’’TOPRAĞI TAHRİP ETMEYE İTEN TEK SEBEP GÜNLÜK KAZANÇ’’

Doç.Dr. Halil Güngör'ün Özgeçmişi...

6 Haziran 1945 tarihinde doğdu. 43 yıllık evli, 1 oğlu ve 1 kızı var. Ankara'ya 35 km uzaklıkta bir köyde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Köyünde ilkokulu okurken öğretmen babasına bu çocuk ilkokulu dışarda bitirsin demiş. 4 sene köyünde okudu. 5. sınıfı annesinin dayısı yanında Ankara Etimeskut'ta bitirdi. Sonra ortaokul, lise, üniversitede Ankara'da okudu. Güngör, üniversitede ziraat fakültesini özellikle seçmiş. Ziraat fakültesini bitirip bir mühendis olarak köyüne gidip, çiftçilik yapacağı düşüncesiyle fakülteyi bitirdi. Fakat köyüne gidip çiftçilik yapamadı.

Ziraat mühendisi olarak 25 yıl o günkü adı ile toprak muhafaza ve Zirai Sulama İşleri Genel Müdürlüğü'nde toprağın muhafazasıyla ilgili olarak çalıştı. Orada mühendislik, baş mühendislik, uzman mühendislik, müdür muavinliği ve müdürlük yaptı. Araştırmalar yaptı, esas uzmanlık alanı toprak su ilişkileri konusunda hizmet verdi. 6 yıl Türkiye Sulama ve Toprak Fiziği Araştırmaları Başkanlığını yaptı.

93 yılında birer ay arayla 3 ağır kalp krizi enfarktüs geçirdi. Şu anda kalbinin %30'u anevrizmalı. Yani bu krizler sırasında kalbinin %30'unda doku ölümü olmuş. Sağlık sorunlarımdan dolayı 95 yılında emekliye ayrıldı. Sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde Ziraat Fakültesi açılınca zamanın yöneticileri Güngör'e ihtiyaçları olduklarını söylemelerinden sonra, 99 yılında emekliliğini iptal edilerek üniversiteye döndü. Üniversitede 1 yıl çalışınca Güngör'ü Kırgız Türk Manas Üniversitesi'ne Zirai İşletmeler Dairesi Başkanı olarak izin istediler, oraya gitti. 2 sene orada çalıştı. O arada çalıştığı üniversitenin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ne öğrenci alımı başlayınca Güngör' "dön" dediler. Fakülteye öğrenci alımlarıyla,Güngör'de, Kırgızistan'dan Eskişehir'e döndü. 2006 yılının Temmuz'unda emekli oldu. Güngör 95 yılından bu yana 16 yıldır Tema Vakfının Eskişehir temsilciliğini yapıyor. Ziraat Fakültesini bitirip hayalini kurduğu çiftçiliği yapmaya çalışıyor.

Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı-Eskişehir TEMA Teşkilat Başkanı Doç. Dr. Halil Güngör:

“Toprağı tahrip etmeye iten tek sebep günlük kazanç”

Bozüyük-Mekece yol yapımı, hızlı tren çalışmaları sebebiyle, birçok yeşil alan ve 1.sınıf tarım arazilerine hafriyat döküldü.

Gazetemiz gördüğü bu zararlı faaliyetleri bir çok defa haber halinde, köşe yazarlarımız kanalıyla gündeme getirmesine rağmen yeterli önleyici tedbirlerin alınmadığını gördük.

Gündeme taşıdığımız konularla ilgili olarak, bizzat şikayet konusu arazilere getirerek görüşünü aldığımız Doç. Dr. Halil Güngör ile yaptığımız röportajı yayınlıyoruz. Güngör Bilecik Üniversitesine bağlı Yüksek Okullarda ders vermektedir. Belki uzman görüşüne kulak veren olur.

Sinan Önce: Bize toprağı anlatır mısınız?

Doç.Dr. Halil Güngör: "Gelin toprağı tarif edelim; kayaların ve organik materyalin fiziksel parçalanması, kimyasal ayrışması sonucu meydana gelen, içerisinde büyük bir canlılar alemini barındıran, bitkilere durak ve besin yeri olan 3 boyutlu canlı bir varlıktır. İşte şurada yeşillikte hayat fışkırıyor, şu yeşillik sadece yeşil örtü değil o yeşil örtüyü ortaya çıkaran toprak da canlı bir varlık.

Elbette yol da yapacağız, bina da yapacağız, fabrika da yapacağız ama bunları olması gereken yerlere yapacağız. İşlediğimiz araziyi karnımızı doyurduğumuz topraklara yapmayacağız. Ülkemizde bunları da yapabileceğimiz alternatif alanlar var. Ülkemizin tamamında olduğu gibi, alternatif alanlar bulunduğumuz her şehirde var. Peki bu alternatif alanlara gitmekten neden çekiniyoruz? Bütün sorun gidişimizin maliyetli oluşudur. Binlerce yıl tarım yapacağımız bu toprağı, 50 ya da 100 yıl kullanacağımız bir iş yeri için tahrip etmeye hakkımız yok. Tarım yapamayacağımız, alternatif alan olarak gösterdiğimiz alanlarda yapalım bu yapacağımız tesisleri. Üstüne basarak bir daha söylüyorum; bulunduğumuz her yerde yapacağımız işle ilgili alternatif alanlar var. Bizi burayı tahrip etmeye iten tek sebep günlük kazancımız, günlük çıkarımız oluyor. 3-5 günümüzü değil de torunlarımızın gelecek günlerini düşünsek bunları yapmayız.

Bir santim toprak, yerine göre 200 veya 1000 yılda meydana geliyor. Materyal, organizma, iklim, topografya, zaman; toprağın meydana gelişi bu saydıklarımızın bir fonksiyonudur. 500-600 yılda meydana gelen canlı 1 santimetre kalınlığındaki toprağa nasıl kıyıyorsunuz, nasıl yok ediyorsunuz?"

Önce: Gördüğünüz gibi, şu anda hafriyat dökülmüş toprağın üzerinde duruyorsunuz. 1. sınıf araziye dökülen hafriyatla ilgili görüşünüzü öğrenebilir miyiz?

Doç.Dr. Güngör: "Gördüğümüz Karasu Deresi yatağı zaman zaman taşıdığı mil toprakla dolabilir, hatta sel gelir etrafındaki arazilere de mil bırakır. İki kıyısındaki bahçeleri de sel basabilir. Çevresinde drenaj bozukluğu da yaratabilir. Açıkça görülüyor. Karasu deresi etrafındaki bahçelere arazilerin zeminine yakın seviyede akıyor. Derenin debisi ve akış miktarı çoğaldıkça arazileri de su basabilir. Bu arazilerin drenajı taban su seviyesinin boşaltılması, dere yatağının eski akış seviyesine indirilmesiyle mümkün olur. Islah diye bir şey düşünülemez. Birinci sınıf tarım toprakları üzerine hafriyat, döküntü toprak yığarak ıslah metodu varsa bana da öğretsinler. Böyle bir metot teknik çalışma, ıslah da henüz yapılmadı.

Hafriyatların döküleceği sahalara depo sahalar denmektedir. Bu sahalar daha önce, proje yapanlarca çevreye ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde planlanır. Ayrıca Çevre Düzeni Planlarında da belirlenir. Amaç Tarım arazilerini ve çevreyi korumaktır. Anlaşılmaktadır ki hafriyat depo sahaları önceden planlanmamıştır. Eğer, hafriyat için yeterli depo sahası olmayınca yol inşaatlarının toprak hafriyatları gelişi güzel döküldüğü anlaşılmaktadır.

Karasu Deresi vadisi topraklarının akarsu taşmasıyla meydana gelmiş kıymetli tarım arazileridir. Önce de bahsettiğim gibi 1. sınıf tarım arazileridir. Akarsuların kıyılarındaki bu verimli tarım arazilerini korumak gerekir. Öğrendiğime göre Toprak Koruma Kurulu da Karasu kıyısındaki bu arazilere hafriyat dökülmesini de durdurmuş durumdadır. Alternatif alanlar aranmalı ve bu arazilere hafriyat dökülmemelidir. Diğer yandan dökülen hafriyat toprağı üzerine 25-30 cm'lik bitkisel toprak sermekle, önceki 1. sınıf arazi değerine ulaşması da mümkün değildir. Ham oluşmamış, ana kaya - kayaç oluşmamış topraklar, altında kalan alüvyal toprakların yerini alamaz. Böyle bir uygulama tekniği de olmadığını biliyorum"

Önce: Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri "Biz toprağı ıslah ediyoruz. Zaten bu arazi Karasu seviyesinde olduğu için sulak oluyor da, çiftçi ekemiyor da onun için izin verdik. Islah ediyoruz" diyorlar. Siz araziyi de dökülen hafriyatları da görüyorsunuz, ne dersiniz ?

Güngör: "Burada gördüğümüz yer zaman zaman drenajla ilgili sıkıntı yaratabilir. Ama drenaj sorununun çözülmesi çok basit bir olaydır. Dolayısıyla görünen arazi bu drenaj sorunu yüzünden 2. sınıf görünebilir. Ama sorun çok basit bir şekilde giderilebilir. Burası 1. sınıf tarım arazisi. 1. sınıf tarım arazisin de ıslah çalışması deniliyorsa ki bu neyin ıslahıysa anlamıyorum. Ben 43 yılık Ziraat Yüksek Mühendisiyim! Islah demek; bir bozukluğun iyileştirilmesi demektir. Burada birinci sınıf tarım arazisine, bu neyin ıslahı? 43 yıldır Ziraat Yüksek Mühendisi artı Üniversite hocası olarak bunu anlamıyorum. Bu ıslahı, Islah ediyoruz diyenler kimlerse lütfetsinler, bana 3-5 dakikalarını ayırsınlar; hatta onlar gelmesinler de ben gideyim onların ayağına, yeter ki bana öğretsinler bu ıslahı. Ben bu yaştan, bu tecrübeden, bu deneyimden sonra bu ıslahı öğreneyim de ömrümün kalan kısmında ben de önereyim. Bu neyin ıslahıysa böyle!

Ben kendim şahsen kara toprak sevdalısıyım. İmzamı bile saman şeklinde atıyorum. Asıl felsefemiz toprağın korunmasıdır. Atalarımızın bir sözü var. Zeytin dededen, ceviz babadan, bağ benden. Toprak üreten fabrika yoktur. Toprağı ancak doğa üretir. 1 santim toprağın üretimi de 200 ile 1000 yıl arasında değişiyor.

Eğer arazi Karasu Deresinin toprak seviyesinde akması yüzünden sulak oluyor, ekilemiyorsa bunun çaresi; 10-12 metre yükseklikte toprak, kaya, inşaat döküntüsü, poşet, cam, pet şişe atmakla olmaz. Bir insan düşünün ki herhangi bir uzvundan hastalansa o insanı öldürmekle kurtarmış mı oluyorsunuz, yoksa ameliyatla mı kurtarırsınız? Buradaki toprak ıslahı adı altında 1. sınıf toprağı hafriyatla doldurmak hasta adamı öldürmek gibidir. Bunun çaresi, Karasu Deresini temizleyip 1 metre aşağıya çekmekle, yani ameliyatla bu iş halledilir gibi gözüküyor. 1. sınıf araziyi kullanılamaz hale getirenlerin devletin elemanları olduğunu öğrenince üzüntüm bir kat daha arttı. Bunların içinde benim öğrencilerim varsa, ben daha çok kahrolurum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri