Tekelioğlu,“ Fatih sultan Mehmet Han’ın bedduasından kurtulmanın tek yolu Ayasofya müzesinin ibadete açılması.”
Kadir ÜNAL
Eğitimci Yazar Muzaffer Tekelioğlu 1 Şubat 1935 yılında müzeye dönüştürülen Ayasofya Camii ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tekelioğlu, Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürüldüğü gün dolayısıyla yaptığı açıklamada” ,“ Fatih sultan Mehmet Han’ın bedduasından kurtulmanın tek yolu Ayasofya müzesinin ibadete açılması” ifadelerine yer verdi.
Muzaffer Tekelioğlu açıklamasında şunları dile getirdi:
“ Peygamber Efendimizin ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’ Hadis’i Şerifi ile şereflenen Fatih Sultan Mehmed Han’ın 27 Mayıs İstanbul’u fethettiği Salı gününden itibaren 3 gün içinde Ayasofya’yı ibadete hazır hale getirmiş, 30 Mayıs 1453 Cuma günü şehre giren Fatih Akşemseddin’in imamlığında Cuma namazı kılmıştır. Bu günden itibaren Ayasofya kilisesi, Ayasofya camii olarak Müslümanların hizmetinde bulunmuştur. Fatih Sultan Mehmet Ayasofya ile ilgili vakfiye yayınlamış, camide görev yapacak imam ve diğer görevlilerin görevlerini ve alacakları ücretleri belirlemiştir. En çok ilgi çeken husus ta Ayasofya vakfiyesinin değiştirilmemesi için kaleme aldığı fermandır.
Fatih Sultan Mehmed şöyle emir buyuruyor “İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar. Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse; Allâh’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen laneti onun ve onların üzerine olsun, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allâh’ın azabı onlaradır. Allâh işitendir, bilendir. (Fatih Sultan Mehmed Han / 1 Haziran 1453)
1931 senesinde Amerikan Bizans Enstitüsü adına arkeolog Thomas Whittemore hükümete müracaat edip, Ayasofya Câmii'ndeki mozaikleri tamir için izin alıyor. 1934'te İnönü'nün Maarif Vekili Abidin Özmen, camiyi vakıflardan kendi bakanlığına naklettiriyor. O sırada Müze fikri de o arada çıkıyor. 1'i Alman 9 kişilik bir komisyon kuruluyor. Prof. Eckhard Unger dışındakiler, ibadete kapatılmasını tavsiye ediyorlar. 24 Kasım 1934'de bakanlar kurulu kararıyla, "Bütün Şark âlemini sevindireceği" gerekçesiyle Ayasofya'nın ibadet dışındaki kısımları müzeye dönüştürülüyor. 1 Şubat 1935'te de müze olarak halka açılıyor. Aslında kararda ibadete kapatılma ifadesi geçmiyordu. Maarif vekili Abidin Özmen başvekâlete gönderdiği teklif yazısında, "Ayasofya, müzeye çevrildiği takdirde İstanbul'un turistik değeri bir kat daha artacaktır. Ayasofya'da namaz kılanlar pek yakınındaki büyük küçük birçok camide dinî vazifelerini yapabileceklerdir" ifadesine yer veriyor. Tekelioğlu “1935 başlarında ibadet kısmı "GEÇİCİ" olarak ibadete kapatılan, geçici kapatılma tarihine kadar, 481 sene, cami Kur'an-ı Kerim tilaveti ve ezan sesleri yankıları ile yaşamıştı. Ayasofya bugün aynı sesleri yeniden duymak hasreti içindedir. Bu arzu yetmiş altı milyon vatandaşımızın arzusudur” dedi.