TEKİN CEZAEVİNDE

MHP İl Başkanı Tekin: "Dün söylemiştim, bugün de söylüyorum, yarında söyleyeceğim; ben suçsuzum"

Sinan Önce -Sibel Can

MHP İl Başkanı Mesut Tekin, 9 Nisan Pazartesi günü Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevine girdi. İl Başkanlığı önünde kısa bir konuşma yaparak partililerden helallik alan Tekin, yürüyerek adliyeye geçti. Adliyedeki işlemlerin ardından, Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevine geçen Mesut Tekin, buradan kendisini bekleyen kalabalıktan helallik alarak "Bilecik seninle gurur duyuyor" sloganlarıyla cezaevine girdi.

Tekin'in cezaevi önünde kendisi bekleyen kalabalıkla helalleşip cezaevine girmesinden sonra alana gelen MHP Milletvekili Bahattin Şeker, polislere sitemde bulundu. Tekin'in cezaevine alınması sırasında acele edilmemesi yönünde polislere ricada bulunduğunu kaydeden Şeker: "Yavaş gidin herkesle beraber yolcu edelim dedik. Yani burada kaçak yok, birşey yok. Ayıp ya! PKK'lı olduğu zaman omuzlarda gider. Biz vedalaşamadık gördünüz işte, hep beraber geldik. Birçok insan geldi buraya. Ayıp denen birşey var. Ailesi geliyordu. Ne olur 5 dakika sonra girerdi bu kadar acele etmeye ne gerek vardı. Rica ettim polislere arkadaşlarda geliyor 5 dakika sabredin dedim. Tamam dediler. Ayıp ya!" dedi. Şeker daha sonra Tekin'in duygulandığından dolayı kendi isteğiyle içeriye girmekte acele ettiğini öğrendiğini söyledi.

Cezaevine girmeden önce MHP İl Başkanlığında bir açıklama yapan Tekin, kendisinin iki ayrı paketten yargılandığını, bu iki torbadan birinin hükmü onaylandığına dikkat çekerek: "İki sene yatarım var. Yani yatar cezamız, net iki sene. Şuan da iki seneye giriyorum. İki buçuk senede yargıtay da olan bir dosyamız var. Onun da neticesini bekliyoruz." dedi.

"Ben suçsuzum"

Tekin açıklamasında şunları kaydetti: "Bugün 9 Nisan Pazartesi. Daha önce ilan ettiğimiz gibi hakkımızda hükmü bulunan cezadan dolayı bugün saat 15.00 itibariyle Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevi'ne bize takdir edilen, uygun görülen cezayı çekmek üzere giriyorum. Defaten söylemiştim, bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum. Dün söylemiştim, bugün de söylüyorum, yarında söyleyeceğim ben suçsuzum. Mazlum yere, haksız yere hapsediliyorum. Kimseden merhamet talebimiz olmadı. Daha adil olmasını isterdim kararın. Kanunlar tatbik ediliyor. Tabi ki mahkemelerimizde önündeki delile göre hüküm veriyor. Soruşturmanın derinleştirilmesini ve gerçekten adaletin tesis edilmesini çok arzu ederdim. Ben hayatı boyunca devlete ve devlet adamlarına saygılı yaşamayı ilke edinmiş bir siyasi görüşe mensubum. Ben Türk milliyetçisiyim. Ben bir ülkücüyüm. Dolayısıyla bize dokunan bu tarz kararlarda elimize silah alıp da dağa çıkmamız mümkün değil. Biz imanımızın ve inancımızın gereği olarak kadere rıza gösterip, elhamdülillah deyip, cezaevine gireceğiz, sabredeceğiz, neticeyi Allah'tan bekleyeceğiz. Az önce ifade ettiğim gibi biz kimseden merhamet ya da şefaat talebinde bulunmadık. Adalet sadece Habur' dan sırtında tüfek, belinde bombayla girenlere uygulanmamalı. Onlara sağlanan, onlara gösterilen kolaylıklar tabi ki herkese, adil yargılanmak isteyen herkese gösterilmeli. Keşke taleplerimize daha detaylı kulak verilseydi de bu iş buralara kadar gelmeseydi. Bu vesileyle bu zamana kadar yaklaşık 3 yıldan beri sesimiz ve soluğumuz oldunuz. Özellikle basın mensubu kardeşlerime sizlere çok teşekkür ediyorum. Allah'a emanet olun. İnşallah nasipte varsa yine beraber çalışırız, görüşürüz. Baki kalan şu kubbede bir hoş seda imiş.

"Hala bana nereden bulduğumu, bunu nereden temin ettiğimi soran kimse yok"

Ben Bozüyük'te, yerleşim yerinin dışında araziye terk edilmiş 2 adet ayrı paketten paketlerinin birinin içinde yivli tüfek, birinin içinde patlayıcı var. Bunlardan yargılanıyorum. Bunlar araziye gömülmemiş. İşin kısaca hikayesini özetleyeyim. Mahallede oynayan çocuklar bulmuş bunları. Evlerine götürmüşler. Açmışlar, bakmışlar,daha sonra polis ihbar hattını aramışlar. Emniyet bunlara el koymuş. Daha sonra emniyet mensupları yaptıkları değerlendirmede Bozüyük ilçesinde bunu getirebileceği, buraya koyabileceği uygun görülen şahıs olarak beni takdir buyurmuşlar, beni bilmişler diyelim. Davet üzerine emniyete gittim. Bu tarihe kadar benim parmak izim ya da sabıka kaydım yoktur. Bu bulunan iki paketin ağızları koli bantıyla bantlanmış. Bantın bir tanesinde, bu çok önemli bizim için, mahkememiz gerçi bunu önemli görmedi, teferruat gördü herhalde. Bantın bir tanesinde parmak izimiz var. Emniyet parmak izinin bize ait olduğunu bilmiş oldu böylece. Yalnız bizce cevapsız kalan sorulardan biri bulup evine götüren çocukların, evde bakanların hiçbirinin parmak izi çıkmadı o poşetlerden. Böyle bir süreçte bizce çok şüpheli bir şekilde bir yargılama başladı. Mahkemede de ifade ettim, sayın hakime. Bulunanlar mühimmat, patlayıcı çok önemli şeyler. Bakın az sonra cezaevine giricem. Hala bana nereden bulduğumu, bunu nereden temin ettiğimi soran kimse yok. Bu kadar önemli bir şey. Dolayısıyla bunların teferruat olduğu, sadece benim yargılanmamın ve hüküm giymemin asil olduğu gibi istenilenin bu olduğu gibi bir kanaat oluştu bizde. Bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli, dosyamızı incelettirdi hukukçulara. İstifamızı kabul etmedi. Görevden addetmedi de. Bu benim için gerçekten bir suçsuzluk karinesidir. Hukuken bir değeri yoktur ama mensup olduğum görüş açısından bir suçsuzluk karinesidir. Az önce de ifade etti, hukuken bir ifadesi yoktur. Bu arada tabi bütün kardeşlerimiz Bilecik efkar umumiyeti, Bilecik kamu vicdanı da herhalde çoğunluk bizim gibi düşünüyor. Bu vesile ile tabi bir il başkanıyız bizim boyumuzu aşarda bu ifadeler, keşke Türk ceza sisteminde de jüri sistemi olsaydı. Yani jüri kamu vicdanını yansıtıyor bazen, dışarıda var bu uygulamalar. Şuandaki mevcut sistemde sadece iddia makamı olan Savcı Bey ve karar makamı olan hakim oluyor. Bazen belki de duygusallıklar ya da başka saikler, başka düşünceler karışabilir. Adalete bazen gölge düşebiliyor. Keşke halktan seçme jüri sitemi olsaydı da onlarda bu karar sürecinde katkı sunsalardı. Adalet daha net tecelli ederdi diye düşünüyorum.

"Şuan da iki seneye giriyorum. İki buçuk senede yargıtay da olan bir dosyamız var"

Şimdi ben iki ayrı paketten yargılandım, bana ait olduğu iddiasıyla. Laf lafı açıyor tabi. Şuan itibariyle parmak izimin hangi torbada olduğunu halen bilmiyorum. Bakın tek delil banttaki parmak iziyse şayet ben bundan yargılanıyorsam hiç olmazsa sadece parmak izimin olduğu torbadan ceza yeseydim ona da razıydım. Parmak izimin olmadığı diğer bir torbadan da yargılanıyorum. Yani bu mantıkla düz mantık olay mahalinde bir cinayet işlenseydi, orada bir ceset olsaydı torbanın birinde parmak izim var diye o da mı benim olacaktı? Bir torbada hint keneviri bıraksalardı o da mı benim olacaktı? Bir torbada sahte para bıraksalar o da mı benim olacaktı? Mahkememiz bunu da araştırmalı. Bu da bence çok önemli bir eksiklikti. Bu iki torbadan birinin hükmü onaylandı. İki sene yatarım var. Yani yatar cezamız, net iki sene. Şuan da iki seneye giriyorum. İki buçuk senede yargıtay da olan bir dosyamız var. Onun da neticesini bekliyoruz." dedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri