaç ses çıkarır, onlarda ya partiden atılır ya da istifa ederler, teferruat olarak unutulur giderler. 

Malum önümüz seçim…

Sıra geldi MHP'ye.

MHP, Gezi Parkı Olayları'nda çok kötü değildi. Sürece doğrudan katılmadı ancak dönem dönem kafalarda soru işareti bırakan açıklamalarda gelmedi değil. Sonuç itibariyle Gezi Parkı'nda yaşananlarla, 1980 darbesi öncesi yaşananları gözünde canlandıranların sayısının fazla olduğu bir parti diye düşünüyorum.

17 Aralık'ta ise muhalefetin dozunu arttıran MHP, ilimizde en sert açıklamalarda bulunan parti oldu diyebiliriz. Milletvekili Bahattin Şeker, kendisinden her zaman görülemeyecek bir şekilde, sert bir üslupla iktidarı eleştirdi. 

Ama o da kendince haklı...

İyi bir adayları var ve gece gündüz demeden çalışıyor, kamuoyu yoklamaları da onları ikinci sıraya çıkarttı bile. Böyle bir ortamda böyle bir operasyon yapılmış, kaçar mı? Hele bir de seçim öncesi. 

O da kaçırmadı zaten.

Velhasıl kelam, seçimler yakın olunca MHP'de arka planı görmek istemedi, verdi satırı. 

Malum önümüz seçim…

Mevzubahisin ülke bütünlüğünün olduğu bir konseptte BDP’den bahsetmeye bile gerek yok diye düşünüyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki, armudun sapı var, üzümün çöpü var, her birine bir bahanen var. Nasıl olacak bu iş?

Elbetteki demokrasilerin olmazsa olmazı siyasi partiler, sandıklar, seçimler. Bunlara bir şey dediğim yok. Demokrasilerin olmazsa olmazları, ülkenin varolma sebepleri değil, buna dikkat çekmek istiyorum.

İktidar mücadelesinin, oy kavgasının başladığı yerde ülke çıkarları bir kenara bırakılıyor. Dünya'da böyle bir siyaset algısı kalmadı. Siz hiç Amerika'da bir partinin genel başkanının seçime girdiğini gördünüz mü? İki partinin yarıştığı bir seçimde, kaybedenin iktidarın kabinesinde dış işler bakanlığı yapabileceği bir Türkiye düşündünüz mü?

Ben düşünüyorum. Bunun içinde oy kaygılarının değil, ülke menfaatlerinin ön planda olduğu bir siyasi algıdan yanayım.

Ne güzel demiş Mustafa Kemal Atatürk," Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır"

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri